26 Ağustos 2013 Pazartesi

Yaşam Muhasebesi Yapmak


Yaşam muhasebesi yapmak, muhasebeden dersler çıkarılır ve bu derslerden hareketle davranışlar geliştirilebilirse yararlı olabilir.

Her yaşta yaşam muhasebesi yapılmalıdır ki ömrün geriye kalan bölümünde, muhasebeden alınan derslerin davranışları değiştirmesi sayesinde mutlu olunabilsin. Geriye kalan ömrün yıl, ay, hafta, gün, saat, dakika ve saniyelerle; hatta anlarla sınırlı olması insanı muhasebeden alıkoymamalı.

Zaman zaman yaşam muhasebesi yaptım. Muhasebe sonucu dersler de çıkardım; ama bu derslerden hareketle davranışlarımı değiştirmedim. Değiştirememekten söz etmiyorum, davranışlarımı, daha doğrusu ana doğrultumu bilinçli olarak değiştirmedim.  Bu durum kendimizi beğenmişlik olarak yorumlanmamalı veya “Akılları pazara çıkarmışlar, herkes kendi aklını satın almış.” yaygın sözüyle de açıklanmamalı…

Muhasebe yapmak öyle kolay değil. Muhasebeciler bunca dirsek çürütmelerine rağmen, çok zaman işin içinden çıkamıyorlar, hele de muhasebe insan yaşamıyla ilgili olursa…

“Yaşam muhasebesi” derken ilkin aklımıza ne geliyor? Nefis ya da vicdan muhasebesi mi? Ömrün rakamlarla ifade edilebilecek yanları mı? Acı tatlı anılar mı? Tüm akla gelenlerin dökümü mü?

Arınmamız için, özellikle Ahretimizin mamur olması için nefis ve vicdan muhasebesi yapmayı alışkanlık haline getirenlere ne mutlu. İnşallah bu mutlu kişilerden oluruz.

Ömrün rakamlarla dökümünü yapmak, içtenlikle söylüyorum bugüne kadar hiç aklıma gelmemişti. Gazete ve dergilerde böylesine muhasebelerle karşılaşmama rağmen nedense ilgimi çekmemişti. Ne zamanki bu yazıyı yazmaya başladım rakamlar zorlamaya başladı beni. Oysa benim rakamlarla işim olmadı hiç. Kafamdaki rakamları bir sitede okuduğum yazı kışkırttı. Böylesine bir muhasebe yapacak değilim; ama insan merak da etmiyor değil? 28 Eylül 1943’te doğduğuma göre bugüne kadar (21. 07. 2013’e kadar) kaç gün yaşadım?  Hesap makinesini doğru kullanabilmişsem 25 117 gün yaşadım. Uykuda, mesaide, yemekte, alışverişte, banyoda, tuvalette, yollarda, hastanede, camide, okulda, şurada burada geçirdiğim zaman ne kadar? Gazete, kitap… vb. okumaya, telefonla konuşmaya, TV seyretmeye, bilgisayara ayırdığım zaman ne kadar? Bu işin içinden değme muhasebeci çıkamaz. Zaten böylesine bir çalışmaya girmeyeceğim. Girmeyeceksem niye değindim bu konuya? Gırgır olsun değil tabii. İnsanı düşündürmüyor değil bu konu. En değerli varlığımız zamandır. Dünyanın bütün mücevherlerini verseniz bile bir anı geriye alamazsınız. Dolaştırmadan söyleyelim; her anımızı değerlendirmek için çabalayalım.

Neyi, ne zaman, niçin, nerede ve nasıl yaşadığımızın başka deyişle bebeklikten yaşlılığa yaşam sürecimizi muhasebe defterine sığdırmak olası değil. Ama hiç değilse bazı anları, bazı kesitleri yazabiliriz…

Uzmanları bir yaprağı inceleyek ağaç hakkında hüküm verebiliyorlar; başka deyişle yaprakta ağacın özellikleri var. Yine bir damlada da içinden çıktığı okyanusun özellikleri var…Bunun gibi  yaşam muhasebesinin bir yaprağında da muhasebe defterinin özellikleri var.  Aslında bu örneklere, sözü dolaştırmaya gerek de yoktu. Diyeceğim şu: Her bir anımda özelliğim var. Sunacağım birkaç yaprağı okuyabilirsek…

Muhasebe defterimden bir yaprağı  okuyabilirseniz beni de okuyabilirseniz.” diyecektim. Bir kişiyi okumak, anlamak öyle kolay mı?

Kolay gelsin.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 21. 07. 2013
 
*****
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder