26 Ağustos 2013 Pazartesi

Sınıf Arkadaşım bana: “Sen müdür yardımcılığı görevini kabul etmezsin.”dedi

Kendimi bildim bileli ya okudum ya da okuttum, yani hem öğrenci oldum, hem öğretmen oldum;

başka deyişle yaşamım boyunca eğitimin içindeyim. Yaşam muhasebemi çıkarmak eğitim içinde geçen günleri anlatmakla eştir. Ancak bu uzun serüveni anlatmak güç. Daha doğrusu anlatmak neyse de yazmak oldukça güç. Onun için yer yer kesitler vermek istiyorum.

 Kesitler dedim de aklıma ne geldi tahmin edemezsiniz. Ağaçların gövde analizleri yapılıyormuş. Bu analiz sonucunda uygun yerden disk/kesit alıyorlarmış. Sonra bu diski kitap okur gibi okuyarak ağacın yaşını, geçen senelerle ilgili iklim değişikliklerini bakım durumunu falan bulabilyorlarmış. Mişli geçmiş zaman kipini kullandığıma bakmayın bunun bilimi yapıldı. Bu konuda dersler de veriliyor.

Bu ağaç analizini peşinen anlattım ki anlatabileceğim anılar iyi değerlendirilebilsin. Okuyucuları böylesine yönlendirmek de doğru olmuyor; ama hayırlısı.

 Şimdi anlatacaklarım da bir kesit verir kuşkusuz; ama asıl amacım bir sözü vurgulamaktır.

 1986 yılındayız. Bir okulda öğretmen olarak çalışıyorum. Bu arada öğretmen okulundan sınıf arkadaşım Milli Eğitim Müdür Vekili olarak ilimize atandı. Onunla dairesinde konuşuyoruz. Peşinen söyleyeyim ki arkadaşımdı diye hiç bir zaman istismar etmedim. Hatta diğer müdürlere gösterdiğim saygıdan da fazla saygı gösterdim.

Sınıf arkadaşım bana “Sen Milli Eğitim Müdür Yardımcılını Kabul etmezsin. Seni bir lise müdürlüğüne veya istediğin bir okul müdürlüğüne verelim.” dedi. Sağolsun. Bana asker arkadaşımın sözünü hatırlattı. O da bana “Sen muhasebecilik yapamazsın.” demişti.  Sınıf arkadaşım da “Yapamazsın” demedi de, daha nazikçe “Kabul etmezsin.” dedi. Tabii, tahmin ettiği gibi kabul etmedim. Yanında bulunduğum sure içinde gerek aldığı telefonlardan sonraki mimikleri, gerekse önündeki notları göstererek beni bu işi yapamayacağıma ikna etmiş oldu.

 Okul müdürlüğü görevini arkadaşımdan önceki müdürler de önermişti; ama yine kabul etmemiştim. 5 yıl kadar önce küçük bir beldenin ortaokul müdürüyken TODAİE’e gittim. Maaşlı izinli olarak gitmiştim. İstifam gerekmezdi; ancak okul müdürsüz kalmasın diye istifa etmiştim.

  Ankara’da gezerken Kocaeli Milli Eğitim Müdürü ile karşılaştım. Ayak üstü sohbetimiz sırasında “Bizim müdürümüz de iyi çalışıyor.” dedi. Benden sonra yardımcımı müdürlüğe atamışlar ve atama kendileri zamanında olduğu için “Bizim Müdürümüz” oldu. Ben demek ki onların müdürü değilmişim. Bu söz dokundu bana.

 İç burukluğu ile Bakanlıklara uğradım. Ankara’da olmama rağmen,Bakanlıklarda tanıtıklarım olmasına rağmen, rahatsızlık vermemek için nadiren uğrardım Bakanlıklara. Ama, o gün Ortaöğretim Genel Müdür yardımcısı olan hocama uğradım. Allah rahmet etsin, değerli hocam her zamanki gibi çok iyi karşıladı beni. Sohbet ederken içeri birkaç saat önce görüp konuştuğum Milli Eğitim Müdürü girdi. Ne oldu bilmiyorum. Müdürde öyle değişme oldu ki anlatamam. Hocamın yanında bana görevler önermeye başladı. Görev önerilmesi güzel gerçi; ama böylesi hiç de şık değil. Bu anda bile üzülüyorum bu üzücü duruma.

 Yanlış anlamlara sebep olmamak için açıklayayım. Benim  bir yöneticilik görevini reddetme hakkım, vicdanan yoktu elbette. Çünkü maaşlı izinli olarak okumuşum, derece yükseltilmişim yani hazineden para çıkmış; bunun karşılığını vermem gerekir. Ama uygun bir görev olmasını istemem hakkım. Beni merkez örgütünde görevlendirmeyenlerin aklından vicdan muhasebesi yapmak geldi mi acaba?

TODAİE’de konuyla ilgili bir kişiden (Adını da mevkisini de unuttuğum için böyle yuvarlak ifade kullanıyorum.) TODAİE mezunları ne amaçla yetiştirildiğini belirten bir belge verilmesi istedim. “Malumun ilâmı gerekmez.”dedi. Doğru söze ne denir. Malumun ilâmı gerekmez, gel gör ki Milli Eğitimde malum olan nedir bilinmez.  Asıl olan öğretemliktir deyip yıllarca eğitim yönetimine inanmadılar, torpille idare edip gittiler. Şimdilerde inşallah böyle değildir.

 Hayal kırıklığı içinde bu satırları yazdığım sanılmasın. TODAİE girdiğimizin ilk haftasında ”Hayal kırıklığına uğramamak için şunu peşinen bilip kabul ediniz: Bu okuldan mezun olanları görevlendirmiyorlar.”demişlerdi.Gerçekten görevlendirilmedik. Ama bazı taşkilatlarda görevlendirmeler de olduğunu belirtmeden geçmeyelim.

 Bunca sözü niye ettim ki… Arkadaşımın bana “Sen Müdür yardımcılığını kabul etmezsin.” dediğini belirtmek için. Yanlış anlaşılmaması için açıklayayım yöneticilik kabul edenleri ödün vermekle suçluyor değilim. İstisnalar hariç, hem yöneticilik görevini, hem de toplumun düzeltilmesi görevini hakkıyla yapan kahramanlar vardır. Kendilerini kutluyorum.

 Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

 



 

 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder