1 Mayıs 2013 Çarşamba

“Oyun çocuğun gıdasıdır”diyen Dünya şampiyonu[1] Ahmet Gencal Sitemizde


           Damla'dan önce bir ara Sabahattin Gencal Web Sayfasını yönetmiştim. O sayfadaki yazıları bilgisayara almayı akıl etmiştim; ama virüsten kurtarmayı akıl edememiştim. Her nasılsa kendini kurtaran birkaç yazı oldu yine de. O yazılardan birini paylaşıyorum. 
"Kendini kurtaran yazılar" başlığı kullansam daha ilginç mi olurdu? 
Böylesine uzun yazıların herkes tarafından okunmayacağını bilmiyor değilim; ama yine de paylaşıyorum. Çünkü konu geleceğimiz, göz bebeklerimiz, sevgili yavrularımızla ilgili. 
Bilgisayar oyunları tuzağına düşen yavrularımızı düşünen yok mu? 
... Düşünen yok mu? sorusu aslında soru olmaktan öte bir feryattır, bir çağrıdır. 
Her şey çocuklarımız için...
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli
*
Ben, çocukluğumda çok az oynayan uslu bir çocuk olarak tanındım.
          Çocukluğumda körebe, ateşli, matika, foduk, dikboku oynardım; ama az oynayan çocuk olduğumu söylerlerdi. Yazın bayırlardan hartomalarla kayardım. Kışın tahtadan kızak yapardım. Birdir bir, uzun eşek oynar, takla atar; derelere giderdim, yine de her kesin nazarında az oynayan çocuktum.
           Karşılaştırınca şu yargıya varıyorum: Zamanımızın çocukları gıdasızlıktan ölüyor da haberimiz yok.
Gıda da nerden çıktı demeyelim. Çocuk gelişiminde gıda ne derece önemliyse oyun da oyuncak da o derece önemlidir. “Oyun çocuğun gıdasıdır .” diyebiliriz.
Hangi yaşta, hangi gıdaların ne ölçüde ve nasıl verilmesi gerektiği üzerinde pek fazla bir şey yapılmamıştır. Bu konu ihmal edilmiştir.
Eğlendirmek, dinlendirmek, düşündürmek, karşılaştırma yaptırmak, karar vermek, paylaşmak, arkadaşlık yapmak, adaletli davranmak… vb. gibi bir çok işlevi olan oyun ve oyuncaklar konusu göz ardı edilmiştir.
Çocuklarımız sanki gizli açlık çekiyorlar. Açık deyişle söyleyelim, akılları fikirleri oyunda olan, gece gündüz oyun oynar gözüken çocuklarımız açlıktan ölebilir. Onun içindir ki herkesin dikkatini çekiyorum.
Oyunlar, oyuncaklar ticari amaçlar için kurgulanmaktadır. Parantez içinde söyleyelim; sadece ticari amaçlar olsa iyi, korkarım ki bu işte başka parmaklar da var. Geleceğimizin parlak olmasını istemeyen…
Neyse fazla kurcalamadan konuya gelelim. Oyun ve oyuncak konusunda bir inceleme, araştırma yapmış değilim. Çok iyi bilmediğim konularda ahkâm kesmek istemem. Biz sadece dikkat çekiyor, uyarıda bulunuyoruz.

Uyarıda bulunmak yetmez tabii; herkes kendi payına düşen görevi yapmalıdır. Ben görevlerini tam olarak yapan biri olarak tanındım; ama gelin bana sorun. Kendi kuşağımla değil öğretmenlerimle kıyaslarsak birkaç adım gerideyiz.
Satrancı Öğretmen okulunda bir hocam öğretti bana. Brici Eğitim Enstitüsünde bir başka hocam öğretti bana…
Ben hiç kimseye briç öğretmedim. Satranç öğretilmesi için yönetici olarak gayret ettim. Ancak başarılı olduğum söylenemez. Torunlarıma bile doğru dürüst öğretemedim.
Psikoloji öğretmenim emekli olduktan sonra evinin bodrumunda oyuncak imal etmeye başladı; ama destek görmediği için vaz geçti. Mektuplarında bu konuyu üzülerek yazardı.
Psikoloji öğretmeni olsam, oyundan oyuncaklardan anlamış olsam bizzat işe girerdim; ama başlangıçta da belirttim ya en az oyun oynayan birisiyim. Onun için bu konuda birine müracaat etmem gerekirdi. Düşündüm taşındım sonunda buldum. Çok kişi de öyle değil mi, çareyi uzaklarda arar, bilmezler ki çare yakındadır. Ben de uzaklarda aradım; ama yakınımda buldum.
Her konuyu uzmanına vermeli değil mi? Bir düşündürücü bilgisayar oyununda dünya şampiyonu olan oğlum, İngilizce öğretmeni Ahmet Gencal’a  oyun ve oyuncaklar konusunda çalışma görevi verdim. Sipariş üzerine yazı yazılmaz; ama baba otoritesini kullandım.
Konuyu kendisine açtım. Nasıl dünya şampiyonu olduğunu sordum. Napolyon gibi cevap verdi. "Oyna, oyna, oyna." Böyle sloganları tam olarak anlayamayacağımızı onun için bizi aydınlatacak yazılar, çalışmalar istediğimizi söyledim.
Dünya şampiyonu olmamış olsaydı yine de oyun konusunu Ahmet Gencal’ın yazmasını isterdim. Bu konuda anıları ve tecrübeleri vardır.
3-4 yaşlarındayken, oyuncak arabasını öyle seviyordu ki… Bir memur arkadaşımızın, kendi gerçek arabasıyla oyuncağı değiştirme teklifini reddetti…
Ortaokuldayken, futbol oynamasının, ağabeyi tarafından kısıtlandırılmasını hâlâ unutamıyor.
Kahve hayatı olmayan, düşündüren, yararlı oyunlarla dinlenen Ahmet Gencal’ın İngilizce öğretmenliğinde çok başarılı olmasının bir sırrı da dersleri bir oyun gibi vermesidir. Oyunlarla, şarkılarla ders vermek o kadar da kolay olmasa gerek. (Ahmet Gencal oyna, oyna oyna derken acaba neyi kast etmiş olabilirdi? "İşini oyunu sevdiğin gibi sev, işi oyun oynar gibi yap, beraber çalıştıklarınla bir takım gibi ol." mu demek istemiştir.)

Ahmet Gencal’ın boş zamanı olmadığını biliyorum Yine biliyorum ki zamanı olmadığı için Fans Online adlı sitesini kapatmıştır. Buna rağmen önerimi kabul etti. Ahnes’in Web Sayfası başlıklı bir sayfayı yönetecek. Başka başka konulara girecek, ama dolaylı da olsa dikkatimizi çekecek.
                  
Dünya şampiyonu olan oğlum Ahmet Gencal’ın gönüllerin de şampiyonu olacağına inanıyorum.

                  Sabahattin Gencal, İzmit, 2009
                    ------------------------- 
                    1. Ahmet Gencal Sim City 3000 strateji oyununda "Trabzon Şehri" ile Dünya Şampiyonu oldu.

Not: Ahmet Gencal'ın Sabahattin Gencal Web Sayfasındaki yazıları ( Yukarıda sözü edilen Ahnes'in Web Sayfasındaki yazıları), maalesef kayıp yazılar arasında. Ancak Ahmet Gencal'ın psikoloji denemelerinde dolaylı da olsa oyun konusuna yer verdiği görülmektedir:  bakınız.

http://ahmetgencal.blogspot.com/2010/01/cam-onu-mahkumlari.html#more
*
http://ahmetgencal.blogspot.com/2009/08/gelecek-oyunu.html#more
*
http://www.youtube.com/watch?v=WEhnLakxDQg

May English Day 2013

*****************************************************
Öğretmenlerin dünyası öğrencileridir.
Sabahattin Gencal
*****************************************************

 

  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder