27 Mart 2013 Çarşamba

Derelerin ıslahı veya düşünce üretebilmek / Sabahattin_Gencal

Allah’ın izniyle her sabah internete giriyor ve “Kur’an ı Kerim Okuyorum”  adlı derleme çalışmam için 0800’e kadar çabalıyorum. Bu sabah keyifsizdim biraz. Çok kalamadım bilgisayarda, yattım.
Yatar yatmaz, başımızı yastığa koyar koymaz da uyunmuyor. Sağa sola dönüp dururken  Hindden Yemenden, çayır çimenden duygu ve düşünceler savruldu kafamda. Bu fırtınayı anlatmak ne mümkün. Becerebildiğim kadar, parça parça da olsa; her telden olsa da, daldan dala olsa da yazmaya çalışacağım. Yatağımdaki bir iki saatlik uygusuzluğumda kafamdan akanları okuyan bir makine olsa, her halde onlarca yazı yazardı. Böyle bir makine yok; artık yazabildiklerimizle idare edeceksiniz:
Çağrışımlar kategorisinde yazdığım yazılarda da söz etmiştim  ya, tekrar aklıma geldi:
“İnşallah Kur’an’ı hakkını vererek, anlayarak (12/2), düşünerek (38/29),dersler çıkartarak (54/17),sürekli ve düzenli (17/10), acele etmeden (17/106, 20/ 104, 73/4), hayata uygulama maksatlı (7/3),tebliğ etme/ insanlarla paylaşma maksatlı (16/125) okuruz.” diye yazmıştık.  Bu Kur’an ı Kerim okuma yöntemini genelleştirebiliriz. Kitap, dergi, gazete…vb. ne okursak okuyalım bu yöntemi kullanalım.
Bu genel doğruları niye tekrar ediyorum ki? Tekrar ediyorum; çünkü bildiğimizi uygulayamıyoruz. En basiti  gazeteyi bile üstün körü okuyoruz.
Bir de düşünerek okuma sorunu var. Bu konuyu tefekkürle irtibatlandırarak yazmıştık. Hatta Mustafa İslamoğlundan şöyle bir alıntı yapmıştık: (1)
Tezekkür: Geçmişe yönelik düşünce demektir. Hatırlamaya ve hafızaya dayanır.
Tedebbür: Geleceğe yönelik düşünce demektir. Hadiselerin ve eşyanın arkasına geçmek  demektir. Madrikeye dayanır ve tedbir üretmeye yarar.
Taakkul: Geçmiş ve gelecek arasında bağ kurmak demektir. Zira "akil" bağ demektir.
Tefakkuh: Geçmiş, gelecek ve bunlar arasındaki bağlantıdan yola çıkarak bugüne ilişkin sonuçlar çıkarmaktır. Fıkıh da budur.


Tefekkür: Bütün bu süreçlerin tümünü kapsayan düşünme melekesidir.
Tertil ayrıdır: Kur'an'ı dura dura, sindire sindire, yedire yedire okumaktır.

Bu Osmanlıca kelimeler aklımda kalmıyor. 6T kısaltması aklıma geliyor o kadar.  Yazımda bu tür tefekkürün bilimsel çalışma yöntemlerine ne kar benzediğinden de söz etmiştim.
Aklımdan böyle böyle düşünceler geçerken bir ara kendi kendine bir tanım ortaya çıktı: “Tefekkür  fikirlerin bir amaç için kanalize edilmesidir.” Doğru ya da yanlış böyle geçti aklımdan.
Kanalize kelimesinden hareketle su kanallarına geçiverdim.
Bir ara derelerin ıslahından söz ediliyordu. Taşan, zararlı olan dereler kanallar içine alınıyordu. Hemen bağlantı kurdum: Kişilerin düşünceleri de akıyor. Bu akan düşünceleri bir havuzda toplasak düşünce havuzu oluşur muydu? Hani, ortak akıl diyorlar ya.
Düşünceleri zapt edemiyoruz ki. Bazı kanalizasyonların bu kanallara karıştığı da aklıma geldi. O zaman havuzun suyu nasıl olur biliyor musunuz? Çamurlu mamurlu olmasından, yabancı unsurları taşımasından öte iğrenç olur, zararlı olur değil mi?
En iyisi böyle düşünce havuzlarını aklımıza bile getirmeyelim mi diyeceksiniz; yoksa dereleri ıslah etmek gerektiğini mi vurgulayacaksınız. Dereleri belediyeler ıslah ediyor. Düşünce kanallarını kim ıslah edecek?
Bu çetrefilli konu sadece bu sabah kafamı meşgul etmedi. Tam 60 yıldır bu konu kafamda. 10 yaşında kadardım; Trabzon’un bir dağ köyünde yaşarken komşumuzun odasında toplanan erkeklerin anılarına kulak misafiri olmuştum. Bir Alman mühendis Trabzon’a gelmiş, akarsuları görünce “Sular böyle akar, Türkler sadece bakar.” demiş.. . –miş’li geçmiş zaman kullanmak zorunda kalıyorum; çünkü tam hatırlayamıyorum.  Bu su meselesini halledeyim derken yüzlerine gözlerine bulaştıranları geçelim. Biz düşüncelerin boşuna akmasından söz ediyorduk. Kimse kusura bakmasın düşüncesiz bir toplum olduk. Çok güzel düşünce dereleri yok değil; ama onlar da havuza değil kirli denizlere akıyor.
İnsan düşüncesiyle insandır.  Düşünce üretebilme konusu en önemli konularımızdan biridir. Öyle yatakta, sağa sola dönüp dururken halledilecek bir konu değil. Bu konuyu hal etse etse Milli Eğiitim Bakanlığı hallederdi. Ama halletmeleri şöyle dursun düşünenleri köreltmekten başka bir şey yapmıyorlar.  Ağır mı konuştum? Biliyorum az bile diyenler çok olacaktır. Ama rahatım bozulmasın diye yazmıyorum. İnşallah vebal altında kalmayız. Öyle ya “Hakikati söylemekten korkmayınız.” demiyor muyuz?
Uyku tuttu mu diye sorarsanız cevap vereyim uyku tutmadı.  Bu konu çok kişinin de uykularını kaçıracak gibi. Sağlıklı bir uygu olmazsa sağlıklı bir düşünce de olmaz. Onun için önce uykunuzu alın sonra su sorulara cevap bulmaya çalışın?
Düşünce üretebiliyor muyuz? Hemen tenkide kalkmayın. Felsefeyi, astronomiyi bir kalemde çiziyorsak düşünemeyiz falan filan demeyin. Mevcut durumda nasıl düşünce üretebileceğimizi düşünün.
Objektif düşünebiliyor muyuz? Objektiflik de ne demeyin.
Soru soracağım dedim; bu arada araya laflar da sokuşturuyorum ki bu yanlış.
Neresi doğru ki?
Kafanız iyice karıştı değil mi? Aklıma yaygın bir söz geldi: “Sular bulanmadan durulmaz.”
Kafamızın durulması,  güzel düşüncelerin üretilmesi dileğiyle.
*
Bu yazıyı paylaşayım mı paylaşmayayım mı? Bu hayati önem taşıyan konuyu böyle çarçur etmek doğru değil; en iyisi bir makale yazmak…  Makaleler öyle kolay yazılmıyor ki. Farz etki yazdık. Kimse üstüne almadıktan sonra… Onun için, doğruyla yanlışın, güzelle çirkinin, iyiyle kötünün karıştığı bir ortamda böylesine yazılar belki de daha etkili olur.
Kısaca yazıyı paylaşma kararını da oldukça zor vermiş bulunuyorum. Dereler ıslah edilmiş olsaydı böyle mi olurdu?
Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 26. 03. 2013
-------------------

6 yorum:

  1. Teşekkürler, paylaşmanızın iyi olduğunu düşünüyorum!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Türkiyemizde düşünce üretim kuruluşları çok az var.Bakanlıklardan hayır yok;hiç olmazsa bu kuruluşları çoğaltabilsek...
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. İlgiyle okudum, çok teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkürler.
      Gezdiğiniz ülkelerde düşünce kuruluşları var mı? Diğer ülkelerde düşünce üretimi çalışmaları nasıl gidiyor? Onlar da bizim gibi düşünce tembeli mi, onlar da bizler gibi düşünenleri engelliyorlar mı?
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Merhabalar Sabahattin Hocam.

    Kafalarımızın durulması ve güzel düşünceler üretilmesi dileğinizi satırlara aktardığınız çok güzel bir makale okudum. Ne yazık ki, yazdıklarınız çok doğru. Bu doğruları kabul ediyoruz ama, hala bildiğimizden de şaşmıyoruz. İlmi olmayanın fikri de olmaz. Önce ilim sahibi olalım ki, durulan kafamızda fikirler de oluşabilsin.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      İnşallah, belirttiğiniz üzere ilim sahibi de oluruz. İnşallah aklımızı kullanabiliriz...
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil