2 Şubat 2013 Cumartesi

Gezgin Gözüyle Ankara

Bence en iyi hediye, bazı özel hediyeleri saymazsak kitaptır. Hediyeleşmek başlı başına saygı ve sevgiyi besleyen, samimiyeti pekiştiren övgüye değer güzel bir eylemdir. Bu hediye kitap olunca hediye daha da bir anlam kazanır. Bu söylediklerimizi vecizeler kitabından değil tecrübe hanemizden aktarıyoruz:
Dün, yani 1 şubat Cuma günü Avukat Mehmet Bilgehan Merki kardeşimizin gönderdiği  "Gezgin Gözüyle Ankara” isimli kitabı  kargo görevlisinden teslim aldım. O andaki duygu ve düşüncelerimi anlatamam. Sadece çok memnun olduğumu bildirmekle yetiniyorum. Bu arada Mehmet Bey kardeşimize açık teşekkürlerimi sunuyorum.
Her zaman söylemişimdir ya tekrarlayayım: Gezi yapmak güzeldir, gezi yazısı yazmak daha güzeldir. Gezi yazılarının paylaşılmasının tadına doyulmaz. Hele bu paylaşım 49 gezi yazarının ortak eseri olunca ne diyeyim. Ortak çalışmalarını bir kitapta sunan bu değerli gezgin yazarların her birini tebrik eder başarılarının devam etmesini dilerim.
Kitabı alır almaz Ankara gezim başladı. Başka deyişle Ankara anıları canlandı gözümde:
1979- 1980 Öğretim yılında kamu yönetimi mastır programı için bir yıl TODAİE’de kaldım.Bu bir yıl içinde Ankara’yı tanıdığımı söyleyemem. Aslında önceden gezilip görülecek yerlerle ilgili yazılar gözden geçirilmezse değil bir yıl bin yıl geçse de bir yer tanınamaz. Onun için de gezi yazıları önemlidir. Onun için de Ankaralı Gezginler Grubunu önemsiyoruz.
Bakanlıkların Ankara’da olması dolayısıyla birçoklarının yolu Ankara’dan geçmiştir. Benim de birkaç anım var:
1968- 1969 öğretim yılında Ordu Perşembe ortaokul öğretmeniydim. Mazeretim dolayısıyla Samsun Merkez okullarından birine tayin istemiştim. Haziran döneminde tayinim çıkmadı. Eylül döneminde Ankara’ya gittim. Ortaöğretim Genel Müdürüne çıktım. Müdür olmaz diyor başka bir şey demiyor. Ne dedimse olmadı. Sonunda: “Ben işim yoksa okul müdürüne bile çıkmayan, hiç kimsenin zamanını almayan biriyken kalktım sizin yazınıza geldim. Anlayınız ki mazeretim önemli…"dedim.  Genel Müdür: “Olur, peki, ...” dedi ve yerinden kalktı. Birini çağırdı. Emrini verdi. Çok geçmeden tayinim Samsun İmamhatip Okuluna çıktı.
Bir başka ibretlik anı;
1987-1988 öğretim yılında Milli Eğitim Bakanlığında okul müdürlüğü için mülakat kapısında bekliyorum. Sıkıntım yüzümden okunuyor olacak ki bir arkadaş yanıma geldi. Biraz konuşturdu beni. Sonra “Anlıyorum sen Kamu yönetimi uzmanısın, yönetici ve öğretmen olarak tecrübelisin de… Mülakat yapacaklar senin öğrencin yerindedir; ama mahsun olma. Böyle şeyler olağandır artık. Ben sormadan kendini de anlatmaya devam etti, İzmir Eğitim Enstitüsü öğretim görevlisiydi. Görevinden ayrıldı. Sonra bir yörenin velilerini kırmamak için bir lise müdürlüğüne talip oldu. O da aynı mülakata girecek. Mülakat yapacaklardan biri de öğrencisi.
Bu iki anımı anlatmam yerinde oldu mu bilmem. Ankara deyince aklıma büyük dersler alınacak bu anılar geldi de…
….                   
Dün başladığım Ankara gezime bugün bütün gün devam ettim. İhtimal birkaç gün daha sürecek bu gezim.
Geziye başlamadan önce Mehmet Bilgehan Merki Bey’in “Tarih öncesinden Milada Ankara Tarihi” başlıklı yazısını okudum. Hatti Hitit dönemi, Frig, Lidya, Pers, Makedonyalı İskender, Galatlar, Roma dönemlerine kısaca değinilmektedir.
Mehmet Bey kardeşimizin “Ne Mutlu Türküm Diyene” isimli sitesini devamlı takip edenlerdeniz. Gezi yazılarını, kitap incelemelerini ve diğer yazılarını zevkle okuyoruz. Tek cümle ile gıpta ediyoruz. Başarılarının devamını diliyoruz.
En uzun romanları birkaç günde bitiren ben 312 sayfalık “Gezgin gözüyle Ankara” kitabını iki günde bitiremedim. Bu gidişle kolay kolay da bitiremem. Nedenini tahmin etmişsinizdir. Bir cümle okuyorum anılarım canlanıyor. Ya sempozyumlara, panellere, konferanslara  gidiyorum, ya şiir günlerine; ya sergilere gidiyorum ya kitapçılara… Bu anıları da anlatsam olmayacak. En iyisi yine kitaptan söz edeyim.
Editör Timur Özkan Bey’in kitaptaki yazılarını internet sayfalarında da bulabilirsiniz. Tek kelimeyle “Maşallah” dedikten sonra alıntılara yer verelim:

Ankara, Türk gezginlerle birlikte Ankaralıların da biraz ihmal ettiği, buna karşılık yabancı gezginlerin daha iyi tanıdığı bir kent. Bir başkent olmasından kaynaklanan biraz resmi görüntüsü ilk bakışta yanıltıyor ve binlerce yıllık bir tarihin izleri gibi zengin kültüreli sanatsal ve sosyal hayatı da gözden kaçıyor. Belki de bu yüzden Ankara hiç de hak etmediği “gezilecek, görülecek neresi var ki” şeklindeki yanlış bir şöhrete sahip bulunuyor. Hâlbuki Ankara’ya gezgin gözüyle ayrılacak bir gün bile bu “yanlış ezber”i değiştirmek için yeterli olacaktır. Elbette Antik Dönem’den Cumhuriyet yıllarına, o zor günlerden de bugünün Çağdaş Ankara’sına yapılacak kapsamlı bir yolculuk için bir gün yeterli değildir. Fakat bu bir günde bile görülecektir ki sanıldığının aksine Ankara’da gezilmesi görülmesi gereken çok yer vardır;(1)
Anıtkabir, sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin simge mekânlarından. İnşa edildiği 1953 yılından bu yana hiç azalmayan bir ilgi ile gezilmektedir. Özellikle “toplumsal duyarlılığın arttığı dönemlerde” ziyaretçi sayısı daha da artar. Anıtkabir, öğrencilik günlerindeki okul gezileri ile ilk kez tanışan Ankaralıların buraya gelen konuklarını da ilk gezdirdikleri yerdir aynı zamanda.(2)
Augustus Tapınağı, UNESCO Dünya Kültür Mirası listesinde Ankara’yı temsil edecek gerçekçi ve kuvvetli bir adaydır ve de kapsamlı bir hazırlık prosedürü gerektiren bu adaylık için gerekli işlemlere hiç vakit kaybetmeden başlanmalıdır. (3)
Soğuksu Milli Parkı, Çamkoru Tabiat Parkı, Asarlık Tepeleri ve Kabaardıç Tabiat Anıtı, Ankara’nın bilinen tarihi ve kültürel değerlerine ilave dört doğal zenginlik, dört çok kıymetli hazine… (4)
Diğer arkadaşların yazıları da güzel. Cidden güzel. 49 çift gözle Ankara’yı seyretmek, bütün yönleriyle Ankara’yı  anlatmak övgüye değer bir çalışmadır.
Ankara gezisine devam edeceğim inşallah.
Doktorun “Her gün en az yarım saat yürüyeceksin.”talimatını yerine getiremediğime bakmayın, Ankaralı gezginlerle geziyorum her an.
Gezmek güzel, gezi anılarını paylaşmak daha güzel…

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 02. 02. 2013
------------------------------------

Ayrıca bakınız;

8 yorum:

  1. Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Its like you read my mind! You appear to know a lot about this, like you
    wrote the book in it or something. I think that you could do with some pics
    to drive the message home a bit, but other than that, this is fantastic blog.
    A great read. I will definitely be back.
    Also visit my blog post ... muzik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. yorumunuz ve sayfanıza almanız bana gurur verdi. Nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum. Saygı ve sevgilerimi sunuyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      Sizleri ne kadar çok tebrik etsem azdır.
      Güzel alışkanlıklarınızın ve başarılarınızın devamlı olması dileğiyle.

      Sil
  4. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Gezmeyi ve gezdiğim yerlerdeki izlenimlerimi (duygu ve düşüncelerimi) paylaşmayı ben de çok severim. Bu tür seyahatname ile ilgili kitap ve kaynaklara ben de bayılırım.

    Bu güzel paylaşımınız için teşekkürlerimi sunarım.
    Selam ve dualarımla birlikte en Güzel'e emanet olun efendim, saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil