28 Haziran 2012 Perşembe

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinden özdeyişler (*)

Dil insanın terazisidir, âlim ve cahili ayırıcıdır.
*
Güzel söz söylemeyi alışkanlık hâline getirmek, kişiyi maksadına ulaştırır.
*
Dilin doğru ve dürüst olması, insanın kurtuluşudur.
*
Çok konuşmak, kulaklara bıkkınlık verir.
*
Suskunluğun çok olması, vakar ve ağırbaşlılığa sebep olur.
*
Susmak, aklın zîneti ve cahilin örtüsüdür.
*
Fazla boş laf etmek, câhillik alâmetidir. Lafın fazlalığı, mânânın noksanlığına işarettir.
*


27 Haziran 2012 Çarşamba

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Özel Sayısı



Bütün Yünleriyle
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Derleyip Sunan
Sabahattin Gencal


İçindekiler
Sabahattin Gencal'ın yazdıkları:
  1. Harabat  ehline hor bakma Şakir
  2. Kırık Testi
  3. Hediye mi?
  4. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleriyle ilgili bir kıssa (1)
  5. Rüya (1)
  6. Rüya (2)
  7. Fecr-i Şimali
  8. Marifetname Türk Dilinin ilk ansiklopedisidir
  9. Marifetname (önsöz)
  10. İbrahim Hakkı Divanı
  11. Kıyafetname
  12. Oturulan yerlerin ve şehirlerin mizaca etkıleri 
  13. Mübarek mekândır Hasankalesi
  14. Marifetnamede Şifalı Gıdalar
  15. Nefsim beni çok yemekle eyler pür-gam
  16. Bir Aşk Adamı Olarak İbrahim Hakkı
  17. Dört Hanımına yazdığı mektuplar
  18. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine Göre Tasavvuf
  19. Su Kasidesi tahlili
  20. Tasavvuf kültüründe intikam (Erzurumlu İbrahim Hakkı örneği)
  21. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine göre hayatın yüksek gayesi
  22. Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Hazreti Mevlana
  23. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ve Adam Smith
  24. Marifetnamede Evrim
  25. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerine göre hikmet
  26. En güzel eğitim metodu
  27. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin eğitim metodu
  28. Şeyh Fakirullah'ın İbrahim Hakkı için  söyledikleri
  29. Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın şeyhi Fakirullah için yazdığı şiir
  30. Tillo Methiyesi
  31. Alim olabilme şartları
  32. Arkadaş seçimi
  33. Halkla ilişkiler
  34. Arifin tarifi
  35. Öğütler
  36. Özdeyişler
  37. Ben o güneşi neyleyim?
  38. Güneş merkezli sistem ve Osmanlılar
  39. Dünyanın yuvarlaklığı üzerine meseleler
  40. İnsan aleminin feleklere benzerliği
  41. Gönül alemi ve üç çeşit insan
  42. Anatomi insanın nefsini ve Allahı tanımanın anahtarıdır
  43. Marifetnamede astronomiye yer verilmesinin amacı
  44. Vücut yapısı karakter ilişkisi
  45. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin ilim anlayışı
  46. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin şiir anlayışı
  47. Kızı Hanife Hatuna yazdığı şiir
  48. Oğlu Şakir Muhammed'e öğüdü
  49. Can ellerinden gelmişem (dinle)
  50. Akıbet
  51. Vasf edemem Gönül Seni
  52. Musiki hikmete dair fendir
  53. Alem (Rubai)
  54. Cihanı İbret kitabı bil
  55. Tefvizname
  56. Hakkın yüzüne aynasın sen
  57. Ölüm
  58. Erzurumlu İbrahim hakkı Hazretleri'nin vasiyeti
  59. Ey İnsan
  60. Arzum Benim
  61. İnayetname
  62. Abdurrahman Gazi Vakfi zaviyedarlığı meselesi
  63. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin üslubu
  64. Az Konuşmanın ve sukutun fazileti
Videolar
  1.  Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Marifetname’si Belkıs İbrahim Hakkıoğlu 
  2. Fethullah Gülen: Uyan Gecelerde(Erzurumlu İbrahim Hakkı) 
  3. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. - Marifetname  - (Evliya Filmi) (Tek Part)
  4. Altın Öğütler - Mehtap TV      1     2                      
  5. You Tube. Com videoları,     3  4     6  7  8  9  10
  6. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinden Nasihatlar, youtube.com/
  7. Mevla görelim neyler, http://www.youtube.com/

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri / Sabahattin Gencal

Adı              : Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri
Uyruğu         : Osmanlı İmparatorluğu (Devlet-i Âliyye-i Osmâniye)1299- 1923
Baba adı     : Derviş Osman Efendi

  • Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın şeceresi, onun soyunu baba tarafından, on birinci yüzyılın akıncı Türklerine kadar çıkarmaktadır. Ataları önce bilgin ve din adamı olarak Bağdat sultanlarının hizmetine girerler, daha sonra Moğol istilası sonunda Fırat bölgesine göç ederler. Bir  müddet sonra da Erzurum'un Hasankale'sine yerleşirler.
    Derviş Osman Efendi ve şeceresi hakkında bilgi için  bakınız: http://www.turkcebilgi.com/ansiklopedi/molla_osman_efendi ,                                        http://7kubbe.net/61_34497_dervis-osman-efendi-mekan-i-ask-.html;
http://www.ilahisevda.com/konular/evliyalar/08Cild/3/08.htm


Ana adı       : Şerife Hanife Hatun

  • Marifetname’de anne ve babası için şunları söylemektedir: “Derviş Osman Efendi, sâdât-ı Kirâmdan Şeyhoğlu merhum Dede Mahmud’un kızını almıştır. Ol Hanife Hatun, bizim valide-i müşfikimiz olmuştur.”
  • Erzuruınlu İbrahim Hakkı'nın ana tarafından Hz. Peygamber (sav.) ' e bağlandığına dair iki adet belge vardır. Bunlardan birincisi H. 1038 yılında yazılan Kındıgılı Seyyid Dede Mahmud'un soy köküne ait eski bir şecere sureti, ikincisi ise "Tambul " adlı tomar halindeki el yazması bir defterdir.

Doğum tarihi  : 18 Mayıs 1703
  • (Erzurumlu İbrâhim Hakkı Hazretleri kendisini kısaca şöyle anlatmaktadır:
      “Hicretin târihi binyüzonbeş oldu ol bahar,
      Kal’ayı ahsende İbrâhim Hakkı doğdu zar."
                                   
Doğum yeri   : Erzuruma bağlı Pasinler (Hasankale) ilçesi
Ölüm Tarihi   : 22 Haziran 1800
Ölüm yeri       : Sirt’e bağlı Aydınlar ( Tillo ) ilçesi

Dini                 : İslam
       (Hudâ Rabb'im Nebim hakka Muhammeddir Rasûlullah
       Hem İslam dînidir dînim kitâbımdır Kelâmullah

      (Hudâ Rabb'imdir, Peygamberin Muhammed Rasûlullahtır.
        Dînim, İslam dînidir. Kitabım Allah'ın kelâmıdır.)
         *
         Akâid içre Ehli Sünnet oldu mezhebim cem'â
         Amelde bu Hanîfe mezhebidir mezhebim vallah

         (İtikadlar içerisinde gittiğim yol, Ehli Sünnet vel Cemaat mezhebidir.
         Doğrusu o haktır.
          Amelde ise Ebû Hanîfe rahimehullah'ın görüşleri mezhebimdir.
          Buna Allah'a and ederim.)
          *
           Tarikatı: Bazıları O’nun Marifetname’de Nakşibendi Tarikatı ile ilgili usulleri   genişçe anlattığı için Nakşibendi olduğunu söylerler. Bazıları da bir başka eserinde Uveysiye-i fakiriye’ye genişçe yer verdiği için O’nun Üveysi olduğunu söylerler. Kadiriyye tarikatına bağlı olduğunu söyleyenler olduğu gibi O’nun hiçbir tarikata bağlı olmadığını da söyleyenler var.

Eşleri ve çocukları  :
  • İlk evlilik, otuz üç yaşında Firdevs Hanım’la. Oğulları İsmail Fehim ve Ahmet Naîm dünyaya gelirler.
  • 1742’de  Erzurum’da Hüseyin Bey adında zengin bir zatın kızı olan Fatma Hatunla evlenir. Bu hanımından doğan çocukları yaşamamıştır.
  • 1742’de Horasan’da Belkıs Hatunla evlenir. Gülsüm adını verdiği bir kızı ile Şakir adını verdiği bir oğlu dünyaya gelir.
  • 1744’de Züleyha Hanımla dördüncü evliliğini yapar. Bu hanımından da Osman Nedim adında bir oğlu olur.                                                                                                                                                        (Belkis ve Züleyha Hanımlar Erzurumda, Firdevs ve Fatma Hanımlar Hasankalede kalmaktaydılar.)
  • 1763’te Şeyh Fakirullah’ın oğlu Şeyh Abdülkadir-i sani Hazretlerinin kızı Fatma Azize Hatunla evlendi. Fatma Azize Hatundan Hanife ve Şemsi Ayşe adlı iki kızı oldu.  Tillodaki soyları bu çocuk vasıtasıyla devam eder.
Resmi Görevleri:
  • 1734 Habib Efendi Camii İmamlığı (Babası da bu camide imamlık yapmıştı.)
  • 1747’ten itibaren Abdurrahman Gazi vakfının Defterdarlığı 
  • Erzurumda ve Tillo’da müderrislik.(Kendisine İstanbuldayken müderrislik payesi verilir. Sultan I. Mahmut kendisini Abdurrahman Gazi Vakfının deftarlığına tayin ederken öğrenci okutması koşulunu da koydu. Şeyh Fakirullah gerek zahiri, gerekse batını bilimleri aktarması için Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerini mucaz ve halife tayin etmiştir.)

Yaşadığı ve gördüğü yerler: Dönemin zor şartlarına rağmen İki İstanbul Seyahatı, 3 hac farizası, 4 Tillo yolculuğu yapar.
  • 9 yaşına kadar Hasankalede ve Erzurumda yaşamıştır.
  • 9 yaşından 17 yaşına kadar da Tillo’da Şeyhinin yanında yaşamıştır.
  • Babasının ölümü üzerine Erzurum’a döner.
  • 1728’de Tilloya gider ve orada yerleşir.
  • Şeyhi Fakirullah’ın öolümü üzerine 1734’te  Erzuruma döner
  • 1737’de ilk Haccı’nı yapar.
  • 1747’de İlk defa İstanbul’a gider. Sultan I. Mahmt O’na Saray Kütüphanesinde çalışma izni verir.
  • 1755’te ikinci defa İstanbul’a gider.
  • 1763’te, eşinin ölümünden sonra 3. defa Tillo’ya gider.
  • 1764’te ikinci hac yolculuğuna çıkar.
  • (Yolculuk boyunca Şam, Halep, Kudus, Mekke, Medine gibi şehirlerdeki alimlerle görüşme imkanı bulur)
  • Erzurum’a dönen İbrahim Hakkı Hazretleri Erzurum Müftüsü Şeyh Mustafa Efendiyle1768’de son hac yolculuğuna çıkar. 
  • Hac farizasından sonra Erzurum’a dönem Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri üç yıl sonra oğlu İsmail Fehim ile birlikte  Tillo’ya gider.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin  öğretmenleri:
  • Annesi  Şerife Hanife Hatun’dan feyz alarak  ahlaken çok şey kazanmıştır. ( bkz. En güzel eğitim metodui)
  • Babası Derviş Osman Efendi’den tefsir, hadis, fıkıh gibi zahiri ilimler öğrendi. Ayrıca tasavvufi anlamda ilk örneği oldu.
  • Babasının arkadaşı Molla Muhammed Sıhrânî Hazretlerinden de, astronomi, matematik gibi zamânın fen ilimlerini tahsîl etti.
  • Çocukluğunda Erzurumda Sarı Gümrükçü Derviş Efendiden  özel dersler aldı.
  • Hazık Mehmet Efendi’den edebiyat, özellikle divan edebiyatı alanında yararlanmıştır. Ondan Arapça ve Farsça dersler almıştır. ( Bakınız: http://www.erzurumlusairler.com/suara/hazikmehmedefendi.html ,
  • Kadiri Şeyh İsmail Fakirullah ‘tan manevi bilgiler ve ilhamlar aldı. Tasavvuf ve tarikatla ilgili bilgiler aldı. Şeyhin halifesi oldu. Eser vermesinin Fakirullah sayesinde olduğunu  övünerek söyledi: İbrahim Hakkı, Şeyhine o kadar sevgi beslemektedir ki onun için “ruhum, canım” gibi tâbirler kullanmış ve su güzel şiiri yazmıştır: 
     “Sen kadr ü berâtımsın
     Hem âb-i hayatımsın
     Bel ayn-i necâtımsın
     Bârım da sen ey rûhî.                                                                                                                                                                         (Bakınız: http://sabahattin-gencal.blogspot.com/2012/06/vird-i-can-erzurumlu-ibrahim-hakk.html)

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin etkilendiği zatlar:
  • Başta Şeyhi İsmail Fakirullah Hazretleri olmak üzere tüm öğretmenlerinden  etkilenir. Ayrıca yüzlerce kişiden derleme yapar. 
  • Derleme yaptığı şahsiyetlerden etkilendiği olur; ancak Hz. Mevlana ve Yunus Emre’nin etkileri açıkça görülür. Eserlerinde Mevlana’dan onlarca yazı alır. Manzum eserlerinde biçim bakımından da Yunus Emre’nin etkisi  vardır.
Eserleri:
  • Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Türkçe, Arapça ve Farsça eserler yazmıştır. (Bazı eserlerde bu üç dil karışıktır.)
  • Telif, tercüme, derleme eserleri vardır.
  • Mensur eserleri olduğu gibi manzum eserleri de vardır. ( Nazireler yazmıştır.) Mensur yazılarını didaktik manzumelerle özetlemiştir.
  • Eserlerinde daha çok Erzurum ağzı kullanmıştır. Eserlerini halk kesiminin de anlayabileceği biçimde yazmıştır.
  • Abartılı bir üslubu vardır. Bu abartılı üslupta onun bilimsel zihniyeti kaybolmamıştır.
  • Eserlerinde her konuya yer vermiştir. Bir eserindeki bir konunun diğer eserlerinde de işlendiği görülür.
  • Eserlerinin ana amacı evreni ve kendimizi tanıyarak Allah’a ulaşmaktır. Bu arada bireysel ve toplumsal olarak sağlıklı ve mutlu olmayı sağlamak da amaçları arasındadır.
  • Eserlerinde ayetlerden, hadislerden ve bir çok yazar ve şairden yararlanmıştır. Ancak kaynakları açıkça belirtmemiştir. Konu başlarında genel bir açıklamayla yetinmiştir. Hadisleri hafızasına yerleştirdiği gibi kullandığı, zayıf kuvvetli ayrımı yapmadığı için olacak bu konuda güvenilir sayılmamaktadır. ( Bakınız. Prof. Dr.Celal Ağırman http://sabahattin-gencal.blogspot.com/2012/06/erzurumlu-ibrahim-hakk-hazretlerinin_1205.html ,)
  • Bilim ve din kanatlarını güzel kullanmasına rağmen nedense batlı anlamda sistematik bir bilim adamı sayılmamaktadır. ( Bakınız: Türk Düşünce Tarihi)
  • Eserleri’nin sayısı tam olarak belli değildir.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri kitaplarıyla ilgili bir manzumesinde şöyle demektedir:

Fakiri der ki te 'lif ettiğimiz on beş kitab olmuş,
Usul-u beşjenn adlarıyla on hisab olmuş,
Ahiname nazmımdır ve nesrim Maarifatname,
Ve İrjaniyye, İnsaniyye, Mecmua yazıp name,

Adının ahiri "ha" ise ol ilm-i hakikattir;
Adının ahiri "mim" ise ol ilm-i şeriattır.
Kamunun ibtidasıdır, Ahiname inşad,
Hem olmuş intihası He 'eyü 'I-İslam 'ın irşad.

Bu ikinin arasında kamusu zikr olunmuştur.
O tertib üzre kim te'lifi hem öyle bulunmuştur.
Heman seksen ile doksan bir arasında bu on evlad,
Beş anadan doğup olmuş bu Hakkı onlar ile şad

Manzumeden de anlaşılacağı üzere 5 ana eseri vardır:  İlâhi Nâme (Divan), Marifetname, İrfaniyye, İnsaniye, Mecmuatü'l-Meani
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri’nin tespit edilebilen 58 eseri vardır. (Bakınız: http://www.belgeler.com/blg/rl9/erzurumlu-ibrahim-hakki-nin-ahlak-felsefesi-erzurumlu-ibrahim-hakki-s-moral-philosophy
http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/37/743/9502.pdf)


Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 27. 06. 2012

26 Haziran 2012 Salı

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin vasiyeti

1778 yılında ölümünden 2 sene evvel oğlu İsmail Fehim’e Arapça vasiyetnamesini yazmıştır.

” Ey anlayışlı, Fehim oğlum,
Zemzem suyuna batırılmış kefenimle yaz, kış giydiğim elbisemden başka bir şeyim yoktur.
Eğer şeyhimin köyünde ölürsem onun kubbesi altına beni gömmeyiniz. Onun ayak tarafı evladı için kalsın. Beni babam Osman Efendi’nin kabri arkasındaki sahraya defnedin.
Azize’ye bağışladığım Tillo Köyündeki evleri eşyasıyla birlikte rahmetli de kızları Hanife ve Şemsi Ayşe’ye vasiyet etmiştir.
Tillo’da bağ, bahçe, tarla, hayvan hiçbir şeyim yoktur.
Hasankalesi’ndeki evler senin ve kardeşin Muhammed Şakir’indir. Eşyası içinde oturanlarındır.
Ben her şeyden yüz çevirmişim ve tam olarak Hakk’a dönmüşüm.
Yüce tanrı: ” Allah kuluna yetmez mi? ” diye buyurmamış mı?

 23.Eylül.1778 Elfakir-ül hakiki, İbrahim-ül Hakkı.”


İbrahim Hakkı 22.Haziran.1780′de perşembe günü saat dokuzu onbeş geçe vefat etmiştir. Fakirullah’ın torunu Mustafa Fani ve Tillolular İbrahim Hakkı’nın Fakirullah’ın türbesine defnedilmesini uygun gördüler.
Ölümünden 230 sene sonra bile onun bize bıraktığı eserlerden öğrendiğimiz, öğreneceğimiz çok bilgiler var. Yeter ki o eserleri okuyup anlaya bilelim.
Fakirullah’ın söylediği gibi ” Anlarsa uzağım yakınımdır, anlamazsa yakınım uzağımdır”.
http://www.atauniv.com/erzurum-haberleri/erzurumun-degerleri/erzurumlu-ibrahim-hakki.html

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri büyük bir öğretmendir. / Sabahattin Gencal

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri büyük bir öğretmendi. 18.yüzyılda, Osmanlı İmparatorluğunun gerileme ortamında derslerini uygulamalı olarak yapmaktadır. Her şeye rağmen ilkelerinden ayrılmamaktadır:
  • "İbrahim Hakkı Tillo'da ders okutmaktadır. Mustafa Fani ile 55 kitap okuduklarını isimleri ile kaydetmiştir. Derslerinde deneyler de yapmaktadır. Bu derslerinde kullandığı özel bir arabaya yerleştirilmiş ağaçtan bir küresi yakın tarihlere kadar kalmıştır. Tatil günlerini de Kalat-ül-Üstad'm bulunduğu tepede talebeleri ile beraber geçirmektedir.Yine böyle ertesi gün oraya gitmeyi kararlaştırdıkları bir günde Erzurum'dan oğlu Ahmet Naimi'nin ölüm haberi gelmiştir. Bir babanın duyabileceği en büyük acı. Fakat İbrahim Hakkı pozitif ilimlerdeki uygulamasında olduğu gibi çok iyi bildiği manevi ilimlerdeki ilkelerine de aynı sadakatle uyduğunu ispatlarcasına bu acıyı sabırla karşılamış, kimseye bir şey hissettirmemiş ancak gezi dönüşü ellerini kaldırarak, "Oğlum Ahmet Naimi"nin ruhuna Fatiha" demiştir.( Metnin alındığı yazının tamamını okumak için tıklayınız. Kaynak. http://www.dostyakasi.com/" )
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri dini bilgilerle müspet bilgileri öyle güzel biçimde birleştirmiştir ki çağımızda bile çoklarında bu anlayışı görmemekteyiz. Bazı yazarlar O'nun gerileme döneminde bile Avrupai bilim ve tefekkürünü yakaladığını ileri sürerler.(Bakınız: İlim anlayışı ) O'nun bilim zihniyetini övgüyle belirtmek için söylenen bu sözler az bile. Çünkü  Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri  çok kanatlıdır. Din ve müspet bilimler öyle sanatlıca kullanılarak Allah'a ulaşma  yöntemleri geliştirilmiştir.  

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri sadece medresedeki öğrencilerini değil halkı da yetiştirmeyi görev bilmiştir. Öğretmen öğrenci ilişkileri, aile bireylerinin birbirleriyle ilişkileri, arkadaşlarla; halkla ilişkiler konularında bugün bile övgüyle söz edilecek bilgiler, altın öğütler vermektedir. Bireylerin ve toplumların nasıl davranması gerektiği konularında öğütler vermektedir.(Bakınız: Öğretim metodu , ) Bu öğütler yarınlarda da geçerli olacaktır; çünkü kaynakları Kuran-ı Kerim ve hadislerdir. 

Bugün bile, çocuklara, aile bireylerine dayak ve şiddet konuları zaman zaman gündeme gelmektedir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin dayağa ve şiddete karşı olduğu anlaşılmaktadır. Olaylara, bilinçle, sabırla ve tebessümle yaklaşımı O'nun nasıl bir öğretmen olduğunun göstergesidir. Bugün bile öğrenciyi, kişiyi tanıma çalışmaları yetersizdir. O kendimizi tanıma, insanı tanıma konularına çok yer vermiştir. "Nefsini bilen Allah'ı bilir." ilkesini geliştirerek uygulamaya çalışmıştır.

İbrahim Hakkı Hazretlerinin örnek öğretmen olması O'nun annesi, babası, ailesi ve öğretmenlerinden aldığı eğitim sayesindedir. Özellikle  İsmail Fakirullah Hazretleri'nin etkisi önemlidir. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ve şeyhi Fakirullah Hazretleri'nin birbirleri hakkındaki sözleri öğretmen öğrenci münasebetleri hakkında örnek mahiyetindedirler. (Bakınız: İsmail Fakirullah Hazretleri'nin öğrencisi İbrahim Hakkı Hazretleri için söyledikleri, , Vird-i Can )

İsmail Hakkı Ertaylan'ın Öğretmen Marşı'nın ikinci kıtasını hatırlar mısınız:

Candan açtık cehle karşı bir savaş,
Ey bu yolda ant içen genç arkadaş!
Öğren, öğret hakkı halka, gürle coş;
Durma durma koş.


Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri 18.yüzyılda, Lale devri eğlenceleriyle uyuyan yönetici ve bilim adamlarına rağmen Hasankale gibi bir kasabadan cehle karşı savaş açıyor. Bu yolda öyle çalışıyor ki Erzurum'a gelen ilim adamlarından da yararlanıyor, İstanbul ve Hac seferleri sırasında uğradığı büyük kentlerdeki alimlerden de yararlanıyor. Bitliste dağılan Artukoğlu kütüphanesinden olduğu kadar, Saray kütüphanesinden de yararlanıyor. Hintten Çin'e, Eski Yunan'a kadar bir çok medeniyetten de yararlanıyor. Bütün bunları Kuran ve hadis süzgecinden geçirmeye çalışarak veriyor. Tabii süzgeçten tam olarak geçiremedikleri de oluyor; Ama O'nun büyük bir alim, büyük bir öğretmen olmasını etkilemiyor bu yanılgılar.
O, durmadan öğrenmek ve öğretmek için çabalıyor. yaşlılığında bile, eli kalem tutamadığında bile yakınlarına, çocuklarına yazdıırarak eser vermeye çalıyor.
"İbrahim Hakkı 1703 yılında doğmuş 1780 yılında ölmüştür. Tasavvufi bir hayat ı benimsemiştir. Marifetname adlı eseri ansiklopedik bilgileri içerir. İbrahim Hakkı’nın daha bir çok yapıtı varsa da Batılı anlamıyla sistematik bir filozof değildir. Ancak Osmanlı fikir tarihinde de bir yeri vardır."
 (Yazının tamamını okumak için tıklayınız.) Prof. Dr. İbrahim Agah Çubukçu, bir paragraf aldığımız yazısında  Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin batılı anlamda sistematik bir filozof olmadığını belirtmesi O'nun büyük bir öğretmen olmadığı anlamında yorumlanmamalıdır. 
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin eserlerini özümseyebilirsek insan olma yolunda adım atmış oluruz. Açık deyişle kendimizi, dolayısıyla Allah'ı tanıma yolunda mesafe katetmiş oluruz. 


Müjde sana, topla dağınıklığını / Kalbin Rahmen'ın evidir
Beyanını yüksek ve geniş / Ey ârif kadrini bil

Ey İnsan başlıklı manzumesinden aldığımız bu dizelerde belirtildiği üzere kendimize gelmeli ve kadrimizi bilmeliyiz.Bunun için de insanın kendini bilmesine vesile olan büyük öğretmen Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'ni  bir kere daha okuyup değerlendirmeliyiz.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli

25 Haziran 2012 Pazartesi

Alim Olabilmenin Şartları / Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Tertib-i Ulum adlı Manzum Eserine Göre

Alim Olabilmenin Şartları

Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın (ö. 1194/1780), Tertīb-i ‘ulūm adlı Türkçe manzum eserinin kişinin kāmil efendi (yani âlim) olabilmesi için okumasını gerekli gördüğü ilimleri otuz bir dalda toplamış ve her bir daldaki metin’leri zikretmiştir. 125 beyitlik bu manzum eserde, olan ile olması gerekenin beraberce zikredildiği; bizzat yazarın ideal bir eğitimi amaçladığı söylenebilir.

Ey ‘ilmi tālib v’ey tab‘ı eslem
Hem fehmi zīrek ‘aklı müsellem

Allāh bize iş ‘arz eylemişdür
‘İlm ü ‘amel hem farz eylemişdür

Olmak dilerseñ kāmil efendi
Cāndan kabul it bu nush u pendi

Kul olma halka  āzāde cānsın
Hikmet itürmiş hem arayansın

İtme teehhül kām almadukça
Bahr-i ‘ulūma bir dalmadukça

…..
 Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri



Ayrıca bakınız

Ta‘līm ile İrşād Arasında:Erzurumlu İbrahim Hakkı’nın Medrese Ders Müfredatı, Şükran Fazlıoğlu


 Tertīb-i ‘ulūm’da zikredilen eserler
Tertīb-i ‘ulūm’da zikredilen otuz bir ilim dalı ile bu ilim dallarındaki
kitaplar ve müellifleri şöyledir:
Dersler Kitaplar
İlm-i tecvīd Tecvīd-i Türkî, Tecvīd-i manzūm, Şātıbî, Şir‘a
ve Şerh’i, Bur'iyye
İlm-i hat Yazı çeşitleri: Sülüs, Nesih, Talik, Divānî
24
İlm-i lugat Yūsuf, Ferişte, Tarīf-i Seyyid, Ahterî, Sıhāh,
Vankulu, Kāmūs
İlm-i akāid Birgili, Manzūm akāid, Hısnu’l-hasīn, Emālî,
Fıkh-ı ekber, Manzūm-i rūmî, Tertīb-i ‘ulūm
İlm-i fıkh Munyet musalli, Tuhfe, Talīm-i muāllim, Şerhi
Halebî, Vikāye, Mültekā, Eşbāh u nezāir,
Mecmau’l-bahr, İbn Melek, Durer, Hidāye
İlm-i ahlak Hilye-i Hākānî, Hayriyye, Attār Pend,
Gülistān, Bostān, Tarīkat
İlm-i sarf Emsile, Binā, Maksūd, İzzî, Merāh, Şāfiye,
Çārperd
İlm-i furs Şāhidî, Nisāb-ı sibyān, Divān-ı Hāfız, Farsî
Halīmî, Nimetullāh
İlm-i nahv Avāmil, Küçük avāmil, Unmūzec, Hadāik,
İzhār, Netāic, Kāfiye, Cāmî
İlm-i mantık Îsāgocî, Husām Kātî, Muhyiddīn, Fenārî, Kul
Ahmed, Velediyye, Şemsiyye, Kutb, Seyyid,
Dāvud, Tehzîb, Celāl, Mīr
İlm-i ādāb Huseyn, Şerh Azud, Mīr, Zeyn, Takrīr-(i)
kavānīn (Saçaklı)
İlm-i meānī Telhīs, Mutavvel
İlm-i beyān İstiāre
İlm-vad Şerh Adud
İlm-i arūz Endelūsî
İlm-i kavāfî Nābulīsî
İlm-i hikmet Kadī-mīr, Lārî, Hikmet el-ayn, Mirzacān
İlm-i kelām Şerh-i akāid, Hayālî, İsbāt-ı vācib
İlm-i hendese Eşkāl-i tesīs şerhi
İlm-i hisāb Hulāsa, İbn Çullî
25
İlm-i heyet Şerh-i Çagmīn, Bircendî
İlm-i amel – İlm-i ālāt Usturlāb, Bist Bāb, Rub-ı müceyyeb, Rub-ı
mukantar
İlm-i cografya Takvīm-i buldān
İlm-i zīc – İlm-i takvīm Si Fasl-ı Tusî, Ruznāmeler
İlm-i nücūm Tahsili, Tertīb içerisinde hatardur.
İlm-i tıb – İlm-i teşrih– ilmi
tıbb-ı nebî
Tıb, Teşrīh, Tıbb-ı Nebî
İlm-i ferāiz Sirāc
İlm-i usūl-i fıkh Tavdīh, Tasrīh, Telvīh, Muntehā, Muhtasar
İlm-i usūl-i hadîs Nuhbe
İlm-i hadīs Metn-i meşārik, Mebārik (İbn Melek)
İlm-i tefsīr Beyzāvî
Not: Açıklamaları okumak için tıklayınız:



Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin dört hanımına yazdığı mektuplar


İslam’da  biden çok kadınla evlilik konusunda bir yorum yapabilecek kapasitede değiliz. Yalnız bu konuda okuduğumuzu yorumsuz olarak aktarabiliriz: İslam’da çok kadınla evlilik konusunda Kuran-ı Kerimde bir emir ya da tavsiye yok, sadece zorunlu şartlar altında tanınan bir ruhsat vardır. ( Nisa 3. ayet ). Yani bir kadınla evlilik esas, birden çok (dörde kadar) kadınla evlenmek istisnadır. Kadınlar arasında adaletin sağlanması şartlardan biridir. Bu da oldukça zordur.
Erzurumlu İbrahim hakkı Hazretleri Kuran-ı Kerim’in verdiği bu ruhsatı kullanarak birden çok bayanla evlenmiştir. Esasen konumuz bu değildir. Konumuz Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin dört kadına bir mektup yazmasıdır. Başka deyişle bir mektupta dört kadına hitap etmesidir. Böylesi hiç görülmüş müdür? Ayrıca Erzurumlu İbrahim Hakkı gibi eşlerine mektup yazan, yazabilen başka alimler de olmuş mudur? Belki bunun için Can Dündar Yüzyılın Aşkları Belgeselinde Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya yer verdi. Bu arada kınayıcı birkaç paragraf da yazdı. İnternet sayfalarında başka kınayıcı satırlara da rastlamadık değil. Biz, yukarıda belirttiğimiz gibi  bu konularda yorum yapamıyoruz. Kaldı ki iki buçuk asır öncesi için yorum hiç yapamayız.
Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin mektupları biçim ve öz bakımından da örnek sayılacak aşk mektuplarıdır.
Mektupları yorumlarıyla beraber sunuyoruz..
Sabahattin Gencal
 *

Dini ve çesitli ilimler üzerine birçok kitabı bulunan Erzurumlu İbrahim Hakkı, 18. yüzyılın büyük mutasavvuflarından biridir. Bıraktığı eserlerden en ünlüsü, ansiklopedik nitelikteki «Marifetname»sidir. Bu kitapta dört karısına yazdığı mektuplara da yer veren İbrahim Hakkı, bunları İstanbul'da bulunduğu sırada yazmıştır. Her karısına duyduğu sevgi ve hasreti tek tek dile getiren ünlü alim, Hasankale'deki Karılarına, yazdığı mektupla birlikte birer İstanbul gömleği de yollamakladır.

Mektupların en ilginç özelliği ise, hepsinin aynı kâğıda yazılmış olmasıdır. Erzurum'lu İbrahim Hakkı'nın dördüncü karısına yazdığı mektupla «döndüğümde seninle güzel güzel kitaplar okuyalım» demesi de ayrıca dikkat çekicidir.

Firdevs, Fatma, Züleyha ve Belkıs adındaki dört karısına yazdığı mektupları, ilk karısından başlayarak okuyalım:

«İzzetli, hürmetli, muhabbetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asıllı usullu, akıllı, iz'anlı, hünerli, marifetli, üsluplu, yakışıklı, güzel huylu, tatlı dilli, uzun boylu, ince belli, kıl ayıpsız hatunum, helalim Firdevs hatun huzuruna:

Derunu dilden ve canu gönülden selamlar ve dualar edip ol mübarek nazik hatırın sual ederiz. Hüdanın birliğine emanet veririz. Benim nazlı yarı gamküsarım, benim, şenliğim, keyfim, benim canım Firdevsim, neylersin? Nişlersin? Ne keyiftesin? Ne fikirdesin? Ne haldesin? Ne demdesin? Benim güzelim, garip gönlünü ne ile eğlersin? Okur musun, nakış mı işlersin? Oynar mısın, güler misin? Benim gönlüm senin hayalinle eğlenir, sen nicesin? Keşke sizi getirsem bu vilayetleri
seyreltirsem; zira sensiz canım rahat olamıyor.
Benim güzel keyfim, senden ayrılmak ne çetin ahvalmış bilmezdim. Hak Teala gönül huşluğuyle bir dahi dünya göziyle görüşmek müyesser eylesin amin.

Firdevs, Firdevs o saçların seveyim, Firdevs Firdevs o başın seveyim, o kaşın seveyim, o gözün seveyim, o yüzün seveyim, ayıpsız canın seveyim. Sakın benden küsmeyesin ki gönlüm
sıkılmasın, kusurlarımı affet, ahiret hakkını helal eyle... Bu uçkuru bana yadigâr mı verdin, yoksa bununla beni bağladın mı? Zira yadigâra ne hacet hiç hatırımdan çıkmadın, gözüm önünde durursun. Böylece apayan gönlümdesin... Allaha emanet olasın. Bin tabaka kâğıt yazsam
seninle sözlerim tükenmez. Hele yavaş; inşallahü Teala ramazan geceleri sabahlara değin sana çok çok gördüğüm, isittiğim hikâyeler söylerim. Her gördüğüm, işittiğim pak şeyleri ve esvapları size layık görürüm; eğer fırsatım olursa alırım, yoksa siz sağ olunuz; birer hamaylı
getirürem. Şimdilik mektubum boş olmasın için bir pak bürüncük gömlek göndermişim, mazur olsun. Sizin hevesinize çermiği yaptırırım.

İnşallah tamam olanda sizinle bir gece anda yıkanırız. Gönlünüz her ne meyve isterse şehirden getürdesiniz, meyvesiz kalmayasınız. Haftada iki kere çaylara, bahçelere çıkasınız, hapsolmayasınız, rahat olasınız.

Allahın birliğine emanet olasınız. Ömrün uzun olsun, amin ya muin.»



Hamile olduğu anlaşılan ikinci karısı Fatma'ya şöyle hitap edecektir.
Çermik: Yerden kaynayan sıcak sulu hamam

«Ve izzetli, hürmetli, muhabbetli, hatırlı gönüllü, asıllı usullu, akıllı, sabırlı, güzel huylu, tatlı dilli, hanım yapılı, güleç yüzlü, alçak gönüllü lorvişim, ehlim helalim Fatma Hanım huzuruna: 


Deruni dilden ve canu gönülden selamlar ve dualar edip mübarek hatırın sual ederiz ve Hüdanın birliğine emanet veririz. Benim yadigârım, benim gamsusarım, benim aklım fikrim, benim canım, hanım, neylersin? Nişlersin? Ne fikirdesin? Ne haldesin? Ne demdesin? Benim yükümü çeken, benim hatırım sayan, benim atesime yanan!.. Selamet kurtuldun mu? Allah emeklerin zayi etmesin. Ben isterdim ki senin bu hizmetinde bulunayım, ama takdir böyle imiş. Şimdi bir selamet haberin müjdesini bekliyorum...»
  
Erzurumlu İbrahim Hakkı üçüncü karısı Belkıs'ın gönlünü ise şöyle alıyor:

«Ve izzetli, muhabbetli, hakikatli, sefkatli, gayretli, edepli, helalim Belkıs hatuna: 


Selamlar edip mübarek hal ve hatırın sual edip Hüdaya emanet veririz. Benim iyazı hassım, benim pak arı tavırlı yosmam, benim derdimi belamı çeken emektarım keyfin nice? Neylersin? Ne haldesin? Ne demdesin? Bacılarınla hoş tatlı mısın? Hatırım için cümleye izzet, hizmet eder misin... Benim yarim, benim Allahlık ehlim, gurbet elde seni unutmam. Sen benim gene evvelki iyazı hassımsın. Hiç gönlüne bir gam ve elem getirme, keyfini aç, Allahü Teala muinin olsun; sağ selamet seni bana bağıslasın...»

 Kadınlarına eşit sevgi dağıtmaya çalışan İbrahim Hakkı'nın dördüncü karısının diğer kadınlardan farklı olarak musiki ve kitaplara düşkün olduğu anlaşılıyor. Kadınlar içinde en sevilenin dördüncü kadın Züleyha olduğu mektuptaki ifadeden de belli oluyor:

«Ve izzetli, hürmetli, muhabbetli, hakikatli, hatırlı gönüllü, himmetli, sabırlı, marifetli, akıllı, gayretli, şefkatli, güzel yüzlü, şirin sözlü, melek huylu, çelebi kollu, nazik elli, ince belli, şirin yıldızlı has odalığım, oğlum annesi, gönlüm cenanesi, incu danesi, hatunum ve hatunum ve hanım Küçük kadın Züleyha hatun huzuruna:


Candan selamlar ve gönülden dualar edip ol mülayim hatırın kat kat sual ederiz; Allahın birliğine emanet veririz.

Benim küçük kadınım, benim âşık paşam, benim gözüm, benim sırdaşım, benim dervişim, benim emektarım, ne keyiftesin? Ne haldesin? Ne demdesin? Neylersin? Nişlersin? İyi misin? Hoş musun? Allah muinin olsun. Hak Teala canına sağlık, gönlüne hoşluk versin. Tanrı seni
bana bağışlasın; bir dahi dünya göziyle görüşmek müyesser eylesin amin. Aceb cihanda senin gibi var mıdır?

Zilhem, Zilhem! O tatlı canını seveyim; o tatlı bakışlarını seveyim; hiç fikrimden gitmezsin, böylece ayan gönlümde durursun. Benim nazik âşıkım, senin için yollarda ve İstanbul'da besteler yazıyorum ve öğreniyorum ki inşallah gelende seninle ses sese verelim de türlü türlü
besteler, güzel güzel kitaplar okuyalım. Allahü Tealaya âşık olalım, safalar edelim.

Bir küçük kadın gördüm, hemen sana benzettim. Selam sabah ettim, sesi dahi sana benzerdi; senin hatırın için sokak ortasında ana yaranlik edip ahvalini sordum. Bir ihtiyar kocası varmış zindanda, ana ekmek görürmüş. On kuruş borcunu vererek anı halas edip sevabını
sana bağısladım. Allahü Teala senden razı olsun, zira ben senden yer gök dolusu razıyım... Cümle küçük kadınlar sana kurban olsun ve büyük kadınlar bacılarına kurban olsunlar. Benim hakkımda siz bana dünyalar değersiniz.

Hak Teala dördünüzü bana dünyada bağışlasın ve ahirette Firdevsi alada dahi sizi bana versin amin ya Erhamürrahim; dahi ben kim senin fikrinde ve hayalinde değilim. Bu muhabbetname boş gelmesin için her birinize birer bürüncük gömlek irsal olundu, simdilik mazur  olsun. İnsallah yakında vademiz tamamında ağa efendimizden destur aluruz ve gelip sizinle çermikte çimeriz; zira bu çermiği sizin hevesinizle yaptırdım. İnsallah elime akça girerse camus çermiğinde sizin için bir küçük kümbed yaparız. Siz gidende ol küçük çermiği yasağ edersiz.

Tenha safayla çimer çıkar, pak olursuz. Sizinle ol kadar çok sözlerim vardır ki bir ay yazsam tükenmez...»

YÜZYILIN AŞKLARI
Erzurumlu İbrahim Hakkı Efendi, 1700′lerin ortalarında İstanbul’dan eşi Firdevs Hanım’a mektup yazmış. Hitap şöyle:

“İzzetli, hürmetli, hakikatli, adamlıklı, şefkatli, hatırlı, gönüllü, asıllı, usullü, akıllı, iz’anlı, hünerli, marifetli, üsluplu, ayıpsız hatunum, helalim Firdevs Hatun huzuruna…”
Sonra 2. eşi Fatma’ya, 3. eşi Belkıs’a ve 4. eşi Züleyha’ya yazmış sırayla…
Aynı giriş, aynı hitaplarla…
Yalnız, Fatma’ya yazarken “hakikatli” yerine “muhabbetli”yi koymuş, Belkıs’a “ayıpsız” yerine “edepli” demiş. Züleyha’ya ise bambaşka sıfatlar eklemiş:
“…güzel yüzlü, şirin sözlü, melek huylu, çelebi kollu, nazik elli, ince belli, şirin yıldızlı, has odalığım, oğlum annesi, gönlüm cananesi, inci danesi hatunum ve hanım küçük kadın Züleyha Hanım huzuruna…”
(Serkan Özburun, “Aşkoğrafya”, Kaknüs, 2001)

Metnin alındığı yazının tamamını okumak için tıklayınız.
*
Çağlar değişse de erkek değişmiyor:4 eşine birden küçük rötuşlarla aynı sevda mektubunu yollayan “Erzurumlu”dan 250 yıl sonra, bugünün internet kuşağından bir tanıdığım da yazdı(rdı)ğı aşk mesajını kopyalayıp (”forward all” komutuyla) tüm sevgililerine aynen gönderiyor.
Anaerkil bir toplum düzeninde yaşasaydık ve kadınların 4 erkekle evlenme izni olsaydı, bir kadın da 4 kocasına aynı mektubu -”gür bilekli”, “posbıyıklı”, “edepsiz” sıfatlarını üleştirerek- yollar mıydı bilmiyorum; bildiğim o ki, günümüzde kadınların yapacağı iş değildir bu…
Can Dündar; Yüzyılın Aşkları
Devamı: http://muhibbiler.com/ 

İnayetnameden / Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Özün bilmek saadettir,
Gönül yapmak ibadettir,
Tedarik halka âdettir;
Asıl Hak’dan inayettir.

Âlim olmak riyasettir,
Halim olmak kiyasettir,
Selim olmak ferasettir;
Asıl Hak’dan inayettir.

Güzel huy hoş melâhâttir,
Güzel söz hem fesahattir,
Bu söz Hakkı sarahattir;
Asıl Hak’dan inayettir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri
http://umutrehberi.wordpress.com/2008/09/12/hz-ibrahim-hakki/

Vasf ede­mem gö­nül se­ni…

Vasf-i li­san se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…
Nut­ku be­yan se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Her hü­ne­rin ke­mâ­li sen,
Her gü­ze­lin ce­ma­li sen,
Hüsn ile ân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Şevk-û ta­rab’ki sen­de­dir,
Zevk-û ta­rab’ki sen­de­dir,
Aşk ile cân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Fik­rin olur­sa bir Hü­dâ,
Kal­ma­ya sen­de mâ­si­vâ,
Emn-u emân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Ol­ma­sa Kibr ile Ri­yâ,
Sen­sin o beyt-i kib­ri­yâ,
Genc-i ni­hân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Ol­sa ğı­lâf-i ten cü­dâ,
Âyi­ne­sin ci­hân nü­mâ,
Ayn-i İyân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Bil­me­di kim­se cev­he­rin,
Âlem’e dol­du kev­ser’in,
Zevk-i ce­nân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Asl-i ci­hân­sın ey gö­nül,
Vasl’a me­kân­sın ey gö­nül,
Kevn-û me­kân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Çek­me­ye (Hak­kı) ben­de­dir,
Câ­nı se­nin­le zin­de­dir,
Cüm­le ci­hân se­nin­le­dir,
Vasf ede­mem gö­nül se­ni…


Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri
http://nureddinsancar.com/
Ayrıca bakınız.
Uşşak İlahi" "Vasf-ı lisan seninledir.", Beste : Alaeddin Yavaşça, güfte Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin Abdurrahman Gazi Zaviyedarlığı ve Zaviyedarlık Meselesi / Bilgehan Pamuk

Özet.
XVIII. yüzyılın önemli ilim adamlarından birisi olan İbrahim Hakkı Hazretleri, Osmanlı Sultanlarının yakın ilgisine ve ihsanına mahzar olmuştu. Sultan I. Mahmud tarafından iltifat ve takdir gören İbrahim Hakkı’ya ilmî seviyesinden ötürü müderrislik payesi verilmişti.
İstanbul’daki çalışmalarını Erzurum’da devam etmek üzere bâ-şart-ı tedris Abdurrahman Gazi Zaviyesi’nin zaviyedarlık vazifesine tayin edilen İbrahim Hakkı vazifesinin gereği olarak öğrenci yetiştirmeye gayret etmişti. 
Osmanlı tahtında görülen değişikliklere rağmen, İbrahim Hakkı zaviyedarlık görevini sürdürmüştü. Ancak daha sonra ortaya çıkan Şeyh Muhammed adlı birisi İbrahim Hakkı’nın tasarrufundaki zaviyedarlığı bir fırsatını bularak uhdesine almıştı.
Divan-ı Hümayun’a intikal eden meselede haksız yere müdahale olunan zaviyedarlık vazifesinin İbrahim Hakkı Hazretleri’nin tasarrufunda olduğuna dair hüküm verilmişti.
Bilgehan Pamuk