31 Aralık 2012 Pazartesi

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün yazılarından seçmeler 1

 

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
Ana kaynakta birleşmek

İs­lam'da, olmazsa olmazların esa­sı­nı ve çer­çe­ve­si­ni, Kur'an be­lir­ler. Ana kaynak, zamanüstü kaynak odur. Kaynakların kaynağı odur. Gazalî, el-Müstasfa’sında bu noktaya değinirken, “Mülzim yani bağlayıcı olan Kur’an’dır. Öteki kaynaklar sadece muzhir yani açıklayı-cıdır” diyor.

‘Müs­lü­man’ adı­nı al­ma­nın bi­ri­cik şar­tı Kur'an'a inan­mak ya­ni onun, ölüm­süz ilkelerin kay­na­ğı ol­du­ğu­nu ka­bul­len­mek­tir. Ancak Kur'an'a iman, küllî ola­cak­tır. Kıs­men be­nim­se­me yet­mez. İkin­ci­si, Kur'an'da yer alan ilke, kav­ram ve hü­küm­le­re yo­rum ge­tir­mek iman gerçeğini ze­de­le­mez. Bu yo­rum­la­ma faaliyeti Kur'an'ın sa­de­ce izni değil, em­ri­dir.
Kaynak 


Prof. Dr. Yaşar Nuri öztürk
*
Kutsal metinleri nasıl okumalıyız ?
…..
'Sevap için okumak' deyimi Kur'an dışı bir şark tâbiridir. Kur'an, kendisini sevap için okumak diye bir kavrama yer vermez. Kur'an'a göre, okumak, tedebbür (derin derin düşünmek), taakkul (aklı işletmek), tezekkür (öğüt almak), tefekkür (derin derin düşünmek), tefehhüm (kavramak), tefakkuh (inceliklerine vakıf olmak), ibret almak için yapılır. Eğer okuma yoluyla bir ibadetten söz edeceksek bu ibadet ancak tedebbür yoluyla gerçekleşir. Kur'an'ın yüzlerce ayeti bu gerçeğin altını çizmektedir. 

Kutsal metinler, insanlığa en eski zamanlardan başlayarak bilgi vermekte, ışık tutmaktadır. İnsan, özellikle ilk dönemlerde, sahip bulunmadığı bu bilgileri kavrayamadığı için kutsal metinler sürekli olarak semboller mecazlar kullanmıştır.

Kutsal metinlerden gereğince yararlanmanın temel koşullarından biri de, dinin sembolik diliyle bilim dilini barıştırmak, başka bir deyişle dinin dilini bilimin diline tercüme edebilmektir. Bu yapılmadan kutsal metinlerin taşıdıkları bilgi ışık değerlerini hayatımıza sokamayız.
…..
Kutsal metinler, onlarca yan ürünü bulunan bir ham cevhere benzer. Bu cevher, bilim paleti üzerine konup iyi niyet, sabır ve bilgiyle izlendikçe değişik aşamalarda değişik ürünler elde edilir.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
 
Allah’ın vaatleri şartlara bağlanmıştır

Kur'an, müminlerine hayatın bu yanı için de ölüm sonrası için de başarı ve mutluluk vaat etmektedir. Allah bunu kendine özgü bir yeminle taahhüt etmiştir:
"Hiç kuşku yok, kurtulmuştur müminler." (Müminûn, 1)
Bu taahhüdün hemen arkasından koşullar sıralanmıştır. Aynı vaat, yine koşullara bağlı olarak ve çok daha çarpıcı biçimde, Bakara Suresi, 177. ayette gündem yapılmıştır. Bu noktada, sarsıcı ayetlerden biri de Nur Suresi, 55. ayettir:
"Allah; sizin, iman edip barışa/hayra yönelik işler yapanlarınıza şu vaatte bulunmuştur: Onlardan öncekileri halef kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka halef kılacak. Onlar için beğenip seçtiği dinlerini yine onlar için güç kaynağı yapacak; onları korkularının arkasından mutlaka güvene ulaştıracak. Onlar, bana ibadet edecekler, hiçbir şeyi bana ortak koşmayacaklar. Bundan sonra inkâr ve nankörlüğe sapanlarsa akıl ve fıtrattan uzaklaşanların ta kendileridir." (Nur, 55)
Koşullar son derece açık:
1. Barışa, hayra yönelik işler yapmak.
2. Allah'a, yalnız Allah'a ibadet etmek.
Yapay ilahlara-putlara yani türbelere, şeyhlere, şeytan evliyasına, despotlara, Allah ile aldatan Mâûn Suresi ihlalcilerine değil...
3. Allah'a ortak koşmamak yani şirke bulaşmamak.
Bu demektir ki riyakârlıktan, dini araç yaparak insanları bastırıp sindirmekten, başkalarının dini-imanı hakkında kalite kontrolcülüğüne girişmekten, dinde olmayan hükümleri uydurma hadisler veya ulema fetvalarıyla dine sokmaktan uzak kalmak.
Kaynak  http://www.hurdusunce.com/index.php?topic=5496.0;wap2
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Allah ile aldatanların şiddet duygusu

Hiç kimse bir dine girmeye zorlanamayacağı gibi, girdiği dinin içinde de baskı ve zorlamaya maruz bırakılamaz. Baskı ve zorlama, ister içte olsun, ister dışta, bizatihi dinsizliktir. Dinsizlik araç yapılarak dine hizmet edilebilir mi?
      Dinden çıkma (irtidat) halinde de aynı ilke geçerlidir. Mürtedin hesabı Allah tarafından ölüm sonrasında görülecektir. (Kur’an, 2/217)
      Hemen hemen bütün siyasal İslamcı şiddet ve terör örgütlerini Batı oluşturup teşkilatlandırdı; besledi, büyüttü ve bir biçimde kullandı.
http://ahmetdursun374.blogcu.com/allah-ile-aldatmak-prof-dr-yasar-nuri-ozturk-2-bolum/3722012
Metnin alındığı kaynak
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Allah ile Aldatmak
*
Allah ile aldatmanın sosyal demokrasiye karşı kullanılması

      Sosyal demokrasi Türkiye’de, üç karmaşanın (veya saplantının) gölgesi altında bulunuyor. Bu üç karmaşa şu başlıklar altında verilebilir:
      1. Dinci karmaşa (Allah ile aldatma veya siyaset dinciliği),
      2. İdeolojik karmaşa (solculuk),
      3. Sömürgeci karmaşa (küresel sömürü).
      Bir zamanlar, Türkiye’ye, Yeşil Kuşak islamı denen Amerikan marka bir İslam ile kullanan ABD, bugün aynı oyunu Ilımlı İslam ve BOP söylemiyle yürütüyor. Bu son oyunun önemli sloganlarından biri de “Sosyal demokrasi bir sol söylemidir” iddiası olmaktadır.
      Bugün, okyanus ötesi politikaların hizmetinde yol alan dinci aldatılmışlar, Türkiye aleyhine sergiledikleri takkeli-sarıklı hıyaneti “Sosyal demokrasi solculuktur” sloganıyla da pazarlamaktadırlar. Arkalarındaki güç, Yeşil Kuşak’ın arkasındaki gücün ta kendisidir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Allah ile Aldatmak

*
Allah ile aldatmak
Allah ile aldatmak; dini; çıkar, koltuk, baskı, egemenlik aracı yapan bir sanayi koludur. İşin esası bakımından ne dini vardır ne de imanı. Onun dini-imanı, Tanrısı, ibadeti hep çıkarı ve hesabıdır.
Allah ile aldatanlar dokunulmaz, eleştirilmez bir ‘tahakküm teolojisi’ oluşturmuşlardır. Türkiye’de bu teolojiyi egemen kılmak istiyorlar ve bunda büyük ölçüde başarılı olmuşlardır.
Bu bir Haçlı-İngiliz siyasetidir. Atatürk bu şeytanî siyaseti, ta 1920′de Müslüman dünyaya tanıtıyor; İngilizlerin siyasetinin ‘İslam’ı İslam’la yok etme siyaseti’ olduğunu ilan ediyor.

Kaynak
     
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Ilımlı İslam' hangi dinin adı?
‘Ilımlı İslam’ isimlendirmesi altında ortaya çıkan son gelişmeler, sadece şaşırtıcı değil, aynı zamanda ürperticidir: Örneğin, ‘ılımlı İslam’ın Türkiye teorisyenleri, İsa’nın geri gelip insanlığı kurtaracağını ‘İslamcı’ (!) dergilerine kapak yapmışlardır. Bir başka deyişle, ‘ılımlı İslam’ın Türkiye mümessilleri, ABD'deki Evanjelistlerin, okyanusun ötesinden terennüm edip durduklarını aynen tekrarlıyor: “İsa gelecek ve insanlığı kurtaracak.”
Böyle bir iddiada bulunmak, Hz. Muhammed’in devrinin bittiğini varsaymak, onun kabullerini saf dışı etmek anlamına gelmektedir. Bu önermenin, Kur'an'ın olmazsa olmazlarıyla bağdaşması mümkün değildir.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

Ahlak, din ve dürüstlük

Dinin de ahlakın da esası dürüstlüktür. Yani olduğun gibi görünmek veya göründüğün gibi olmak...
Akıl, Kur’an ve Peygamber bize şunu söylüyor:
Müslümanlık namazsız olur ama ahlaksız olmaz.
Türkiye’de dayatılan Arap-Emevî yapımı din, bunun aksini iddia ediyor. Ona göre, Müslümanlık namazsız olmaz ama ahlaksız olur.
Meseleye Kur’an penceresinden baktığınızda şunu görüyorsunuz: Zaafların bulunması insanı ahlaksız yapmaz, hatalı yapar, günahkâr yapar. Hatalar tamir edilir, günahlar ise tanrısal rahmet tarafından affedilir. Hatalı olmak bir zaaftır, sürçmedir. Ahlaksızlık ise kötü niyet ürünüdür, bir temel çürümedir.
Türkiye’deki akıl almaz çarpıklıkların başında din-ahlak ilişkisindeki çelişki gelmektedir.
Türkiye, görülmedik bir hızla dincileşirken, görülmedik bir hızla da ahlaksızlaşmaktadır. Yalancılık, dolandırıcılık, yolsuzluk, düzenbazlık... gibi temel bozukluklar listesinde her gün biraz daha yukarılara çıkışımız, dünyanın izlediği ve bizim de önümüze koyduğu bir gerçektir.
…..
Kaynak
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Avrasya idealini tehdit eden temel olumsuzluk: Din istismarı

Dinin bir yıkım ve bölücülük aracı olmasını önlemenin ilk şartı, tarihten ders almaktır. Tarih, bir anlamda, din kavgalarının döktüğü kanların ve akıttığı göz yaşlarının serüvenidir. Bu kanlardan ve göz yaşlarından ders almak zorundayız. Bu dersi alabilirsek, bugün artık şu veya bu teolojinin öne çıkmasını değil, “tarihin teolojisi”nin öne çıkmasını hareket noktası yaparız. Ben buna “teolojilerin teolojisi”ni öne almak diyorum. Bunun daha açık anlamı şudur:

Dinlerin ortak değerleri olan sevgi, paylaşım, hoşgörü, şefkat, yardımlaşma gibi evrensel değerleri ve kategorik ahlak ilkelerini birlikte almak, bunun dışında kalan alt meselelerde birbirimize hoşgörülü davranmak...Herkes öteki din mensubunun mabedine ve ibadet şekline hoşgörülü davranacak ama herkes şunu da bilecek:

Gerçekte tüm yeryüzü mabet, tüm meşru fiiller ibadettir. Taş-toprak duvarlar arasına sığdırılan bir Tanrı’nın insanoğluna hiçbir şey vermediği artık anlaşılmış olmalıdır.

Kaynak
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*

Güneş ve katran
Bugün dünyanın hemen her yerinde ‘Müslüman ve Müslümanlık’ dendiğinde insanlar şöyle bir ürperiyor ve içlerinden âdeta “İyi ki ben bunlardan değilim” diyor. Çünkü ‘Müslümanlık’ geriliğin, kirliliğin, sahteliğin, sürünmenin, şiddet ve dehşetin alâmeti farikası haline getirilmiş.
Müslüman dünyanın bugün kendisine Allah rızası kazandıracak bir tek ibadeti olabilir: Hz. Muhammed’in bıraktığı ışık-aydınlık dine bulaşan (veya bulaştırdıkları) kir ve karanlığı bu dinin bünyesinden temizlemek.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Günümüz insanlığı açısından (Hacı Bektaş-ı Veli’nin) yeri ve mesajının önemi

Artık insanlık büyük bir ailedir. Dünya bir uçtan bir uca, her gün, herkesin nefes alışını aynı anda duyan bir ev konumuna gelmiştir. Bu insanlık ailesi içinde, kim güzel bir şey üretirse, o bütün bu aileye hizmet veriyor demektir.
Biz Kur'an-ı Kerim'e getirilecek Türkmen yorumu ile kendi insamıza, daha sonra da İslâm dünyasına birtakım güzellikleri tanıtır ve sunarsak insanlık bundan nasibini alacaktır.
Bu bakımdan Hacı Bektaş Velî'den bir yığın boşluk, acı ve ıstırap içinde kıvranmakta olan insanlığın yaralarma bir şefkat ve merhamet eli uzanacaktır.
O, insanlık âşığı bir Hak adamı, rahmet adamı. Elverir ki, onu kendi içimizdeki birtakım saplantılarla sağa sola çekmeyelim. Kucağını kısmayalım. Pencerelerini daraltmayalım. O açık pencereden ve geniş kucaktan, sadece bizler değil, bütün insanlar yararlansın.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder