31 Aralık 2012 Pazartesi

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk'ün yazılarından seçmeler 3



Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk

Kitaplık Çapta Tespitler
…..
Bu dâhi insanla (Prof. Dr. Hüseyin Atayla) her sohbetimde olduğu gibi bu sohbette de yepyeni fikir ufukları açan tespitler kondu ortaya. Bunların birkaçına temas edeceğim:

Bugün 'İslam' adı altında ortada birkaç din var: Ulemanın dini, tarikatların dini, saray sofralarında oluşturulmuş din ve nihayet Kur'an'ın dini. Bu İslamların bugün en az itibar göreni, hatta bazı zeminlerde hiç itibar görmeyeni, 'Kur'an'ın dini' yani gerçek İslam'dır. Müslümanların iki yakalarının bir araya gelmemesinin sebebi de işte budur.

Kur'an, yanlışları tek tek sıralamak yerine, doğruyu bulmada akıl ve ilmi rehber yapar: Eski kutsal metinler, yanlışları ve doğruları tek tek sayar. Kur'an, böyle saymak yerine, doğruları bulmanın zaman ve mekân üstü rehberini gösterir. Bu rehber, akıl ve onun ürünü olan ilimdir.

Kur'an, dini ilme denetletir ama ilmi dine denetletmez: İnsanlık tarihinin en büyük devrimidir bu. Yahudi-Hıristiyan gelenek bunun tam tersini yapmıştır. Ne yazık ki, Müslümanlar, Kur'an'ın yolundan gitmek yerine, Yahudi-Hıristiyan geleneğin yolundan gittiler ve mahvoldular.

Kur'an, imana noksanlık ve çirkinlik izafe eder ama ilme hiçbir çirkinlik ve noksanlık izafe etmez: Kur'an, ilmi kutsalların kutsalı, kutsallıkların denetçisi ve rehberi yapmıştır. Onun için tek mürşit ilimdir.

Sahabenin eleştiri üstü tutulması, peygamber yaşadığı sürecedir: Çünkü Peygamber yaşarken sahabede bir yanlışlık olsa Peygamber onu düzeltir; bize düşen bir şey olmaz. Peygamber'in ölümünden sonra ise bütün sahabîler eleştiriye açıktır, eleştirilirler. Özellikle kamu görevi yapanları mutlaka eleştirilmelidir; çünkü eleştirilecek birçok iş yapmışlardır.


Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk, Hüseyin Atay ile sohbet
*
Şekil ve Öz
…..
Şekil-öz ayırımı, insan için de geçerlidir. İslam Peygamberi: “Bedenleriniz sizin bineklerinizdir. Onlara iyi bakın ki, sizi iyi taşısınlar” diyor. Beden çirkin değildir. Onu hor göremezsiniz. Ama süvariye tanınan onuru bineğe tanımak akıl işi olmayacaktır. Bu yüzden, Kur’an, insanın yüceliğini ve üstünlüğünü şeklin uzantıları olan renk, ırk ve nesepte yani, binekte aramaz; insanın niyet, hizmet ve sevgisinde yani, özde arar. Değerlerin kaynağı, binek değil, süvaridir.
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Şimdi Mustafa Kemal'e ihanet zamanı!
…..
Ucuz şövalyeyi cepheye sürmek için belli ki yine ‘İslam’ kullanılacak ama bu sefer İslam’ı İslam’a karşı kullanmak söz konusu olduğundan haçlı iblisliği bile çare bulmakta zorlanıyor.

Nasıl yapacaklar bunu?

Önce, bir numaralı direnç noktası olabilecek değerleri yıkmak, Türkiye’nin ve Türk insanının omurgasını kırmak lazım. Omurga, Türkiye’yi farklı kılan Kemalist mirastır. Onu işe yaramaz hale getirmek gerekiyor. Onun petrolden daha güçlü olduğu anlaşılmıştır. Petrolün işini bitirdiler ama Kemalist mirasın işini bitiremiyorlar.
…..
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Diyanet teşkilatı
.....
Diyanet Teşkilatı, hurafeye karşı bilgilendirici, bilinçlendirici, irticaya karşı ise uyarıcı ve mücadele edici bir yapıya ulaştırılmalıdır.
Ne yazık ki, bugünkü Diyanet Teşkilatı, İslam'ın gerçek yapısıyla, evrensel-hümanist değerlerle çelişen ve çatışan, geleneksel hurafeci din anlayışının hoşnutluğunu öne çıkaran idarei maslahatçı bir yapıdadır.
Diyanet, bir mezhebin kurumu olmaktan çıkarılmalıdır. Diyanet, Türkiye?de sadece Hanefîlik'in değil, tüm Müslümanların Diyaneti haline getirilmelidir.
Müslümanların Diyaneti, İslam'ın vahye dayalı gerçekleriyle uyuşmayan bir din anlayışını yaşatmanın kurumu olarak sürdürülemez.
Bu yapı âcilen ıslah edilmelidir. Diyanet, bir meslek kuruluşu olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun için de dinin bir meslek olmadığının açıkça söylenmesi ve dindarlığın bir meslek olmaktan çıkarılması gerekir. Din, tüm insanları kavrayan, kucaklayan bir tanrısal rahmet ve sevgi kurumudur.
Kaynak

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Muhammed İkbal ve Mollaizm
İslam'ın Kuran'a dayalı yapısını dejenere ederek geleneklere ve çıkarlara dayalı bir sömürü dini oluşturan ve bunu ‘‘İslam’’ patenti altında insanlığın önüne çıkaran karanlık-egoist tipi İkbal, ‘‘molla’’ diye anmakta ve onu Allah'ın dinine musallat olmuş illetlerin en büyüklerinden biri olarak görmektedir. Bu illetin oluşturduğu sahte din, ‘‘İslam’’ diye anılsa da o esasında, Kuran'ın dini değil, bir ‘‘mollaizm’’dir. İkbal'in iki büyük mürşidi olan Hallac ve Mevlana tarafından da şiddetle eleştirilen bu tip, Türk düşüncesinde İkbal'in benzeri bir işlevi üstlenmiş olan Mehmet Akif tarafından da ağır biçimde eleştirilmiştir. Akif de, tıpkı ülküdaşı İkbal gibi, bu karanlık tipi, Kuran dininin patentini kullanarak Kuran dışı bir sömürü ve kin dini kurmakla suçlamaktadır.
Devamı
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Muhammed İkbal
21 Nisan, şair-düşünür Muhammed İkbal'in ölüm yıldönümüdür. 1938'de öldü İkbal. İkbal, ortak kanıya göre 20. yüzyılın, bana göre son yedi yüzyılın en büyük İslam düşünürüdür. Ben ona, ‘‘Kuran dininin vicdan adamı’’ diyorum. Ve şunu söylüyorum: İkbal'i tanımadan İslam adına mutlu ve başarılı bir gelecek kurmak çok zordur. İkbal, bunu söylememizi haklı gösterecek bir çile çekti ve bir ‘‘eser’’ bıraktı. Bu çileyi çekip bu eseri bırakırken İkbal'in bir tek düşmanı ve belası olmuştur: Kuran dinini keyfine, beyinsizliklerine ve çıkarlarına alet ederek yozlaştıran ve dünyanın önünde rezil eden dinci karayobaz... Yani, İslam'ın ve Müslümanlar'ın 12 asırlık kara belası ve kara talihi... Bugün Müslüman ve gayrimüslim kitlelerin ittifakla ‘‘yüzyılın en büyük Müslüman düşünürü’’ diye anıp yücelttiği İkbal, daha düşünce hayatının ilk günlerinde, kara bela karayobaz tarafından resmi fetva ile ‘‘káfir’’ ilan edilmişti.
Devamı
Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Dinci servetlerin kaynakları

Türkiye’de ‘Allah ile aldatmayı din-iman ve meslek haline getirmiş dinci taifenin servetlerinin tamamına yakını Maun ihlalleri ile yani ‘kamu haklarının, devlet hazinesinin talanı’ ile edinilmiştir. Kur’an bu tür talan suçlarına ‘gulûl’ (kamu malına hıyanet) demekte ve bu suçu işleyenlerin imanlarının yok olup gittiğini bildirmektedir. Bu konu üzerinde ayrıca duracağız...

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Batı çapulculuğu Atatürk ve Doğu maneviyatı

ABD dış politikalarının filozofu, rota çizicisi ve CIA’nın beyin adamlarından biri olan Samuel Huntington, medeniyetleri çatıştırmaya ve Doğu’nun Batı uygarlığından yararlanmasını engellemeye me- mur edilmiş bir istihbaratçı-bilgindir. Huntington’a göre, Batı’nın bugün temsil ettiği değerler sadece Batı’nındır; dünyanın ortak malı değildir. Batı bu değerleri üretmede tek olduğu gibi, bunlardan yaralanmada da tek hak sahibidir. Bu değerlerden yararlanan ötekiler, bunun faturasını ödemek zorundadırlar. Bu değerlerden Batı’ya fatura ödemeksizin yararlanmak kimsenin hakkı ve haddi değildir.
İslam dünyası, Haçlı Batı’ya tüm servet kaynaklarını verse de (ki büyük ölçüde vermiştir) bu olgu değişmez.
Batı’nın tüm diplomasi kodamanlarının ortak kanaati olan bu sav, bu egoizm, teoride Muhammed İkbal, uygulamada ise Atatürk tarafından kırılmıştır. Büyük Atatürk şunu göstermiştir:
Evrensel bilim ve fikir değerlerinin esas sahipleri Doğululardır.
Atatürk bu değerlere ‘maneviyat’ diyor ve ‘Doğu maneviyatı’ tâbirini gündeme getiriyor.
Atatürk’e göre, biz esasında Doğu maneviyatına bağlıyız.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Kurtuluş Savaşı’ndan intikam alıyorlar

Bir kez daha tüm ciddiyet ve inancımla tekrar etmek istiyorum ki, emperyalist Haçlılar; İslam âlemi diye anılan dünyaya gelip Kâbe’nin yıkılması şartıyla Anıtkabir’i yıkmayı teklif etseler, gözünü kırpmadan “Evet!” diyebilecek ‘Müslüman’ yaftalı pek çok imansız alçak bulurlar.
Kurtuluş Savaşı’nı kirletme operasyonu, ABD ve İngiliz gizli servisleriyle eşgüdümlü çalışan Haçlı strateji merkezlerinin çizdiği rota ve belirlediği program çerçevesinde çok sinsi ve şeytanî bir süreç izlenerek yürütülmektedir.
 Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Beslenmenin kişilik yapısına etkileri

...

Yirminci yüzyılın önemli bilgin düşünürlerinden biri olan, Nobel sahibi Fransız Alexis Carrel (ölm. 1944), bu konuyu eşsiz bir vukufla ele alan ilk hekim-düşünürdür. Ona göre, mevcut bilgilerimiz henüz gıdaların zihinsel ve fizyolojik yapımız üzerindeki kimyasal etkilerini tam olarak açıklığa kavuşturmaktan uzaktır. Bilinen bir şey varsa, aldığımız gıdaların zihin yapımız ve karakterimiz üzerinde, tıbbın tespitlerinin ötesinde etkiler yaptığıdır. (Carrel, l’Homme C’est Inconnu, 100 vd. 369 vd.)

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Kur’an devrimcilik şirk muhafazakârlık ister
...
Kur’an, peygamberlerle onların karşısına dikilen şirk zümreleri arasında tarih boyunca sürüp giden kavganın esasını, ecdatperestlikle akıl ve bilginin mücadelesi olarak tescil etmektedir.
Temelde iki tez söz konusudur:
1. Şirkin tezi:
Güvenilir, dokunulmaz ve kutsal olan, atalardan bize devredilen gelenek ve kabullerdir. İyinin, doğrunun ve güzelin ölçütü bu geleneksel değerlerdir. Bunların muhafaza edilmesi ise dinin ta kendisidir.
2. Tevhidin tezi:
Güvenilir, dokunulmaz ve kutsal olan, aklın ve bilimin verileridir. İyinin, doğrunun ve güzelin ölçütü bu verilerdir.
Bu iki tezin kavgası çok zorludur. Birinci tezin temel söylemi şudur:
“Ayetlerimiz, karşılarında açık seçik kanıtlar halinde okunduğunda, delilleri sadece şöyle demek olmuştur: ‘Doğru sözlüler iseniz atalarımızdan kanıt getirin.” (Dühan, 36; 45/25)
İkinci tez, yani peygamberler tezi ise şu söylemi öne çıkarmaktadır:
“Eğer doğru sözlü kişiler iseniz bundan önceki bir kitap yahut bir bilgi kalıntısı getirin bana!” (Ahkaf, 4)
“Eğer doğru sözlü iseniz bana ilimle haber verin.” (En’am, 143)

*



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder