17 Aralık 2012 Pazartesi

Hz. Mevlana'yla ilgili yazılardan...

 
Hz. Mevlânâ bir İslâmî bilgilenme ve eğitim yolu olan tasavvuf okulunda yetişmiş, başında Hz. Peygamber'in (sav) bulunduğu mürşidlerden -doğrudan veya dolaylı olarak- yararlanmış, orta yol (Sünnî) İslâm anlayışını benimsemiş, buna göre yaşamış bir müslüman, bir Allah kulu, bir Peygamber çırağı, bir sûfîdir. Onu doğru anlamak ve yorumlamak için bütün İslâm düşünce sistemini kavramış olmak ve doğrudan onun eserlerinden yola çıkmak şarttır. Âyînesi saf olamayanlar, başka kaynaklardan beslenerek şartlananlar, peşin hüküm ve kanâatlerden yola çıkanların onu doğru anlayıp anlatmaları mümkün değildir. Her şeyi bildikleri halde sapmış olanlar ve saptırma niyeti taşıyanlara karşı da uyanık olmak ayrı bir zarûrettir.
Prof. Dr. Hayrettin Karaman
*

Hazreti Pir, “ Herkes kendi anlayışına göre bana dost oldu. İçimdeki sırları görmedi. Benim sırrım feryadımdan uzak değildir. Lakin, her gözde onu görecek nur, her kulakta onu duyacak güç yoktur.”demekte. Yoksa ben mi yanlış anlamaktayım?
Görünürde herkes kendince Mevlana dostu! Ama ne kadar ve nereye kadar?
Var mıdır feryadını araştıran-duyan, içindeki sırları kurcalayan?
Var mı?
Nazım Peker
*

Günümüz dünyası insani yanlarımızı çalarak bizi maddi varlığımızla baş başa bırakıyor. İç dünyası olmayan, kendi derinliklerinde düşe kalka yol almamış insanın insani duyarlılıkları taşlaşır.
İç dünyamız bize hediye edilmiş kâinatın bir parçasıdır. Kâinatın içinde insan, insanın içinde kâinat bunun için var. Bu olağanüstü, heyecanlı, zor yolculuğa çıkmadan yapılan ibâdet “zahirî” dir. Batinî olan; sevgi, içtenlikle kotarılan ibâdet ve hayatın her alanında şeffaf olabilmektir.
Bulutlar rüzgâr bekler. İçtenlik olmadan, imânın ruhu temizleyen pınarı akmaz. Mevlânâ, “yolculuğa başla ve bir an bile mola vermeden, sürekli değişerek dönüşerek yola devam et .”der. Eğer bir yerde durursan tekrar yola düşecek takatin olmaz. Rahatlık, su gibi yapışır eteklerine, seni ağırlaştırır ve dibe çeker.
Nevval Sevindi
*
Mevlana’daki dönüşüm Şems-i Tebriz’le olmuştur. Mevlana’nın hayatında Şems köşe taşını oluşturur. Eğer o olmasaydı Mevlana da olamazdı ama bildiğimiz anlamda Mevlana olmazdı. Çünkü Şems-i Tebriz’i Mevlana’nın ilham kaynağıdır. Mürşidi, sırdaşı ve dostu Şems-i Tebriz’idir. Mevlana’yı anlamaya ve araştırmaya çalışanlar mutlaka Şemsi Tebriz’iyle karşılaşırlar. Hocasını yani Tebriz’iyi anlamadan Mevlana’yı anlayamayız. Mevlana üzerine araştırmalar yapan Cemalnur Sargut: “Mevlana Şems’le karşılaşmasaydı da tüm eserleriyle dünyaya tesir edecekti ama Mevlana olmayacaktı.” der.
Hasan Başar
*
Mevlana’nın eseri Sultan Veled
Dostlarıyla beraber tasavvufu Çin’de bile akademik hayatın içine sokan Cemalnur Sargut Sultan Veled’in önemine Mevlana’nın şu sözlerini zikrederek dikkatleri çekiyor: “Bahâeddin, benim bu âleme gelişim, senin zuhurun içindir. Benim bütün söylediklerim, nihayet sözlerimden ibârettir. Hâlbuki sen, benim işim, eserimsin”. Bizzat Mevlana, bu şekilde hitap ediyor oğlu Sultan Bahaeddin Veled’e. Oğlu Veled’in yetişmesine büyük bir özen gösteren, onu tüm ilim cemiyetlerinde yanında bulunduran Mevlana ona özel bir sevgi ve merhamet göstermiş. Hatta çoğu zaman onları baba-oğul değil kardeş sanmışlar. Nitekim “Bana en çok sen benziyorsun” demiş oğluna Mevlana. Oğlu Veled’i çok sevdiği dostu ve mürşidi Şems-i Tebrizi’nin irşadına teslim eden Mevlana’nın bu yakınlığının sırrını Amerikalı akademisyen Omid Safi şöyle açıklıyor:  Mevlana ile Sultan Veled baba-oğul olmanın ötesinde o kadar yakındılar ki, Mevlana bu ilişkiyi oğluna manevi aktarım için kullandı ve oradan da mesajını tüm insanlığa ulaştırdı. ” Onların yakınında bulunmanın ve manaevi terbiyelerinden geçmenin hikmetiyle Sultan Veled sadece Mevlana için değil, onunla bağlantılı olarak Şems-i Tebrizi, Hüsameddin Çelebi ve Selahaddin Zerkubi’nin de sonraki nesillere aktarıcısı ve keşfedilmelerinin anahtarı oldu”.
*
Mevlana'nın diliyle dinlerin birliği
Müslüman bir delikanlı ile Hıristiyan bir kız evlenmek isterler. İki tarafın ailesi de razı olmaz. Bir gün bana geldiler ve uzun macerayı dinledikten sonra, "Aslı bir olan, papazlar tarafından parçalanan bu dini birleştirin. Oğlum, ya sen Hıristiyan ol, veya kızım, sen Müslüman ol" dedim.
Mahmut Toptaş
*
Sözün özü;
Hz. Mevlâna"nın yüce dinimiz İslâm"ı daha iyi anlamada bir araç olduğunu kabul ederek samimiyetle hizmet edenler mağlup ve mahcup olmayacak; onu ticaret, yada siyaset aracı olarak kullananlar ise iflâh olmayacaklardır... Vallâhu a"lem bi"s-sevab...
Nuri Şimşekler
*
***********************************
***********************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder