8 Aralık 2012 Cumartesi

(Hacı Bektaş-ı Veli'nin eserinden bir menkıbe) Müslüman_olmak

Vilayetname'den okuyalım:

“İslam ülkesinin öte yanındaki bir ülkede bir keşiş vardı. Bir yıl kıtlık olmuş, keşiş de sıkıntıya düşmüştü. Bir gün, ‘ne olurdu, Hünkar lütfetseydi de, bana biraz buğday gönderseydi’, diye düşündü. Bu durum o anda Hünkar'a malum oldu, dervişlerinden birine biraz buğday verdi ve ‘bu buğdayı keşişe götür’ diyerek yolladı. Derviş buğdayı götürürken yolda alıcı çıktı. O kadar fazla para önerdiler ki dayanamadı; buğdayın bir miktarını sattı, yerine toz ve saman doldurdu. Gide gide o kente vardı ve sora sora kiliseyi buldu, keşişle görüştü. Getirdiği emaneti teslim etti. Keşişin konuksever ve insancıl davranışlarından etkilenen Derviş, ‘ne olurdu, bu adam müslüman olsaydı’ diye düşündü. Keşiş onun içinden geçenleri anladı ve ‘Derviş, ben de müslüman olurdum, ama senin gibi bir müslüman olup, erenlerin gönderdiği buğdayın bir kısmını satar, yerine toz ve saman doldururum diye korkuyorum’ diye karşılık verdi.

“Bu sözler karşısında çok utanmış olan Derviş’i alıp, birlikte kilisenin mahzenine indiler. Orada bir oda gördü; karşıda bir mihrap vardı; üstünde bir bohça duruyordu; bohçanın üzerine bir elifi taç konmuştu. Keşiş kendi giysilerini çıkardı. Bohçayı açıp, içindeki derviş hırkasını giyindi ve tacı da başına koyarak mihraba geçti ve birlikte ibadet ettiler. Tapınma ve dualardan sonra Keşiş yine eski Kilise giysilerini giyerken: ‘Biz de Hünkar’ın dervişiyiz’ dedi. Ona armağanlar verip yola saldı.” (Vilayetname/Menakıb-ı Hünkar Hacı Bektaş-ı Veli, Haz.A. Gölpınarlı, İnkılab Kitabevi: İstanbul, 1990, s.55; Vilayetname /Menakıb-ı Hacı Bektaş Veli, Haz. E.Korkmaz, Ant Yayınları: İstanbul, 1995, s.107-108)

Kaynak

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder