18 Kasım 2012 Pazar

Düşünce Ufantıları ve Diğerleri / Sabahattin Gencal


Unutuyorum. Gittikçe artan unutkanlığım yaşlılıktan mı, hastalıktan mı bilmiyorum. Uzun zaman önce doktora gitmiştim. Doktor unutkanlığımın endişe edilecek bir boyutta olmadığını söylemiş ve eklemişti: “Yaştaşlarınızdan, hatta birçok gençten daha iyisiniz.” diye. Şimdilerde de ayni sözleri duymak isterdim.
Kimin söylediğini hatırlamadığım bir sözü birkaç senedir kullanıyorum. “Kültür her şeyi unuttuktan sonra akılda kalandır.” Sözde bir yanlışlık var gibi; öyle ya her şeyi unuttuktan sonra akılda ne kalır ki. Demek ki her şey yerine başka bir kelime kullanmak gerekirmiş. Neyse diyeceğim başka benim. Birkaç sene önce kendi kendimi test etmeye kalkmıştım: “Her şeyi unuttum gibi. İşte bu durumdayken yazabildiklerim kültür ölçüsü sayılıyorsa bir şeyler yazmalıyım.”dedim ve Temel Kavramlar ana başlığı ile yirminin üzerinde yazı yazarak bloglarımda yayınladım.  Daha sonra bunları Damla adını verdiğim blogda da yayınladım.
Temel kavramları yazarken, aklıma gelse dahi atıflarda bulunmadım. Önceleri çok atıfta bulunurdum. Farklı alanlarda epeyce kitap okudum. Belki böyle çok okumamdan dolayı konuşmalarımda ve seyrek de olsa yazdığım yazılarda çokça atıflar vardı. Öyle oldu ki bundan ben de şikâyetçi oldum. Allahtan unutkanlık başlayınca atıf yapamaz oldum. Hiçbir esere de bakmamaya karar verdim. Yani sözlükleri, kitapları, interneti, bilgisayarı, televizyonu, dergi ve gazeteleri… vb. yok saydım. Kendimi ıssız bir adada yalnız kabul ederek yukarıda sözünü ettiğim yazıları yazdım. Doğrusu beğendim de bunları. Yanlış anlaşılmasın, son bir iki yılda yazdığım üçyüze yakın yazıya göre beğendim diyorum, yoksa...
“Temel Kavramlar” ana başlığı ile yazdığım yazıları yeniden okuyunca anladım ki bu yazılar olsa olsa temel kavramlar hakkında düşünce kırıntısı olabilirler. Kırıntı dedim de aklıma ekmek kırıntıları geldi. Çocukken yer sofrasında yemek yerdik. Ekmek kırıntısı bırakmazdık. Bu kırıntılara “ufantı” derdik. Nedenini bilmiyorum Temel Kavramlar dediğim bu yazılara da “ Düşünce Ufantıları  “ genel başlığını koymak geldi içimden.
Yazıları öpüp başımıza koyduğumuz ekmek kırıntılarına benzetmiş oldum. Sözünü ettiğim bu yazılarda mümkün olduğu kadar benzetmelere de yer vermedim. Önceleri çok benzetme kullanıyordum. Bir anımda anlatmıştım; ilköğretmen okulunda Kompozisyon dersine gelen hocam benzetme yapmamı yasaklamıştı.
Ne oldu da bu yasakları ve kendi kendimi sınırlandırmalarımı kaldırdım dersiniz. Bir kere unutkanlığım çok arttı. Artık doğru dürüst yazamaz oldum. En önemlisi de Damla’daki gelişme oldu.
Damla’yı okuyanların, daha doğrusu tıklayanların sayısı oldukça arttı. Okuyucuların büyük çoğunluğunun da öğrenci olduğunu sanıyorum. Emekli bir öğretmen olarak kendi kendime durumdan vazife çıkardım. “Damla kendi kendimi test etme alanı değil. Her cümle bir sorumluluk getirir; onun için.… İşte onun için derlemelere yer verdim. Arada benim yazdıklarımda da bol bol kaynak gösterdim. İyi mi yaptım kötü mü bilmiyorum. Aslında derlemelerim de zamanla bir eser boyutuna ulaşabilir. İnşallah diyerek bu konuyu geçelim.
Ufantıdan söz ediyorduk ya birkaç kelam daha edelim. Benim okur temsilcim sevgili eşim, derlemelerime karşı, az da olsa, eksik de olsa hiçbir yerden yararlanmadan yazmamı istiyor; yani ufantılara devam etmemi istiyor.
Sofralarımızda ufantı bırakmazdık, hepsini güzelce yerdik. Şimdilerde değil ufantıyı ekmek parçalarını bile yemiyorlar. Çöpe atılan ekmeklerin hattı hesabı yok. Sözü şuna getiriyorum günümüzde sanatçılar, köşe yazarları bile okunmuyor, biz mi okunacağız. Sözün burasında da bir itirafta bulunmak isterim. Damla’da yazmaya başlarken bir kişi takip etse bile özenle çalışmayı prensip edinmişken bu okunmak ya da okunmamak endişesini anlamıyorum. Daha doğrusu kendimi anlamıyorum.
Böyle böyle durumdayken ufantıları bir tomar ediyorum. Bundan sonra da ıssız odamdan, siz ıssız ada anlayın; evet, başkalarının yarattığı gündeme takılmadan, medya kirli sularına girmeden içimden gelenleri yazı vereceğim. Bunlara şimdiden bir genel başlık düşünemiyorum. Onun için İşte “Düşünce Ufantıları ve Diğerleri” diyorum. Bu diğerleri dediğim yazıları zaman zaman derlemelerden fırsat bulmaya çalışarak yayınlayacağım. Yani Damla’nın kalitesini fazla düşürmeyeceğiz.
“Düşünce ufantıları ve Diğerleri”nin sofralarımızın baş gıdası ekmek gibi yararlı olmasını diliyorum. Diyetisyenler duymasın. Malum ekmeğin, şişmanlatmaktan öte bir yararı olmadığını söylüyorlar. Biz ufantıdan söz ediyoruz. Sonra ufantılarımızda zararlı katkı maddelerinin olmadığı garantisini de veriyoruz. Okumanız için daha ne diyelim. Besmele ile yemeğe başlayalım. Afiyet olsun.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 14. 11. 2012
*****
 Düşünce Ufantıları
  1. Kültür
  2. Eğitim
  3. Alışkanlık
  4. Yönetim
  5. Dua
  6. Dinlenmek
  7. Zaman
  8. Aile
  9. Yazmak
  10. Gündem
  11. Fazilet
  12. Söz
  13. Gazete
  14. Hak
  15. Ahlak
  16. Dostluk
  17. Konuşma
  18. Özgürlük
  19. Laiklik
  20. Oyun
  21. Yazmak
  22. Sanat
  23. Hukukun üstünlüğü
  24. Okumayı öğrenme
  25. Çalışmak
Ve Diğerleri...

4 yorum:

  1. Merhabalar,

    Ufantıların gözardı edilmemesi ve asla heder edilmemesi gerektiğini anlatan bu güzel yazı dizininizi keyifle okudum. Kaleminize ve yüreğinize sağlıklar dilerim. Sayın hocam insan yaşlandıkça beyin dokuları kalınlaşırmış, kalınlaşan dokularda unutkanlık yapıp, hafıza kaybına neden olurmuş. Benim de bu konu ile ilgili şöyle bir anlatımım olacak: İnsanın hayatında hafıza ile ilgili üç dönemi varmış. Birinci dönemde herşey kayaya yazılırmış, ikinci dönemde kuma yazılırmış, üçüncü dönemde de suya yazılırmış. Şu an da ben kendim için söylüyorum, ben artık suya yazıyorum. Yüce Mevla hepimizin yar ve yardımcısı olsun, sağlık sıhhat ve afiyetler versin.

    Cenab-ı Allah'ın selamı, rahmeti, bereketi, ikramı ve ihsanı üzerinize olsun. Görüşmek üzere, Allah'a emanet olun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhaba,
    Şimdi bu yazıyı okuyup, onaylayıp hak vermemek mümkün değil Sabahattin bey. Kaleminizin ustaca düşündürmesi... düşündürdüğü kadar değişik metaforlar kullanarak amacını, okuyanın beynine ve hayat ritmine son derece sağlıklı olarak betimlenmiş. Bize okuyarak, onaylamaktan başka seçenek kalmamış. Kendi payıma düşen dersi aldım, bunun için size teşekkür eder, ailece iyi Pazarlar dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil