13 Kasım 2012 Salı

Atatürk ve Atatürkçülükle ilgili köşe yazıları (01)



10 Kasım ve Atatürk’ü doğru anlamak
Atatürk’ü tarihsel bağlamının dışında ve insani özelliklerden adeta sıyırarak ele alan yaklaşım, eski etkisini yitirmiştir ancak özellikle de son yıllarda Atatürk’e yapılan saldırılar karşısında bir tepki olarak tekrar zemin kazanmıştır. Bu yaklaşım da Atatürk’ü yaşayan kuşağa, gelecek nesillere ve yüzyıllara sağlıklı bir şekilde taşımak için doğru bir yaklaşım değildir. Atatürk’ün tarih içindeki büyüklüğünün kimsenin iyi niyetli olsa dahi makyajına ihtiyacı yoktur. Esasen Atatürk’ün büyüklüğü 200 sene, 500 sene, 1200 sene sonra bugün olduğundan daha anlaşılır olacaktır. Çünkü Atatürk bugün, hala bir şekilde güncel siyasi tartışmaların içine çekilmektedir. Oysa aradan zaman geçtikçe ve tarih süzgecinden olaylar damıtılarak süzüldükçe Atatürk’ün de tarih içindeki konumu daha açık bir şekilde görülecektir.
Prof. Dr. Ümit Özdağ
*
Yabancıların Atatürk hakkındaki değerlendirmeleri
Atatürk, tarihte  ülkesini kurtaran, daha doğru bir deyişle ona yeniden can veren,
dirilten, büyük adam olarak bilinecektir.
Fransız Türkoloğu Louis Bazin
 Vahip Dursun
* 

Cumhuriyetçi Tutarlılık

Atatürk devrimlerinin en belirgin özelliği tutarlılıktır. Farklı tarihlerde, değişik vesilelerle yapıldıkları halde şaşırtıcı düzen ve sırayla hepsi birden aynı düşünceden filizlenir ve aynı amaca yöneliktir.

Devamı
Prof. Dr. Mümtaz Soysal
*
Atatürk sevgisi büyüyor
Kim ne derse desin, hangi yıkıcı propaganda yapılırsa yapılsın, bu ülkede Gazi Mustafa Kemal’i seven milyonlarca insan var ve hiçbir kuvvet bu sevgiyi onların kalbinden söküp atmaya yetmeyecek. Tersine, Atatürk sevgisi gittikçe büyüyor, halka, gençliğe daha çok yayılıyor.
Zülfü Livaneli
*
Atatürk ve Felsefe
Mustafa Kemal’in eserinin, kendi yetişme tarzı ve yaradılışıyla ilgisi pek büyüktür.  O’nun karakterindeki özgürlük ve bağımsızlık vasfı, kısmen inceleme ve araştırmacılarının, daha çok yaradılışının ve geçirdiği deneylerin ortaya çıkardığı felsefi inançların kaynağıdır. Şu halde, O’nun kuracağı düzenin toplumsal ve bireysel bağımsızlık ve özgürlük ilkelerini yansıtan bir öğreti ve onun kökeni niteliğindeki bir felsefi inanç olması kadar doğal bir şey yoktur.  Mustafa Kemal, insanı laik ve özgürlüklerini kısıtlayan, herhangi bir toplum üzerinde diğerlerini kayıtsız şartsız egemen kılan,  demokratik yollar dışında bir millete iktidar olma iddiasında bulunan görüşlere, felsefelere: bireylere ve kuruluşlara düşmandır. O’nun yönetim ve hedefi, giderek, gelişmek ve olgunlaşmak suretiyle ulusal bağımsızlık ve egemenliğe dayanarak milli iradenin ve meşru temsilcilerinin etki ve yönetimiyle milli ülküleri gerçekleştirmektedir. Bu ülküye kaynak olan felsefe, Atatürkçü felsefedir; başka bir deyişle Mustafa Kemal kendi felsefesinin uygulayıcısıdır.
*
Atatürk ve çağdaş Türk kadını
Atatürk'ün kadının eğitimi konusunda konuşmalarına dört esas üzerinde durduğu görülmektedir:    Kadın - erkek öğretim ve eğitimi eşit olmalıdır.   Kadının en önemli vazifesi analıktır. Kadın toplum hayatının her yönünde yer almalıdır.  K adın analık hizmetini ve toplumdaki görevini iyi yapabilmek için çok sağlam bilgilerle donatılmalı ve faziletli olmalıdır.
*
Atatürk ve Türk Gençliği      
Tarihte hiçbir lider Atatürk kadar milletinin gençliğine güvenmemiş, Onun kadar gençliğe
değer vermemiş, Onun kadar gençlikle bütünleşmemiştir. Atatürkçülükle gençliğe güvenme
ve gençliğe değer verme birbirinden ayrılamaz.
Aydın Can
*
Mustafa Kemal ve İslâm Dünyası üzerindeki etkisi

Günümüz Türkiye’sinde Atatürk düşmanlığının her gün artan bir şekilde prim yapması ve başta siyasilerimiz olmak üzere basın yayın organlarının sıraya girmiş gibi bu yayınlara katılması, demeçler verilmesi üzücü ve oldukça ürkütücüdür. Sözde dini savunma amacı ile başlatılan bu gelişmeler; aslında tıpkı geçmişte olduğu gibi gelecekte de hem Türk ve hem de bütün İslam Dünyasını tehdit edecek şekilde ilerlemektedir. Siyasilerimizin, oy ve koltuk kazanma uğruna Türk toplumunun geçen 80-90 yıl içinde, Atatürk ilke ve İnkılâpları sayesinde kazandığı çağdaş gelişmeleri görmemezliğe gelip, 180 derecelik bir dönüşle geriye doğru koşmaya çabalamaları demokrasi ve özgürlüklere saygı duyan, aklı başında her Türk aydınını rahatsız etmektedir.

Devamı 

Dr. M. Galip Baysan
*
Ulusu Ortadan Kaldırmak İçin Ulusun Önderine Saldırıyorlar
H:D: Karşı devrimin dünden bugüne geldiği nokta nedir?

“Kısmi karşı devrim” olsa bile tam anlamıyla bir karşı devrim gerçekleşemedi. Evet, Atatürk’ten sonra tam bağımsızlıktan taviz verildi, dil ve tarih tezleri yok edildi, karma ekonomi politikası değiştirildi, laiklik yara aldı… Aslında Atatürk’ün ortaya koyduğu pek çok şey yok edilmeye çalışıldı ama karşı devrimin başarıya ulaşmış olması, sistemin her şeyiyle yeniden eski haline dönmesiyle gerçekleşir.

Örneğin Latin harflerinin kaldırılıp Arap harflerine geçilmesi, hilafetin geri gelmesi gerekir. Ama henüz bu gerçekleşmedi. Gerçekleşmeme sebebi de 1920’de Atatürk ve o dönemin devrimci kadrosu tarafından atılan temellerin çok sağlam olması.

“Atatürk’ün sosyalizmi ilan etmemiş olması onun sol düşünceyle kavgalı olduğunu göstermez”

*
Halâskâr Gazi’ye dinci ihanetin ilk oyunu
Mustafa Kemal’in hayatı hep nankörlüklere maruz kalmakla doludur. Bir milletin kurtuluşunun namı diğeri olan Büyük Taarruz’un arkasından toplanan TBMM’de onun tekrar milletvekili seçilmemesi için önerge veren onursuzları düşünelim. İş bittikten sonra işi bitireni kenara itip öne çıkmak, insanoğlunun tarihe bıraktığı alçaklıkların en namertlerinden biridir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
*
Mustafa Kemal Atatürk’ün din anlayışı
Mustafa Kemal’i Batı emperyalizmi hiç sevmez, çünkü savaşı onlara karşı kazandı, yenilgilerini kabullenemiyorlar…

Hürriyet (İstiklal) Savaşında, yenildiler ya… Anadolu’nun “çarıklı köylüsüne” lider olmuş Mustafa Kemal’i ve Onun komutanlarına yenilmeyi hazmedemediler… Türkiye Cumhuriyetine olan kinleri bundandır…

Yurdunu, iffetini cansiperane savunan Türk halkı batı emperyalizmine verdiği dersi aynı paralellikte ABD’ye de verdi… Kara zihniyetli işbirlikçilerin bugün çoğalması, emperyalizmin başarısıdır, bunu da kabul etmek gerek… Atatürk’e küfretmek marifetten sayıldığı için sürekli Atatürk’e söven din simsarları yetiştirildi, yetişmesine destek verildi.

Prof. Dr. Ramazan Demir
*
Atatürk’ün Altı oku
Osmanlı imparatorluğunu çökerten batının önde gelen emperyal devletlerine karşı uzak duran Atatürk, yeni kurulmakta olan Türkiye Cumhuriyetinin bir batı tipi sömürge devleti olmasını önlemek için elinden gelen her türlü çabayı göstermiştir. Beş yüz yıl boyunca bütün dünyayı sömürmüş olan batılı devletlere Türkiye'yi bağımlı kılacak liberal bir devlet yapılanmasından Atatürk bilinçli bir biçimde, Türk ulusunun bağımsızlığı için uzak duruyordu. Aynı biçimde, kuzeyde gerçekleştirilmiş olan Sovyet devriminin ortaya çıkardığı sosyalist devlet modeline de uzak durarak, Rus emperyalizminin güdümünde Moskova'dan talimat alan bir Demirperde ülkesi konumuna da yeni Türkiye'nin düşmemesi için yoğun ve aktif bir dış politika uygulamaya çalışıyordu. Özellikle iki kutuplu dünya düzeni içinde gündeme gelen soğuk savaş döneminin Türkiye'nin bağımsızlığını ortadan kaldırmaması için Türk-Rus ilişkilerinin belirli dengelerde yürütülmesine dikkat ediliyordu. Türkiye yirminci yüzyılda doğu ve batı blokları arasında sıkışırken, Osmanlı devletinden miras aldığı merkezi bölgenin bağımsızlığını korumağa dikkat ediyordu.

Prof. Dr. Anıl Çeçen
*
Dindar Atatürk
Mustafa Kemal Atatürk, askeri ve siyasi kişiliğinin yanı sıra, ahlakı ve İslam dinine verdiği önemle de Müslüman Türk Milleti önünde güzel bir örnek olmuştur. Ancak bazı materyalist çevrelerce Atamızın dine olan yakınlığı çarpıtılmış ve tam tersi, din karşıtı olarak gösterilmeye çalışılmıştır. Hatta bu çevreler öyle ileri gitmişlerdir ki, Atatürkçü bir kişinin asla dindar olamayacağı gibi çarpık bir mantığı topluma yıllarca telkin etmişlerdir. Aslında kendi ateist fikirlerini meşrulaştırmak için bunu Atatürk’e mal ederek taraflar oluşturmaya çalışmış ve Atamızın çok önem verdiği milli birliği yıllarca zedelemişlerdir
*
Atatürk'ün Dünya Tarihi İçin Önemi

Atatürk daha 1922 Temmuzun’da Millî Mücadele’nin mazlum milletler için ifade ettiği anlamı şöyle dile getirir: “Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi namı ve hesabına olsaydı belki daha kısa, daha az kanlı olur ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye büyük ve mühim bir gayret sarfediyor. Çünkü müdafaa ettiği bütün mazlum milletlerin, bütün şarkın davasıdır…”
Paragrafın alındığı yazı   

*
Atatürkçü düşünce ışığında çağdaşlaşma
Atatürkçü çağdaşlaşmanın temelinde devlet olarak bağımsızlık millet olarak egemenlik birey olarak hak ve özgürlükler söz konusudur. Ancak bu nitelikte ve bu ortam içinde bir çağdaşlaşma insanî açıdan değer ifade eder. Yoksabağımsızlıktan ve egemenlikten yoksun mandater çağdaşlaşma insan hak ve özgürlüklerinden yoksun totaliter çağdaşlaşma çağdaş bir ilerleme çağdaş bir yaşam olamaz. Atatürkçü çağdaşlaşmanın en belirgin özelliği lâik ve demokratik devlet ve toplum düzeni içinde gelişmeye açık yönüdür.
Paragrafın alındığı yazı
*
Atatürk hedefte
…..
Ölümünün 74. yılında neden hâlâ Atatürk tartışılır. Toplum neden Atatürk’ün ötesine geçemez...
Çünkü iktidardaki zihniyet ve yandaşları, hâlâ, Atatürk’ün Laik Cumhuriyeti kurarken savaş açtığı çağdışı değerleri savunmaktadır da ondan...
O zihniyetin toplumu teslim alabilmesi için Atatürk’ün tarihten silinmesi lazımdır... Atatürk’ün hem emperyalistler hem onların yurt içindeki maşalarını en çok rahatsız eden ilkesi bağımsızlıktır... Emperyalizm o engeli aşamıyor, bir türlü teslim alamıyor Türkiye’yi. O yüzden bunca saldırı...
Atatürk bu ülkede hem bağımsızlığın hem demokrasinin bayrağıdır... Bazılarının unuttuğu bir şey var... Bağımsızlık olmadan demokrasi olmaz. Bugün Türkiye’de demokrasi bu yüzden yoktur. Bağımsızlığın olmadığı ülkede yöneticileri halk değil dış güçler tayin eder. Halk figüran görevi görür. Atatürk sağlığında demokrasinin temellerini atmıştır. Bağımsızlık ve laiklik o temellerin en önemlisidir. Türkiye o yüzden demokrasiye geçebilmiş tek İslam ülkesidir.
Atatürk karşıtları Atatürk dönemini bugünün ölçüleriyle kantara vurur. Oysa o dönemin ölçüleriyle bakarsanız Atatürk dönemi hak, hukuk ve demokrasi yönünden Avrupa’daki pek çok ülkeden daha ileridir. Bu günden geriye bakarak “Atatürk diktatördü” diyenler nedense O’nun neden “Başkanlık” rejimine gitmediğini, bunun sözünü bile etmediğini tartışmazlar.
Melih Aşık, Milliyet, 10. 11. 2012
*
Atatürkçü Düşünce Sistemi
Atatürkçülük, aklın ve bilimin rehberliğinde Türk milletini çağdaşlaştırmayı amaçlar. Türk milletine, millî kimliğini kaybetmeden dünya milletleri arasında hak ettiği yeri kazandırmayı hedef alır. Bugün ve gelecekte millî onurumuzdan ve bağımsızlığımızdan en küçük bir taviz vermez. Atatürkçü Düşünce Sistemi, Türk milletinin çağdaşlaşmasında önemli bir yer tutar.

*******************************************
*******************************************


2 yorum:

  1. Merhaba,

    Atatürk ve Atatürkçülükle ilgili köşe yazıları 1.bölümü büyük bir ilgi ve dikkatle okudum. Ulu Önderimiz hiçbir dönem şimdiki kadar iç ve dış hainlerin yıpratma kampanyasına bu kadar fazla uğramamıştı. Bu durumun, devrim ve getirilerinin ne kadar güçlü olduğunun göstergesi olduğunu düşünüyorum.

    2. ve diğer bölümleri beklerken, blog dünyasına
    yaptığınız katkılar için teşekkür eder, iyi günler dilerim.

    Dostlukla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz, yorumunuz ve iltifatınız için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil