28 Ekim 2012 Pazar

Üzüntülerin sevince ve coşkuya dönüşmesi umuduyla Cumhuriyet Bayramınızı kutlarım./Sabahattin Gencal



Bu son zamanlarda hava değişiyor. Bulutlar daha çok karardı, sular bulandı, çiçekler soldu. İnsanlar da bunalımda. Bana en çok dokunan çocukların neşesizliğidir. Belki emekli öğretmen olmamdandır, çocukların  neşesizliğine dayanamıyorum.
Birkaç hafta önce eşimi göz doktoruna götürdüm. Gitmişken ben de muayene olayım dedim. Meğer gözlerimde katarak varmış. Üzülmez misiniz? Doktor lazerle beş dakikalık bir operasyonla durumu düzelteceğini söyledi. Ben ona “gözlerimin Hikayesi”ni anlattım. O da “Belki altında başka bir şeyler vardır.” diyerek daha donanımlı bir yerde muayene olmamı istedi.  Üniversite Hastanesinde sıra bulabilirsem doktora giderim inşallah.
Şimdi düşünüyorsunuzdur, “ne alaka” diye. Şu alaka: Demek  her şeyi solmuş görmem kataraktan. Doğrusu ilk kez rahatsızlığıma sevinmiş oldum: Demek ki öğrenciler öyle gördüğüm gibi neşesiz değillermiş.  Bu da az bir şey değil. Hele emekli öğretmenler için… Kısaca gözlerimde katarak olduğunu öğrenmem üzüntümü sevince döndürdü.
Bu aralar yapılanları hiç doğru bulmuyorum. Türkiye’mizin geleceğini parlak görmüyorum.
Şimdi bana bu karamsarlığınız da gözlerinizden derseniz sevinirim. Bir Allah’ın kulu “Yapılanları doğru görmüyorsunuz çünkü astimatınız arttı; uzağı göremiyorsunuz çünkü miyobunuz arttı.”derse  yine üzüntüm sevince dönüşür.
Yarım asırdır gözlük kullanıyorum. Yarım asırdır da korkuyorum. Hatta bu konuda 1998’de genel yönetmeni olduğum bir okul dergisinde “Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür.” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazımda binaların dinamitle toz duman edilmesinden örnekler vermiştim. Geçenlerde İstanbul’da kentsel dönüşüm dolayısıyla yıkılan binalarla ilgili haberleri okumuşsunuzdur. 1999 depreminden sonra Kocaeli’nde yıkılan binalarla ilgili haberleri okuyanlar da olabilir. Ben bu yıkımlardan önce yazmıştım yazımı. Bir gazetede ABD’de bir binanın kritik yerlerine dinamit yerleştirildiğini sonra bir düğmeye basılarak veya bir kol çekilerek dinamitin patlatılarak binanın toz duman edildiğini okumuştum. Bu haberden hareketle emperyalistlerin Türkiye Cumhuriyetinin temellerine dinamit yerleştirmeye çalıştıklarını, bu dinamitlerin patlatılmasına fırsat verilmemesi gerektiği konusunda uyarılarımı tekrarlamıştım.
Dilimizi bozdular yetmedi, dinimizi ılımlılaştırıyorlar, geleneklerimizi unutturuyorlar… Kısaca kültürümüzü yozlaştırıyorlar. Dahası var: bir güven bunalımı yaratıyorlar. Ne kurumlarımıza ne bireylerimize güveniyoruz. Aslında kendimize de güvenmiyoruz.  Uzatmayalım şimdiki korkum emperyalistler, işbirlikçilerinin yardımıyla kültür temellerimize, kritik noktalarımıza yerleştirdikleri dinamitleri patlatmak için düğmeye basarlar mı veya kolu çekerler mi korkusudur. Allah korusun.
Atatürk’ün liderliğinde kurulan Cumhuriyetimizin yıkılmaması için sözle dua etmek yetmez fiili dua etmeliyiz. Yani her birey, her kurum ve kuruluş üstüne düşeni yapmalıdır. Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi kollayıp geliştirme görevimizi yaparken çok dikkatli davranmalıyız. Dikkatsiz davranırsak, Allah göstermesin düşmanların kolu çekmesine gerek kalmadan  dinamitleri patlatabiliriz. Bu anda rahmetli Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya’ın bir benzetmesi aklıma geldi: Mealen yazıyorum : "Ülkemiz benzin dökülmüş bir ülke durumundadır, aman kibrit yakmayın.”
Kibrit yakmayalım, çakmağı çakmayalım, kimsenin hakkına dokunmayalım,  milli ve dini değerlerimizi yozlaştırmayalım. Hele de  Milli Eğitimimizin Temel Amaçlarını göz ardı etmeyelim…
Kısaca kendimize gelelim. Bu son tecrübelerimizin yanlışlığı anlaşılmıştır. Birlik ve beraberliğimizin bozulmakta olduğu, Cumhuriyetimizin dönüşüme uğratılmak istendiği anlaşılmıştır.  Toz duman olmadan gereğini yapalım.
Yine karamsar bir tablo mu çizdim. İnşallah bu karamsarlığım da gözlerin bozukluğundandır. İnşallah durum böyle değildir. Yok durum dediğim gibiyse… 
Yarın Cumhuriyet Bayramı. Cumhuriyet Bayramı arefesinde böyle mi yazmalıydım.
Değerli okuyucum sen gözleri bozulmuş birinin yazdıklarına bakma; yüreklendirici, moral verici  yazılar okumana bak. Cumhuriyet Bayramı’nın coşkusunu ta iliklerinde duyman için kendini hazırla.
Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun. Milletimiz mutlu olsun.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 28. 10. 2012-10-28

6 yorum:

  1. Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun.
    Sizin yıllasr önce görüp dergide yazdığınızı " Türkiye Cumhuriyetinin temeli kültürdür” hala göremeyenler o kadar çok ki..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Alizafer Bey,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      "Toplumca gözlerimiz katarak mı oldu yoksa?"
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Cumhuriyetimizin yıkılmaması için sözle dua etmenin yetmediği, fiilen dua etmemiz gerektiği konusundaki Cumhuriyet Bayramı kutlama yazınızı okuduktan sonra, ne günlere kaldığımızı görmemekte hala ısrar edenlere çok güzel bir cevap niteliği taşıdığını düşünüyorum.

    Bu vesileyle Cumhuriyet Bayramı'mızı kutlar, ilelebet payidar kalmasını Cenab-ı Hakk'tan niyaz ederim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhana Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Keşke gözlerimizdeki o rahatsızlıklar nedeniyle olsaydı bütün bu olumsuz tablo. Gördünüz bugün Taksim'de Mustafa Kemal'in heykelinden bile korkuyorlar veya onlara göre Mustafa Kemal'i halka karşı koruyorlar.Ankara girişi kapalı bunlar paranoyak da oldu. Ankara'ya her giden provakatör mü? Bahsettiğiniz gibi ülkenin hali benzin dökülmüş bir tarla gibi. Bir kıvılcıma bakıyor. Yazık oluyor. Bizden geçti de çocuklar, gençler için gerçekten kahroluyorum. Bayramınız kutlu olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil