17 Eylül 2012 Pazartesi

Ne oldu bana böyle? / Sabahattin Gencal

Bugün okullar açıldı.
Yeni eğitim ve öğretim yılı hayırlı olsun.  Tüm öğrencilerimize, öğretmenlerimize,  yöneticilerimize ve eğitime katkı sağlayan tüm görevlilere kolaylıklar, mutluluklar ve başarılar dilerim.
Her zaman, özellikle açılış günlerinde coşkuyla dolardım. 35 yıl öğretmen ve yönetici olarak çalıştıktan sonra 1999’da okuldan ayrıldım.
Emeklilikte de coşkum azalarak da olsa devam ediyordu. Ama bu anda kendimi coşkusu kaçmış bir balon gibi hissediyorum.
Doğrudan izah edemediğim için benzetmeye başvurdum. Coşkumu bir balona benzettim. Öyle bir bolon ki onunla dünyanın çevresini dolanırdınız. Zamanla bu balon sönmeye başladı, değil dünyayı dolanmak okula bile gitip gelmekte zorlanır oldum.
Bugün, torunumla birlikte okula (liseye) gittim. Geçen yıl da gitmiştim aynı okula. Geçen yıl takım elbiseyle gitmiştim. Tüm yönetici ve öğretmenlere başarılar dilemiş ve açılış havasını ta yüreğimde hissetmiştim. Bu yıl takım elbisesiz gittim, ayaküstü yöneticelere başarılar diledim. Öğretmenler odasına gitmedim. Tören bitince hemen ayrıldım. Eve yayan dönmeyi tercih ettim. 15 dakikalık bir yürüyüş yapmış oldum. Bu yürüyüşte balon benzetmesini buldum. Bu benzetme benzetmelerin en kötüsü. Hani derler ya balon gibi söndü, balon gibi patladı …Bu çağrışımları hatırlatacak bu benzetmeyi yazmamalıydım. Ama içten  olmak adına yazıyorum: Aslında gönlümün, yüreğimin doluluğunu belirtmek istiyordum. Çalıştığım dönemlerde göğsüm öyle kabarıyordu ki balon gibi ayaklarım yerden kesiliyordu. Önüme çıkan engellere takılmıyor, bunları kolayca aşıyordum. Başarılarımın en büyük etkenlerinden biri de gönlümüzün meslek sevgisi, öğrenci sevgisi, yararlı olma tutkusu…vb. ile dolu olmasıydı.  Bereket versin  ki bu güzel değerler, bu coşku balon gibi patlamadı. Balon yavaş yavaş söndü; ama patlamadı.  Yeniden şişirebilir miyiz balonu?
Ameliyat sonrasında balon şişirme egsesizleri yaptırırlar ya biz de öyle mi yapsak?
Coşkumun azalmasını iktidara sahip olanlara bağlamıyorum. Onlar benim balonumu değil milletin umutlarını patlatıyorlar. Coşkumuzun azalmasını öğretmen ve yöneticilere de bağlamıyorum. Onlar da en az benim kadar coşkusuz. Coşkumun azalmasını  medyaya da bağlamıyorum; onlar  da neyi yazacaklarını, neyi yazmayacaklarını şaşırmış durumdalar. Uzatmayalım coşkumun azalmasında hiçbir dış etken yok. Ben yaşlandım, hastalandım , “Ne oldu bağa”demeye başladım  o  kadar.
Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 17. 09. 2012

10 yorum:

  1. Acaba? Sizden mi, bizden mi coşku eksikliği...TEŞEKKÜRLER

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ali Zafer Bey,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Ben de aynı sizin gibiyim. Siz, ben belki fiziken yaşlanmış olabiliriz ama, insanda asla yaşlanmayan görülmeyen, tutulamayan bir varlık var ki; işte o asla ne yaşlanıyor ne de ölüyor. Kendi aramızda gönül diye de adlandırırız ruhlarımızı, işte yaşlanmayan ve geçmeyen gönlümüz eğer bu coşkuyu alamamışsa, hissedememişse arazı başka yerlerde aramalı.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhaba Recep bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Sabahattin bey,yazdıklarını dikkatlice okudum. Yazdıklarınızda tevazu ve alçak gönüllü olduğunuz açıkça anlaşılıyor. Ancak bizim gibi emekli olanlar,artık eskisi gibi tecrübelerimizi yansıtamadığımız ve gençlere bazı şeyleri anlatamamanın eksikliğini ve acısını duyuyoruz. Ama olsun hiç olmazsa toplumun tüketicisi değil değer arttıran kişileriz. Kendinizi küçümsemeyin lütfen.
    Selam ve saygılar sunarım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  4. Muhterem Hocam; zamanın bereketsizliği, manevî füyuzat hislerinin yitimi, küresel köleliğinin insan zihnini kontrol etmesi ve tüm bunların dahilî - harîcî siyasî bedbahtlarla birleşimidir milletçe enerjimizi emeni coşkumuzu söndüren. Siz ateş olup çıra tutuşturanlardan olduğunuz için olsa gerek yabanıl rüzgarların densizliklerini bile kalbinizdeki o sönmeyen öğrenem ve öğretme ateşiyle ilişkilendirebilirsiniz. Yaktığınız çerağların, yeni çerağlara da kıvılcım olması ve mevcut çağı kavraması dileğiyle..
    Süleyman PEKİN

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Meslektaşım,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Umudumuz sizin gibi gençlerdir.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  5. Sıkmayın canınızı hocam!...

    Bu ülkede eğitim sistemi ile oynandığı kadar hiç bir şeyle oynanmıyor.
    iyi mi oluyor, kötü mü oluyor bilemiyorum.
    Bizim zamanımızda her kitap tekti ve hiç değişmezdi.
    İçeriğini şimdi çok hatırlamıyorum ama, hepimiz aynı şeyleri okur, aynı konuları işlerdik.
    Eğitimciler daha iyi bilir ama, demek ki yeni şeyler üretmek daha faydalı oluyor.
    Ben 56 yaşındayım be ilkokul 4 sınıf Türkçe kitabındaki Ala Geyik şiirini hala ezbere biliyorum.
    Şimdiki çocuklar da bir şeyler hatırlıyor mu bilemiyorum.
    Sözün özü; veliler olarak bizlerin de kafası karışık.
    Hadi hayırlısı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Dost,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil