5 Eylül 2012 Çarşamba

Mehmet Akif Ersoy'un Kur'an Meali gün yüzüne çıktı


(Prof. Dr. Hayrettin Karaman)


            
Yılın Kültür Olayı: Akif’in Kur’an Meali’nin Bulunması
Mehmet Akif Ersoy’un yakılan Kur’an Meali’nin bir bölümü yıllar sonra ortaya çıktı. Mahya Yayıncılık tarafından yayınlanan Meal, kültürel bir hazine kıymetindedir. Tamamlanmamış bir metin olmasına rağmen tarihi ve kültürel öneme sahiptir. Bizce yılın kültür olayı Kayıp Meal’in bulunması ve yayınlanmasıdır. Kültür ve sanat dünyamızın bu anlamlı olay karşısındaki suskunluğu bu yazının yazılma gerekçesidir.
*
Akif'in Kur' an Meali
Mehmet Akif Bey'in gurbet hayatı boyunca üzerinde çalışıp bitirdiği "Kur'an-ı Kerim Meali"nin hikâyesi de, şairimizin dertlerle dolu hayatının, acıklı sonIa biten bir başka safhası olmuştur:
İkinci devre Millet Meclisi'ndeki dindar mebusların, Diyanet İşleri Başkanlığı adına yapılması için karar çıkarttıkları, Kur'an'ın Türkçe meal ve tefsirinin hazırlanması işinde, mealin yapılması vazifesi, herkesin müşterek arzusu ile Akif Bey'e verilmişti. Tefsiri ise Elmalılı Hamdi Efendi yapacaktı.
Akif Bey, çok mes'uliyetli bulduğu ve çekindiği bu işi, âlim arkadaşlarının ısrarları ile kabul edip tamamladı. Ancak 1930'lu yıllarda başlatılan "Dinde Reform" cereyanı, dinin esasını bozucu yayınlar, Ezan'ın aslının kanun zoruyla yasaklanması, okuyanların hapsedilmesi ve Kur'an'ın namazlarda da zorla tercümesinin okutulacağı haberleri, Akif Bey'i çok üzdü; bu kötülüğe alet edileceğinden korktu ve meali Türkiye'ye göndermedi.
*
Mehmed Akif Ersoy – Kur’an Meali
Yeni Cumhuriyet idaresi 1925 yılında temel İslâmî kültürün millete kendi diliyle öğretilmesi gerektiği düşüncesinden hareketle TBMM’nde bir Kur an tercümesi ve tefsiri ile Sahîh-i Buhâri muhtasarı Tecrîd-i Sarîh tercümesi hazırlatılmasına karar vermiş, bu işler için Diyanet İşleri Riyaseti’ne bir tahsisat ayrılmıştı.

O dönemde herkesin itimat edebileceği nitelikte bir Kur’an tercümesi mevcut değildi. Böyle zor bir işin altından kalkabilecek kapasiteye sahip birkaç kişi arasından herkes bilhassa Safahat ve İstiklal Marşı Şâiri Mehmed Akif’i işaret ediyordu. Gerçekten de başyazarı olduğu Sebîlürreşad dergisine yazdığı kısa tefsir yazıları çok beğenilmiş olan ve memlekette o devirde Arapçayı en iyi bilen dört kişiden biri olarak kabul edilen, Türk dilindeki hakimiyeti zaten tartışma dışı olarak görülen, İslâmî ilimleri kendi gayretleriyle tahsil etmiş bir zat olarak Mehmed Âkif Ersoy, Kur’an tercümesi için tabiri caizse biçilmiş kaftan olarak ortaya çıkıyordu.

Tefsirin Elmalılı Hamdi Efendi’ye, Tecrîd-i Sarîh tercümesinin de Babanzade Ahmed Naîm Bey’e yaptırılması kararlaştırıldı. Fakat Mehmed Âkif, Kur’an tercümesini kabul etmedi, yoğun ısrarlar karşısında uzun zaman direndi. Nihayet uzun çabalar sonucu Aksekili Ahmed Hamdi Efendi’nin gayretleri ve Elmalılı Hamdi Efendi’nin teşvikleri ile bu vazifeyi Ekim 1925’de kabul etmek zorunda kaldı.

Mehmed Âkif Bey tercümeyi kabulünü müteakip Mısır’a gitti ve oraya vardıktan birkaç ay sonra 1926 yılında Kur’an’ın tercümesi üzerinde çalışmaya başladı. Üç yıllık bir çalışma sonucunda 1928 yılında tercümenin ilk şeklini tamamladı. Tercümenin müsveddesini bitirdikten sonra dört yıl boyunca düzeltmeler yaptı, tercümeyi baştan sona yeniden elden geçirdi ve 1932 yılında çalışmasını tamamladı. Meal çalışmalarıyla geçen bu yıllar boyunca bir yandan da memleketin dinî hayatında vukua gelen değişimleri ve hükümetin aldığı yeni kararları takip etmekteydi. Ezcümle namazlarda artık Kur’an’ın Arapça aslı yerine tercümesinin okutulacağı şeklindeki düşünce ve şayialar kulağına geldi. Kendi yaptığı mealin bu amaçla kullanılacağından endişe etmeye başladı. Tercümeyi bitirdiği 1932 yılında, Diyanet’le yaptığı sözleşmeyi feshetti.
M. Ertuğrul Düzdağ

*
Akif ve Elmalılı'nın Kuran sözleşmesi!

''İstiklal Şairi'' Mehmet Akif ile Cumhuriyet dönemi din âlimlerinden Elmalılı Hamdi Yazır'ın Kur'an-ı Kerim meali ve tefsiri için, Diyanet İşleri Başkanlığı ile ortak sözleşmeye imza attıkları ortaya çıktı.

Araştırmacı yazar Übeydullah Kısacık'ın ulaştığı, 10 Ekim 1925 tarihini taşıyan orijinal belge, ''Bir İstiklâl Aşığı Mehmet Akif'' kitabında yayımlandı.
*

Mehmet Akif’in kayıp Kur’an meali nasıl bulundu?

“Milli Şair”in kayıp Kur’an meali bulundu: "Tercüme güzel oldu… Lakin onu verirsem, namazda okutmaya kalkacaklar. Ben o vakit Allah’ımın huzuruna çıkamam..."
*

Mehmet Akif Ersoy'un Kur'an-ı Kerim'i Tercüme Etmek Hususunda En Çok Korktuğu şey Neydi?


Kur'an-ı Kerim'in Türkçe meâli ile İRŞAD değil İFSAD (Fesat-bozgunculuk) yapılacaktı... Ben, bir ara, Akif Bey'in çekingenliğini yersiz buldum. Bu hâli onun taassubuna hamleder gibi oldum. Yanımızda bermutad Basri Bey de vardı. O serinkanlı Akif Bey canlandı ve içini şu yolda boşalttı: "Oğlum, sen bu işi basit mi sanıyorsun? Tercümesi istenen eser roman değil, beşeriyetin (insanlığın) içtimaî(sosyal) mihverini değiştiren Kur'an'dır. Herhangibir ifade ve ibarenin bile her tabirinde, hatta her kelime ve harfinde -dilbilgisi bakımından- tasrih ve teşmil, ta'rif ve tenkir gibi incelikler vardır. Meselâ Kelâmullah'a gelince, ondaki eslâftan hikâyeleri ve ahlâka ibret tavsiyeleri, emir ve nehiyleri, temsil ve tenzihleri, tebşir ve tenzirleri, vaad ve vaidleri, tergib ve terhibleri başka bir dil ile söylemek mümkün mü?"
*

Kuran meali damadının imzasıyla mı basıldı?

1. Mehmet Akif Ersoy'un kızı Cemile Hanım
Kocamı asla affetmem babamın mealini kendi adıyla yayınlattı
İddiaya göre yakıldığı söylenen Mehmet Akif'e ait Kuran meali damadı Ömer Rıza Doğrul adıyla 1934 yılında basıldı! Bu iddiayı gündeme getiren kişi ise bugün 80 yaşında olan emekli bir hukukçu Güner Tarba. Tarba iddiasını şu sözlere dayandırıyor: "Annem Muhsine Tahsin Türkiye Cumhuriyeti'nin üniversite mezunu ilk öğretmeniydi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nden mezun olmuştu. Öğrencileri arasında Bülent Ecevit'in annesi Nazlı Ecevit ve Mehmet Akif Ersoy'un kızı Cemile Hanım da vardı. Annem zaman zaman çok sevdiği bu öğrencileriyle bir araya gelir, sohbet ederdi. Bir gün Cemile Hanım anneme dert yanmış ve 'Eşimin yaptığı bir şeyi affedemiyorum. Babamın Kahire'deyken yazdığı ve bitmesine birkaç sayfa kalan Kuran meali vardı. Bitiremeden vefat etmişti. Eşim Rıza bu eksik sayfaları çevirerek kendi adıyla meal bastırdı' demiş. Sanırım bu meal Ankara'da milli kütüphanede duruyor, kitap Ömer Bey hayattayken iki baskı yapmıştı. Bildiğim ve doğruluğuna inandığım bu. Annem yalan söylemezdi ve bu konuda yalan söylemesini gerektirecek de bir şey yoktu."
*

Mehmet Akif'ten Fatiha meali

Milli Şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un yakılmasını vasiyet ettiği Kur'an-ı Kerim meali 51 yıl sonra yayınlandı.

 

*
Akif'in meali 25 yıldır çekmecemdeydi
Mehmet Akif Ersoy'un 1961 yılında yakıldığı belirtilen Kur'an mealinin üçte birlik bölümü yıllar sonra gün yüzüne çıktı. İlahiyatçı Prof. Dr. Recep Şentürk, Akif'in meali emanet ettiği Yozgatlı İhsan Efendi'nin öğrencisi Mustafa Ruyun'un oğlu Yahya'dan aldığı meali 25 yıldır sakladığını, ancak uygun şartların oluştuğuna kanaat getirince yayınlamaya karar verdiğini söyledi. Bedelsiz yayınlanan mealin geliri Akif'in hayrı için harcanacak.
*
Mehmed Akif'in Kur'an Anlayışı
Akif ’in dünyasının merkezi Kur’ân’dır. Bunu, kendisi açıkça belirtmiştir. Ona göre yapılacak iş;

Doğrudan doğruya Kur’ân’dan alıp ilhamı
Asrın idrâkine söyletmeliyiz İslâm’ı

şeklinde özetlenebilir. Niçin? Çünkü, Kur’ân-ı Kerîmin prensiplerini uygulayarak, mükemmel ve örnek bir millet olunacağını bu millet tarihinde tecrübe etmiştir. Prof. Dr. Suat Yıldırım

***************************************

***********************************************

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder