21 Eylül 2012 Cuma

Çözüm Üretmeli / Sabahattin Gencal

Düşünemiyorum.  Düşünüp duruyorum . Bir çözüm üretemiyorum. Saçmalayıp duruyorum.  Özellikle bu son zamanlar bir başkayım. Acaba toplumsal hastalık bana da mı bulaştı. Öyle ya toplumdan ayrı olamayacağımıza göre…
Ne demiş olduk şimdi? Düşünememe hastalığı mı var sanki.  Düşünmeyi, düşünüp durmak, dertlenmek, üzülmek… olarak algılayan  bizler için hava hoş. Çözüm üretme konusu da dert değil bizim için, nasılsa büyüklerimiz çözüm üretirler. Üretemezlerse de canları sağ olsun  birilerinden çözüm paketleri  ithal ederler nasıl olsa.
Durup dururken kafanızı mı karıştırdık? Benim kafam karıştı sizin de karışsın biraz. Eee, devir böyle.  Ben rahat değilsem, sen de rahat olma… Biliyorum, çok hatalı bir laf ettim; ama şaka şaka… deyip kıvıramıyorum.
Sular bulanmadan durulmazmış. Kafalar da aynen.
Bu “aynen” lafına ne kadar bozulduğumu anlatamam. İlkin çoluk çocuğu bu lafı kullandıkları için kınıyordum. Şimdilerde okumuş yazmış olanlar da “aynen” diyor. Bu hastalığa da yakalanıyoruz galiba. Baksanıza ben de bugün “aynen” diyorum.
Sormayacak mısınız neye “aynen” dediğimi?
Her zamanki gibi sabah namazından sonra internette gazeteleri okumaya başladım. Yine içim burkuldu,  yine kafam karıştı. Böylesine üzüntülüyken yazı yazmayı aklımın ucundan geçirmiyordum.  Sonra düşündüm, yeni, orijinal bir fikir bulamayanlar, anlatamayanlar ne yapıyor? “Aynen” diyor. . Ben de iki köşe yazarımızın yazılarına “aynen” demekle yetiniyorum:
"Eskiden, her yetişkinin düşünme alışkanlığına sahip olduğunu sanırdım. Hele eğitimli olanları, akademiya mensuplarını büsbütün âlim yerine koyardım.

Sonra büyük bir hayal kırıklığıyla insanların düşünemediğini fark ettim. Düşündüklerini sanıyorlar ama düşünemiyorlardı. Kurnazlığı, gündelik tavır almaları, dedikodu düzeyindeki akıl yürütmeleri “düşünme eylemi“ sanıyorlardı. Ve işin en acı tarafı “düşünme“nin ne demek olduğunu bilmiyorlardı."
Zülfü Livaneli, Düşünememek, Vatan, 21. 09. 2012

Bana bakmayın “aynen” deyip kalmayın. Bu “düşünme” konusu üzerinde düşünün. Siz düşünürken ikinci alıntıya geçiyorum:
  ..... 
"Büyük devlet olma iddiasındaysak...
Önce büyük bir halk, büyük bir millet olmalıyız.
Bölünmüş ruhlarla, bilenmiş duygularla, keskinleşmiş belagatle, gerilmiş hançerelerle paramparça hale gelmiş bir ruh coğrafyasından Misak-ı Milli çıkmaz...
Hedefimiz şu olmalıdır:
Önce gerçek bir demokrasi...
Önce gerçek bir adalet...
Önce hepimize bu ülkenin eşit insanları, öz evlatları olduğumuzu hissettirecek bir iklim...
Yani önce, korkmadan, ürkmeden, sinmeden düşüncelerimizi ifade edebileceğimiz manevi bir Misak-ı Milli...
Türkiye’nin de, Türk ordusunun da ihtiyacı olan gerçek ruh budur... "
Ertuğrul Özkök, Hürriyet, 21. 09. 2012

İşte bu çözüm yollarına “aynen” diyorum. Siz de mi? Öyle de. Biraz da satır aralarına bakalım: korkmadan, ürkmeden, sinmeden … kelimelerine ne dersiniz. Demek ki …
Neyse bunu da geçelim.
Bizi bu hale getiren “Neyse bunu da geçelim.”dir.
Siz siz olun sorunları pas geçmeyin. Çözüm üretmek için düşünüverin.

Sabahattin Gencal, Başiskele, Kocaeli, 21. 09. 2012

4 yorum:

  1. Merhabalar Sayın Hocam,

    Tarayıcımı değiştirdim ve İnternet Explorer ile geldim ve yorumu nizami bir şekilde yazmaya devam edeceğim. Daha önce ben hep Mozilla Firefox'u kullanıyordum.

    Şu zamana kadar bir sıkıntı yaşamadım. Bakalım nereye kadar devam edecek.

    Bloğunuzdan aklımda kaldığı kadarıyla birazcık "AYNEN" e değineceğim. İktidar; terör ve dışişlerinde kendi ürettiği politikalarla ülkeyi yönetmiyor, Batı'lı emperyalistlerin dayatmalarına "AYNEN" diyor ve bu dayatmaları uyguluyor. Ve iktidar milletin de "AYNEN" diyerek bu uygulamaya köstek değil destek olmasını istiyor. Doğru olan uygulamaya "AYNEN", ama doğru olmayan ve yanlış yapılan uygulamaya kimse kusura bakmasın ben "AYNEN" diyemem!

    Tarih sahnesinden silmeye ve yok etmeye çalıştıkları Türk milletinin elinden tutup onu tekrar ayağa kaldırarak bağımsız bir ülke ve millet olmasını sağlayan Atatürk'ten kim ne kötülük gördü? Kendisini, onun ilke ve inkılaplarını, Gençliğe Hitabe'sini ve milli bayramlarımızı yok etmeye çalışan zihniyete ne dememiz gerekiyor, "AYNEN" mi?

    Bu millet okumasın, duymasın, yazmasın ve hiçbir şey düşünmesin diyorlar. Biz de "AYNEN" mi diyelim?

    Terör bitme noktasında iken, onu azdırarak bu hale getiren uygulamalarına, sadece darbe planı yaptılar diye kırsal kesimde teröre göz açtırmayan ve bitme noktasına getiren değerli komutanların saçma sapan yargılanmalarına "AYNEN" mi dememiz gerekiyor?

    Ben de, daha önce İmam-Hatip Lisesinde çalıştım. Evet, daha önceki dönem iktidarları İmam-Haip okullarına haksızlık ettiler. Bu hakkı onlara geri iade etmek yeterli iken, 4+4+4'e ne gerek vardı. Bu yanlış ve yersiz uygulamaya da "AYNEN" mi dememiz gerekiyor?

    Daha bunları çoğaltmak mümkün. Ama daha fazla düşünmeyelim. Düşündükçe, altından Çapanoğlu çıkyor.

    Selam ve dualarımla, Allah'a emanet olun, Cuma'nız hayırlı ve mübarek olsun hocam.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Toplumumuza, özellikle gençlerimize düşünmeyi ve çözüm üretmeyi öğretmeliyiz. Başkalarının aklı ile düşünmek bir fayda getirmez. tarih bunu kanıtlamıştır.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sebahattin Hocam,

    İşte, bu sizin cevab-i yorumunuzdaki düşüncelerinize "AYNEN" katılıyorum.
    Selam ve muhabbetlerimle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Tekrar ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil