1 Temmuz 2012 Pazar

Değişik bir yazı / Sabahattin Gencal


Bugün de okudum köşe yazılarını…  Bugün de bazı satırların altını çizdim… Bugün de sistemsiz olarak düşündüm…
Okumak, seçmek, düşünmek yeter mi? Yetmez elbet.
Yaratmak gerek.
İşte biz bunu yapamıyoruz.. Yaratıcı olamıyoruz. Yüzyıllardır yerimizde saymamız bundan mı dersiniz. Yüzyıllardır seviyesiz tartışmalarımız bundan mı dersiniz.
Yakınıp duruyoruz hep. Yüzyıllardır yakınmadayız.
Yakınmak kolay.
Yakınmalarımızı edebi bir üslupla yazarsak gel keyfim gel. Meşhur da oluruz, mutlu da oluruz.
Peki, ama bu nereye kadar devam edecek?
Yakınmayalım.
Yakınmıyorum, yakınmıyorsun, yakınmıyor.
Yakınmayıp da ne yapmalı demiyoruz.
Yap işte bir şeyler.
Şunu yap, bunu yap desem tadı kaçar.
Ne yazarsan yaz; ama tadını tuzunu kaçırmamaya bak.
Yukarıda yazdıklarım devede kulak. Kafamda neler yazdım bir bilseniz.
Aşağıdaki alıntıları okuyun hele bir. İhtimal kafanız dolar da taşar. Dikkat ettiniz mi, kafanız şişer demiyorum. Eğer kafanız şişerse o sizin sorununuz.
 Alıntılardan hareketle ne yaptığımı paylaşayım:
Önce kendime kahve ısmarlar gibi bir değişiklik ısmarladım. Ne yani bu yazımız değişik değil mi?
Sonra “ifade özgürlüğünü” rafa kaldırdım. Ne olur, ne olmaz.
Ya sonra Itriyi mi dinledim. Dinlemedim doğrusu. Eşimi uyandırmak istemediğim için dinlemedim. Daha sonra inşallah. Müziği bu yaşıma dek erteledim. Keşke keşke demeseydim.
Ölçüyü kaçırmadıysak ne mutlu bize.
Aslını ararsanız, aşağıdaki Pazar alıntılarını yorumsuz olarak vermeyi düşünüyordum.
Bu konuda bir iç çatışma yaşadım. Ve nihayet üç beş satır karaladım.
Üç beş satır beni size hatırlatır.

Sabahattin Gencal, Başiskele-Kocaeli, 01. 07. 2012

Ve… alıntılar….


Bir de pek havalı bir edayla etrafındakilere "kendine yeni bir hayat ısmarlamalısın!" diye tavsiyelerde bulunanlar var. Sanki hayat dediğin köşedeki terziye üç günde diktiriliyor, lüks bir restoranda yemek olarak sipariş ediliyor falan...
*
Bir robotun “ifade özgürlüğü “ olabilir mi? Olmalı mı?
Biliyorum bu soru bizlere fazlasıyla fantezi gelen bir soru…
*
UNESCO 2012’yi “Itri yılı” ilan etti.
Bugün ıtriyi dinleyin, büyük besteciyi bir kere daha tanımış olursunuz.
Sevdim Seni….., Sözsaz İstanbul, DLR Müzik
Sislendi Hava…, (Vol 1-2), Sözsaz İstanbul, TFM Müzik
Yenikapı Mevlevihanesi, 1597- 1925 / Itri’nin 300.yılı anısına, Sözsaz, İstanbul, TFM Müzik
*
Ne mutlu, konunun gerektirdiği kadar yazan, ne fazla ne eksik bırakan, deyim yerindeyse edebiyatın altın ölçüsünü bulan yazarlara!

4 yorum:

  1. Benim de çevremdekilere sık sık dile getirdiğim bu konuyu cok güzel bir sekilde ele almışsiniz.. Bu hoş yazınıza yeni güne başladık inşallah, teşekkür ederim.. Kolay gelsin ;),

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Tek yaptığımız şey; teşbihte hata olmaz, sözüm cemaatten dışarı, kuyruğuna basılmış kedi gibi yakınmak. Ağlamakla zamanı boşa tüketiyoruz. Oysa yapacak o kadar çok işimiz var ki!..

    Selam ve saygılarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuza katılıyorum. Hepimiz yakınıyoruz; ama bir mum olsun yakamıyoruz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil