22 Haziran 2012 Cuma

Erzurumlu İbrahim Hakkı ve Hazreti Mevlana

İbrahim Hakkı hazretleri arz edildiği üzere sadece Divân-ı Kebirden değil Mesneviden de çeşitli beyitler seçerek onlarla Mâ"rifet-nâme"yi süslemiştir. Gazelleri de manzûm olarak tercüme ederek Hz.Mevlânâ"nın adını değil kendi adını kullanmıştır. Bunu bir intihal yâni başkasının şiirine sahip çıkma olarak görmemiz mümkün değil, çünkü hazret kendi Divân"ının başına koyduğu beyitlerde bu durumu net olarak açıklamıştır.

İlâhi vasf-ı aşkın yazdı çün şevkinle bu ednâ
İlâhî –nâme nâmıyla kabûl et bunu ey Mevlâ

Sana hamd-ü senâ olsun ki verdin gönlüme aşkın
Selâm olsun ana kim rûh-ı pâki aşkdır mahza

Bu Hakkî der çü halkın sohbetinden bulmadım lezzet
Kütüp cem"iyetiyle ülfet etdim bir zamân teha

Pes ehlu"llah kelâmın cem edip haddimce nazm ettim
Ki ba"zî tercüme ba"zî nazîre eyledim inşâ
( İbrahim Hakkı Divân-ı sayfa 30 )

“ Allah"ım, bu değersiz kulun senin sevginle aşkın vasfını yazdı; aşkın ne olduğunu anlattı. Mevlâm, bu yazdığım şiirleri sen ilâhi nâme olarak kabul buyur.
Gönlümle aşkın ateşini düşürdüğün için sana hamd olsun, senâ olsun. Tertemiz rûhu Allah sevgisi ile dolu olan aziz Peygamberimize Efendimize de selâmlar esenlikler.
Bu Hakkı kulun der ki; Ben halkla bulunmaktan, halkın sohbetinden zevk almadığım için bir zamanlar sadece değerli kitapları, velilerin yazdıkları eserleri topladım, onlarla dost oldum, onlarla meşgul oldum.
Velilerin, Allah adamlarının hoşuma giden değerli sözlerini yazdım, bir araya getirdim. Gücüm yettiği kadar onları manzûm olarak kaleme aldım. Bazılarını olduğu gibi Türkçe"ye çevirdim, bazılarına da aynı vezin ve kafiyelerini kullanarak onlara nazire, yani benzer şiirler yazdım.”
İbrahim Hakkı Hazretleri"nin bu beyitlerinden açıkça anlaşılıyor ki, kendi beğendiği güzel şiirleri başka Hakk âşıklarının da yararlanmaları, rûhen aydınlanmaları için onları emek vererek tercüme etmiş, Divân"ına ve Mâ"rifet-nâme adlı eserine koymuştur. Fakat Mâ"rifet"nâme de bulunan ve başka şairlere ait olan şiirler gözden geçirilirse görülür ki; İbrahim Hakkı Hazretleri en çok Hz.Mevlânâ"nın tesiri altında kalarak ondan gazeller seçip almıştır. Ayrıca çalışmalarında görülen hakimiyetten gerek Divân-ı Kebir, gerek Mesnevi"den bir çok beyitleri ezbere bildiği ve Hz.Pir"e çok derin hayranlık duyduğu hemen hissedilmektedir.
İbrahim Hakkı Hazretleri yapmış olduğu tercümelerde bazen Hazreti Mevlânâ"nın şiirlerindeki arûz vezninin aynı kalıbını, hatta aynı kafiyeyi kullanmış, bazılarında serbest hareket etmiştir. Divan-ı Kebirden seçtiği gazellerden yedi beyitten fazlasını tercüme etmemiştir. Meselâ Mevlânâ"nın 15 beyitlik bir gazelinden sadece 7 beyit seçip almıştır. Zaten kendisinin Divân"ındaki bir kaçı hariç gazellerin hepside yedişer beyitten fazla değildir. Bazen de Mevlânâ"ya ait birkaç beyti alarak geri kalan beyitleri de; Hz.Pir"in sesine kendi gönül sesini katarak gazeli tamamlamıştır. İbrahim Hakkı Hazretlerinin çok sevdiği bu şiirleri, aynı ölçüler, aynı rûh, aynı heyecanla kendi aşk-u muhabbetini de ilâve ederek Türkçeleştirmesiyle, iki büyük velinin aynı şiirde, aynı gönülle, aynı dil ile Hak âşıklarına seslenmeleri sağlanmıştır.

Yazar: H. Nur Artıran
http://akademik.semazen.net/ sitesinden 05.05.2012 tarihinde yazdırılmıştır.
http://www.semazen.net/



2 yorum:

  1. kaleminize sağlık sabahattin hocam.
    payımıza düşeni alabilmek dileğim bu güzelliklerden..
    sağlıcakla kalınız..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil