2 Haziran 2012 Cumartesi

Bir Aşk Adamı Olarak İbrahim Hakkı


Gönüller ancak "aşk" ile inşa olunur

Aşk ile mâmur  olur
Hane-i viranımız

Hüzünle mesrur olur
Tâlibi  – cananımız

Her ne ki âlemde var
Aşk imiş ey yar-ı gâr

Olmuş ol leyl-ü nahar
îlm ile irfanımız

Aşk ile hoş dolmuşuz
Mest-i müdam olmuşuz

Fakr-u fena bulmuşuz
Oldu baka şanımız

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri

Devamı.http://umutrehberi.wordpress.com/2008/09/12/hz-ibrahim-hakki/
*

Aşk der: Gönlün perişan eylerem,
Cismi tamir etme viran eylerem.
Olsan Eflâtun misali pürhikem,
Ben seni hüsnümle nadan eylerem.
Ümmi ol Hakkı; gönülden gel bana,
Ben seni hikmetle Lokman eylerem.

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri
 http://melalmisralari.wordpress.com/category/kissa-i-ask/page/2/
*


Atatürk Üniversitesi tarafından düzenlenen "Bütün Yönleriyle Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri Sempozyumun ...oturumunda bir bildirim sunan Kurtuluş Gazetesi yazarlarından Prof. Dr. Ömer Özden, "İbrahim Hakkı Hz.leri, bir bilim adamı olduğu kadar bir mutasavvıf ve bu vesileyle aynı zamanda bir aşk adamı idi. O, aşkın hem maddi hem de manevi boyutuyla ilgilenmiştir" dedi.

Prof.Dr. Özden, bildiriminde şu cümlelere yer verdi:

İbrahim Hakkı Erzurumî de “Aşk hem evvel oldu hem âhir”dizesiyle aşkın, diğer varlıkların başı ve sonu olduğunu kabul etmektedir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı da ‘Aşkname’ adlı şiirinde “Aşk, bî-şerh ü bî-beyân  /  Vasf-ı aşk bî-lisân olmuş” dizelerinde aşk’ın, yazılamaz ve anlatılamaz olduğunu belirterek, duyguların yazıya tam olarak aktarılamayacağını ve hissedildiği gibi anlatılamayacağını, aşkın ancak ve sadece duyguyla anlaşılabileceğini, anlamak için söze gerek bulunmadığını ifade etmektedir.

Aşk tanımlanamayan bir duygu olsa da bu, onun hakkında betimleme yapılamayacağı, konuşulamayacağı anlamına gelmemektedir. Aşk betimlemelerinden en önemlisi, onun bir sarmaşığa benzetilmesidir. Sarmaşık nasıl ağacı sarıp sarmalarsa aşk da insanı benzer şekilde tutup, sarıp sarmalayan bir duygudur.

Erzurumlu İbrahim Hakkı, eserlerinde aşka önemli bir yer ayırmıştır. Marifetname’nin ilgili bölümlerinde aşkla ilgili düşüncelerini anlattığı gibi, Divan’ının da neredeyse tamamını aşka ayırmıştır. İbrahim Hakkı’ya göre “aşk, kalbin perdesini açan” bir duygudur. Bu duygu, İbrahim Hakkı’daki ilahi aşkın anahtarıdır.

Aşkla tanışan insan, artık aşktan ayrılmak istemez. Bunu Aşkname’sinde
“Aşk makbûl-i âdem olmuşdur / Gül ü gül-zârı âlem olmuşdur” beyitleriyle ifade etmektedir.
Gerçi aşk kiminle tanışsa onu perişan eder ama yine de aşkı tadan kişi aşktan vaz geçemez.
“Aşk, sayyâd-ı murg-ı insandır / Dahi cimâ-ı her perişândır” beytinde İbrahim Hakkı Erzurumî, bunu anlatmaktadır.
Ona göre aşkı tanıyan kişi, âşık olduğu varlığa tutku ile sarılır ve ondan ayrılmak istemez. Hatta Erzurumlu İbrahim Hakkı, aşkın, Tanrı’nın bir lutfu, Hakk’ın dostlarına hidayeti, inayeti ve armağanı olduğunu kabul eder. Ona göre aşk, muhabbetin son derecesidir. O, aşkı hakikat olarak görür, bu hakikatten ayrılmamak için dua eder. Aşk, ona göre bir tutkudur. Nasıl içkiye müptela olan ondan ayrılamazsa, aşka âşık olan da aşka müpteladır, onun sarhoşudur, aşk için canını verebilecek kadar vurgundur. Aşk, insana yücelik verir. Aşk, gönlü donatır.

İbrahim Hakkı, aşkı gazellerinde işleyerek derinlik kazandırmıştır. İşte o mısralardan bir kaçı:

“Ey aşk, sen Hak kişisin kılma bizi senden cüda / Hem nûşsun, hem nîşsin ey nûş-dâr u merhaba

Ey aşk, senden sarhoşum sensiz melûl ü nâ hoşum / Senden nice ben ser-keşim kim baş u can verdim sana

Erzurumlu İbrahim Hakkı, bu gazelinde aşkı yüce bir makam olarak kabul ederek aşktan başka bir doğru bulunmadığını, bu yüzden de aşktan ayrı kalınamayacağını belirtmektedir.

Aşk, insanı kendinden geçiren bir duygu olup, aşksız kalınca üzgün ve mahzun kaldığına işaret eden İbrahim Hakkı, aşk uğruna nice canların ve başların verildiğini söylemektedir. Aşktan uzak olmamak için her isteğine boyun eğdiğini belirterek her güzel şeyin aşkla varlık bulduğunu, insanın aşktan dolayı itibar gördüğünü ve büyüklük ve yüceliğini aşka borçlu olduğunu iddia etmektedir.

Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya göre aşk, varlığın her safhasında görülmektedir.
Aşk imiş âlemde her ne var ise / Cümle zerrâta sirayet eylemiş”(İbrahim Hakkı, 1997: 313)

4 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Cenab-ı Hakk, insanı yaratırken onun özüne sevgisini de katmış. Her ne kadar bizler beşeri boyutta birbirimizi seviyor görünüyorsak da, asıl sevdiğimiz özümüzde sevgisi olan yüce Yaratıcı'dır.

    İbrahim Hakkı hazretleri, Yunus Emre, Mevlana, Seyyit Osman Hulusi vs. zat-ı muhteremler hep bu ilahi aşkın boyutlarını dile getirmişlerdir.

    Bu güzel ve faydalı paylaşımlarınız için teşekkürlerimi sunarım.

    Selam ve dua ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yunus Emre ve Hz.Mevlana ile ilgili özel sayılar çıkarttım. Hulusi Efendinin Divanınıda okudum: ancak hiç birini tam olarak kavrayamadım. Şimdi de İbrahim Hakkı Hazretleri üzerinde çalışıyorum. İnşallah yararlı olur.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri ile ilgili edindiğim bilgilerden bir pasajı burada bloğunuz nezdinde müsaadenizle paylaşmak istiyorum.

    İbrâhim Hakkı hazretleri, ideal insan tipi olarak, ârif insanı göstermiştir. Kendisi de bu ölçü içinde kalmıştır. Ona göre, ârif; gönülle ve akılla bilendir. Fakat gönülle bilmek ârifin yegâne husûsiyetidir. Bu yüzdendir ki o, gönüle, eserlerinde büyük yer vermiştir. Gönül, sevgilinin mekânıdır. Aşk sâyesinde bu sevgi vardır. Bu yollarda hikmet (fen ve sanat) vardır. Mevalîd (varlıkların sırrını anlama) bu yolla olmaktadır. Kısaca söylemek gerekirse İbrahim Hakkı; gönül sâhibi olan, fen ve sanata yer veren büyük bir alim, hakka rıza gösteren bir velîdir.

    Selam ve dua ile.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep bey Kardeşim,
      Tekrar ziyaretiniz ve tamamlayıcı yorumunuz için teşekkür ederim.
      Aydınlatıcı yorumlarınızdan okuyucuların da istifade edeceğini umuyorum.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil