24 Mayıs 2012 Perşembe

Marifetname Türk Dili'nin ilk ansiklopedisidir

İbrahim Hakkı, nev'i şahsına mahsus bilginlerimizdendir. Çalışma yönü bakımından O'nu ansiklopedistler arasına koyabiliriz. Gerçekten Marifetname Türk Dili'nin ilk ansiklopedisidir. Dikkate layıktır ki "Alembert", 'Diderot" gibi Batı Ansiklopedistleri ile hemen hemen aynı devrede yetişmişlerdir. Bunlar, tabi at ilimleri çağına yol gösteren ve ışık tutan adamlardır.
Marifetname çok cepheli bir eserdir. Kainatın, dünyanın ve insanın yaratılışından, matematik bilginlerinden, biyoloji ve tababetten sonra da manevî ilimlerin, ahlakın, umum hayat kaidelerinden mürekkep bir ilim ve felsefe denemesidir.
Orjinal tarafları biyolojik kısımda daha fazla göze çarpar, insanın yaratılışı, tekamül fikrine bağlanır. Silsilei hayvanat arasında tekamül bağına sarih bir işaret mevcuttur. Bu seziş, vakıa daha eski kaynaklarda "Mesela Mevlana'da" mevcuttur. Fakat, İbrahim Hakkı bu fikre çok açık bir ifade vermiştir. Şüphe yok ki bu sezişleri Darvin ve Lamark'ın büyük keşiflerini gölgelemez. Çünkü bu ilim adamları sadece bir tekamülün varlığını söylemekle kalmamış, aynı zaman da onun sebebini de izah etmeyi denemişlerdir. Darvin hayat savaşını, Lamark çevreye uyma nazariyesini ileri sürmüşlerdir.
 Marifetnamede dikkati çeken fikirlerden birisi de vücut yapısı, yani anatomi ve fizyoloji üstünde o zamana göre çok ileri görüş ve buluşların ortaya konmuş olmasıdır.
 İnsan ruhunun hareketleri, motifleri hakkındaki kısım da çok derindir. Kıyafetnamı, çok enteresan ve bu gün de mer'i olabilecek müşahadeler ihtiva eder.
 İnsan Marifetnameyi okuyunca kendi kendisine şu soruyu soruyor:
 18. Asrın ilk yarısında bu çapta bir eser ve bu kudrette bir bilgin yetiştiren bir millet, ilim sahasında 19.ncu ve 20.nci asırda nasıl bu kadar geri kalabiliyor?..
 Avrupa'da da Ansiklopedistler devrini, müsbet ilim çağı takip etmiştir. Halbuki bizde ilk ansiklopediden sonra medrese tekamül etmek, İbrahim Hakkı'nın yürü düğü yoldan yürümek şöyle dursun büsbütün kendi içine kapanmış ve Batı ilminin memlekete girmesine de engel olmuştur...
 Ord. Prof. Dr. Sa'di Irmak

*
Erzurumlu İbrahim Hakkı, astronomi, fizik, psikoloji, sosyoloji, ve din ile ilgili pek çok çalışmalar yapmıştır. Tasavvufî konularla birlikte, fen bilimleri hakkında da geniş bilgileri kapsayan Marifetname adlı eseri, ansiklopedik bir özellik taşımaktadır. 1757'de tamamlanan Marifetname, yalın ve halkın anlayabileceği bir dilde yazılmıştır. Yazarın söylediğine göre, Marifetname 400 kitaptan yararlanılarak yazılmıştır. Bu kitapta ilk defa bir alim tarafından güneş sistemi ('hey'et-i cedide') anlatıldı.
*
Kanaatimizce Marifetname'yi farklı kılan şey; bütün ilimleri marifet ve muhabbet-i Mevla'ya basamak kılacak bir maneviyât zerk ederek hülâsa etmesidir. Teknik tâbirleri anlatırken halkın işine yarayacak pratik bilgileri de arada vermesidir. Bu itibarla Marifetnâme'nin birinci amacı okurun masivâya olan meyil ve ilgisini azaltarak gönlünü muhabbet-i Mevlâ'ya layık hale getirmektir. Kâinatta her şeyi yerli yerince konumlandıran, insanlarla, eşya ile ve kendisi ile barışık insanlar inşa etmektir.
.....
Marifetnâme, ansiklopedik bir eserdir. Ancak herhangi bir ansiklopedi gibi asla kuru bilgi yığını değildir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi, "irfan sahibi örnek bir şahsiyet olmak için asgari bu düzeyde bir bilgi birikimin olmalıdır" hatırlatması ve mantığı ile verdiği bilgileri okuru zihnen ve fikren besleyecek bir muhteva ile sunmuştur.
.....

Eserin ana temasını şöyle özetleyebiliriz:
İnsan, öncelikle manevî âlemlerin azameti hakkında fikir sahibi olmalı, kainattaki işleyişin mükemmelliğini düşünmelidir. Sonra şu “oluş ve bozuluş âlemi”ndeki (âlem-i kevn- u fesâd) dönüşüme bakmalı ve eşyanın vücuda gelmesine sebep olan unsurları (anâsır-ı erbaa) tanımalıdır. Bitkilerle, maddenlerin oluşumunu tefekkür edip, rüzgarın ve havanın tesirleri hakkında malumat sahibi olmalı ve bütün bu nimetlerin insan için hazır edildiğini bilmeli; beşeriyet içinde makbul olanın da insân-ı kâmil olduğunu idrâk etmelidir. Matematik ve geometriden ana hatlarıyla haberdar olmalı, gıda ve ilaçları tanımalı; insan fizyolojisi hakkında bilgi sahibi olmalıdır. Bütün bunları kendini tanımaya basamak yaparak nefsi tasfiye ve tezkiye metotllarını öğrenmelidir
Cafer Durmuş,  
Kaynak: http://www.dunyabizim.com/
*
Dr. Adnan Adıvar, "Tarih Boyunca ilim ve Din" adlı eserinde "Aristo'nun gökler taksiminin İbrahim Hakkı'nın Marifetnamesi'nde İslam Kozmoğrafyasi'na aynen geçtiğini" yazıyor. "Osmanlı Türkleri'nde ilim" adlı ese rinde ise Marifetname için "Bu cins ansiklopedilerin en mükemmellerinden biri ve sonuncusudur" diyor. Marifet-fetnamedeki yeni astronomi yani Kopernik Sistemi'ne ait bilgiler için de: "Bu bilgileri de İbrahim Hakkı Cihannü-manın İbrahim Müteferrika eklemesinden almış olmakla beraber ondan çok cesurca ve daha akla uygun delillerle bu yeni astronomiye taraftar olduğunu göstermiştir" diyor.
http://www.dostyakasi.com/alim-ve-evliyalar/26101-ibrahim-hakki-hazretleri-1703-1780-a.html
*
İbrahim Hakkı için bilgi, birbirine bağlı ve sonunda Allah’a varan ilişkiler bütünüdür. Ma’rifetnâme, modern bir ansiklopedi gibi birbirinden bağımsız maddeler yerine belirli amaca hizmet eden ve içten içe birbirine bağlı kavramları içerir.
http://www.dinvehayatdergisi.com/cevreyazi15.html
*
İrfan Klasikleri ve Marifetname

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretlerinin biyografisiyle ilgili çalışma yapanlar, onun kırktan fazla eseri olduğunu söyler. Bunlardan en ünlüsü kuşkusuz ansiklopedi niteliğindeki Marifetname’dir. Şiirleri de ünlüdür. Yunus Emre’yi çağrıştıran insan sevgisiyle dolu şiirleri vardır ve bunlar Divan’ında toplanmıştır.
İbrahim Hakkı Hazretlerinin Marifetname’si bir başlangıç, üç bölüm ve bir sonuçtan oluşur. Marifetname’nin temel konusu yaratılış ve yaratıcının sırlarıyla alâkalıdır. Müellif, konuları halkın anlayabileceği bir üslûpla ele alır. Yaratıcının birliği, ilk insan ve ilk peygamber olarak Hz. Âdem, şeytan, cennet, cehennem anlattığı konulardandır. Anasır-ı erbaayı (su, hava, toprak, ateş) ele alır. Bu dört unsurun birleşip çoğalmasından önce madenler, madenlerden bitkiler, bitkilerden hayvanlar, hayvanlardan insanın oluştuğunu anlatır. Dünyanın ve gökyüzünün yuvarlak olduğunu kanıtlamaya çalışır. Ptolemaios’u, Aristoteles fiziğini açıklar. İnsan ve hayvan gövdelerini, iç ve dış yapılarını, onlardaki güçleri inceler. Fizyoloji, psikoloji ve jeolojiye dair bilgiler verir. Kendi soyunu, şeyhinin kerametlerini anlatır. Amerika’nın keşfinden söz eder ve ilk defa Kristof Kolomb’u tanıtır. Yüz çizgilerinin genel durumundan, organların biçimlerinden, bunların seğirmesinden anlam çıkaran bölümle eseri sona erer.

Görüldüğü gibi o, pek çok kaynaktan yararlanıp skolâstik bilgiyi özümsemeye çalışan bir âlim ve ariftir. Böylece çağındaki yeni buluş ve bilgilerle geleneksel bilgileri buluşturmaya, bu yolla yeni bilgiler elde etmeye çalışır
Yazının tamamı
Mehmet Erdoğan
*

Mârifetnâme’de, “Men arafe” sırrı, yani “Kendini bilen Rabbini bilir” düsturu vurgulanmak istenmiştir. Bu düstura göre insan; kendini, Allah’ın yarattıklarını ve Allâh ü Teâlâ’yı iyice tanımalı, kendindeki cevheri keşfetmelidir. Bu eserde, rûhî arınmaya davet edilen okuyucuya, dünya ve ahiret saadetinin yolları gösterilerek zamanının mürşid-i kâmilini arayıp bulması tavsiye edilir.
Marifetnâme’de ortaya konulan tespitler, insanın ihtiyaçlarına yönelik olduğundan samimiyetle istifade etmek isteyenler ondan azamî derecede faydalanırlar. Marifetnâme okuyucusu, sabırlı olmalı, kitabın yazılış gayesini ve hedefini bilerek eserden faydalanma yoluna gitmelidir.
…..
Marifetnâme, müsbet ilimleri ilâhî kaynakla buluşturan aşkla yazılmış bir kitaptır. Onda Mevlânâ ve Yunus Emre gibi gönül erlerinin manevî tesirleri vardır.
İbrahim Hakkı Hazretleri bir şiirinde, cahil, ârif ve aşk ehlini şöyle anlatır:
Cahilin ilmi, cem'-i mal iledir,
 Ârifin izzeti, kemâl iledir.
 Aşk u şevk ehli, vecd-i hâl ister;
 Ne kemâl ister, ne mal ister.”
Ahmet Semih Torun
*
İbrahim Hakkı, kendi ifadesine göre Mârifetnâme’yi dört yüz kitaptan yararlanarak hazırlamıştır. Kaynakları arasında Curcânî’nin Ta’rifât’ı, Gazzâlî’nin İhyâ’sı, Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin eserleri, İbn Sînâ’nın el-Kanûn fi’t-Tıb’ı, Suyût’î’nin el-Hey’etü’s-Seniyye fi’l-Hey’eti’s-Sünniyye’si, Mevlânâ’nın Mesnevî’si, Kâtib Çelebî’nin Cihannümâ’sı, Mehmed Suûdî Efendi’nin Târih-i Hind-i Garbî’si, Seyyid Şerif ve İmam Rabbânî’nin eserleri de yer almaktadır.
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder