15 Mayıs 2012 Salı

Dua / Sabahattin Gencal


Dua, Allah’tan (cc) gerçekleşeceği umuduyla bir sebebin yaratılmasını ya da bir sebebe bağlı olarak dileklerin makul zamanda, hayırlısıyla gerçekleşmesini gönülden istemedir.
Dua yalnız Allah’a (cc) yapılır.
Dua gerçekleşeceği umuduyla yapılır. Allah (cc) her şeye kadirdir. Kulun hayrına olacak istekleri en uygun, en hayırlı zamanda gerçekleştirir. Bu gerçekleştirme bu dünyada olabileceği gibi öteki dünyada da olabilir.
Kulun dileklerinin sınırı yoktur. Her alanda dilekte bulunulabilir.
 *
Allah’ın kanunları vardır. Bu kanunlardan biri her şeyin bir sebebe bağlı olmasıdır. Üniversiteye girmek isteyen birinin duasının kabul edilmesi için üniversite sınavlarına girmiş olması, daha önemlisi sınavlara hazırlanması gerekir. Bir çocuğunun olmasını isteyen birinin evli olması gerekir… Bu tür dualara fiili dua denir. Belli sebepler yerine getirildikten sonra dua edilirse istenilen sonuçlar, o kulun hayrına olacaksa meydana gelir.

Fiili duanın yanında bir de “sözlü” dua vardır. Sözlü duada bir sebebin yaratılması istenir. Çok sevilen birinin gıyabında dua edilir, belli tedbirler alınmamasına rağmen bir sebebin oluşması için de dua edilir.
 *
Dua edilirken ayrıntıya girilir. Ne istenilecekse açıkça belirtilir. Bunun için belirli formlar yoktur. Herkes kendi anlayışına ve anlatımına göre Allah’tan (cc) dilekte bulunabilir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (sav) nasıl dua ettiğini, sahabelerin, bazı âlimlerin… vb. kişilerin nasıl dua ettiklerini kitaplardan öğreniyoruz. Bunlar örnek olabilirler; ama önemli olan kendi anlatımımızı bozmadan, gönülden ve bilinçli olarak dua etmektir. Gönülden istemek, yalvarmak yakarmak, ısrarlı olarak istemek gerekir. Allah elbette gönülden geçeni bilir. Bir defa söylemek yeterli görülebilir; ama insanda ne istediğinin bilincinin uyanması için, isteği ile ilgili hususları yerine getirip getirmediğini düşünmesi için, konunun üzerinde yoğunlaşıp yoğunlaşmadığını anlaması için isteklerde ısrarlı olmak, isteğe yoğunlaşmak (konsantre olmak) gerekir.
 *
Dua bir ibadettir, ibadetin özüdür. Duanın faziletleri çoktur. Dua bireyi de toplumu da koruyan bir kalkandır.
Duanın psikolojik boyutları da önemlidir. Ruh sağlığı için olduğu kadar beden sağlığı için de önemlidir. Aslında bu açıklamayı yapmamız gereksizdir. Çünkü İslâm dininin övdüğü her şey bilime uygundur. Kaldı ki duaya bütün dinlerde de başvurulmaktadır.
 *
Duanın ne zaman yapılacağı, nasıl yapılacağı üzerinde kalıplaşmış bilgiler yoktur. Ancak bireylerin ve dua toplu yapılıyorsa cemaatin yoğunlaşması için, tam huşu içinde olması için bazı kurallara uyulmasının yararlı olacağı âlimlerce belirtilmektedir. Örneğin abdestli iken dua etmek, namaz kıldıktan sonra dua etmek, belirli gün ve gecelerde dua etmek… vb.
 *
Dua bir ibadettir. Her çalışma da ibadet sayılır. O halde her çalışmada dua edilirse yararlı olur. Örneğin bir işe başlarken tıpkı duada olduğu gibi ne yapıldığını, niçin yapıldığını, nasıl yapılması gerektiğini… vb. bilmek gerekir. Tam olarak yoğunlaşmak gerekir. Yine duada olduğu gibi gerçekleşeceği umudu içinde olmak gerekir. Güven içinde olmak gerekir. Her tedbiri aldıktan sonra gerisini Allah’a bırakmak gerekir. Yapılmakta olan işin gerçekleşmesi bir sebebin oluşması demek oluyor. Bu sebebe dayanarak Allah’tan (cc) başka dileklerde bulunabiliriz. Yani merdiven basamaklarını tek tek çıkabiliriz. Sonunda da arzulanana erişiriz.

Duanın böyle basamak basamak yapılması ile ilgili bir kaynağa rastlamadık. Allah’ın hazineleri boldur. Allah, insan merdiven kullanmadan da yükseklere eriştirebilir. Ama bu nasıl olacağı herkes tarafından bilinemez.

İlk kez ortaya koyduğum dua merdiveni benzetmesinin duaya yeni boyutlar kazandıracağı umulmaktadır. En azından duanın psikoloji, din psikolojisi, sosyoloji, din, kültür, sanat… vb. alanlar bakımından da incelenmesi gerektiği düşüncesi oluşur. Duanın bu sayılan alanlarda incelendiği oluyor; ama ayrı ayrı inceleniyor. Bir merdiven kurulamıyor. Basamaklar ayrı ayrı inceleniyor. Her okuyucudan bu basamakları birleştirmesini istemek olmaz. Onun için uzmanlar bu konuyu ödev bilmeli.

Tekrar ediyorum, uzmanlara sesleniyorum: Günümüzde dua da, genellikle ezberlenen yaldızlı sözcükler ve cümlelerden oluşuyor, bilinçsizce yapılıyor. Gerçi dua edenin samimiyetine göre dua yine de kabul görür; ama asıl olan samimiyetin yanında bilinçli olmaktır.

Duanın asıl işlevinin belirginleşmesi için, herkesin duanın faziletlerine gark olması için bu konunun uzmanı âlimlerimizin bu konu üzerinde durmaları gerekmektedir. Âlimlerimizin kendilerini, halkımızı dua konusunda aydınlatmaya borçlu olduklarını hissetmelerini Allah’tan (cc) diliyorum.
 *
Her gönülde Allah (cc) var. Bir istediği gönülden dile getirmek demek Allah için, Allah’ın rızasına, sebeplerine uygun olarak istemek demek oluyor. Gönlümüzün derinliklerine inerek Allah’a (cc) yalvarmak, yakarmak demek biraz da kendimizi tanımak demektir. Ayrıca Allah’ın (cc) Hz. Ademi balçıktan yaptıktan sonra ona üflemesi, yani Allah’ın (cc) bazı sıfatları ile sıfatlandırmasını da hatırlamak demektir. Kısa deyişle dualarımızı, Allah’ın yardımı ile bizzat ya da dolaylı biçimde kendimiz gerçekleştirebileceğiz.
*
Gönlümüz vücudumuza kan pompalayan et parçasında mıdır, yoksa insanı yöneten beyinde midir? Yoksa ruhta mıdır? Bunu ancak Allah(cc) bilir. Biz gönülden dua edeceğiz derken tüm kalbi duygularla, tüm düşünme fonksiyonlarıyla, ruhumuzla dua edeceğiz yalvaracağız, yakaracağız demek istiyoruz. Yalvarmak yakarmak demek kendini paralamak, çeşitli hareketler yapmak demek değil şüphesiz; Allah’ın(cc) tasvip edeceği, memnun olacağı bir vakar içinde olmak, bir duruş sergilemek demektir.
Duamızın hayırlısıysa gerçekleşeceği umuduyla dua edeceğiz. Dua anında gerçekleşmeyebilir. Hatta bu dünyada da gerçekleşmeyebilir. “Mevlâ neylerse güzel eyler.” diyerek dualarımıza devam edeceğiz.
Sebepleri yerine getirmeden, tedbirleri almadan “Mevlâ neylerse güzel eyler.” demek durumunda değiliz. ( Bu konu ayrı bir çalışma konusudur.)
*
Okuyucularımızın dua konusunda düşünmelerini; duanın niçin yapılacağı, nasıl ve ne zaman yapılacağı…vb. konularda da düşünmelerini Allah’tan (cc) diliyorum.
Okuyucularımızın dualarında bizleri de unutmamalarını diliyorum.

Sabahattin Gencal, Başiskele  -  Kocaeli, 2011

4 yorum:

  1. çok güzel ifade etmişsiniz:) doydum gönlünüze sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Yazınızı ve ele aldığınız konuyu çok beğendim. Özellikle hayırlısını istemek hususunu vurgulamanız çok yerinde olmuş. Kendi adıma şöyle bir örnek vermek isterim; üniversiteden mezun olduktan sonra uzun süre iş arayışım sürdü ve bir müddet sonra ümidimi kaybettim. Sonra sürekli "Allah'ım sen bana bir iş nasip et" diye dua ettim. Nitekim çok geçmeden bir iş sahibi oldum fakat o işten kazandığım parayı kendi adıma kullanmak bir türlü nasip olmadı. O günden sonra "Allah'ım sen bana hayırlı bir iş nasip et" şeklinde dua etmem gerektiğini anladım. Artık her duanın başında dileğime "hayırlı ise nasip et" diyerek başlıyorum. Allah'tan ne istediğini bilmek gerçekten de çok önemli. Selam ve saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil