14 Mart 2012 Çarşamba

“Türk’ün Hürriyetine Dokunulamaz” / Sabahattin Gencal



Ders kitaplarımızın ilk sayfasında İstiklal Marşı’nı okurken  Milli Mücadele günlerinin heyecanını duyarız. Tarihimiz akar gözlerimizin önünden. Kuşaktan kuşağa bize kadar gelen milli duygularla, imanla dolar kalbimiz.
 
Okula girerken tüm öğrenciler, öğretmenler ve diğer görevliler bir ağızdan İstiklal Marşı’nı okurken taşar duygularımız.

Sınıfta yazı tahtasının üstünde Atatürk’ü görürüz, Sağında İstiklal Marşı, solunda Gençliğe Hitabe. Derslerini bu tablonun verdiği duygularla yoğurur ve bizleri besler sevgili öğretmenlerimiz.

İstiklal Marşı’nın  istiklâl, hürriyet, vatan, din ve bayrak aşkının, bir ağızdan bütün dünyaya karşı  bir haykırışı  olduğunu; Millî Mücâdele’nin ve  bütün zamanların destanı  olduğunu  öğretmenlerimiz öğretti bize.

Her bilgi kalbimizi ısıtır, her bilgi ışık olur bize. Işıklı yolda sımsıcak yolda ilerlerken bazı bilgiler de tempomuzu artırır. Heyecanımızın doruğa çıkmasına sebep olur. İşte, dimağımıza, gönlümüze yerleştireceğimiz, gelecek nesillere de aktaracağımız. Prof. Dr. İsmail Çetişli’nin bir yazısından * aldığımız bir bölüm:

Mustafa Kemal Atatürk, İstiklâl Marşı için şöyle bir değerlendirme bulunur:
“.... Bu marş bizim inkılâbımızı anlatır. İnkılâbımızın ruhunu anlatır. Bunu ne unutmak ne de unutturmak lazımdır. İstiklâl Marşı’nda istiklâl davamızı anlatması bakımından büyük bir mânâsı olan mısralar vardır. Benim en beğendiğim yeri de burasıdır:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır Hakka tapan, milletimin istiklâl.
Benim bu milletten asla unutmamasını istediğim mısralar işte bunlardır. Hürriyet ve istiklâl aşkı bu milletin ruhudur. Tarihe bakın: Bütün milletlerin bir esaret ve hürriyetsizlik devri geçirdikleri bir hakikattir. (...) Bizim (...) kahramanlarımız hürriyetini kaybedeceğini anlayınca nefsini ateşe vermiş ve küllerini bile düşmanına teslim etmemiştir. Türk budur. İstiklâl Marşı’nın bu pasajı asırlar boyunca söylenmeli ve bütün yâr ve ağyâr anlamalıdır ki Türk’ün, Mete hikâyesinde olduğu gibi her şeyi, hatta en mahrem hisleri bile tehlikeye girebilir, fakat hürriyeti asla... Bu pasajı her vakit tekrar ettirmek bunun için lâzımdır. Bu demektir ki, efendiler, “Türk’ün hürriyetine dokunulamaz.

Ders kitaplarımızın ilk sayfalarındaki İstiklal Marşı’nı okuyunca, okula, sınıfa girince   Türk’ün hürriyetine dokunulamayacağını düşünürüm, atalarımızın duyduğu milli heyecan dolar kalbimize. 

Milli  şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı, dünyada bir emsali olmayan  İstiklal   Marşımız sonsuza kadar söylenecektir.

Sabahattin  Gencal, Başiskele - Kocaeli, 12. 03. 2012
------------------------------------
* Prof. Dr. İsmail Çetişli, İstiklal Marşı’nın Tahlili, www.mehmeteminturkyilmaz.com//

??????????????????????????????????????????????????????????
??????????????????????????????????????????????????????????

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    "Türk'ün Hürriyetine Dokunulamaz!" Başlıklı makalenizi okudum.

    Hürriyet ve İstiklal aşkı bizim ruhumuzdur. Hürriyet ve İstiklalimize dokunacakların vay haline! diyecek kadar, çok şükür daha ayaktayız. Ancak, eskisi gibi kılıçla kalkanla, topla tüfekle hürriyet ve istiklalimize saldırmayacaklar ki, çünkü saldırının yol ve yöntemleri değişti. Önemli olan bizim de her türlü saldırı yöntemine karşı savunma yöntemlerini geliştirerek hürriyet ve istiklalimize göz dikenlerin oyunlarını boşa çıkarmalıyız.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaret ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuza katılıyorum. Çağa uygun yöntemler geliştirmeliyiz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil