4 Mart 2012 Pazar

Sabahattin Gencal'dan size özel bir mektup var

Değerli Okurum,

Önce selam eder, saygı ve sevgilerimi sunarım.

Size bir klasik mektup yazmak geldi içimden.

“Mektup dönemi kapandı. Şimdi e–mail’ler var, sms’ler var. Bu dönemde mektup, hele de klasik mektup akıl karı değil. “diye düşünebilirsiniz. Haklısınız. Ama benim yetmişine merdiven dayamış biri olduğumu düşünürseniz bana da hak verirsiniz.

Ben çocukluğumda, o klasik diye adlandırdığımız mektuplar yazardım. “Önce üzerime farz olan selamlarımı bildiririm.” diye başlardık. “Benden size bir kötülük, haksızlık, olumsuzluk … gelmez.” anlamında bir güvencedir selam. Sağlık ve esenlik anlamlarını da içeren selamla mektubumuza başladıktan sonra da hal hatır sorardık. Tabii, sormuş olmak için değil. Elimizden gelen yardımı yapmaya hazır olduğumuzu belirtmek için sorardık. Sonra da “Benden sual edersen…”deyip kendimizden söz ederdik. Bu arada mektubu özel bir amaç için yazmışsak bunu yazar selamlarla tamamlardık mektubu.

Size klasik bir mektup yazacağımı söyledim; ama sizi tanımıyorum ki. Tek bildiğim okurum olduğunuzdur. Yeri gelmişken şahsınızda tüm okurlarıma da borcumu eda edeyim:
Bu son günler Damla’ya gösterdiğiniz teveccühten ötürü çok teşekkür ederim. Damla’nın günlük ziyaretçi sayısının 400’ün üzerinde olması doğrusu memnun etti beni. Başka siteleri binler, on binler ziyaret ederken bizim bu memnuniyetimiz nasıl izah edilebilir? Şöyle izah edilebilir. Ben internet alemine girerken “ Bir kişi de olsa düzenli, prensipli, istikrarlı olarak çalışmalarıma devam edeceğim.” diyen bir kişiydim. Evet, bloguma sayaç koymayı düşünmeyen bir kişiydim. Böyleyken tuttum sayaç koydum, bu da yetmedi,  istatistik tutmaya başladım. İnsanoğlu, ne diyeyim. Bu durumuma üzülmedim değil. Neyse yine ilk sözümdeyim. Okurum yalnız siz olsanız bile ilkemizden şaşmayacağız.

 “İki günü bir olan zarardadır, aldanmıştır.”hadisini ilke olarak kabul ettik. Bunu sürdürmeye çalışacağız. Size bir damla kadar bile olsa yararlı olmak için elimizden geleni yapmaya çalışacağız.
Bu yararlı olmak lafına takılmayın. Ders vermekten söz etmiyorum. Oyalarken, dinlendirirken, eğlendirirken satır aralarında … Ya, kusura bakmayın. Az kalsın bir yanlış anlamaya sebep olacaktım. Durumu anlayanlar anladı. Anlamayanlar için bir ara paragraf  aktaralım:

Subliminal mesaj:başka bir objenin içine gömülü olan bir işaret ya da mesajdır ve normal insan algısı limitlerinin altında kalmak, o anda fark edilmemek üzere tasarlanmıştır. Buna 25. kare özelliği de deniliyor. Gözümüz saniyede 24 kare algılayabiliyor. 25. kare ise beynimize yazılıyor. İşte bu sistemin adı da 25. Kare “

Bugün dev firmalar, işbirlikçiler ve güçlü devletler tarafından kötü maksatlar için kullanılmakta olan bu satır arası konusuna istemeden, sözün akışı ile geldik. Gelmez olaydık. Böyle bir düşüncemiz asla olmaz, olamaz da, biz de o yetenek nerde…

Daldan dala atladık. Mektup yazmak istememin bir sebebi de bu.

Her yazı bir mektuptur. Arapça’da, mektup başka birine gönderilmiş olan yazılı kağıt, yazılmış olan anlamındadır. Ama biz mektubu bir terim, belli formu olan bir kavram olarak ele alıyoruz.  Ancak böyle bir forma, kalıba da girmek istemem. İstediğim biçimde  mektup yazmak istememin sebebi de bu. Aklıma geleni yazmak isterim.

Bu 25. kareyi karıştırmasam daha mı iyi olurdu? Neyse kusura bakmayın. “Can çıkar, huy çıkmaz.”derler; 35 yıl yaptığım öğretmenlikten kalan izler bunlar, illa fırsat eğitimi yapacağız.  Böyle yapınca da sözü uzatmış oluyoruz. Asıl söylemek istediğimiz sona kalıyor, dona kalıyor. Bir bakıma bu konuya girmemiz fena da olmadı. Televizyonları, medyayı daha dikkatli izlersiniz…

Sahi, biz mektup yazmaya niçin başlamıştık?

Sevgili okurum, bugüne dek …Özel Sayı ismi ile özel bağlantılar oluşturduk. İnşallah yararlı olmuştur. Belli bir müddet özel sayı çıkarmayı düşünmüyoruz. Şöyle de böyle de olsa, kendi yazılarımıza yer vereceğiz. Bu arada özel sayılarımızın güncellemeleri  ile, eksikleri tamamlamakla meşgul olacağız.  Yani oyalanacağız.

Oyalanmak kavramına da takılmayın. Zaten bu blogları biraz da oyalanmak için açmadık mı?

Klasik mektupların sonunda “kestane kebap acele cevap” yazardık. Burada bunu yazamıyorum. Çünkü ben yorum yazamıyorum ki yorum yazılmasını isteyeyim. Bir çok siteye giriyor çıkıyorum; ama nedense yorum yazamıyorum. Ben böyleyken senden yorum yazmanı, cevap yazmanı isteyemem; ama yazarsanız memnun olurum.Şayet yazarsanız “Damla’nın nasıl bir gelişme göstermesini istediğinizi” de belirtirseniz ayrıca memnun olurum.
Tekrar selam eder saygı ve sevgilerimi sunarım

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli 

8 yorum:

  1. Sabahattin Hocam,

    Öncelikle sağlık ve esenlikler içinde olduğunuzu umarak, pek kıymetli mektubunuzu bugün aldığımı söylemek isterim. Beni çok mutlu ettiniz.

    Damla derginiz üzerine yorumlar beklediğinizi belirtmişsiniz. Ben derginizi zevkle okuyor ve takip ediyorum. İnsanlar, çabuk tüketebildiklerini daha çok kullanıyorlar bildiğiniz üzere.. Damla ise başucu kitabi gibi. Uzun soluklu ve her daim okunacaklardan. Dönüp dönüp başvurulacak dergilerden. O yüzden ziyaretçı sayısının binler olmaması hiç önemli değil. Kitaplığımızdaki Romanlar daha çok okunur ama sözlük her daim kullanılır. Damla dergisi bence öyle bir şey.

    İstatistik bilgilerin güvenilirliğinden de şüpheliyim zaten.

    Subliminal mesajlara gelince, bunu yapmayan yok ki.. Sizin yaptığınız eğitmek.. Keşke herkes eğitse, eğitilse..

    Bence Damla böyle güzel.. ve abonman adedi de sürekli artacak..

    Sözlerime son vermeden önce, mubarek ellerinizden öper saygılarımı sunarım,

    öğrenciniz D.Y.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve cevabınız için teşekkür ederim.
      Öğretmenim; ancak İnternet dünyasında değil öğretmen öğrenci bile olamam. Bu alemde siz çok mesafe aldınız.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
    2. mesafe almış olduğumu sizden duymak beni onurlandırdı.
      Eğer ben bir mesafe aldıysam bunda sizin yorumlarınızın büyük etkisi var. Başlangıçta tarzımı belirlemeye çalışırken sizin bir yorumunuz bana yön verdi. Okuyucu çekmek adına kendim olmaktan vaz geçmememi öğütlemiştiniz. Ben de onu yaptım.
      Siz her zaman her yerde çok iyi bir öğretmensiniz. İnternet dünyası da bunu mutlaka değerlendirecektir. Sadece çok yeni bir dünya ve herşeyde olduğu gibi önce eğlence zihniyeti süreç içerisinde eğlencenin ötesine de yaygınlaşacaktır. ben buna inanıyorum.

      saygılarımla,

      Sil
    3. Merhaba Dayatılanla Yaşayan,
      Tekrar ziyaretiniz ve iltifatınız için teşekkür ederim.
      Damla kadar bile olsa bir katkım olmuşsa mutluluk duyarım.
      Mutlulukların artması dileğiyle.

      Sil
  2. Ben DAMLA' dan memnunum. Teşekkürler.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Ali Zafer Bey,
      Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
      Sizlerin memnuniyeti moral kaynağımdır.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Mektubunuza klasik bir cevab-i mektup ile karşılık vermek istiyordum ama, tekrar vazgeçtim. Çok kıymetli Mektubunuzu aldım, çok teşekkür ederim.

    Ben çok güzel mektup yazardım. Okur-yazarlığı olmayan tüm yaşlılarımızın askerdeki oğluna, gurbetteki çocuklarına, çok mektuplar yazdım sayın hocam.

    Sonra telefon, ardından diğer iletişim araçları hayatımızdaki yerlerini alnca, mektup ta bitti.

    Daha şu son zamanlarda askere giden tanıdık gençler vardı, onlara dedim: "Adreslerinizi bildirin de, sizlere birer asker mektubu yazayım." MEKTUPSUZ ASKERLİK olmaz demiştim. Sadece biri adresini bildirdi, ben de haliyle o askere bir mektup göndermiştim.

    Bizler mektuplarla gurbette çalıştık ve mektuplarla askerlik yaptık. Mektubun yerini hiçbir iletişim aracı tutamaz. Mektubun değerini; mektup yazıp, mektup alan bilir.

    Damla'ya, sunduğu değerli hizmetlerinden dolay çok teşekkür ederim. Özel sayıları ile birlikte diğer münferit konularından da gereği gibi istifade ettik.

    Damla'nın yayın çizgisi güzel, aynı çizgide devam etmekle birlikte zamanı ve yeri geldiğinde güncel konularada da yer verebilir.

    Damla'ya ve ona hayat veren yüreğe başarılar ve sağlıklar dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz ve cevabınız için teşekkür ederim.
      İçimizdeki askerlik duyguları, gurbetlik duyguları kaybolmadı; ama mektup yazma alışkanlığı yok oldu. Mektup yazmak bir tarafa kelimelerdeki sesli harfler bile yazılmıyor. Biz yakınmaktan, dua etmekten başka bir şey yapamıyoruz.
      Damla'da güncel konulara da bir şekilde yer vermeye çalışacağız.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil