12 Mart 2012 Pazartesi

İstiklal Marşı / Sabahattin Gencal

Marş, en genel anlamda bir müzik eseridir. Diğer müziklerden farkı ritmi yürüyen bir kimsenin veya topluluğun adımlarını hatırlatmasıdır. Genellikle bir topluluğu simgelemek için düzenlenir. Ayrıca farklı kavramları, ruhsal durumları yansıtmak için bestelenebilir. Örneğin askeri marşlarla, cenaze marşları farklı atmosferleri canlandırır. Farklı atmosferlerden ötürü bazı marşlar saygı duruşunda dinlenir.
Topluluğun çoğunluğunu  coşturan marşlar olduğu gibi bir grubun, bir spor kulübünün taraftarlarını coşturan marşlar da olabilir. Milleti coşturan, simgeleyen, milletçe benimsenmiş marşlar milli marş olarak adlandırılır.
Milli marşlar  ülkelerin bağımsızlıklarının ya da güçlerinin simgesidirler. Ülke parlamentoları ya da yetkili organları tarafından kabul edilirler ve yurt içinde ve dışındaki törenlerde, çeşitli etkinliklerde seslendirilirler. Milli marşlar ait olduğu ülkenin simgesi olduğu için saygıyla dinlenir.
Türkiye’mizde çeşitli etkinliklerde seslendirilen bir çok marş vardır.(1)  Milli bayramlarda ve kutlamalarda, ulusal ve uluslar arası etkinliklerde ayrıca okullarda, askeri kurumlarda ve diğer bazı kurumlarda hafta başları ve sonlarında söylenen marş  mili marşımız İstiklal Marşıdır.

İstiklal Marşı İstiklal mücadelesi sırasında milli duyguları güçlendirmek için yazıldı. Milli bütünlüğümüzü sağlamada ve sürdürmede manevi bir kuvvet oldu.
Mehmet Akif tarafından yazılan İstiklal Marşı 12 Mart 1921 tarihinde TBMM tarafından kabul edilmiştir. İstiklal Marşı Osman Zeki Üngör tarafından bestelenmiştir.(2)

Bazı milli marşlar ait oldukları ülkeleri abartılı olarak övmekten öteye bir anlam taşımamaktadır. Ancak bizim marşımızda bayrak, vatan, tarih, millet kısaca maddi ve manevi bütün değerlerimiz yer almaktadır.
Bir millet için en önemli unsur istiklaldir. Bizim marşımızda istiklal kavramı işlenmiştir. İstiklal kavramı birçok ülkenin marşında da vardır, ama bizim marşta farklı durum var. Çünkü tarihi boyunca daima hür yaşamış milletimizin Kurtuluş Savaşı günlerinde emperyalistlerin istilasına uğraması milletimizin içini kanatmıştır. Kısa deyişle İstiklal Marşı istiklal mücadelesinin, tarihimizin ruhudur.

İstiklal Marşı, milletimizin, Atatürk’ün önderliğindeki milli mücadelesini ölümsüzleştiren; yurt ve bayrak sevgisini, istiklal ve çağdaşlık tutkusunu dolayısıyla moral gücünü yükselden emsalsiz bir kahramanlık destanıdır.
Bugün de milli mücadelemiz, istiklal yani tam bağımsızlık aşkımız sürmektedir.

“Tam bağımsızlık denildiği zaman, elbette siyasi, mali, ekonomik, adli, askeri, kültürel vs. her hususta tam bağımsızlık ve tam serbestlik demektir. Bu saydıklarımdan herhangi birinde bağımsızlıktan yoksunluk, millet ve memleketin gerçek manası ile bütün bağımsızlığından yoksunluğu demektir..” (Atatürk)

İstiklal Marşımızı Kurtuluş Savaşı önderi Atatürk’ü ve onun sözlerini de hatırlayarak okursak  daha anlamlı okumuş oluruz.
İstiklal Marşımızı Kurtuluş Savaşının manevi önderlerinden olan marşın güftecisi Mehmet Akif Ersoy’u hatırlayarak okursak daha anlamlı okumuş oluruz.
  
Akif, İstiklal Marşı'nın yazılmasına sebep olan olaylar ve bu marşın milletimize olan aidiyeti konusunda şunları söyler:
"İstiklal Marşı o günler ne samimi, ne heyecanlı günlerdi. O şiir, milletin o günkü heyecanının bir ifadesidir. Bin bir facialar karşısında bunalan ruhların, ızdıraplar içinde kurtuluş dakikalarını beklediği bir zamanda yazılan o marş, o günlerin kıymetli bir hatırasıdır. O şiir bir daha yazılamaz. Onu kimse yazamaz. Onu ben de yazamam,. Onu yazmak için o günleri görmek, o günleri yaşamak lazım. O şiir artık benim değildir. O, milletin malıdır. Benim millete karşı en kıymetli hediyem budur." (3)

İstiklal marşımızı  üzerinde yaşadığımız coğrafyayı düşünerek, tarihimizi düşünerek, küreselleşen dünyayı avucunun içine almaya çalışan emperyalistleri düşünerek okursak daha anlamlıca okumuş oluruz.

“Kurtuluş Savaşının amacını ve ruhunu, milletin bağımsızlık istek ve azmini dile getiren İstiklal Marşının kabul edildiği 12 Mart günü” bir  milat olmalı. Kurtuluş Savaşımızdan çıkardığımız derslerle içinde bulunduğumuz durumu objektif olarak analiz etmeli ve bizi zayıflatmak, parçalamak ve bölmek isteyenlere fırsat verilmemeli.
Atatürkçü geçinenler Mehmet Akifi,  Mehmet Akif’i sahiplenenler Atatürk’ü yıpratmamalı.Artık bundan böyle tek yürek halinde, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmak için çabalamalıyız. İstiklal Marşı’nı  da, “Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.” diyen Atatürk’ün bu vasiyeti de unutulmamalı.

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 12. 03. 202
 ----------------------------------
[1] http://www.biriz.biz/marslar/index.htm
[3] Şakir Tarım, Milli Gazete, 14. 03. 2010



İstiklal Marşı'nın Kabul Edilmesi 
Türkiye’de ilk defa bir milli marş yazılması teşebbüsü, 1920’de Genel Kurmay Başkanı İsmet İnönü tarafından yapıldı. Maarif Vekili Dr. Rıza Nur’u ziyaret eden İsmet İnönü, Milli heyecanı koruyacak, milli azim ve imanı besleyecek, zinde tutacak bir marşın yazılmasını, ordu adına teklif etti. Yarışma Maarif Vekaletinin genelgesiyle okullara duyuruldu ve basın yoluyla da “Türk şairlerinin nazarı dikkatine” sunuldu.

Yarışmaya 724 parça şiir katıldı. Fakat hiçbirisi milli marş olmaya layık görülmedi. Böyle bir marşın ancak Mehmet Akif tarafından yazılabileceği ve para meselesinden dolayı yarışmaya katılmadığı da ağızlarda dolaşıyordu. Hasan Basri Bey, para meselesinin kaldırıldığını söyleyerek, Akif’in yarışmaya katılmasını sağladı. Mehmet Akif’in şiiriyle birlikte üç parça, orduya gönderilerek, asker üzerinde tesiri en fazla olan eserin tespit edilmesi istendi.Cevap olarak Mehmet Akif’in şiirinin beğenildiği bildirildi.

Maarif Vekaleti tarafından gönderilen İstiklal Marşı teklifi gündeme alındı. Başkanvekili Hasan Fehmi Efe’nin başkanlığındaki toplantıda ele alınan marşın tab ve tevziine karar verildi.

Marş, Hamdullah Suphi tarafından Meclis’te okundu. Büyük bir coşkuyla dinlenen marş, sık sık alkışlarla kesildi. Marşın kabul edilmesi, 12 Mart 1921 tarihindeki toplantının öğleden sonraki oturumunda ele alındı.

Akif’in marşının oya sunulması kararlaştırıldı ve “Oy birliği ile kabul edildi.” Marş teklif üzerine en son ayakta dinlendi. Kahraman orduya ithaf edilen marş, İstiklal marşı olarak kabul edildi. Akif “Onu milletime ve kahraman ordumuza hediye ettim. Zaten o milletin eseridir, milletin malıdır. Ben yalnız gördüğümü yazdım” dedi ve bu marşı Safahat’a almadı.
http://www.sivas-sdio.k12.tr

*******************************************************
*******************************************************

7 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    "Atatürkçü geçinenler Mehmet Akifi, Mehmet Akif’i sahiplenenler Atatürk’ü yıpratmamalı. Artık bundan böyle tek yürek halinde, çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkmak için çabalamalıyız."

    İstiklal Marşı'mızın kabulü ile ilgili yayınladığınız makaleden dikkat çekmek için bir parağrafı yukarıya aldım. Her seferinde bu özel günlerimiz için yazıyoruz, çiziyoruz da hepsi böyle satırlarda kalıyor. Hiç kimse(yetkili ve ilgililer) bu yazılan ve çizilenleri hayata geçirmek için kılını kıpırdatmıyor. Vatandaşın bağırması ve çağırması da yetmiyor.

    Bu vatanı bize kazandıran ulu önder Kemal Atatürk'e, İstiklal Marşı'mızın yazarı milli şairimiz M.Akif Ersoy'a, marşı besteleyen Osman Zeki Üngöre'e, kahramanlarımıza ve tüm şehidlerimize Yüce Allah'tan rahmetler dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Recep bey kardeşim,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorum yazmanızdan çok memnun oluyorum. Böyle anında okumanız ve yorumlamanızdan da duygulandım. Sağolun.
      Keşke ben de böyle yazabilseydim. Önceden de belirttiğim gibi, yaşlılıktan mı nedendir bilmem yazamıyorum.
      Böyle bahanelerle sustuğumuzdan, uyuduğumuzdan olacak yetkililer, ilgililer de kaale almıyorlar bizi. Buna rağmen birliğimizi, kardeşliğimizi pekiştirmek için çabalayacağız.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Merhaba,yazınız için teşekkürler.Bugünü en iyi şekilde değerlendirip geleceği sağlam temellere oturtabilmek için tarihi çok iyi bilip gereken dersler alınmalı.Ancak biz çocuklarımıza tarih diye bir sürü masal anlatıyoruz.Çocuklar artık İstiklal marşının anlamı bir kenara marşı dahi tam olarak öğrenmiyorlar.Oysa İstiklal Marşımızın anlamı inecelendiğinde neredeyse milletimizin tarihini bulmak mümkün.Biz milletçe ne olduğumuzu,kim olduğumuzu,tarihimizi unuttukça Gençliğe Hitabede de vurgulanmış olan gerçekler bir bir ortaya çıkıyor.
    Aslında bence yazınıza Mehmet Akif Ersoy'un ölüm döşeğindeyken kendisine sorulan "İstiklal Marşımızı bir kez daha yazsaydınız yine aynısını mı yazardınız?" sorusuna verdiği "Allah bu millete bir kez daha İstiklal Marşı yazdırmasın" cevabını da almalıydınız.
    Orhun Abidelerinde de dendiği gibi biz çok çabuk unutan bir milletiz.Orada ne diyordu:"Ey Türk Milleti sen bir kez doydun mu açlık nedir düşünmezsin..." Allah bugünümüzü aratmasın diyorum.Saygılar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Yorumunuza katılıyorum.
      Kısa yazdım, çünkü birkaç hafta önce Damla / İstiklal Marşı ve Mehmet Akif Ersoy Özel Sayısı'nı çıkartmıştım.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  3. Başta Atatürk olmak üzere bu ülkenin bağımsızlığı için savaşmış herkesi saygıyla anıyorum,ruhları şad olsun

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Ne mutlu saygıyla anılanlara.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  4. Selamlar,
    Sayfama uğrayıp değerli zamanınızı ayırdıktan sonra çok değerli bir yorumla onu taçlandırdığınız için sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum...sizi takip etmeye başlamak benim için bir ayrıcalık olacaktır hiç şüphe duymuyorum. Faydalı paylaşımlarınız ve tecrübe paylaşımınız biz gençler için hiç şüphe yok ki bulunmaz bir nimet ve imkandır. dua ile....

    YanıtlaSil