8 Mart 2012 Perşembe

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlu olsun / Sabahattin Gencal


Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü.*  Bugün çeşitli etkinliklerde  ve medyada “kadın sorunları” konusu ele alınıyor.
Anamız, eşimiz, kardeşlerimiz, kızlarımız, arkadaşlarımız, dostlarımız olan eli öpülesi, şefkatli, cefakar, vefakar kadınlarımızın sorunlarını anlatmayı bir günle sınırlamayı doğru bulmuyoruz. Bununla beraber emperyalist ülkelerin etkisi altında, tüketim ekonomisi geliştirmek için kabul ettiğimiz ** 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde  bizim de bir sözümüz olsun  diye yazmaya çalışıyoruz. 
Ne kadın erkek eşitliği üzerinde duracağız, ne de kadınların sırf kadın oldukları için çektikleri üzerinde duracağız. Kuvvetlinin zayıfı ezmesi, ezilmenin kader gibi algılanışına dolaylı olarak işaret edeceğiz. İşaret parmağımı göremeyeceksiniz; ama  en azından  her cümlenin sonunda , “Burada ne demek isteniyor?”diye düşüneceksiniz.  Açık deyişle boşlukları dolduracak, yazıyı yeniden yazacaksınız.
Okumaya ve yazmaya başlıyoruz.
Kadınlarla erkekler kuramsal olarak, psikolojik ve biyolojik ayrılıklar dışında  eşittirler. Yalnız uygulamada kadınların aleyhinde aksaklıklar görülmektedir. Tarih bu aksaklıkların, haksızlıkların düzeltilmesi çalışmalarıyla doludur.
Kadınların erkeklerle eşitliği kanunlarda, ana yasalarda, uluslar arası belgelerde yer almaktadır.
Dünyada parlamentolar, partiler, sivil toplum örgütleri ve diğer örgütler kadın haklarının düzeltilmesi için çabalamaktadır. Medya bu konuyu sürekli işlemektedir. Durum böyleyken kadınlar sömürülmeye, istismar edilmeye, haksızlığa, zulme, şiddete ve dayatmalara maruz bırakılmaktadır.
Türkiye’de, kadın hakları konusunda büyük gelişmeler kat edilmiş olmasına rağmen  bazı sorunlar da görülmektedir: Şahsen bilimsel olarak tespit edemediğimiz ancak medyadan öğrenebildiğimiz bu sorunları, öncelik sırası belirtmeden şöyle sıralayabiliriz: Aile içi  şiddete maruz kalma, iş yerinde ayrımcılık ve gelir adaletsizliği,kadın emeği ve bedeni sömürüsü, toplumsal ve kültürel baskı,  eğitim hakkından ve çalışma hakkından yoksun bırakılma…vb. Bu konular bazı bakanlıklar ve kuruluşlar tarafından ayrıntılarıyla incelenmiş ve çözümler üretilmeye çalışılmıştır.

Şahsen anlayamadığım bazı hususları paylaşmak isterim.
Kutsal kitabımız Kuran-ı Kerimde kadınlara büyük değer verilmektedirO kadar ki eşitlikten de anlamlı olarak adaletli davranılmasından söz edilmektedir. Buna rağmen bazı şiddet vakaları, bazı olumsuzluklar din adına yapılmaktadır. Kadınlara karşı haksızlığın sebebi olan gelenek ve törelerin yasalarımıza aykırı olduğu kadar dine de aykırı olduğu konusunda bilinçlendirmeye devam edilmelidir.

Bazı  ticaretle ilgili büyük örgütler kadın hakları konusunda çok ciddi çalışmalar yaparken yine bir çok ticari şirketlerde kadın, ya işe girememekte, ya da ucuza çalıştırılmaktadır.

Çok yararlı çalışmaları olan bir çok kadın derneği var. Ancak haksızlığa uğrayan, ezilen, şiddete maruz kalan kadınlar örgütlenememektedirler. Kadınlarımız örgütlenebilseler haklarını daha kolay alabileceklerdir. En azından kağıt üzerinde yazılanları hayata geçirebilirler.

Bu sorunları ve akla gelebilecek diğer sorunları anlayabilmek için, yukarıda söylediğim gibi şahsen inceleme yapamadığım için bazı yazarları okudum. Sorunun kadın ayrımcığı yapmanın ötesinde zayıfı ezme, sömürme sorunu olduğunu belirtenlere de hak verdim. Kadın olsun, çocuk olsun, erkek olsun zayıfsa köleleştirilmeye çalışılıyor. Konuya bu tarafından da bakmayı ihmal etmeyelim: “Haksızlığa, istismara ve sömürüye hayır.” dediğimiz ölçüde kadınlar da haklarına kavuşabileceklerdir. Ekonomik, kültürel, siyasal...vb. tüm haklar alınabildiği, daha önemlisi  herkes tarafından kullanılabildiği  ölçüde de barış ve huzur ortamı tesis edilebilecek ve herkes mutlu olacaktır.
Mutlulukların çoğalması dileğiyle, tüm dünyadaki ve Türkiyede'ki kadınlarımızın  8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kutlarım. Saygı ve sevgilerimle.

Sabahattin Gencal, Başiskele- Kocaeli, 08. 03. 2012
---------------------------------------------
8 mart dünya kadınlar gününün başlama hikayesi,

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ Birleşmiş Milletler tarafından 1977 yılında ilan edilmiştir..Fakat geçmişi daha eski tarihe dayanmaktadır..
8 Mart 1857 yılında ABD’nin New York kentinde kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği savaşın ilk mücade ylıdır. Başlama Hikayesi şu şekildedir:Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40.000 işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin saldırısıyla kanlı bitti. Saldırı sırasında çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 100 bini aşkın kişi katıldı.
1910 yılında Danimarka’nın Kopenhag kentinde toplanan 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında, Almanya Sosyal Demokrat Parti önderlerinden Clara Zetkin, bu yangında yaşamını yitiren 129 kadın işçi anısına 8 Mart gününün Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmasını önerdi. Kadın hakları hareketini, özellikle oy hakkını onurlandırmayı amaçlayan Kadınlar Günü önerisi oy birliği ile kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921'de Moskova'da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı'nda gerçekleşti. Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960'lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri'nde de anmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi.

1975 yılında Dünya Kadınlar Yılı’nı ilan eden Birleşmiş Milletler Örgütü, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırdı. Kadınlara eşit hakların verilmesinin Dünya barışını güçlendireceği kabul edildi.
Böylece 8 Mart, dünyada kadınların yüzyıldır yürüttüğü özgürleşme mücadelesinin kutlandığı ve kadınların güncel taleplerinin ifade edildiği bir gün haline geldi.

**Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü

Türkiye'de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ilk kez 1921 yılında "Emekçi Kadınlar Günü" olarak kutlanmaya başlandı. 1975 yılında ve onu izleyen yıllarda daha yaygın, ve yığınsal olarak kutlandı, kapalı mekanlardan sokaklara taşındı. "Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı" programından Türkiye'nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında "Türkiye 1975 Kadın Yılı" kongresi yapıldı. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nden sonra dört yıl süreyle herhangi bir kutlama yapılmadı. 1984'ten itibaren her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından "Dünya Kadınlar Günü" kutlanmaya devam edili
(http://tr.wikipedia.org/wiki/).

 Ayrıca bakınız:





*****************************************************
  "Dünyada hiçbir milletin kadını, ben Anadolu kadınından fazla çalıştım, milletimi kurtuluşa ve zafere götürmekte, Anadolu kadını kadar emek verdim diyemez. 
Erkeklerden kurduğumuz ordumuzun hayat kaynaklarını kadınlarımız işletmiştir. Çift süren, tarlayı eken, kağnısı ve kucağındaki yavrusu ile yağmur demeyip, kış demeyip cephenin ihtiyaçlarını taşıyan hep onlar, hep o yüce, o fedakar, o ilahi Anadolu kadını olmuştur. 
Bundan ötürü hepimiz bu büyük ruhlu ve büyük duygulu kadınlarımızı, şükranla ve minnetle sonsuza kadar aziz ve kutsal bilelim."
 M.Kemal Atatürk.
***************************************

4 yorum:

  1. teşekkürler iyi dilekleriniz için.. dilerim en kısa sürede gerçek insan olmanın tek gerçek çözüm olduğunu kavrarız.. bizim nesil göremese de tohumları bizler sulayabiliriz insan olarak yetişsinler diye..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Güzel özetlediniz: Tek çözüm insan olmak.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil
  2. Anlamlı saymaya çalıştığımız ama aslında çok anlamlı olmasını istediğimiz bugün için bir bey tarafından hatırlanan ve değerli bir yazı için teşekkürler.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      hayırlı günler dileğiyle.

      Sil