29 Şubat 2012 Çarşamba

Mehmet Akif'in Dostları

Mehmed Âkif ve Eşref Edip dostluğu

Yine Eşref Edib’in belirttiğine göre Akif’in “Muhtelif sınıfta, muhtelif ahlâk ve tabiatta dostları vardı.” Bunlar arasında kimler yoktu ki… Ahmet Naim Bey’den Hersek müftüsü Ali Fehmi Efendi’ye; Miralay Baytar İbrahim Bey’den, büyük bestekar Şerif Muhiddin Targan’a; Fatin Hoca’dan Süleyman Nazif’e, Ferid Kam’dan Hafız Kemal’e, Hasan Basri Çantay’dan Neyzen Tevfik’e kadar onlarca isim Âkif’in dost halkasında idi.
Bunlar arasında bazıları ise daha özel bir yerde durmaktadır. Bu kişiler, Âkif’in mücadelesinde yol arkadaşlarıdır. Hayatları boyunca fikir ve aksiyon olarak onunla birlikte hareket eden kişilerdir.
İşte bunlardan biri, çeşitli özellikleri itibariyle belki de en başta geleni Eşref Edip’tir.
Mustafa Özçelik
***
Şerif Muhiddin, Mehmet Âkif'in de yakın dostlarındandı

Şerif Muhiddin, Mehmet Âkif'in de yakın dostlarındandı. Nitekim Mehmet Güntekin'in hazırladığı albümde büyük şairin ona gönderdiği "Beyim, efendim" hitabıyla başlayan bir mektubu ve bir fotoğrafı (bu, bilinmeyen bir fotoğraftır.) yer alıyor. Eşref Edip'in verdiği bilgiye göre, Şerif Haydar Paşa bir gün oğullarının hocası İsmail Hakkı Bey'e, gıyaben tanıdığı ve şiirlerini büyük bir zevkle okuduğu Mehmet Âkif'le tanışmak istediğini söyler, bunun üzerine İsmail Hakkı Bey yakın dostlarından Âkif'i alıp Çamlıca'daki köşke götürür. O gün udunu ilk defa dinlediği Şerif Muhiddin, Âkif'i farklı mızrabı ve üstün tekniğiyle büyüler. Artık Safahat şairi de, birçok âlim ve sanatkârın uğrak yerlerinden biri olan Çamlıca'daki köşkün müdavimlerindendir ve Şerif Muhiddin'i dinlemekten çok büyük bir zevk almaktadır.

Midhat Cemal'in sözünü ettiği bir mektubundaki şu cümleler, Âkif'in Şerif Muhiddin'e duyduğu sevgi ve hayranlığın temelinde, virtüozitesinin yanısıra peygamber torunu olmasının da rolü bulunduğunu gösteriyor: "Cedd-i muazzamınızın mukaddes namına yemin ederim ki hayatımda muhalled, maddiyattan mücerred bir zevk duydumsa onu sizinle geçen âlemlerde duydum".

Âkif, Şerif Muhiddin'i ömrünün sonuna kadar büyük bir dikkatle takip edecek ve başarılarıyla kendi başarısı gibi gururlanacak, hatta Gölgeler'i, yani yedinci Safahat'ı ona ithaf edecektir.
***

***
'Âkif' olanların anlayacağı 'dostluğun' yol haritası
Mithat Cemal, Mehmet Akif Ersoy'un, dostlarına karşı tutumundan bahsederken "Dostunu, sevmek kelimesinin noksansız mefhumu ile seviyordu. Öldüğü zaman; düştüğü zaman; dünya aleyhine döndüğü zaman; yanında olmadığı vakit ve sevmeyenlerin yanında bulunsa bile" demekten kendini alamıyordu. Çünkü dost, insan için bir gıdadır, gözlerine fer, dizlerine derman, dertlerine devadır. Efendimiz'de zirveleşmiş bir temadır, dostluk. "Yar-ı Gar"ının "Sonsuz Nur"un istirahatına canını, malını fedadır dostluk.. "Şems-i Tebrizî geliyor" yalanına cübbesini hediye ederken "Haber gerçek olsaydı canımı verirdim." diyen Mevlânâ'nın muhteşem cevabıdır... Mehmet Akif'in müskirattan vazgeçemeyen Neyzen Tevfik'in üzerine titremesidir dostluk... Ferid Bey için evini Beylerbeyi'ne taşımasıdır. Dostlarına yakın olabilmek için, sohbetlerinden istifade etmesi, lazım olduğunda yardımına koşması için oturmadığı semt kalmamasıdır dostluk. Birisiyle dost olmak için çağını da aşarak asırlar öncesinin ışık insanı Sadi'yi kucaklaması, zaman zaman binlerce kilometre uzaktaki İkbal ile beraber gözyaşı dökmesi, aynı ıstırabı yüreğinde hissetmesi. Bir veteriner hekim olması hasebiyle yüzünü, memleketini görmediği, cebinde fotoğrafını taşıdığı Pastör'e saygı duyması, zamanında yakın olmanın tehlike görüldüğü Namık Kemal'i her mahfilde övüp gıpta etmesidir Mehmet Akif dostluğu...
Nevzat Bayhan
***

Mehmet Akif’in Neyzenliği ve Neyzen Tevfik 

Âkif sayesinde Neyzen Tevfik, Ahmet Mithat Efendi, Muallim Naci, Şair Şeyh Vasfi gibi edebiyatçılarla tanıştı. Mehmet Akif'le dostluğu süren Neyzen, Mehmet Akif'e ney öğretti; Mehmet Akif de Neyzen'e Arapça, Farsça ve Fransızca öğretti.
Neyzen Tevfik'in yeni yaşamı, gönlüncedir. Giderek genişleyen bir "tanıdık alanı" vardır. Dönemin önde gelen ailelerince köşk, yalı ve konaklarına çağrılan, dahası saray çevresine bile sokulan bir neyzendir artık. Tanıştığı ve beğenisini kazandığı kişiler arasında Sultan V. Mehmet Reşat, Hidiv Abbas Hilmi Paşa, Sadrazam Sait Halim Paşa, kardeşi Abbas Halim Paşa, II. Abdülhamit'in kızı Zekiye Sultan, damadı Gazi Osman Paşa'nın oğlu Nurettin Bey... anılabilir.
....
Dostu Eşref Edip Akif ve Neyzen’in dostluğunu anlatırken şöyle der:
Mütareke zamanında idi. Bir gün Sebilürreşad  idarehanesinde üstadla oturuyorduk. Neyzen Tevfik çıkageldi. Üstbaş perişan, selâm, vererek içeri girdi. Şöyle bir tarafa yıkıldı. Çok sarhoştu. Biraz geçtikten sonra rakı dolu matradan birkaç yudum aldı. Fakat artık işba haline gelmiş, bir yudum bile içecek hali kalmamıştı. Biraz sonra matradaki rakıdan avucuna boşalttı. Kolonya gibi yüzüne, gözüne, başına, saçlarına içirmeye savaştı.
Nihayet neyini alarak üstadın oturduğu koltuğun önünde, üstadın dizi dibinde yere oturdu, üflemeye başladı. O halde muhrik bir taksim yaptı. Baktık, üstadın gözlerinden sessiz sessiz yaşlar dökülüyordu. Neyzen bunu görünce Neyi bıraktı, üstadın boynuna sarıldı. Sakalından, yanaklarından öpmeye başladı. Öptü, öptü...
Biz bu manzara karşısında mebhut kaldık. Üstad neye ağladı? Neyin hazin sesine mi? Neyzen’in bu haline mi? Artık ne bizim sormamıza lüzum vardı, ne onun söylemesine! Şimdi ne vakit Neyzen’i görsem bu levha hatırıma gelir.
***
Mehmet Akif Ersoy ve Aziz Dostları
Büyük Şairimiz Mehmet Akif Ersoyun Aziz Dostları arasında, hakkında kitap yazan ünlü yazarlar bulunuyor.
Bunların başında ise Eşref Edip, Mitat Cemal Kuntay, Süleyman Nazif gibi ünlü isimler geliyor. Ayrıca Mahir İz, Fatin Gökmen, Hasan Basri Çantay, Ferit Kam gibi yazarlar Akif’in dostluklarından hoşlandığı, sohbetlerinden zevk aldığı kalem şahidi kimseler olarak tanınıyor
***
Mehmet Akif'in prens dostları
Beşir Ayvazoğlu'nun Türk Edebiyatı'nın bu sayısındaki (Türk Edebiyatı, 458.Aralık 2011) Mehmet Akif'in Prens Dostları yazısında Ayvazoğlu şöyle demektedir: "Said Halim Paşa, 6 Aralık 1921 Salı günü akşamı bir arabayla Roma'da ikamet ettiği evin önüne geldiği sırada alnından tek kurşunla vurularak şehit edildi. İtalyanların, sonradan Arşavir Çıracayan adında, Taşnaksutyun mensubu bir komitacı olduğu anlaşılan katili yakalamak için kıllarını bile kıpırdatmadılar. Cenazesi, kendisi gibi Malta sürgünü olan ve Türkiye'ye dönmesine ses çıkarılmayan kardeşi Abbas Halim Paşa tarafından İstanbul'a getirildi ve 29 Ocak 1922 günü Yeniköy'deki yalısından alınarak II. Mahmud Türbesi'nin bahçesinde, babası Abdülhalim Paşa'nın yanında toprağa verildi... Said Halim Paşa'dan ziyade ondan üç yaş küçük olan kardeşi Abbas Halim Paşa'yla Akif arasında sarsılmaz bir dostluk kurulmuştu. Abbas Halim Paşa, geniş ufuklu, edebiyat, resim ve musikiden anlayan, daha da önemlisi sanatkârları koruyup kollayan hayırsever bir prensti... Roma'dan döndükten sonra İstanbul'a yerleşen Abbas Halim Paşa, kış aylarını Mısır'da geçirir ve ticaretle uğraşırdı. Şiir, resim ve musikiden çok iyi anladığı için bu alanlarda kabiliyeti olan gençleri desteklerdi. Feyhaman Duran'la Fikret Mualla'nın yurt dışında resim eğitimi almalarını da o sağlamıştı. Akif'le dostluğu adeta bir 'ezelden aşina'lıktı; birbirlerini çok iyi anlar ve çok iyi anlaşırlardı. Zevkleri, dünya görüşleri, hayata bakış tarzları birdi. Aralarındaki en önemli fark: Akif fakir bir şairdi, Abbas Halim Paşa Karun gibi zengin bir prens... 'Akif ne zaman olsa bir Abbas Halim bulur, fakat ben bir Akif bulamam. Akif benim için bir talihtir' diyen Paşa'nın Akif'e karşı minnettarlık hisleriyle dolu olduğu fark edilmiştir."
Akif'in albümünden bir sima: Ispartalı Hakkı
Ispartalı Hakkı, Ticaret ve Nafia Nezareti tarafından Nisan 1896'da Suriye, Beyrut vilayetleriyle Kudüs Sancağı Ziraat Bankası müfettişi olarak atanıyor Aynı tarihlerde Orman Nezareti Hey'eti Fenniyesi'nde Beşinci Şube Muavini 'Baytar Mehmet Akif Efendi' de ordunun ihtiyacını karşılamak için gerekli alımları yapmak üzere Şam'da Henüz 20'li yaşlarının başlarındaki Akif, kendisinden 6 yaş büyük Hakkı Bey'in adını Ispartalı bir dostundan duymuş ama hiç karşılaşmamışlar

Hakkı Bey'in vefatından sonra oğlu tarafından elden çıkarılan evrak arasındaki mektuplara göre tanışıklık için ilk adımı Mehmet Akif atıyor 17 Teşrinievvel 1312 (29 Ekim 1896) tarihinde yazdığı mektuba 'Azizim' diye giriyor Akif 'Acizinize karşı alel gıyab bir hüsn-ü teveccüh göstermekte olduğunuzu ziraat talebesi Şevki Efendi'den istişbar eylemiş idim' girizgâhının ardından 'Burayı ne vakit teşrif edeceğinizden kulunuzu haberdar buyurursanız cidden minnettar olurum efendim' diyerek bağlıyor kelâmı İmza; Şam'da hayvan mübayeasına memur Baytar Mehmet Akif
Şam'da başlayan tanışıklık, ikilinin İstanbul'a dönmesiyle yerini dostluğa bırakıyor
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
***
İmân ve fikir adamının başlıca arkadaşları
Daima ölçülü olan, hiçbir konuda aşırıya kaçmayan, fikirlerindeki yanlışları görünce, geri dönmesini bilen bu imân ve fikir adamının başlıca arkadaşları arasında, sırasıyla; Abbas Halim Paşa, Dr. Adnan Adıvar, Babanzade Ahmet Naim, Ali Ekrem Bolayır, Ali Emirî, Ali Şefki Efendi, Recaizade Ekrem, Fuat Şemsi, Elmalı Hamdi Efendi, İbnülemin Mahmut Kemal Bey, Hüseyin Kâzım, İbrahim Bey, İsmail Hakkı İzmirli, Mithat Cemal, Prof. Fatin Gökmen, Eşref Edib, Mahir İz, Hasan Basri Çantay, Süleyman Nazif, Neyzen Tevfik, Ömer Lütfi Bey ve Ömer Rıza Doğrul gibi, yaşadıkları devre damgasını vuranlar vardır.
***

Ayrıca bakınız:

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam;

    Elbette, böyle mümtaz bir şahsiyetin, bu kadar çok ta dostları olacaktır.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba recep bey Kardeşim,
      Merhaba dost,
      Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
      Akif'in en sade yuttaştan prenslere kadar bir çok kişiyle arkadaşlığı, dostluğu var. Bunlardan bazılarına işaret edilmiştir...
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil