26 Şubat 2012 Pazar

Mehmet Âkif ,Yahya Kemal ve Bediüzzaman

Mehmet Âkif ve Yahya Kemal 
Birbirini tamamlayan, birindeki eksiği, öbürünün kapattığı iki yarım elma; birisi nakış, diğeri muhteva ustası... Ortak ustalıklarıysa, her ikisinin de, çok temiz bir Türkçeyle “Aruz” vezninde şiir yazılabileceğini göstermiş olmaları...
İkisi de, çatırdayan temellerine ve yıkılan kubbelerine ölüm mevsiminin kızıllığı düşmüş yaşlı ve yorgun bir imparatorluğun çocuğu... Ve sonrasında 600 yıllık cihan devletinin enkazını yaşlı gözlerle seyredendir onlar; yani düşene “oh olsun” diye bir tekme savuran nankör evlatlardan değil... Mehmet Âkif ve Yahya Kemal... Birisi haykırıyor; şiirini bir savaş âleti hâline getirmiş, cebheden cebheye koşuyor, dövüşüyor. Diğeri hiç aceleci değil; doğum yeri olan Üsküp için yazdığı “Kaybolan Şehir” şiirinde onbir yaşında vefat eden annesinin hatırasını 
Ben girmeden hayatı şafaklandıran çağa 
 Bir sonbaharda annemi gömdük o toprağa” 
 mısrâlarıyla yâd eden şair, tıpkı çok sevdiği annesinin cenaze merasimindeki şaşkınlığı ile yas tutup dövünmek yerine onunla yaşadığı güzel günlerin hayâline dalarcasına, mahzun bir yürekle Devlet-i Âliye’nin enkazı altındaki güzellik hazinelerini toparlama ve en titiz mısrâlarla sahiblenme derdinde...
Hakan Yaman
***

Bediüzzaman, Mehmet Akif, Yahya Kemal ve Bayram 

Akif elinde Sırat-ı Müstakim’in klişesi ile Anadolu’yu gezdi, milleti Kuva-yı Milliye lehine hazırladı, dostlarına ters düştü. Her ikisi de Milli Mücadeleyi gerçekleştiren kişilerle Ankara’da buluştular. Zafer kazanıldı. Yeni Türkiye Cumhuriyetinin hamuru yoğrulurken her büyük adam gibi onlar da farklı düşündüler, daha sonra kavgasız dövüşsüz yollarını ayırdı Akif de Bediüzzaman da, ama ağızlarından ne mücadelenin ne de azasının ne de yeni Cumhuriyetin aleyhine bir cümle çıkmadı. Onlar gibi adamlara yakışır mı, Mustafa Kemal de onların hakkında bir şey söylemedi. Her medenî adam gibi medenice tartıştılar, buluşamadıkları noktada ayrıldılar. Onlar karıştırıcı insan olmadılar, başları dik Yeni Cumhuriyeti beklemeye aldılar. Bediüzzaman ülkesinden ayrılmadı, Mısır’a gitmesi tavsiye edildi. “Orada da olsam buraya gelirdim” dedi. Halide Edip Amerika’ya gitti, Yakup Kadri Zoraki Diplomat olarak ülkeden uzaklaştırıldı. Yahya Kemal elçiliklere soyundu. Ama Bediüzzaman ülkesinde kaldı ve; “Bu eserleri dünyaya okutacağım.” dedi. Cumhuriyet yapısını kazanırken o da eserlerini yazdı. 

Prof. Dr. Ahmet Nebil Soyer
*** 

Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder