29 Şubat 2012 Çarşamba

Mehmet Akif le ilgili haberlerden

Yakılmamış

Mehmet Akif Ersoy'un yazıp, yakılmasını vasiyet ettiği Kuran meali, şu an Milli Kütüphane'de. Ama damadının imzasıyla
İddiaya göre milli şair Prof. İhsanoğlu'nun babası Mehmet İhsan Efendi'ye, "Eğer ömrüm vefa etmez de meali bitiremezsem onu yakmanı istiyorum" diye vasiyet etmişti. Ancak Mehmet İhsan Efendi'nin gönlü bu meali yakmaya el vermemiş, o da bunu oğluna vasiyet etmişti. Geçtiğimiz günlerde konuyla ilgili açıklama yapan Prof. İhsanoğlu 1961 yılında Kahire'de Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı Kuran mealini yakarak vasiyeti yerine getirdiklerini açıklamıştı. Prof. İhsanoğlu konuyla ilgili sorularımıza "Bu konuda söyleyecek başka sözüm yok" diye yanıt verdi.
Bülent Günal
*

Akif Atmosferi
Yazar İsmail Hakkı Şengüler Mehmet Akif Külliyatının birinci cildinde şunları anlatıyor:
 "Mısır'da yüksek tahsilimi yaparken Akif'in oradaki en samimi iki dostundan biri olan Yozgatlı Prof. Mehmet İhsan Efendi, bana Akif'le ilgili bazı değerli bilgileri aktarmıştı. Mehmet Akif'in Kahire Üniversitesi'nde başlatıp vefatına kadar sürdürdüğü Türk Dili ve Edebiyatı Dersleri ile Üniversite çevresinde bıraktığı " Akif Atmosferi"ni aynı derslerle devam ettiren Mehmet İhsan Efendi'nin bu hizmetlerine hasbelkader ben de katılmış, o dersleri okutma şerefine ererek beş yıl Mısır'da "Akif Atmosferi"ni teneffüs etmiş ve onu yaşatmaya çalışmıştım. "
*
Yazar İsmail Hakkı Şengüler Mehmet Akif Külliyatının birinci cildinin 15. sayfasında Mehmet Akif ve Yozgatlı Mehmet İhsan Efendi'den şöyle bahsediyor: " Mısır'daki ilim erbabı arasında çok değerli Türk alimler vardı. Bunlardan biri de Sultan Mahmut Medresesi'nin müderris ve müdürü Yozgatlı Mehmet İhsan Efendi idi. (İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) Genel Sekreterliği gibi dünya çapında önemli bir görevi başarıyla yürüten Prof. Dr. Ekmeleddin İhsanoğlu'nun babası.) Bu zattaki yüksek ahlak ve kemale hayrandım. Kendisine sonsuz saygı duyardım. O da beni severdi. Bilindiği gibi merhum Akif, hazırladığı meşhur Kur'an Mealini bu zata teslim etmişti. Bu zatla sık sık görüşürmüş. Mehmet İhsan Efendi Mısır'da onun, Prens Abbas Halim'den sonra gelen en önemli dert ortağı, en büyük teselli kaynağı, en güvendiği insanmış. 
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
kaynak.http://www.yozgatfrm.com/
Mehmet Akif Külliyatı, http://www.goncakitap.com/
*

Yoksul Mehmet Akif'in emekli maaşı

İstiklal Marşımızı yazdığı için ödül olarak verilen 500 lirayı orduya bağışlayan ve sırtında paltosuz dolaşan Âkif'e vefatından 7 ay önce emekli maaşı bağlandığı bulunan cüzdanla bulundu. Akif'in aldığı maaş da belli.
Yakın tarihimiz üzerine yaptığım çalışmalar sırasında Mehmet Âkif’in emekli cüzdanını buldum. Basında ilk defa bugün Milliyet‘te yayımlanıyor.

Âkif’in emekli aylığı 478 lira 20 kuruştu.
Emekli maaşı, 1 Haziran 1936 tarihinden geçerli olmak üzere bağlanmıştı. Vefatından 6 ay 26 gün önce...
Demek ki sadece 7 aylık maaş alabilmişti.
Biliyordum ama gözümle görünce, Âkif’in hasta yatağında titreyen ellerinin değdiği emekli cüzdanına dokununca hüzünlendim, efkârlandım...

Taha Akyol
***
Mehmet Akif'in naaşından mulaj alınmış

M. Akif’le ilgili okumalarım sırasında, Türk Edebiyatı Dergisi’nin 1983 yılı Mart ayında çıkan ‘Mehmet Akif Özel Sayısı’nda yayınlanan Macit Bumin imzalı yazıda ilginç bir anekdota denk geldim.
Şu satırlar o yazıdan :
“Mehmed Akif’in tabut mezara indirildikten sonra görmek isteyenler için merhumun yüzü son bir kere açıldı. Tam bu sırada Güzel Sanatlar Akademisi''nden bir genç mezara atladı ve alçılı bir bezle merhumun o nazik yüzünün mülajını aldı. Ona müdahale edenler olduysa da genç heyecanlı tavrıyla: İlerde bir gün belki heykeli yapılırsa lazım olur dedi.”
Yukarıdaki satırları okurken aklınızdan; “Acaba Güzel Sanatlar Akademisi öğrencisi o kişi kimdi, Akif’in cesedinden aldığı mülajı nerede, nasıl muhafaza etti, yaptığı bir heykelde kullanmış olabilir mi?  türünden sorular geçti mi bilemem...
Prof. Dr. Osman Özsoy
***
'Mehmet Akif Ersoy Müze Kütüphanesi' açıldı
Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Hamamönü'ndeki kütüphanenin açılışında, kütüphanenin Altındağ Belediyesi işbirliğiyle yapıldığını söyledi,
Bakan Günay, şunları kaydetti:
''Binanın birinci katında Akif ile ilgili ne kadar yazılmış kitap varsa, onları bulabileceğiniz, yani bir Akif başvuru kitaplığı olacak. Üst katta, başka bir alanda da Ankara üzerine yazılmış, Ankaralı yazarların yazdığı kitaplar olacak. Hem bilgi kütüphanesi hem de ismini taşıdığı kişiyle ilgili araştırma merkezi haline gelecek. Güzel bir başlangıç olduğunu umuyorum. Akif'in yılına, memlekete bir eser katarak başlamanın anlam kattığını düşünüyorum..”
***

M. Akif'in son günlerinin şahidi: Mısır Apartmanı...

Abbas Halim Paşa, kışları da Kâhire'ye bağlı Hilvan'daki "Kasr-ı Gülşen" isimli köşkünde geçirirdi. Akif, 1923 yılında Mısır'a ilk gidişinde bir yıl kadar bu köşkte misafir olarak kalmıştı. Akif, her kış giderdi Mısır'a. Hilvan'daki köşkte halvete çekilir gibi, Prens'le edîbâne sohbetler yapar, prenseslere edebiyat öğretirdi. Altın yaldızlı tavanlar altında kâh şöminenin yanında, kâh köşkün balkonunda, ehramların heybetini ve Nil'in büyülü güzelliğini seyrederek geceler boyu süren sohbetler yapılırdı. Kur'an tercemesine de Mısır'da başlamıştı Akif. Bazen bütün Ramazan, hatimle terâvih kıldırırdı Mısır'da. Fakat bu terâvih namazlarına her zaman cemaat bulamaz, sâdece oğlu Tâhir'den oluşan tek kişilik cemaate hatimle terâvih kıldırırdı.

Bir zaman sonra Mısır'da sıtma ve siroza yakalanan Akif zayıflamış, âdetâ bir deri bir kemik kalmıştı. Tedâvi olmak maksadıyla tekrar İstanbul'a döndü. Evvelâ Şişli'de husûsî bir hastânede tedâvî, arkasından Mısır Apartmanı'nda istirahat. İstanbul'dayken dahi Mısırlı paşanın misâfiriydi.
Ve 27 Aralık 1936 Pazar Akşamı Millî Şâirimiz Mehmed Akif'in rûhu artık bu dünyada değildi.
Yazının tamamını okumak için tıklayınız
***
Not: Mehmet Akif'in Kur'an Meali ile ilgili diğer derlemeleri okumak için tıklayınız
***


Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder