26 Şubat 2012 Pazar

Mehmet Akif Ersoy'un en çok etkilendiği kişiler

Mehmet Akif Ersoy’un babası, Îpek kasabasında doğmuş Hoca Tahir Efendidir. Babasına temizliğe olan fazla düşkünlüğünden dolayı Temiz Tahir Efendi derler. Temiz Tahir Efendi, İpek kasabasında bir müddet tahsil yaptıktan sonra İstanbul'a geldi. Burada Yozgatlı Hacı Mahmut Efendiden dinî dersler almaya başladı. Temiz Tahir Efendi okur-yazar, tarikat sahibi bir adamdı. Şeyh Feyzullah Efendiden ders alıyordu. Aynı zamanda bu şeyhin çömezi idi.
Oğlu Akif’in doğumundan hemen sonra Bayramiç’teki Karşıyaka Camisi’ine imam olarak atanmış ve 3 yıl bu görevi sürdürmüştü.
Mehmet Akif’in olgunlaşmasında babasının tesiri fazladır. Arapcayı ve dine ait eserleri Mehmet Akif hep babasından öğrenmiştir. Baba, oğlu ile birlikte camiye giderken yolda ona bilmediği lûgatları ezberletmiş, dine temas eder bir takım bilgiler vermiştir. Bu yüzden Mehmet Akif babası için «O benim hem babam, hem de hocamdır. Ben hayatta ne öğrendi isem ondan öğrendim» demiştir.
-----
"Babam İpekli Tâhir Efendi merhumdur. Kendisi İpek’in Şusisa isminde bir köyündendir. Tâhir Efendi’nin babası Nureddin Ağadır. Nureddin Ağa ümmidir ve hâlis Arnavut’tur. Tâhir Efendi, Fatih müderris ve mucîzlerindendi. Biraz İpek’te okumuş, sonra İstanbul’a gelmiş, Yozgatlı Hacı Mahmud Efendi’den ders görmüş ve icazet almış. Vefatı, Arabî 1305 yılıdır." ( Mehmet Akif Ersoy)
Bu paragrafın alındığı roportjı okumak için tıklayınız.
*
Mehmet Akif’in Fatih Merkez Rüştiyesindeki Türkçe Hocası Kadri Efendi  küçük Akif üzerinde önemli bir tesir bıraktı.
Kadri Efendi Abdülhamid’in baskısına fazla dayanamadı. Evvelâ Mısır’a kaçarak orada Kanun-u Esasi ismini taşıyan bir gazete çıkarmağa başladı. En sonunda hürriyet taraftarlarının sığındığı Paris’e kaçarak orada hayata gözlerini yumdu.
Onun hayatını takip eden Mehmet Akif, hürriyet taraftarı olan ve kendisini çok seven bu hocasını hayatı boyunca hiç unutmadı.
 *
Baytar İbrahim Bey
Akif, 1988 yılında girdiği Baytar Mektebindeyken Orman mektebi talebelerinden Ispartalı Hakkı’nın ısrarıyla Fransızca dersleri almaya başlamıştır. Baytar İbrahim Bey ona Fransızca dersler vermektedir. Mehmet Akif hayatının sonuna kadar baytar İbrahim Beyin bu iyiliğini unutmamış ve «Benîm sebebi hayatım odur» sözleriyle İbrahim beyi hürmetle anmıştır.
*
Bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa
Dört yıllık bir okul olan Baytar Mektebi'nde bakteriyoloji öğretmeni Rıfat Hüsamettin Paşa pozitif bilim sevgisi kazanmasında etkili oldu.
Mehmet Akif’in okula girdiği yıl, Paris’ten dönen Rıfat Hüsamettin’de Halkalı’ya geldi. Okula “mikrop kültürünü” getiriyordu; bu yeni ilmi Rıfat Hüsamettin Pasteur’in kendinden almış, eli O’nun eline değmişti. Akif bu hocadan Pasteur’ün yalnız ilmini öğrenmedi; büyük feragatini de dinliyordu. Pasteur hristiyandı, ancak Akif Onun adını söylerken, gözleri büyür, sesi değişirdi. Mithat Cemal bu olayı şöyle anlatır:
Bana, Pasteur’ün resmini gösterir:
Bu ne ilahi yüzdür!” der, öperdi. Sonra acı acı gülümser, ilave ederdi:
Mu’tekid de (İnançlı)!”
Akif’e Pasteur’ü öğreten Rıfat Hüsameddin de mutekiddi ve Akif bu hocasını hep hürmetle anardı.
*
İsmail Safa
Şair, yazar, eleştirmen. Ünlü yazar Peyami Safa'nın babasıdır. Zaman zaman "Kâmil" takma adıyla da şiir ve yazılar yazmıştır.
İsmail Safa, II. Abdülhamid baskısına cephe alan o dönemin aydınlarındandır. Kendi görüşünde olan Ubeydullah Bey, Hüseyin Siret, Tevfik Fikret, Abdullah Cevdet gibi arkadaşlarıyla sık sık toplantılar yapıyordu. O günlerde yazdığı "Ey Halk Uyan" ve "Sultan Hamid'e" adlı şiirleri büyük ilgi, bir o kadar da tepki uyandırdı. Diğer arkadaşları gibi o da, devlet yönetimi tarafından devamlı gözaltında tutuldu.
Mehmet Akif Ersoy, edebiyat hocası İsmail Safa'nın izinden giderek yazdığı mesnevileri şair Hersekli Arif Hikmet Bey övgüyle karşıladı.
*
1850’de İstanbul’da doğdu. 13 Nisan 1893’te İstanbul’da yaşamını yitirdi. Dilin yalınlaştırılmasını savunan
Tanzimat Dönemi'nin önemli şair ve yazarı.
Mehmet Akif 14-15 yaşlarında iken  ortada doğu ve batı diye iki taraf vardı. Tanzimatçılardan arta kalanlarla, yeni yetişen nesil; Muallim Naci taraftarlarıyla fikir yönünden çarpışma halinde idiler. Muallim Naci, Mehmet Akif’in mülkiyeden hocası idi. Bu yüzden Mehmet Akif, Muallim Naci’nin tarafını tutuyordu. O yeni olduğu halde, yenilik isteyenlere katılmadı. Yaşadığı muhit ve gördüğü tahsil hayatı onu tabiî olarak Muallim Naci’ye bağlıyordu. Muallim Naci, gazel vadisinde, yeni tarzda bir takım güzel şiirler de yazıyordu. Mehmet Akif, Muallim Naci’nin yalnız gazel vadisindeki şiirlerini taklit etti ve o şekilde şiirler yazmağa başladı. Lâkin sonradan bu ilk yazılarını beğenmeyerek yayımlamaktan vaz geçti ve yırtıp attı. Buna rağmen o bir türlü hocasının tesirinden kurtulamamıştı. İstanbul Darülfünununa profesör olduğu zaman bile Muallim Naci’nin (Tevhid) adlı şiirini talebesine yazdırmış ve bütün bir ders boyu bu şiiri açıklayarak Muallim Naci’ye olan bağlılığını ve hayranlığını ispat etmiştir.
Mehmet Akif Ersoy ilk şiir deneylerine lise öğrenimi sırasında başlamış. Veteriner Okulu'ndayken Ziya Paşa'yı, Namık Kemal'i, özellikle Muallim Naci'yi severek okumuştu.
"İlk şiirlerimde birkaç şâiri kendime numune aldım: Evvelâ Ziya Paşa gelir. Naci’nin nazmı da pek hoşuma gitti. Âdeta onu kendime meşk ettim. Kemâl’den, Hamid’den de fikren çok müstefîd oldum. Eskileri de çok okumuş, sevmiştim, ilk eserlerimde onların büyük izleri görülürdü. Zannediyorum ki okuduğum Şark ve Garp muhalledâtı içinde Sa’dî’den eserleri kadar üzerimde hiçbiri müessir olmamıştır." (Mehmet Akif, www.haber7.com/
*

Mehmet Akif'in çocuk yaşlarından itibaren elinden düşürmediği doğulu şairlerin başında Şeyh Sadi geliyordu. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İranlı şaire beslediği hayranlık daha bilinçle anlama çabasına dönüşlü. Ezberine geçen parçalan yeniden düşünüp yorumlayarak, onun barışçı ve insancı dünya görüşüne dayanan felsefesini anlamaya çalışıyor, Öz ve biçim yönlerinden çağdaşlarıyla karşılaştırarak değerlendiriyordu.

Akif, 1910'larda yayımladığı bir yazısından, batılı şairlerden Victor Hugo'yu, Lamartine'i de severek okuduğunu, özellikle Lamartine'i Fuzuli kadar kendisine yakın bulduğunu anlıyoruz."Fransız şâirlerinden Hugo, Lamartin ile klasiklerle çok uğraştım. Daudet ile Zola’yı fazlaca okudum." (Mehmet Akif, www.haber7.com/)
*
M. Akif, Muhammed Abduh’un uzun soluklu bir eğitim aşamasından sonra İslam öncülerini yetiştirmek tercihinden yana olmakla birlikte hayatını Cemaleddin Efgânî’nin ihtilâlci karakteriyle geçirmiştir.
"19.yy’da C.Efgani (1839–1897) ve M.Abduh (1845–1905) önderliğinde oluşan İslamcı fikir hareketi günümüze kadar etkisini sürdürmekte ve halen birçok bölgeyi etkilemektedir. Fikirleri M.Akif üzerinde etkili olan iki isimdir." (Prof. Dr. M. Naci Bostancı)
*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder