20 Şubat 2012 Pazartesi

Mehmet Akif'in edebi, fikri ve ahlaki yönü üzerine düşünceler

 Akif Ersoy ilk şiir deneylerine lise öğrenimi sırasında başlamış. 

Veteriner Okulu'ndayken Ziya Paşa'yı, Namık Kemal'i, özellikle Muallim Naci'yi severek okumuştu. Bu dönemin ilk ürünlerini okulu bitirdikten sonra "Mektep Mecmuası"nda (ilk şiiri Kuran'a Hitap, sayı 2. 1895), "Resimli Gazete"de ve "Servet-i Fünun'da yayımlandı.
Mehmet Akif'in çocuk yaşlarından itibaren elinden düşürmediği doğulu şairlerin başında Şeyh Sadi geliyordu. Lise öğrenimini tamamladıktan sonra İranlı şaire beslediği hayranlık daha bilinçle anlama çabasına dönüşlü. Ezberine geçen parçalan yeniden düşünüp yorumlayarak, onun barışçı ve insancı dünya görüşüne dayanan felsefesini anlamaya çalışıyor, Öz ve biçim yönlerinden çağdaşlarıyla karşılaştırarak değerlendiriyordu. 1910'larda yayımladığı bir yazısından, batılı şairlerden Victor Hugo'yu, Lamartine'i de severek okuduğunu, özellikle Lamartine'i Fuzuli kadar kendisine yakın bulduğunu anlıyoruz. devamı...
Kaynak:http:yenimakale.com/
***
Mehmet Akif üzerine tamamlanmayı bekleyen notlar

Mehmet Âkif Ersoy adı iki büyük şiiri çağrıştırıyor :
İstiklâl Marşı ve Çanakkale Şehitlerine’yi.
İkisi ulusal duygularla o kadar yüceltilir ki, bu şemsiye altında onun edebî özelliklerine yeterince değinildi mi sorusunu sordurur bize.
Çanakkale Şehitlerine’yi, İstiklâl Marşı’nı yazmış bir şairi ulusal duygulardan arındırıp değerlendirmek mümkün değil. İkisi de onu, okur gözünde nerdeyse kutsal biri mertebesine yükseltiyor.sayıyor.Böyle görenlere de karşı değilim ancak edebiyatı başka ölçütlerle yorumlama hatasına düşmüyorlar mı? Yalnız Mehmet Âkif Ersoy için değil, yukarda adını saydığım bütün şairler için geçerli bir itiraz hakkı.
Yetişme koşulları, eğitim tarzı, ortam, çevre, şairleri elbette etkiliyor. Belli bir düşünceye sadakat, siyasal, toplumsal çalkantılar döneminde bir çözüm çaresi.
Batılılaşmayı da Doğululuğu da biat kavramına indirgeyen anlayış, tartışmaların nesnelliğini bozmştur.Cumhuriyet sonrası kayıtsız şartsız batıcılık, eleştirel bir görüşe tahammül edemiyordu. Oysa Mehmet Âkif Ersoy, batıya karşı değildi, batının mutlak kültürel egemenlik olarak algılanmasına karşıydı.
Doğan Hızlan
***

Âkif, milletin ruhuna kök salmıştır!



“Boşuna yaşamadın, boşuna savaşmadın ve boşuna ölmedin” diyerek seslendiği Âkif’i, ‘Türk edebiyatında onun kadar hayatı şiire ve şiiri hayata sokmuş bir şair olmadığını’ belirterek anlatan üstad, Âkif’in şiirinin biçim alışını maddeler halinde sayarak ve Safahat’i konularına göre irdeleyerek, Âkif’in dönemlere göre ayrılan şiirini önemli tespitleriyle aydınlatmış. Âkif’in şiirlerinin yeteri kadar analiz edilmediğini üzülerek belirten üstad, yine de Âkif’in unutulmadığını, millete mal olmuş bu değerli şairin, yazılan her yazının başında ve sonunda beytini gördükçe sevindiğini ve genç neslin Âkif’i anlama yoluna gitmesi gerektiğini belirtiyor ve ekliyor: “Âkif, milletin ruhuna kök salmıştır!”
***

Mehmet Akif ve Düşündürdükleri


Irkı, dili, muhiti, adetleri, kısaca her şeyi bir diğerine zıt olan bu kadar milleti müslümanlığın kardeş yaptığını söyleyen Akif, ümmeti acilen milliyetçilik, ırkçılık gibi sapkınlıklardan kurtulup İslami ümmet olma yolunda çabalar göstermeye ve müstevli küfür güçlerine karşı topyekün mücadeleye davet eder. Son zamanlarda müslümanlar arasında yaygınlaşma imkanı bulan emperyalist emellere hizmet eden bu nevi cahili unsurlar yüzünden ümmet parça parça olmuş, küfür cephesi bu işten karlı çıkmıştı. Sonuç; küfrün hesapları doğrultusunda kurulan hizmetçi-işbirlikçi rejimler yani hep tıkız kalmaya mahkum bir geleceği tercih etme kararlılığının acı manzarası. Arnavut, Kürt, Çerkez, Boşnak, Arap, Türk, Laz... oluşuyla övünen ve birbirine karşı durmanın adına "özgürlük mücadelesi" adını veren yeni akımların türemesi hadisenin özünü, vehametin boyutunu göstermektedir. 
Şuayip Mekeç
***
Mehmet Akif'in Ahlak ve Karakteri
Bütün bu özellikleriyle Akif, sadece Safahat şâiri değil, sadece Çanakkale'yi destanlaştıran şâir değil, sadece İstiklâl Marşı şâiri değil, aynı zamanda örnek bir ahlâk ve karaktere sahip, ideal bir insandır. Onun bu örnek ahlâk ve karakterinin, yeni yetişen nesillere anlatılması, sevdirilmesi bugün bir vazifedir. Çünkü içinde yaşadığımız olaylar, böyle bir ahlâk ve karakterden mahrum kişilerin, ülkeyi nasıl içinden çıkılması zor bâdirelere sürükleyeceğini apaçık ortaya koymaktadır. 

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
Yrd.Doç.Dr Fatih Bağcıoğlu 
*** 
Mehmet Âkif Ersoy’un şahsiyetinin kaynakları
Mehmet Âkif Ersoy’un hayatına ve eserlerine baktığımızda, onun kelimenin tam anlamıyla bir “şahsiyet” olarak karşımıza çıktığını görürüz.
Hayat hikâyesi, eserleri ve onu yakından tanıyan arkadaşlarının hakkında yazdıklarından yolaçıkarak bu şahsiyetin hangi kaynaklardan beslendiğini, zamanla nasıl oluştuğunu, eserlerine vegündelik hayata ne oranda yansıdığını açıklıkla görmek mümkündür. Buna göre onunşahsiyetinin üç kaynaktan beslendiğini söyleyebiliriz:
• Kur’an’lı ev,
• Pehlivanlı mahalle,
 • Deneysel bilimli okul,

***
Mehmet Akif'i Anlamak
 Akif'in idealindeki örnek alimin veya "Asım" dediği şahsiyetin tarifine baktığımızda şunu görürüz: Zamanın ihtiyaçlarını bilecek, en yüksek zeka ve anlayışa sahip, "Kur'an"ı, "Sünnet"i ve İslam alimlerinin o zaman kadar çıkardıkları hükümleri bilecek, mezheplerdeki farklılık ve ayrılıkları bilecek ve ictihad edecek alimler. Böylece bu din tekrar ayağa kalkacak ve dünyaya yön verecektir. 
Mehmet Mermer
***
Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder