27 Şubat 2012 Pazartesi

Mehmet Akif Ersoy ve Said Nursi

Said Nursi ve Akif arasındaki 
fark ve benzerlik 
Prof. Dr. Himmet Uç'un "100. Yılında Hutbe-i Şamiye Işığında İslam Dünyası" konulu 1. Arama Konferansında sunduğu tebliği...
Bediüzzaman ve Akif, Camiden Topluma Sosyolojik Reçeteler: Hutbe-i Şamiye, Fatih ve Süleymaniye Kürsüsünde
Bediüzzaman ve Mehmet Akif, iki büyük insanın hayatları ve mücadeleleri birbirine çok benzer yönler taşır. Her ikisi de milli mücadele içinde önemli çalışmaları olmuş, milli mücadele eşhası ile birlikte çalışmış daha sonra yollarını ayırmışlar, Bediüzzaman Barla’ya sürgün edilmiş, Akif de etrafında cereyan eden nahoş olaylar ve anlaşılamaması yüzünden ülkesinden ayrılmak zorunda kalmış, ömrünün önemli bir kısmını Mısır’da geçirmiştir. Bunların yanında her iki insanın da toplum karşısındaki tezlerini, argümanlarını C a m i’den hareketle yaptıklarını görüyoruz. Bediüzzaman Şam’daki Cami-i Emevi’den, Akif de Süleymaniye ve Fatih Cami’lerinden topluma hitab ederler.
***

Mehmed Akif Ersoy ve Üstad Bediüzzaman Said Nursi ...

Akif, değerli ediplerin bir arada bulunduğu bir mecliste,
"Victor Hugolar, Shakspeare'ler, Descartes'lar edebiyatta ve felsefede Bediüzzaman'in bir talebesi olabilirler." (Sözler, s. 717)
sözleriyle takdirlerini bildirmektedir. Buna karşılık, Risale-i Nur'un muhtelif yerlerinde de büyük şairin adı ve şiirlerinden alıntılar yer almaktadır.

Bediüzzaman;

"Hem merhum Fetva Emini Ali Rıza ve merhum Ahmed Sirani ve merhum Şevket Efendi ve merhum Mehmed Akif gibi insaflı, Risale-i Nur'u fevkalade takdir ve tahsin eden o muhterem ve merhum zatların hatırı için, biz Istanbul hocalarına dostuz, onlardan gücenmeyiz..." (Emirdag Lahikasi, s. 144 )
***
Said Nursi ve Mehmet Akif
Bu iki insan, iki samimi Müslüman, karanlıklar içinde birer muştu oldular. Eskimez bir uygarlığın sesiyle, diliyle konuştular. Kur’anî ve Nebevî terminolojinin kelime ve kavramlarını adım adım işlediler. Eserlerindeki “yüksek, gür seda”, istikbal inkılâbatı içinde hâlâ diri. Tazarru, niyaz, tefekkür söylemleri… Mana âlemlerinin Yusufî güzelliğiyle kendinden geçen ve ellerinin kesildiğinin, sürgünlere gönderildiğinin, kendi kişisel dertlerinin farkına bile varmayan, daha doğrusu bunları önemsemeyen iki cehd oldular. Bizi ayetlerin, rahlelerin, nakışların, çinilerin, mahyaların, hüsnühatların, duaların tanıdık kelimelerine çağırdılar.
Taha Çağlaroğlu 
***
Ayrıca bakınız

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder