24 Şubat 2012 Cuma

İnternet sayfalarında Mehmet Akif Ersoy (ıv)

İlim ve itikad bir arada
Akif’in his ve inanç dünyası ile akıl ve bilim dünyası arasında gidip gelmesini sağlayan baytar mektebidir. Biz bugün bile bunu aşabilmiş değiliz. Bugün bu iki tarafta olanlar var, bu ikisinin birbirini beslediği bir durum yoktur. Akif’in pozitif ilimlerle ilmi yönü arasındaki uyumu bu gün bile göremediğimiz bir durumdur.
Akif medreseli değildir, medreseleri ciddi anlamda eleştirmiştir. Ama Arapça-Türkçe sözlük hazırlanması icab ettiğinde akla gelen ilk isimdir. O dönem medreseli büyük alimler varken Divan-ı Lügati’t Türk’ün tercümesi icab ettiğinde de akla gelen ilk isim yine Mehmet Akif’tir. Keza 1926’da Kuran-ı Kerim tercümesi için de akla gelen ilk isim O’dur. Bu Akif’in medresede yetişmemesine rağmen nasıl bir donanıma sahip olduğunu gösterir.
Abdülhamid'e bakışı
Akif portresini ortaya çıkaran ikinci kare Meşrutiyet dönemidir. Akif idareden, II. Abdulhamit’in yönetiminden memnun değildir .  Bu onun  gelenekçi tarafıyla birlikte yenilikçi bir yanı olduğuna işaret ediyor. Alimlerin, müderrislerin II. Abdulhamit’in yanında olduğuna dair bir kabul vardır muhafazakar milliyetçilerin arasında, oysa bu bize yansıtıldığından daha azdır.
Akif’in en bereketli, en önemli dönemi ikinci dönemi  1908-1923 yılları arasıdır. Bu dönem yakın dönem Türk tarihinin en sıkıntılı dönemdir. Siyasi, dini, edebi, iktisadi olarak…
Çanakkale Destanını ebedileştirebilen Akif’in yanına koyulabilecek ikinci bir isim yoktur. Akif bu eserini cephede değil Necid çöllerinde yazmıştır.
Neredeyse tüm İslam dünyasını omuzlarına alan bir dava adamı var karşımızda .
Akif 1908 - 1925 yılları arasında Sırat-ı Müstakim ve Sebilü’r Reşad yayınları ile basında yer alıyor.
Prof. Dr. İsmail Kara
***
Mehmet Âkif ve Vahdet-i Vücûd 
Âkif, gerek etkisinde kaldığı tasavvuf kültürü, gerek eserlerini okuduğu ve hayranı olduğu tasavvuf büyükleri, gerekse çok yakın dostluklar kurduğu Ömer Ferid Kam gibi gönül adamlarının sohbet ve eserlerinin tesiriyle tasavvuf felsefesinin âdetâ belkemiğini oluşturan vahdet-i vücûd düşüncesini benliğinde özümsemiş, onu şiirlerinde terennüm etmiş ve yeri geldiğinde savunmuş son devrin nadide şâir ve mütefekkirlerinden birisidir. Onun şahsiyetini, düşüncelerini bilhassa şiirlerini inceleyenlerin bu durumu göz önünde bulundurmaları büyük bir önem arzetmektedir.
Selami Şimşek
***

Mehmet Akif ve Cemiyet...

Safahat’ı incelediğimizde Mehmet Akif’in toplumcu bir şair olduğunu görürüz. O, özellikle cemiyetin dertlerini dile getirmiş ve çekilen sıkıntıların giderilebilmesi için alınacak tedbirlere işaret etmiştir. “Sırât-ı Müstakîm” ve “Sebîlü’r-Reşâd” dergilerinde şiirlerini “Safahât-ı Hayatdan” (Hayattan Yansımalar) genel başlığı altında neşretmesi Akif’in ilhamını hayatın gerçeklerinden almış olduğunu gösterir. Esasen Mehmet Akif, Safahat’ın 4. kitabında:
“Hayır hayâl ile yoktur benim alış verişim;// İnan ki her ne demişsem görüp de söylemişim.// Şudur cihânda benim en beğendiğim meslek:// Sözüm odun gibi olsun; hakîkat olsun tek.//” diyerek yazdıklarının hayalî şeyler olmadığını; sadece hayatın gerçeklerini dile getirdiğini bizzat kendisi ifade etmiştir.
Mehmet Akif’in yaşadığı yıllar felaketlerle çalkalandığımız bir döneme rastlar. Balkan savaşları, I. Dünya Harbi, İstiklâl Savaşı... Koca bir İmparatorluğun kısa sürede paramparça olduğuna şahit olan Akif, Türk milletinin tarihten silinmek istendiğini görür ve bu büyük felaket karşısında halkı uyandırabilmek için çırpınır, ağlar, gözyaşı döker. Şairimiz Safahat’ın epigrafinde bakınız ne diyor:
“Şi’r için” gözyaşı “derler; onu bilmem, yalnız
 Aczimin giryesidir bence bütün âsârım!
 Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem;/
Dili yok kalbimin, ondan ne kadar bîzarım.”
Vücudun neresinde bir ağrı, bir acı olursa hiç ayrım yapmadan göz nasıl ağlar, gözyaşı dökerse M. Akif de cemiyette gördüğü millî ve dînî çöküşler için ağlamış, gözyaşı dökmüştür.
Safahat’ı okurken ben Mehmet Akif’i hep bir ırmağa benzetirim. Bu ırmak (M. Akif) bazen yatağında sakin sakin akarken bazen de -kendi ifadesiyle- kükremiş sel gibi bendini çiğneyip etrafa taşar. Onun sakin sakin aktığı zamanlarda yazdıkları daha çok halkı iyiliğe teşvik ve kötülüklerden sakındırmaya yönelik didaktik manzumelerdir.
Ahmet Sevgi
***


Ayrıca bakınız. 
Akif'i çok yönlü okumalı, İsmail Kara
Süleyman Hayri Bolay ile Mehmet Akif'in düşünceleri hakkında
Mehmet Akif Ersoy'un estetiği, recep Duymaz, http://www.mehmetakifarastirmalari.com/
Mehmet Akif'in bir şiirinde karamsarlık ve ümit, Mehmet Sarı
Halefsiz şair Mehmet Akif Ersoy, Ahmet Taş
İstiklal Marşı ve İstiklal Marşı şairi,www.istanbul.gov.tr
Islahatçı Bir Kur'an Şairi Olarak Mehmet Akif Ersoy

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder