12 Şubat 2012 Pazar

İnternet sayfalarında Mehmet Akif Ersoy (ıı)



Mehmet Akif Ersoy : Bugünün Şairi
 Mehmet Akif, cihan devletimiz Osmanlı’nın artık çöküş ve dağılma dönemini yaşadığı ve vatanımızın istila edilmek istendiği ıstırap dolu bir devrin şairidir. O günün elim şartları O’nu herşeyden önce “vatan ve millet şairi” yapmıştır.
Mehmet Akif elbette, “vatan şairliği” özelliğinin zirvesine çıkmıştır: “Verme dünyaları alsan da bu cennet vatanı”. Fakat büyük şair ve tefekkür adamı Mehmet Akif aynı zamanda bir “islam şairi”dir de. 
Bütün dünya müslümanlarının 19. Asır ve 20. Asrın başlangıcında içine düştüğü faciaların, sömürge durumunda olmalarının, parçalanıp dağılmalarının da ıstırabını derinden duymakta, bu çöküşten kurtulmanın yollarını göstermektedir. Hindistan müslümanlarını ayağa kalkıp mücadele etmeleri gerektiği mesajını veren Dr. Muhammed İkbal’in haykırdığı gibi “Uyan ey şir-i jiyan (yaralı aslan), bu hab-ı gafletten (gaflet uykusundan)”

Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş
***
Türk Kurtuluş Savaşı'nın İmam-ı Azam'ı : Mehmet Akif

İmamı Âzam'dan 13 asır sonra verilen Türk Kurtuluş ve Aydınlanma Savaşı nın bir tür İmamı Âzam'ı olan Mehmet Akif Ersoy, Bedir Harbi ile Türk Kurtuluş Savaşı arasında iman ve zihniyet bakımından irtibatlar kurmuştur. Akif, Çanakkale Şehitleri'ni destanlaştırdığı ölümsüz şiirinde, Çanakkale'yi geçilmez kılan Mehmetçiklerin iman ve misyonlarını şu dizelerle tanıtmıştır:

"Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor tevhidi,
Bedr in arslanları ancak bu kadar şanlı idi."

Temel niteliği, İslam'ı saltanat ideolojisine dönüştürmek olan Arapçılığa karşı mücadele, zulümle mücadelenin bir uzantısıdır ve üç önderde de temel görevlerden biridir. İmamı Âzam-Müdafaai Hukuk-Mustafa Kemal çizgisinin ortak paydalarından biri de devlet başkanının (namıdi-ğer halifenin) seçimle iş başına gelmesi veya getirilmesidir.

Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk
***
Alınması zor bir örnek: Mehmet Akif Ersoy 

Onu anlamak da, anlatmak da kolay değil. Kolay yazmıştır, aruzu halk diline indirgemiştir ama onu okumak ve idrak etmek de kolay değildir. 
O “Gitme ey yolcu, beraber oturup ağlayalım / Elemim bir yüreğin kârı değil” derken insanlardan magazini, dedikoduyu, işkembe doldurmayı bırakıp dertlene dertlene derde derman aramaya çağırıyordu. Ne var ki o dem “Sesine ses verecek bir seda yok”tu.
Ve ondan herkes korkar; solcular, sağcılar, laikler, dinciler.. 
Solcular İslamcılıktan gözleri kamaştığı için ondaki yenillikçi münevver tipini; 
sağcılar muhafazakârlığı geleneksel hatalar olarak algıladığı için onun arayışını; 
laik kesim (kendini Atatürkçü zanneden) hayatı yobaz / antiyobaz kategorizasyonuyla duyumsadığı için onun sakallarından zihninin aydınlığını; 
dinci kesim (kendini Abdülhamitçi zanneden) hayatı kâfir / antikâfir ikilemiyle tanımladığı için onun ayet sunuşundan ayetlerin yorumları olan şiirlerinin çıkış yolu önerilerini görmezden gelmişlerdir.
‘Ulu Hakan’cılar onun Abdülhamid istibdadına bakışını bilmezler. Daha 1913’te kurulan Millî Müdafa Cemiyeti’nin ilk üyelerinden olduğundan bîhaberdirler. 
Teşkilat-ı Mahsusa adına Almanya’dan Mısır’a, Arabistan’dan Sudan’a Cihan Harbi öncesinde ve süresince ne iş gördüğünü tahmin bile edemezler. 
Ve Millî Mücadele’de ilk işinin Ankara’ya geçerek kürsü kürsü, mevize mevize Kastamonu’dan Konya’ya, Afyon’dan Eskişehir’e İstiklal Harbi’nin maneviyat altyapısını nasıl hazırladığını bilseler de unutmuş numarası yaparlar. Ve mebus olduğunda bile cephe cephe dolaşan milletvekili olarak anıldığını..
Süleyman Pekin
 ***

Her Saatini Planlayarak Çalışırdı

Çok mutlu bir çocukluk geçiren Akif Dede, 60 senelik ömrüne 160 senelik iş sığdırdı. 60 yaşındayken başarılarının kaynağını soruyorlar. Akif Dede gayet mütevazı: “Ben çok kabiliyetli yetenekli bir insan değilim. Bu, çalışmamdan oldu. Ömrümün her gününü, en az 16 saatini planlı programlı çalışarak geçirdim. Ondan oldu” der. Demek ki bir ömrün her günü ortalama 16 saatı planlı programlı bir hedefe yönelip, çalışmaya ayrılabilir. Peki böyle olursa ne olur? Akif Dede olunur. İlkokulu bitirdiği zaman Arapça’yı konuşuyordu. Ortaokulu bitirdiği zaman Farsça’yı, Hz. Mevlana’nın Mesnevisini okuyacak kadar öğrenmişti. Liseyi bitirdiği zaman Fransızca’yı klasikleri okuyacak kadar biliyordu. Üniversiteyi bitirdiğinde hafızdı.

Asıl Mesleği Öğretmenlikti

Şimdi Akif Dede’nin mesleğini sorsam herkes ne diyecek, veteriner. O günkü deyimle baytar. Yine olmadı deyince bazıları hayvan doktoru diye tercüme ediyorlar. Yine olmuyor. Anasından hoca doğmuş, öğretmen. Öğrenmeyi ve öğretmeyi hayatının temel prensibi yapmış Bütün mesleklerden önceki mesleği öğretmenlikti. Mezun olduğu okula, Halkalı Baytar Mektebi’ne öğretmen oldu. Gönüllü sürgüne gitti. Mısır’da Kahire Üniversitesi’nde Türkçe dersleri verdi. Milletvekili oldu. Ankara’ya gitti milletvekillerine hocalık yaptı. Yakın dostlarına Mesnevi okuttu, başka kitaplar okuttu. Yine hocaydı. Milli mücadelede Mehmetçikleri dolaştı siper siper. Onlara ders verdi. Siperleri okul, Mehmetçikleri de talebesi yaptı. Öğretmendi asıl mesleği. Ölünceye kadar da bu mesleği icra etti. Ayrıca, şairdi. Din alimiydi. Kur’an’ı sadece ezberlemedi, manasını ve tefsirini yazacak kadar da derin İslami bilgisi vardı.
***

Mehmet Akif Ersoy'un Birlik Anlayışı 

“İşte, ey unsur-i isyan, bu elîm izmihlâl,
Seni tahrîk eden üç beş alığın ma´rifeti!
Ya neden beklemiyordun bu rezîl âkıbeti 
Hani, milliyyetin İslâm idi... Kavmiyyet ne!
Sarılıp sımsıkı dursaydın a milliyyetine.
 "Arnavutluk" ne demek Var mı şerîatte yeri
 Küfr olur, başka değil, kavmini sürmek ileri!
Arabın Türke; Lâzın Çerkese, yâhud Kürde;
Acemin Çinliye rüchânı mı varmış Nerde!
Müslümanlık´ta "anâsır"mı olurmuş Ne gezer!
Fikr-i kavmiyyeti tel´în ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır rûh-i Nebî tefrikanın;
Adı batsın onu İslâm´a sokan kaltabanın!”  

(Mehmet Akif Ersoy, Hakkın Sesleri)

diyerek kavmiyetçiliği telin etmektedir. Yine Akif camilerde verdiği vaazlarında, İslamiyetin insanları kardeş yapan özelliği, Müslümanların başına gelen felaketlerin sebepleri, dinde ırkçılık olmadığı, milleti birbirine düşüren en büyük fitnenin ırkçılıktan çıktığı, bu cereyanın Osmanlıyı parçalamak isteyen yabancılar tarafından içimize sokulduğu, felaketin ikinci sebebinin ise ahlâk düşüklüğü olduğu, dünyadaki Müslümanların son ümidinin devletimiz olduğu, elbirliği ile devleti ve orduyu kuvvetlendirmemiz gerektiği, çalışmanın, eğitimin, dinimiz ve milletimiz için hayati önemi gibi bahisler üzerinde durmuş; halkı orduya yardımcı olmaya çağırmıştır.
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
Arslan Küçükyıldız
***

2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Mehmet Akif Ersoyu o kadar çok geniş bir ufuk yelpazesi ile ele almışınız ki, adeta bir Mehmet Akif Ersoy Enstitüsü oluşturmuşunuz. Tabi bu yapılanlar; milletimizin, dilimizin ve istklalimizin şairine az bile.

    Mehmet Akif Ersoy'u unutturmadığınız ve yüreğimizde yaşattığınız için, emeğinize ve yüreğinize sağlık ve mutluluklar dilerim.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
      Ziyaretiniz, yorumunuz ve iltifatınız için teşekkür ederim.
      Bizim yaptığımız Mehmet Akif ile ilgili internet kaynaklarına daha kolay ulaşmayı sağlamaktan ibarettir.Akif'i bütün yönleriyle ele almak gerekir. Bugün bazı kesimler O'nu hiç anmazken, O'nu sahiplenen bazı kesimler de işlerine gelen tarafını işlemektedirler. Bu hususu doğru dürüst vurgulayamıyorum. İnşallah 12 Mart'a kadar eksiklerimizi giderebiliriz.
      Hayırlı günler dileğiyle.

      Sil