6 Ocak 2012 Cuma

Bahçecik Tarihi / Süleyman Pekin - Murat Bayram

                                                     Yazar :Süleyman Pekin - Murat Bayram
                                                     Kitabın Türü : Yerel Tarih
                                                     ISBN : 978-975-267-583-4
                                                     Sayfa Adedi : 591
                                                     Yayın Tarihi : 2011
                                                     Cilt Tipi : Sıvama (Mat selefon)
                                                     Ebat : 20x28 cm. (A4 boyutu)
                                                     Kağıt Tipi : Renkli kuşe
                                                     Dili : Türkçe
 “Bahçecik Tarihi” adlı kitabı ve tanıtım davetiyesini Tarihçi – Yazar Süleyman Pekin ve Araştırmacı – Yazar Murat Bayram’ın elinden alan Kocaeli Aydınlar Ocağı İlim ve İstişare Kurulu Başkan Vekili Ahsen Okyar; 
“Kitap sayesinde tarihsel açıdan Kocaeli’nin neredeyse en önemli yerleşim yeri olduğunu öğrendiğimiz Bahçecik, bugün Kocaeli’nin Başiskele ilçesine bağlı bir beldesi.. 
Bizans, Selçuklu, Osmanlı izleri esintileri ve eserlerini bolca bulduğumuz Bahçecik bir ajan okulu olan Amerikan Koleji ve Ermeni tehciri ile öne çıkmış. Milli Mücadele’deki Bahçecik ise tam bir destanlaşan semt.. 
Bugünün ülke gündemini de meşgul eden konulara da cevap bulacağımız, hemen okumamız gereken bir kaynak kitabı hazırlayan ve katkı verenleri tebrik ediyorum.” dedi.
Yazının alındığı metni okumak için tıklayınız
15 YILLIK ÇALIŞMANIN ÜRÜNÜ
Süleyman Pekin ile Murat Bayram’ın 15 yıllık titiz çalışması sonucunda hazırlanan kitap Berikan Yayınlarından çıktı. 
Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde Milattan Önce 8. yüzyıldan Osmanlı Devleti’nin yıkılışına kadar olan süreç, ikinci bölümünde Milli Mücadele ve Milli Mücadele’de Bahçecik, kitabın son bölümünde ise Cumhuriyet Döneminden günümüze Bahçecik anlatılıyor. 
Kitap, 591 sayfa, 614 fotoğraf ve resim ile 1600 dipnottan oluşuyor.  
Kitabın hazırlanmasında Başbakanlık arşivlerinden ve Bahçecik’de bulunan tarihi kaynaklardan yararlanıldı. Ayrıca kitabın Bahçecik’teki Ermenilerin anlatıldığı bölümlerde Agop Milasyan’ın önemli katkıları oldu.
Mustafa BAKIRHAN
Yazının alındığı metni okumak için tıklayınız

“Bahçecik Tarihi” adlı kitabın yazarları 
Şair, yazar, tarihçi Süleyman Pekin ve araştırmacı  yazar Murat Bayram
Genç Rehberleri Tebrik Ediyorum

İnsanların hikâyesi insanlık öyküsüdür
Kişioğlu önce kendini bilmeli sonra çevresini. 
Ve ömrün anlama bürünen bütün noktalarını pergellemeli.
Pergelin sivri ucu yereli kucaklamalı, geniş ağzı ise evrensele taşmalı. 
Ve varolduğumuz yerden başlamalı.”

Bahçecik Tarihi” adlı kitabı değerlendirmek için kelime bulamıyorum, cümle kuramıyorum. Onun için yazarın sözlerinden yararlanarak diyorum ki Pergelin sivri ucu Bahçecik’i kucakladı, geniş ağzı ise Başiskele’yi, İzmit’i, Türkiye’yi dolaştı. Azınlıklar konusunu, Ermeni meselesini ve de Amerikalıların, Avrupalıların uzun vadeli emperyalist planlarını, uygulamalarını aydınlattı.
Okuyucuya evrensel bakış açısı kazandıran bu kitap için “İşte tarih budur” diyebiliriz.

“Bu kitap parça parça on beş yılı aşkın bir zamanın ortak ürünü. Her ne kadar kapakta 2 adet imza olsa da bir yerel dayanışmanın, bir kültürel yardımlaşmanın ve bir emek paylaşımının eseri. Bir Bahçecik sinerjisi, bir tarih imecesi. Onlar bir teşekkürden daha fazlasını hak ettiler. (Bahçecik Tarihi, Takdim ve teşekkür, s. 4)

Yazarların işaret ettiği gibi Bahçecikliler üzüntülerini, sevinçlerini, tarihlerini hep beraber yaşadılar; coğrafyalarına hep beraber düzen verdiler ve kitaplarını da beraberce yazdılar. Dahası var gerek bu kitabı, gerekse bilim, kültür ve sanat adına bütün değerlerini çeşitli ortamlarda  beraberce tanıttılar. 

Klasik tarih kitaplarından farklı olan bu eserde dayanışmanın, yardımlaşmanın, paylaşmanın örneklerini gördüğümüz gibi hemen hemen her konunun, her cümlenin belgelerini de görüyoruz. İbret alıyoruz, ders alıyoruz; bu kitaptan her bakımdan yararlanıyoruz.

Dikkatle bakılırsa, düşünerek okunursa her sayfadan mesajlar çıkartabiliriz. Örneğin: 3. Sayfada yalnız
Aybala, Alperen ve Alpaslan ile
Halil ve Beril’e…
Kelimeleri var. Belli ki bu kitap yazarların sevgili yavrularına ithaf edilmiştir. Ancak soyadlar yazılmamış. Bu ne demektir? Bu demektir ki bu kitap bütün çocuklara; geleceğimiz, göz bebeklerimiz yavrularımıza ithaf edilmiştir. İthafla ilgili bir cümle var mı? Yok. Bu demektir ki ithaf yazısını yavrularımız gelecekte altın harflerle kendileri yazacaklardır.
Tarihten ders alabilsek geleceğimizi inşa etmekte zorluk çekmeyiz.
Şair, yazar, tarihçi Süleyman Pekin ile araştırmacı yazar Murat Bayram’ın “Bahçecik Tarihi” adlı eserleri inanıyorum ki, sadece Bahçeciklilere değil herkese bir rehber kitap olacaktır.
Genç rehberleri gönülden tebrik ediyor ve başarılarının devamlı olmasını diliyorum.
Sabahattin Gencal (Emekli Öğretmen)



"Bahçecik Tarihi" kitabından Seçmeler
Bahçecik Adının Etimolojisi
Bahçecik Türkçe bir kelime, anlamı da küçük bahçe. Hatta Meydan Larus’un beldeyi tanıtımı bile bu tarif üzere: “Bahçecik; Marmara bölgesinde İzmit Körfezi’nin doğu bitimi güney kıyısına 5 km. uzaklıkta, ağaçlar ve bahçeler içinde bir kasaba.”
         
         Bahçecik kelimesi, Orta Anadolu coğrafyasından taşınagelmiş seyyar bir sözcüktür. Kökeni aynı anlamda olmak üzere Ermenice Bardızag kelimesidir. 16. yy. sonlarında Sivas Vilâyeti’nin Hafik Kazası Bardızag Karyesi’nden hicret eden Ermenilerce İzmit’in güneyindeki bu havâliye aktarılmıştır.
         
        Sosyolojik olarak –cik, –cuk gibi eklerin küçüklük, azlık, yetersizlik bildirmesinden dolayı azınlık (Ermeni) psikolojisini ve isim verme alışkanlığını da yansıttığı söylenebilir.


Bahçecik (Bardızag)Amerikan Koleji

İ K İ N C İ    A N A H T A R    T E S L İ M İ    T A R İ H    D E V Ş İ R M E    D E N E M E S İ ;    
 B A H Ç E C İ K     A M E R İ K A N       K O L E J İ

         Araştırmacı M. Nedim Hazar Misyoner Okullarını ‘Bağrımızdaki Hançer’ diye niteler.[2] Yazar Necdet Sevinç ise ‘Ajan Okulları’ ismini verir.[3]
                 Asya’nın anahtarı Türkiye’ydi. Ve Amerikalı misyonerler anahtarı kilide 1820’de soktular.[5] Ünlü Rootschild hanedanından Christopher Rhinelander Robert’in finans desteğini ve ismini alan okul, başlangıç itibariyle öğretmeni öğrenci sayısından fazla belki de dünyanın tek okuluydu.[10]
           Osmanlı’da fırtına biçmesi için rüzgâr ekmekle görevli ilk kişi olarak sayabileceğimiz Cyrus Hamlin; iyi yetişmiş, doktoralı bir papazdı. Okulun Bebek sırtlarında Rumelihisarı’nın tam arkasında inşa edilmesini şu tarihi sözleriyle açıklar: “Türkler İstanbul’u fethetmek için buraya hisar yaptılar. Ben de onları yıkmak için buraya okul açacağım”.[11]
         Tekniğin en son ürünlerinden yararlanılan Robert Kolej, bir okuldan çok propaganda merkezi hüviyetindedir. Hülâsa edersek; anahtar teslimi tarih de, devlet de bu üs kanalıyla devşirilmiştir: “Bulgarlar o güne kadar dünyada misyonersiz kalmış en ilginç ve en ümit verici halktı”.[12] “Bulgar devleti kolej tarafından var edilir. Öyle ki Bulgaristan’daki okulların öğretmen atamaları bile uzun zaman İstanbul’daki Robert Koleji tarafından yapılır”.[13] “Kolej mezunu bir kısım Bulgar, Rus ordusuna subay olarak sokulmuşlardır. Kaldı ki Bulgaristan’a devlet başkanı bile bu okul mezunlarından seçilmiştir”.[14] “Robert Koleji olmasa Bulgaristan olmazdı”.[15] “Bu kolej hakkında bildiklerimi söylesem Türk halkı galeyana gelir”.[16] Ben sadece okulun Boğaziçi Üniversitesi’ne dönüştüğünü söylemekle iktifa edeceğim.
          Peşinden fotokopileri geldi ve pıtrak gibi çoğaldılar. Zehirli bir örümceğin ağı gibi sardılar memleketi. İstatistiklere bile sığmadılar:
Örneğin 1897… 184 Amerikan, 253 Fransız, 98 İngiliz, 29 Alman, 27 İtalyan, 11 Avusturyan, 14 Rus; toplam 624 yabancı okul, 31.500 talebe.
İlâvesi… 4390 Rum, 851 Ermeni, 331 Yahudi, 63 Ulah, 63 Katolik; toplam 5982 azınlık ilkokulu, 687 ortaokul (rüşdiye), 70 lise (idadi).[17]
         Gelelim Bardızag Amerikan Koleji’ne.. Başarılı Bulgaristan deneyinden sonra ikinci anahtar teslimi tarih devşirme oyunu sahneye kondu. Bu kez denek Ermenilerdi. Hamlin’in ifadesiyle; “O zaman Türkiye’ye girmek için açık tek kapı Ermeni topluluğuydu”.[18] 
         Ermeni Meselesi Şark Meselesi’nin bir uzantısıdır. Ve 19.yy. Türkiye’si onlara göre bir ‘Bible Land’ (İncil Ülkesi)dir.[21] Misyoner çengeline takılana kadar Ermenilerin makam ve servet sorunu yoktu. Hatta gelirleri Türklerden kat kat çoktu. Ne de olsa Tebaa-yı Sâdıka (!) idiler.[22] 
         Necdet Sevinç’in deyimiyle ‘Millet-i Sâdıka kendine avanta sağladığı sürece devlete sadıktı’. Misyoner atölyelerinde Ermeniler imal edilmeye başlandığında durum tamamen değişti. Ve Rus General Mayewski’nin deyimiyle; “İngilizler Ermeni kanını Van samanından daha ucuza aldılar”.[24] Tabi Ruslar da, Amerikalılar da, Fransızlar da bu maşayı tepe tepe kullanmaktan geri durmadılar.
                   k o l e j i n      k ı s a      t a r i h i

         Bardızag Amerikan Koleji yada diğer ismiyle Bitinya Program Yüksek Okulu (Bithynia High School) Ermenileri Protestanlaştırmak için açılan okullardan biriydi. Amerikalılar, büyük çoğunluğu Gregoryen yani Ermeni ulusal mezhebinden olan Bardızag’lı Ermeniler için daha 1856’da bir Protestan kilisesi açmışlardı.[25] Board (ABCFM) Misyoner Heyeti’nce özel görevli olarak buraya tayin edilen Rahip Justin W. PARSONS, 1860’larda Bardızag’a varır varmaz yatılı bir kız koleji için kolları sıvar.[26]Amaç iyi eğitime susamış insanlar arasında eğitim yoluyla Protestanlığı yaymak ve her birini emperyalist oyunlarda kullanabilmektir.

[2] HAZAR, M. Nedim, “Misyoner Okulları” Araştırma Dizisi, Zaman Gazetesi, 3-12 Ağustos 1994.
[3] SEVİNÇ, Necdet, Ajan Okulları, İstanbul, Tarihsiz.
[5] HAZAR, M. Nedim, “Misyoner Okulları” Araştırma Dizisi, Zaman Gazetesi, 3-12 Ağustos 1994.
[10] A.g.e., Sayfa 179.
[11] MATEV, Daily Mirror, Ser. 10774, 20 June 1936 (K: M. Nedim HAZAR)
[12] HAMLİN, Cyrus, ABCFM Raporu, Ser. ABC, Vol. VII, No 176 (K: M. Nedim HAZAR).
[13] MORE, R.J., Under The Balkans, P.30-31, London, 1877 (K: Prof. Necmettin TOZLU).
[14] MERDİVENCİ, A., Robert Koleji’nin İlk 40 Yılında Kolejde Yetiştirilmiş Olan Bulgarlar, Türk Dünyası Tarih Dergisi, Sayfa 42-49, Mart 1988.
[15] GOLD, E.Porter, Robert College, Education, Vol.XI, No 1,P.11, 1890 (K: Prof. Necmettin TOZLU).
[16] KİNG, Prof. Dannie, Öğüt Dergisi, Yıl 2, Sayı 20, Sayfa 18 (Prof. Hikmet TANYU).
[17] MUTLU, Dr. Şamil, Osmanlı Devletinde Misyoner Okulları, Sayfa 377, Doktora Tezi, İstanbul, 2005.
[18] DEMİRCAN, Ömer, Türkiye’de Yabancı Dil, Sayfa 75, İstanbul, 1988.
[21] ERDEM, Prof. Mustafa, Misyonerlik Faaliyetleri ve Türkiye, T.Kamu-Sen Yay. Sayfa 71, Ankara, 2005.
[22] Oysa 1827-29 Osmanlı-Rus Savaşından itibaren düşmanla işbirliği yaparak sürekli ihanet ettiler (ÇETİNTAŞ, Erdal, 19.yy Osmanlı-Rus Savaşlarında Ermeniler, Türk Yurdu, Sayı 225, Cilt 26, Sayfa 60-66, Mayıs 2006).
[23] SEVİNÇ, Necdet, Arşiv Belgeleriyle Tehcir Ermeni İddiaları ve Gerçekler, Sayfa 48-57, İstanbul, 2004.
[24] A.g.e., Sayfa 60, 71, 120.
[25] ARKİTEKT Dergisi, Bitinya’da Bir Amerikan Koleji, Sayı 5, Sayfa 95, Mayıs 1993.
[26] A.g.e., Sayfa 95.
Bahçecik'te Çıkan Gazete ve Dergiler
Gazeteci Sedat Şimşek’in tespitlerine göre Kocaeli’de ilk yayınlanan gazete ve dergiler İzmit ile Bahçecik’te basılmıştır.
İlk gazete 1848’de SURHANTAG (Ulak) ve ilk dergi aynı yıl PAMPER BARDIZAGYAN  (Bahçecik Sözcüsü) adlarını taşıyordu.[27] 
Tabi bu yayınların basılması için bir matbaa gerekiyor. İzmit Tarihi’nin yazarı Avni Öztüre, Bahçecik’teki matbaadan “eşi İstanbul’da bile az bulunur bir basımevi” diye bahseder.[32] 1913 yılında bu matbaada basılan ‘Ermeniler Nikomedya Dolaylarında’ adlı kitabın kapağı da yine aynı yazarın eserinde sergilenmektedir.[33]Uzun zaman Bardızag Amerikan Koleji içerisinde yer alan matbaanın Cumhuriyetin ilk yıllarında Kartal Kilisesi’ne taşındığı sanılıyor.
1923’e kadar Bahçecik’te 2 matbaa kurulmuş ve bu matbaalarda toplam 7 dergi veya gazete yayınlanmıştır. Bu durum I.Dünya Savaşı’nın (1914-1918) başlamasına kadar sürdü. Sonra her şey birdenbire değişti.
[27] ŞİMŞEK, Sedat, Kocaeli Basın Tarihi (1848 - 2002), Sayfa 60, KBB Kültür Yayınları, İzmit, 2007.
[32] ÖZTÜRE, Avni, İzmit Tarihi, Sayfa 135, İstanbul, 1981.
[33] A.g.e., Sayfa 206.

Çanakkale; Hoş  Bir Sedâ

Savaşın en can alıcı sahnelerinden biridir Çanakkale. Bir büyük imtihan yeridir. Cihan harp tarihinde metrekareye en fazla ölümün düştüğü mekândır. Bu mahşerin içinde her köyden, her şehirden, her milletten ve her yaştan civanları kanları - umutları iç içe geçmiş vaziyette görebilirsiniz.
Bu tablonun içinde bir kısım Ermeniler de şanla, şerefle yer alacaktır. Tuz - ekmek hakkının ödenmesidir bu ve devlet denilen şemsiyenin asırları aşan gölgeliğinin diyet borcu. Bahçecik ve köylerinden Çanakkale’de künyesi kalanları Ermeni vatandaşlarımızla birlikte Volkan Şenel’in alanında ‘ilk’ olma pâyesi taşıyan kitabından aktaralım.
Evet, Türkiye Ermenilerinin çoğunluğu bu dehşetengiz savaşta yanımızda yer almamışlardır. Hatta öncesinde ve sonrasında ifade edildiği, edileceği gibi can düşmanlığı pozunu vermişlerdir. Azlık da olsa, niyazlık da olsa hoş bir sedâdır. Ve aklını yitirmiş gibi davranan çokluğa karşı akîl adamların da varlığına delâlettir.
Tarihin iftihar tablosuna geçenlerden bazıları: Devamı Süleyman Pekin. com


Süleyman Pekin (Tanıtım Özel Sayısı)

************************************

2 yorum:

  1. Süleyman Pekin16 Ocak 2012 18:37

    "Cevher kadrini cevherfüruşan bilir" demişler. Saygıdeğer Hocam kitapları öyle analiz ediyor ki eksik bir söz bırakmıyor. 'Genç Rehberler' de sizin yaktığınız ışığın pervaneleri, diğerleri de.. İsmail Bayram diye bir ressam varsa ve Orhan Sert diye bir arkadaş bile şiir yazdıysa o ışığın yansımasıdır. Ne mutlu yanarak çerağ olanlara..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değerli meslektaşım, sevgili öğrencim,

      İnsan evrenin özeti ve Allah’ın halifesi olması dolayısıyla üstündür. Her insanın fıtratında cevher olma özelliği vardır. Onun için birbirlerinden ayırmaksızın tüm öğrencilerimizi cevher olarak gördük. Her öğrencimizi teşvik ettik. Herkes kendi yeteneğine ve kapasitesine göre kovasını doldurdu.
      Biz derken ‘bütün öğretmen arkadaşlar’ demek istiyorum. Açık deyişle biz öğretmenler vermedik, bizim rehberliğimizde öğrencilerimiz aldı. Öğrencilerimiz farklı farklı mesleklere girdiler; ama herkes kendi mesleğini en iyi şekilde yapmaya çalıştı. İnsan gibi insan olmaya çalıştı… Bütün öğrencilerimizle, sizlerle gurur duyuyoruz.
      Sizin gibi mücevherlerin bir dernekte toplanması da ayrıca övgüye değerdir. Kolektif çalışma olursa herkes kuyumcusunu daha kolay bulur.
      Hepinize kolaylıklar ve başarılar diliyorum.

      Sil