30 Aralık 2011 Cuma

Durum tespiti ve bir kaç öneri / Sabahattin Gencal

Yeni yılda
barış, huzur ve mutluluklar dilerim.
Sabahattin Gencal
***
I. Geleceği analiz edebilmek ve uygulama planları yapabilmek

Yeni yılın eşiğinde Türkiye’de ve dünyada, en sade yurttaştan cumhurbaşkanlarına kadar herkes yeni yılın barış içinde huzurlu ve mutlu geçirilmesi için dilekte bulunmaktadır
İyi niyetle dilekte bulunmak, umut içinde olmak güzel. İyi niyet de umut da mutluluğun ön şartı gibidir; ancak bu yetmez. Geleceğimizin bugünden daha iyi olması için ne yapılması gerektiği konusunda fikir yürütmek ve uygulanabilir planlar yapmak gereklidir.

Hava tahminlerini dinleriz. Türkiye’de metereoloji çalışmaları iyi. 12 saatlik, 2 günlük, 3-5 günlük, hatta aylık ve mevsimlik tahminler yapılabilmektedir. Gönül isterdi ki hava tahminleri yanında geleceğimizle ilgili tahminler yapılabilsin. Bu tahminlere göre planlar yapılabilsin.
Planlar her halde yapılıyordur. Ancak bu konuda kullanılan yöntemleri, temel ilkeleri bilmiyoruz.
Gelecek bilim konusunda da bilgiliyiz diyemeyiz. Gelecekçilik (futurism) çalışmalarının devlet tarafından da yaptırılmasında yarar vardır. Ekonomiden siyasete, hukuktan eğitime kadar geleceğimizi etkileyen her alanla ilgilidir gelecekçilik.
Zaman zaman da olsa falcılara, kâhinlere yer veren medya gelecekçilik çalışmalarına yer vermemektedir. Aslında geleceğimizle ilgili bir çok planlara yer verilmektedir. Bizim söylemek istediğimiz konu bir bütün olarak ele alınmamaktadır.
Bazı devletlerin uzak gelecek için planlar yaptığını duymaktayız. Bir zamanlar bizde de 5’er yıllık planlar yapılırdı. Başarılı olamadık; Ancak kısa vade de olsa geleceği planlamaktan vaz geçmeyelim. En küçük memurdan en büyük amire kadar herkes plan yapıyordur. Ben bu türlü kopyalardan söz etmiyorum. Geleceği analiz etmede bazı yöntemlerden aşamalı olarak yararlanılarak alternatifler üretmekten söz ediyorum.

Birinci aşama mevcut durumun tespitidir. Bizler durum tespitlerini abartılı olarak yaparız; ama genellikle çözümü başkalarından bekleriz. Ya da gerçekçi olmayan çözümlerle oyalanıp dururuz.
Oyalanıp durmak, kendimizi kandırmak toplumsal hastalık haline geldi. O kadar ki bol bol lâf üretiriz, öyle lâflarla kafa ütüleriz ki asıl konuya giremeyiz. Ya da asıl konuya girdiğimizde okuyucunun /dinleyicinin ilgisini kaybederiz.
Türkiye ile ilgili durum tespiti yapmazdan önce  gelecek bilimci ya da  toplum bilimci olmadığımızı belirtmekte yarar görürüz. Yine halk içine girmediğimizi, alan araştırmaları yapmadığımızı, anketler uygulamadığımızı da belirtmekte yine yarar görürüz. Sadece yazılı ve görsel medyadan yararlanarak durum tespiti yaptık ve birkaç öneri sunduk.

II. Durum tespiti ve bir kaç öneri

Türkiye’nin 2011’deki mevcut durumu iç açıcı değildir. Ayrıntıya girersek acaba başıma bir şey gelir mi?  Keşke bu endişeyi sadece ben duymuş olsaydım. Anskiyede rahatsızlığı deyip geçerdim. Bu konuda toplum da rahatsız galiba.(1)

Üniversite öğretim görevlileri dahil aydınların sustuğu ya da dolaylı da olsa susturulduğu dönemlerde ‘her yer karanlık’olur. Bu karalıklarda içerden de dışardan da gelebilecek tehlikeleri göremeyiz.(2)
Ampul yakmakla aydınlanılmıyor ki, yasa yapmakla korku giderilmiyor ki. Bünyeye hastalık mikrobu girdi bir kere. Zamanla mikropları atarız inşallah.

Çok çalışkan, çok iyi niyetli yöneticilerimiz var kuşkusuz. Ancak tüm yöneticilerimizin işlerinin uzmanı olduğunu söyleyemiyoruz. Sadece devlet kademelerindeki yöneticiler değil, spor kuruluşları, diğer toplum kuruluşları dahil yönetici pozisyonlarına getirilenlerin çoğu ehil değil.(3) Ehil olmayanlar tarafından yönetilenlerin vay haline.

Eğitimcilerden ve yöneticilerden yakındık. Ya yargıdaki durum? Yargı doğru dürüst işliyor diyebilir miyiz? (4) Diyemeyiz tabii. Yargıya doğrudan ya da dolaylı biçimde karışamayız tabii. Yargıçlar yasaları uygulamak durumundalar. Yasa koyucu ise çağdaş olmak, yasaları insan haklarına uygun olarak düzenlemek zorunda olduğunu unutmamalı. Toplumun vicdanını sızlatacak uygulamalara bir an önce son verilmesi için gereği yapılmalıdır.(5)

Eğitim, yönetim ve yargı kurum ve kuruluşlarının istenildiği gibi çalışmadığı yerde yozlaştırma çalışmaları hız kesmez. Cumhuriyete, cumhuriyeti kuranlara karşı söylemlerin önü alınamaz.(6) Kısaca sömürücülerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapamayız.
Her şeyden önce bilinçlenmeliyiz.(7) Bilinçli toplumlarda bunalımlardan çıkmak için çözüm üretmek kolay olur.

Özetle Türkiye Cumhuriyeti içinde bulunduğu bunalımdan kurtulmak bilimden yararlanmalıdır.(8) “En hakiki mürşit ilimdir.”diyen Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda bilim adamları, eğitimciler, hukukçular, yöneticiler … kısaca en sade yurttaştan Cumhurbaşkanına kadar herkes görevlerinin gereğini yapmalıdır.
Herkes görevinin hakkını verirse mutlu olmamak için hiç bir sebep kalmaz.
Tüm bireylere, topluma ve insanlığa barış, huzur ve mutluluklar dilerim.

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 30. 12. 2011
  ---------------------------- 
 (1) ‘Fikrimi söylersem başıma bir iş gelir mi?
 “Ben Türkiye’de çok dolaşıyorum. Gittiğim yerlerde bana yeni anayasayı da soruyorlar. Ama başka bir şey daha soruyorlar, “fikrimizi söylersek, başımıza bir şey gelir mi” diye soruyorlar, öylesine korku içindeler.”
Bu gözlemi aktaran bugünkü iktidara yakın bir başkan, üyelerinin büyük çoğunluğu iktidara yakın bir sivil toplum örgütünün lideri.
Tek başına bu soru bile, Türkiye’de yeni bir anayasa yapılırken, ülkenin siyasal iklimini yansıtıyor. Böyle bir korku imparatorluğunda demokratik anayasa yapmak, öyle mi?
Akıntıya kürek çekmek gibi.
Yalçın Doğan, ‘Fikrimi söylersem başıma bir iş gelir mi?’. Hürriyet, 28. 12. 2011-12-28
*
 (2)Kendi evimizin içi, dıştan gelebilecek sert rüzgar ya da fırtınalara çok hazırlıklı gözükmüyor.
 Dışımızdaki dünyayı ve onunla ilişkilerimizi epeyce güç bir 2012 bekliyor.
Şunu da belirtmek lazım:
Kendi evimizin içi, dıştan gelebilecek sert rüzgar ya da fırtınalara çok hazırlıklı gözükmüyor.
Avrupa’dan kriz ithal edebiliriz.
Irak’tan istikrarsızlık kapıyı çalabilir.
İçeride PKK’ya karşı -demokrasi ve özgürlük alanlarını da daraltan- ‘topyekun’ bir mücadele derken, kendimizi bir ‘şiddet sarmalı’nın içinde bulabiliriz.
Evet, 2012 çalkantılı bir yıl.
Güç geçmeye aday bir yıl.
Hasan Cemal, Aşırı güven ve kibirle 2012 zor geçer!, Milliyet, 28. 12. 2011
*
(3) Kaybetmek öğrenilebilir mi?
Bizde sporun kendisi ve felsefesi ile ilgilenen yok, herkes başarı peşinde; oysa ki başarıya giden yolda çekilen zorluklar, katlanılan fedakârlıklar, en az başarının kendisi kadar câziptir. Bir bakıyorsunuz, en aklı başında ve mâkul bilinen köşe yazarları bile "Formama dokunanı affetmem, sistematik bir düşmanlık karşısındayız, yıkılmayız, hieyyt" neviinden garip mütalâalar üretiyor. Herkes tribün dalkavukluğunda.
Adını doğru koyalım: Hâlin en temeldeki sebebi, yönetici kalitesindeki fecî zaaftır. Spor kulüplerinin en kötü tarafı yönetici takımının yetersizliği, donanımsızlığı, spor ruhundan, bir hayat felsefesi olarak centilmenlikten uzaklığı, daha doğrusu yöneticilerle seyirciler arasındaki başarı şartına bağlı karşılıklı destek ilişkisi.
A. Turan Alkan, Kaybetmek öğrenilebilir mi?, Zaman, 28. 12. 2011
*
(4)…Herkesin hak ve hukukuna saygıyla neticelendirilmesi gerekir.
 Türkiye'de herşey dört dörtlüktü diyebilecek halimiz yok. Bir daha yanlış yapılmaması için Türkiye'nin hukuk standartlarıyla bunları şeffaflaştırması gerekiyor. Kimseye suçlu da diyemem suçsuz da diyemem. Hiç kimsenin hapishanelerde yarım saat kalmasından kimsenin sevineceği beklenemez. Ancak yanlış yapanlar hesabını vermek zorunda. Bunu süratli bir şekilde yapmak, süratli bir şekilde bitirmeyi, herkesin hak ve hukukuna saygıyla neticelendirilmesi gerekir.
Abdullah Gül ( Cumhurbaşkanı), Kanal 24’te katıldığı programdaki konuşmasından, Türkiye, 28. 12. 2011
*
(5)Ya kanıtları gösterin ya da özgürlüklerini verin!,
Bakın şimdi; eğer bu ülkede “Habur süreci devam edecek” deniyorsa, Habur’dan gelen PKK’lılardan hangisinin kanlı eylemlere katıldığı belli olmuyor ve hepsi düğün dernekle karşılanıyorsa.. “Nasılsa kaçmazlar” diye bırakılan Hizbullah üyeleri kayıplara karışıyor ve pek de üzerinde durulmuyorsa.. Bu ülkede “dev bir uluslararası bağış yolsuzluğunda hakkında kesin kanıtlar olan ve dış mahkemelerde suçu sabit görülmüş isimler” yıllar sonra tutuklanıyor ve hemen bırakılıyorsa.. Tutuklanmasının üstünden yıllar geçtiği halde neden tutuklu olduğuyla ilgili “kesin kanıtların” hala açıklanamadığı isimlerin tutukluluğunun devamına hukuk skandalı denir, başka adı yoktur bunun.
Ruhat Mengi, Ya kanıtları gösterin ya da özgürlüklerini verin!, Vatan, 28. 12. 2011
 *
(6)Yunanlılar için öz unsurların yok edilmesi, Anadolu’yu sömürgeleştirmenin tek şartı idi.
Şimdi de istiklal savaşında gözlemci olan bir Fransız gazetecinin şu sözlerine kulak verelim:
“Öte yandan Yunanlılar için öz unsurların yok edilmesi, Anadolu’yu sömürgeleştirmenin tek şartı idi.
O sebeple bütün gayretleri, bu iptal işleminde kutsal binaların, belediyeye ait yerlerin, hasılı Türk milletinin yerinde kalmasını sağlayan her şeyin yok edilmesinde toplanıyordu.”
“Ne kadar da çok görmüşümdür, bu insanlara maddi zararlardan bin defa daha çok elem veren şey, kadınlara, çocuklara edilen tecavüz ile kutsal yerlerin kirletilmesi idi.”
“Anadolu köylüsü insanların en sakini, en disiplinli olanı, en çalışkanı, en iyi askeridir. M. Kemal Paşa, İsmet Paşa da onda adalet duygusunu yaratmışlardı. Her ikisi de ondaki bu özlü cevheri inanılmaz bir temkinle yönetmiş; düşmanı kapı dışarı etmenin, gerçek Türk ocağını temsil eden bu insanların feda edilmesine değmeyeceğini iyi hesaplamışlardı.”
Afet Ilgaz, İnönü’nün ölüm yıldönümü vesilesiyle, Yeniçağ, 28. 12. 2011
*
(7)… Kendi kimliğine ilişkin gerçeği yansıtan bir bilince sahip değildir
Şimdilerde ne yaptığını tam kestiremediğim -TRT ile iş yapıyor deniliyor- Erkan Mumcu uzun aradan sonra çıktı ve dedi ki, "Kentler taşralılar tarafından işgal edildiğinden beri Türkiye'de kendisine "muhafazakar" diyen bir lümpen kitle var. Bu kitle lümpendir çünkü kendi gerçek durumunun kendi kimliğine ilişkin gerçeği yansıtan bir bilince sahip değildir. Türkiye'deki taşralı kitlelerin Müslümanlığı bile üstlenilmiş bir kimliktir. İdrak edilmiş içselleştirilmiş yaşanılabilinir bir kimlik değildir. Eğer yaşayabildikleri bir kimlik olarak içselleştirebilmiş olsalardı bu onları her şeyiyle ortaya çıkardı. Şiirle, sanatla ,estetikle, mimariyle, iç mimariyle kültürel varlık olmasıyla her şeyiyle ortaya çıkardı."
Adnan Öksüz, Bir politikacının hazin sonu, Milli Gazete, 28. 12. 2011
*
(8) Bilimin rehberliğinden faydalanmak zorundayız
Türkiye'yi sıkıştırmak için bir araç olarak kullanılan, hem terör meselesine, hem de 1915 olayları meselesine karşı bizim yapmamız gereken, bilimin, bilginin ve tecrübenin rehberliğinden istifade etmektir. Anlık tepkiler, anlık reaksiyonlar, geçici çözümler bizi neticeye götürmez. Çok boyutlu düşünmek, uzun vadeli düşünmek ve son derece sağlam, etkili, kalıcı çözümler üretmek durumundayız. Terör karşısında, güvenlik tedbirleri kadar artık sosyolojinin, psikolojinin, iktisadın, diplomasinin birikimlerinden de istifade etmek zorundayız ve biz artık bunu yapıyoruz. Aynı şekilde, bazı ülkeler tarafından Türkiye aleyhine kampanyaya dönüştürülmek istenen 1915 olayları karşısında da biz, popülist, kavgacı bir söylem, anlık reaksiyon yerine, tarihin, bilimin rehberliğinden faydalanmak zorundayız ve bunu da yapıyoruz.
R. T. Erdoğan (Başbakan), Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun 23. Toplantısı'nın açılışındaki konuşmadan, Türkiye, 28. 12. 2011
***********************************************************

29 Aralık 2011 Perşembe

Doğan Hızlan Ödüle layık görüldü



Doğan Hızlan edebiyat (eleştiri) dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü


Cumhurbaşkanlığı 2011 Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Edebiyat dalında Doğan Hızlan'a, Geleneksel Sanatlar dalında Hattat Hasan Çelebi'ye, Sanat Tarihi dalında Semavi Eyice'ye ve şair Sezai Karakoç`a verildi.

Törende Edebiyat dalında ödül alan Doğan Hızlan, kendisine Cumhurbaşkanlığı tarafından verilen ödülün çok anlamlı olduğunu belirterek, 'Çokça ödüller verdim. Ödül almak etkileyici. Bu ödülü devletin zirvesinden alıyorsanız, bu benim için önemlidir. Bir şeyin değerli olması için eleştiri çok önemlidir' dedi

doganhizlan
Nâzım Hikmet’in sesinden şiirler 
HÜRRİYET GÖSTERİ dergisi için yıllar önce hazırladığımız şiir kasetlerine, 
bir de taş plaktan Nâzım Hikmet’in şiirini koymuştuk.

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun yaptığı kayıttan Nâzım Hikmet’in kendi sesinden şiirlerini dinliyorum.
Şairleri kendi sesinden dinlemenin ayrı bir güzelliği vardır, belki kendi şiirlerini en iyi okuyan kendileri değildir ama yazdıklarını seslendirmenin beni etkileyen bir ayrımı vardır.
Doğan Hızlan 
*****
GÜNCELİN ÇAĞRISI
(Arka Kapak)
"Bütün düşündüklerimizi yazabilir, aklımızdan her geçeni söyleyebilir miyiz? Kendimize sakladığımız gizli ve özel dünya, gerçeklerin kaçta kaçının örtüsüdür? Dışımızdaki sansürden söz ederiz de kendi kendimizi sansürü bir türlü bilinçaltından bilince çıkarmayız."
Kitaplar Kitabı ve Saklı Su adlı yapıtlarını yayımladığımız eleştirmen Doğan Hızlan'ın "güncelin çağrısı"na kulak vererek yazdığı denemeler.
Yazar:Doğan Hızlan
Sayfa Sayısı: 316
Dili: Türkçe
Yayınevi: Yapı Kredi Yayınları

***
Eleştirinin onur ödüllü kalemi

28 Aralık 2011 Çarşamba

Prof. Dr. Semavi Eyice sanat tarihi dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülünü almaya layık görüldü



Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri (26. 12. 2011'de) Çankaya Köşkü'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.
"Törende ödül alanlar da kısa konuşmalar yaptı. Semavi Eyice, üyesi olduğu Türk Tarih Kurumu'ndan 12 Eylül döneminde hiçbir gerekçe gösterilmeden atılanlar arasında yer aldığını; 4 sene sonra üyelerin isteği üzerine tekrar döndüğü kurumdan ikinci kez "kovulma" şerefini yaşadığını anlattı."( Zaman, 27. 12. 2011)
*
"İstanbul sadece bir metropol değil, aynı zamanda Dünyanın kültür başkenti ve yaşayan bir insanlık mirasıdır. Şehrin yönetiminde söz sahibi olan idareciler, bu değerli mirasımızın korunması hususunda daha titiz olmalı"  Prf. Dr. Semavi Eyice
***

Semavi Eyice`ye yaşarken saygı

Semavi Eyice (hayatı), Biyografi. net


Hattat Hasan Çelebi Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü

Abdullah Gül büyük ödülleri verdi
Cumhurbaşkanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülleri, 
Çankaya Köşkü'nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi. 
Törende ödül sahipleri de konuştu:


Geleneksel sanatlar dalında ödül alan hattat Hasan Çelebi , 
kendisine ve temsil ettiği hat sanatına ödül verilmesinden dolayı teşekkür etti. 


Hasan Çelebi, temsil ettiği hat sanatının, Türk kültürünün bir parçası ve Türk milletinin sanatlarının başta gelenlerinden olduğunu belirtti. Çelebi, hat sanatının her ne kadar dışarıya mal edilse de Türk ecdadının gayreti, devlet büyüklerinin himayesi ve halkın iltifatının hat sanatını zirveye ulaştırdığını ve sanatın bir Türk sanatı olduğunun herkes tarafından kabul edildiğini anlattı. 


Ayrıca bakınız

27 Aralık 2011 Salı

Sezai Karakoç Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü


Şair Sezai Karakoç, edebiyat dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülüne layık görüldü.
Cumhurbaşkanı Gül'ün ödülleri taktim ettiği törene Sezai Karakoç katılamadı.  Karakoç'un 'Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine (dinlemek için tıklayınız) isimli şiiri okundu.
(26. 12. 2011)

*
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
.....


Ülkendeki kuşlardan ne haber vardır
Mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır
Aşk celladından ne çıkar madem ki yar vardır
Yoktan da vardan da ötede bir Var vardır
Hep suç bende değil beni yakıp yıkan bir nazar vardır
O şarkıya özenip söylenecek mısralar vardır
Sakın kader deme kaderin üstünde bir kader vardır
Ne yapsalar boş göklerden gelen bir karar vardır
Gün batsa ne olur geceyi onaran bir mimar vardır
Yanmışsam külümden yapılan bir hisar vardır
Yenilgi yenilgi büyüyen bir zafer vardır
Sırların sırrına ermek için sende anahtar vardır
Göğsünde sürgününü geri çağıran bir damar vardır
Senden ümit kesmem kalbinde merhamet adlı bir çınar vardır
Sevgili
En sevgili
Ey sevgili

Sezai Karakoç



Mona Roza
.....

Açma pencereni perdeleri çek
Mona Roza seni görmemeliyim
Bir bakışın ölmem için yetecek
Anla Mona Roza, ben bir deliyim
Açma pencereni perdeleri çek...

 Zeytin ağaçları söğüt gölgesi
Bende çıkar güneş aydınlığa
Bir nişan yüzüğü, bir kapı sesi
Seni hatırlatıyor her zaman bana
Zeytin ağaçları, söğüt gölgesi 

.....
Sezai Karakoç
*
Sezai Karakoç bu “çağın ilhamı”dır
Aslında, Sezai Karakoç, tam olarak “çağ ve ilham”dır. Çağdır, çünkü, bu güne konuşuyor; bu asra, büyük dönüşümler yaşamış bu dünyaya, teknolojik medeniyetin hükümran olduğu, “ezeli hikmet”i elinde bulunduranların ölüm-kalım savaşı verdiği, ümitlerin bitme noktasına geldiği, bütün nefeslerin tutulduğu, bir aşağılık kompleksinin ortalığı kasıp kavurduğu, artık her şeyin bittiğinin farzedildiği bu çağa. Sadece konuşmuyor, o naif ve içli sesiyle bu karanlığın geçici olduğunu, bu ateşin sönmediğini sadece üzerinin küllendiğini, ümitsizliğin bize yakışmadığını ve hiçbir şeyin bitmediğini haykırıyor adeta. Tarihte kalmıyor Sezai Karakoç, “şanlı geçmiş” nostaljisiyle avunmuyor/avutmuyor, en önemlisi de bu muazzam kötü tablodan iyimser bir sonuç çıkarabileceğini gösteriyor; dahası buna bizi de inandırıyor. Ve tüm bunları yaparken, bugünün dilini ve üslubunu kullanıyor.
Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
Saadettin Acar
*

26 Aralık 2011 Pazartesi

Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri

Cumhurbaşkanı Gül, 2011 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödüllerini;
Sanat Tarihi dalında Prof. Dr. Semavi Eyice’ye,
Edebiyat dalında Sezai Karakoç’a,
Eleştiri alanında Doğan Hızlan’a,
Geleneksel Sanatlar dalında Hasan Çelebi’ye verdi.

2011 Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül,’ün katılımıyla Çankaya Köşkü’nde düzenlenen törenle sahiplerine verildi.

Cumhurbaşkanı Gül konuşmasında,

“Zaman zaman siyasetçiler, devlet adamları konjonktürlerden her zaman etkilenebilirler ama sanatçılar, kültür adamları, düşünürler, bunlar daima sağduyularıyla ve vicdanlarıyla hareket ederler ve sonunda gerçekten doğru yönlendirmeyi hep yaparlar. Bundan dolayı bizim de ülke olarak, millet olarak daima sanatçılarımıza, yazarlarımıza, fikir adamalarımıza en üstün değeri vermemiz gerekir”
dedi.

Kaynak:
http://www.tccb.gov.tr/haberler/170/81604/cumhurbaskanligi-kultur-ve-sanat-buyuk-odulleri-

Gelişmenin, olgunlaşmanın en önemli öğesi sabır mıdır?/ Sabahattin_Gencal

Sabır, Sözlük.net’te “Acı, yoksulluk, haksızlık gibi üzücü durumlar karşısında ses çıkarmadan onların geçmesini bekleme erdemi, dayanç . Olacak veya gelecek bir şeyi telâş göstermeden bekleme.” olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım Peygamberimiz Hz. Muhammed’in  (s.a.v); "Sabır, acı bir olayın yaptığı sarsıntıya karşı ilk anda gösterilen tahammüldür" (Buhârî, Cenâiz) hadislerine uygun düşmektedir.

Tüm erdemlerin anası, olgunlaşma ve başarıyı sağlayan unsurların en önemlilerinden biri olarak kabul edilen sabır hakkındaki bazı ayetleri, hadisleri, özdeyişleri ve atasözlerini öğrenmekte / yazmakta yarar görülmektedir.

Sabır hakkında  yetmişin üzerinde ayet var. Bunlardan bazıları:

·        Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kılarak Allah’tan yardım dileyin. Şüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir (Bakara / 153)
·        Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.(Bakara / 155)
·        Her kim de sabreder ve bağışlarsa, işte bu elbette azmedilecek işlerdendir. (Şura / 43)
·        Andolsun, içinizden, cihad edenleri ve sabredenleri belirleyinceye ve durumlarınızı ortaya koyuncaya kadar sizi deneyeceğiz.(Muhammet / 31)
·        Kardeşleri, “Yoksa sen, sen Yûsuf musun?” dediler. O da, “Ben Yûsuf’um, bu da kardeşim. Allah, bize iyilikte bulundu. Çünkü, kim kötülükten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah iyilik yapanların mükâfatını zayi etmez” dedi.(Yusuf / 90)
·        Andolsun, Mûsâ’yı da, “Kavmini karanlıklardan aydınlığa çıkar ve onlara Allah’ın (geçmiş milletleri cezalandırdığı) günlerini hatırlat” diye âyetlerimizle gönderdik. Şüphesiz bunda çok sabreden, çok şükreden herkes için ibretler vardır.(İbrahim / 5)
·        Ancak, iman edip de sâlih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler, birbirlerine sabrı tavsiye edenler başka (Onlar ziyanda değillerdir.(Asr / 3)
·        (Ey Muhammed!) Bizim adımıza de ki: “Ey iman eden kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Bu dünyada iyilik yapanlar için (ahirette) bir iyilik vardır. Allah’ın yeryüzü geniştir. Sabredenlere mükâfatları elbette hesapsız olarak verilir.” (Zümer/10)

Peygamberimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v) sabır hakkındaki bazı hadisleri:

  • Mü'minin işi hayrete şayandır. Zira işinin hepsi onun için hayırlıdır. Bu özellik yalnız mü'mine özgüdür. Zira sevinirse şükreder. Bu ise onun için hayırlıdır. Başına belâ gelirse sabreder. Bu da onun için hayırlıdır. (Riyâzüs-Sâlihin, 1, 54).
  • Sabır ve tahammül gösteren kimseyi Cenab-ı Hakk sabırlı kılar. Sabırdan daha hayırlı ve geniş bir nimet hiç bir kimseye verilmemiştir.  (Tirmizi, Birr, 76).
  • Sabr-ı cemil şikayet edilmeyen sabırdır.
  • Sabrın imandaki yeri başın vücuttaki yeri gibidir. (Deylemi)
  • İmanın bir yarısı şükür, diğer yarısı sabırdır.
  • İmanın en üstünü, sabretmek ve hoşgörü sahibi olmaktır.
  • Başa bir musibet geldiğinde feraha kavuşuncaya kadar sabretmek, değerli bir ibadettir.

Hz. Ali’in sabır hakkındaki bazı vecizeleri:
  • Beden için aş ne ise, iman içinde sabır odur.
  • Sabır en güzel huy, ilim de en şerefli süs eşyasıdır.
  • Kendini güçlükler karşısında sabretmeye alıştır, çünkü haksızlık karşısında Hak için sabretmek en iyi ahlâktır.
  • Her kim başına gelen bir derde, felakete sabreder ve güzel bir tahammül ile onu geçiştirebilirse Allahu Teâlâ ona her biri arası yer ile gök arası kadar olan üç yüz derece yazar, onu mânevî yönden bu kadar yükseltir.
  • Her kim Allah’a ibadet ve taatte sabır ve sebat gösterirse, ihmal ve tembelliğe düşmezse Allah onu altı yüz derece yükseltir. Her derece arası ise yeryüzünün çekirdeği ile en son tabakasının arası kadardır.
  • Her kim bir günah işleme durumu ile karşılaştığında kendini tutar, nefse şeytana uymaz ve o kötülüğü işlemezse Allah ona dokuz yüz derece yazar ki buradaki iki derece arası yer çekirdeği ile arşın sonu arasının iki mislidir.

Hz. Mevlânanın sabır hakkındaki bazı vecizeleri:

  • Sabırlı ol, sabır kurtuluşun anahtarıdır. Sabır, sırat gibi insanı cennete ulaştırır."                               (Mesnevi, II / 3175 -177)
  • Sabret! Zira sabırla güçlük kalkar. Sabır, ferahlığın anahtarıdır. (Mesnevi, III. 1848)
  • Sabır, mübarek bir şey; daima insandan üzüntüyü giderir.  (Mesnevî, III: 1859)
  • Tespihlerinizin ruhu, sabırdır. Sabır, başlı başına bir tespihtir. O derece hiçbir tespih yoktur.(Fîhi Mâfih)

Sabırla ilgili bazı vecizeler:
  • Sabır acıdır, ama tatlı meyvesi vardır.  (Sadi)
  • Sabır, hiç yüzü ekşitmeden acıyı yudum yudum içine sindirmendir. (Cüneyt Bağdadi)
  • Asıl hüner ve afiyet, bollukta sabretmesini bilmektir. (İmam-ı Gazali)
  • Her söz için doğruluk, her doğruluk için iş, her iş için de sabır gerekir. (Hatim-i Esam)
  • Her güç sabır ile zaman birleştirilerek sağlanır. (Balzac)
  • Sabrın alameti şikayeti terk, musibet ve sıkıntıları gizlemektir. (Abdullah Araz)
  • Sabrı olmayanlar ne kadar fakirdirler. (Shakepeare) 
  • Sevinç kapısının anahtarı sabırdır. (W.Jacops)


Sabırla ilgili bazı atasözleri.

  • Sabırla; koruk, helva; dut yaprağı, atlas olur.
  • Sabreden derviş, muradına ermiş.
  • Sabreyle işine, hayır gelsin başına.
  • Sabrın sonu selamettir.

Sabrın ne derece önemli olduğunu ayetlerden, hadislerden, vecize ve atasözlerinden öğrendiğimiz gibi hayat tecrübelerimizden de öğreniyoruz. Yine öğreniyoruz ki sabır bazıları tarafından yanlış olarak kavranmaktadır.       (Ya da kavratılmaktadır)
“Sabretmek, mahkûmiyete, meskenete ve zillete razı olmak, haksız tecavüzlere, insan haysiyetine gölge düşürecek saldırılara katlanmak ve bunlara ses çıkarmamak anlamına gelmez. Çünkü meşru olmayan şeylere karşı sabretmek caîz değildir. Bunlara karşı içten elem duymak ve bunlarla mücadele etmek gerekir.
İnsanın kendi gücü ve iradesiyle üstesinden gelebileceği kötülüklere katlanması ya da karşılayabileceği ihtiyaçları karşısında gevşemesi sabır değil, acizlik ve tembelliktir. Rasulullah (s.a.v); Ya Rabbi! Acizlikten ve tembellikten sana sığınırım" (Buhari, Cihad, 25) diye dua etmiştir.(www.sorularlaislamiyet.com.)

Sabır acizlik ve tembelliğe neden olmaz¸aksine “sabır erdemi, beraberinde azim, sebat, metanet, hoşgörü, merhamet ve tevazuu getirir.” Bu güzel erdemleri kazanmak gelişme ve olgunluk yoluna girmektir. Kısaca sabır gelişme ve olgunlaşmanın en önemli öğesidir.
Ne mutlu sabırlı olanlara.
Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 26. 12. 2011
-----------------------------
Yararlanılan kaynaklar.
·        Diyanet İşleri Başkanlığı Kur’n meali (yeni)
·        www.iskenderpasa.com
·        www.gencgelisim.com.
·        www.sorularlaislamiyet.com

24 Aralık 2011 Cumartesi

Atatürk Olmasaydı / Cemal Kutay



KİTABIN ADI                   : Atatürk Olmasaydı
KİTABIN YAZARI            : Cemal KUTAY
YAYINEVİ VE ADRESİ   : Aksaray Yayıncılık 1.Levent / İSTANBUL
BASIM TARİHİ                : 1998
KİTABIN YAYIM MAKSADI
Atatürk’ün Kurduğu Günümüz Türkiye’si İle O Olmasa idi. Türk Milletinin İçinde Bulunabileceği Durum Arasındaki Uçurumu, Ayrımı Ortaya Sermek,
KİTABIN ÖZETİ
Atatürk olmasaydı, Çanakkale Zaferi olmazdı. Çanakkale Zaferi olmasaydı İngiliz, Fransız, Ruslardan oluşan itilaf devletleri, savaşı planladıkları üzere en çok 17 ayda zaferle bitirir. Rus çarlığı haşmetle sürer, İstanbul / Boğazlar Rusların eline geçer, Sevr antlaşmasının şartları gerçek olurdu.
Trablusgarp ve Balkan harpleri yenilgilerinden sonra morali sıfır benliği yok olmuş ezik ve bitik Türklük için destan devri kapanır.
Cemal Kutay (1909 - 2006)
Cemal  Kutay (1909 - 2006)
1909'da Konya'da doğan Kutay, orta öğrenimini Kadıköy Lisesi'nde tamamladı. Anadolu Ajansı'nda 1924-1928 yılları arasında muhabirlik, Hakimiyet-i Milliye'de İstihbarat Şefliği ve fıkra yazarlığı yapan Kutay, Konya'da Yeni Anadolu Gazetesi'ni ve Zaman Dergisi'ni, İstanbul'da Halk Gazetesi'ni, Millet Dergisi'ni çıkardı. Kutay, Pek çok gazete ve dergide özellikle tarihi konularda yazılar yazdı.
Cemal Kutay'ın kitap halinde basılan 187 eserinden bazıları ise şöyle:
“Türkiye İstiklal ve Hürriyet Mücadeleleri Tarihi” (20 cilt, 1957-62), “Bilinmeyen Tarihimiz” (4 cilt, 1974-75), “Tarih Sohbetleri” (9 cilt, 1966-68), “Örtülü Tarihimiz” (2 cilt, 1975), ”Sisli Tarihimiz” (2 cilt-1975), “Midhat Paşanın Gurbet Hatıraları” (3 cilt, 1983), “Geçmişten Günümüze Türk Kitaplığı”
Devamı




**************************************************
Not. 
Damla, damla damla gelişiyor. Damla, gerek yazılan özgün yazılarla, gerekse alıntı kurallarına uygun alıntılarla yararlı olmaya çalışıyor. Bu kalıcı yazıların okunmasından memnuniyet duyuyoruz.
Son haftalarda okuyucu sayımız bir hayli arttı.
Tüm okuyuculara bir kere daha hatırlatıyoruz;
Damla -e kitap değil, -e dergi değil sadece bir blogtur.
Damla'daki özel sayılar bir ekip tarafından hazırlanmamışlardır. Çok eksikli olan bu sayıların amacı sadece dikkat çekmek ve yararlı olduğu düşünülen sitelere yöneltmektir.
Amacımıza ulaşmanın bahtiyarlığı içindeyiz. Bu arada zaman zaman bu sayılarımızı güncellemeye de çalışacağız. Tabii okuyucularımızın yardımları sayesinde. Okuyucularımızdan Dayatılanla Yaşamak.  Mustafa Kemal Atatürk ve Mevlâna  başlıklı yazıya yazdığı bir yorumda Tarihçi yazar Cemal Kutay'dan söz etti. Bu yorum dolayısıyla cemal Kutay'a sayfalarımızda yer verdik.Bu arada arkadaşımızın yorumunu da ekleyelim:


 yorum:


Dayatılanla Yaşamak dedi ki...
Gerçekten de doğru söylemiş, anlamak ve bilmek her konuda tehlikeyi ortadan kaldırır..Bu arada Cemal Kutay'a da rahmet dilemek istiyorum. Kendisi ilk önce sevdiğim bir amcamdı, sonra da sevdiğim bir yazar ama en önemlisi bilge insandı..
Sabahattin Gencal dedi ki...
Merhaba Yaşamak, Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim. Rahmetli Cemal Kutayla yakınlık derecenizi merak ettim. Hayırlı günler dileğiyle.
Dayatılanla Yaşamak dedi ki...
komşu amcamdı önceleri sonraları da en büyük sır ortağımdı, koca çınar ağacımdı danıştığım..ailemle bile paylaşamadıklarımı son günlerinde tekerlekli sandalyesinde bile paylaşabildiğimdi, bir insanın bir asırlık yaşına rağmen halen düşünebildiğini gösterendi..kendisi yardımsız yürümeyediği haldeyken bile bir bayana yol veren bir centilmendi, evine gelen hiç tanımadıklarına bile sofrasını açandı..bildiklerini aktarmak için son günlerinde bile çabalaynadı..ve tüm o eserlerine rağmen para kazanamayan, buna da hiç aldırmadan öğretmeye devam edendi..nur içinde yatsın..
Yorumların yazıları tamamladığını, yazıları daha ilgi çekici ve yararlı hale getirdiğini düşündüğüm için bu sayfayı yayınlamak gereğini duydum. Dayatılanla Yaşamak'a tekrar teşekkürler.  Yararlı olması umuduyla. Sabahattin Gencal (Emekli Öğretmen)

Şinasi'den bir beyit


Kişiye her iş a'la görünür

                   Kuzguna yavrusu anka görünür.

Şinasi


Tüm Kuruluşların Belirli Gün ve Haftaları

 
TARİH
ADI
OCAK 
Ocak ayının ilk haftasıVeremle Savaş Eğitimi Haftası
Ocak ayının 2. haftasıEnerji Tasarrufu Haftası
10 OcakGazeteciler Günü

25 OcakDünya Cüzzam Günü
25 - 31 OcakCüzzam Haftası
26 OcakDünya Gümrük Günü
ŞUBAT 
19 ŞubatMilli Eğitim Vakfı Kuruluş Günü
Şubat Ayının Son HaftasıVergi Haftası
28 ŞubatSivil Savunma Günü
MART 
Mart ayının ilk haftasıGirişimcilik Haftası
1 - 7 MartDeprem Haftası
Mart ayının ilk haftasıYeşilay Haftası
15 - 21 MartTüketiciyi Koruma Haftası
8 MartDünya Kadınlar Günü
8 - 14 MartBilim ve Teknoloji Haftası
12 Martİstiklâl Marşı'nın Kabulü ve Mehmet Akif ERSOY'u Anma Günü
14 MartTıp Bayramı
16 MartÖğretmen Okullarının Kuruluş Yıl Dönümü
18 MartÇanakkale Zaferi
18 MartŞehitler Günü
18 - 24 MartYaşlılar Haftası
21 Mart Nevruz gününü içine alan haftaTürk Dünyası ve Toplulukları Haftası
21 MartUluslararası Irk Ayırımı İle Mücadele Günü
21 - 26 MartOrman Haftası
22 MartDünya Su Günü
23 MartDünya Meteoroloji Günü
27 MartDünya Tiyatrolar Günü
Mart ayının son pazartesi günüKütüphaneler Haftası
NİSAN 
1- 7 NisanKanserle Savaş Haftası
4 NisanNATO Günü
5 NisanAvukatlar Günü
7 NisanDünya Sağlık Günü
7 - 13 NisanSağlık ve Sosyal Güvenlik Haftası
8 - 14 NisanSağlık Haftası
10 NisanPolis Teşkikatı'nın Kuruluş Günü
14 NisanŞehitler Haftası
15 - 22 NisanTurizm Haftası
20 - 26 NisanKutlu Doğum Haftası
21- 28 NisanEbeler Haftası
23 NisanUlusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı
23 Nisan gününü içine alan haftaDünya Kitap Günü ve Kütüphaneler Haftası
25 NisanTürkiye İstatistik Günü
MAYIS 
28 Nisan - 4 MayısKardeşlik Haftası
Mayıs Ayının İlk HaftasıBilişim Haftası
Mayıs Ayının İlk HaftasıTrafik ve İlk Yardım Haftası
Mayıs Ayının II. HaftasıVakıflar Haftası
1 - 7 MayısKarayolu Güvenliği ve Trafik Haftası
4 - 10 Mayısİş Güvenliği Haftası
5 MayısAvrupa Günü
6 MayısHıdrellez
Mayıs ayının 2. Pazar günüAnneler Günü
10 MayısDanıştay ve İdari Yargı Haftası
10 - 16 MayısEngelliler Haftası
12 - 18 MayısHemşireler Haftası
14 MayısDünya Eczacılık Günü
15 MayısHava Şehitlerini Anma Günü
15 MayısUluslararası Aile Günü
15 Mayıs Tarihini İçine Alan HaftaAile Haftası
18 - 24 MayısMüzeler Haftası
19 MayısAtatürk'ü Anma ve Gençlik ve Spor Bayramı
19 - 25 MayısGençlik Haftası
25 MayısEtik Günü
29 Mayısİstanbul'un Fethi
HAZİRAN 
5 HaziranDünya Çevre Günü
Haziran Ayının 2. HaftasıÇevre Koruma Haftası
3. PazarBabalar Günü
26 HaziranUluslararası Uyuşturucu Kullanımı ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü
TEMMUZ 
1 TemmuzKabotaj ve Deniz Bayramı
10 TemmuzDünya Nüfus Günü
24 TemmuzGazeteciler ve Basın Bayramı
AĞUSTOS 
26-30 AğustosZafer Haftası
30 AğustosZafer Bayramı
EYLÜL 
1 EylülDünya Barış Günü
19 EylülGaziler Günü
Eylül ayının 3. Haftasıİlköğretim Haftası
25 Eylül - 1 EkimYangından Korunma Haftası (İtfaiyecilik Haftası)
26 EylülTürk Dil Bayramı
Eylül Ayının Son HaftasıDemiryolları Haftası
27 EylülDünya Turizm Günü
EKİM 
1. HaftaCamiiler Haftası
Ekim ayının ilk PazartesiDünya Çocuk Günü
4 EkimHayvanları Koruma Günü
4 EkimDünya Mimarlık Günü
5 EkimUluslararası Öğretmenler Günü
8 Ekim -12 EkimAhilik Kültür Haftası
13 EkimAnkara'nın Başkent Oluşu
13 EkimDünya Konut Günü
14 EkimDünya Standartlar Günü 
(Tüketiciyi Koruma Haftası)
16 EkimDünya Gıda Günü
Ekim ayının 3. haftasıStandartlar Haftası
24 EkimBirleşmiş Milletler Günü
29 Ekim - 4 KasımKızılay Haftası
29 EkimCumhuriyet Bayramı
31 EkimDünya Tasarruf Günü
KASIM 
29 Ekim - 4 KasımKızılay Haftası
1 - 7 KasımTürk Harf Devrimi Haftası
2-8 KasımLösemili Çocuklar Haftası
3 -9 KasımOrgan Bağışı ve Nakli Haftası
6 KasımDünya Şehircilik Günü
Kasım ayının 2. Pazartesi başlayan haftaDünya Çocuk Kitapları Haftası
10 KasımAtatürk'ün Ölüm Yıldönümü
12 KasımAfet Eğitimi Hazırlık Günü
10 - 16 KasımAtatürk Haftası
16 KasımUNESCO'nun Kuruluş Günü
20 KasımDünya Felsefe günü
20 KasımÇocuk Hakları Günü
22 - 27 KasımAğız ve Diş Sağlığı Haftası
24 KasımÖğretmenler Günü


ARALIK 
1 AralıkDünya AIDS Günü
2 - 9 AralıkMevlana Haftası
3 AralıkDünya Özürlüler Günü
5 AralıkKadın Hakları Günü
3 - 9 AralıkVakıf Haftası
10 Aralık gününü içine alan haftaİnsan Hakları ve Demokrasi Haftası
4 AralıkDünya Madenciler Günü
10 AralıkDünya İnsan Hakları Günü
12 - 18 AralıkTutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası
21 AralıkDünya Kooperatifcilik Günü
27 AralıkAtatürk'ün Ankara'ya Gelişi

 
Sarı Satırlar,Millî Eğitim Bakanlığı Eylül 2005 Tarih ve 2569 Sayılı Tebliğler Dergisinde Yayınlanan Millî Eğitim Bakanlığı İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği Çerçevesinde İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumlarında Kutlanacak Belirli Gün ve Haftalar Çizelgesinde Yer Alanlarıı Göstermektedir
http://www.meb.gov.tr/belirligunler/belirli_gun.htm