31 Ekim 2011 Pazartesi

Doğayı Koruma



Yeryüzünde insanla birlikte yaşayan, en yabanıl ortamlardan bah­çelerimize ve evlerimize kadar bütün gezege­ni bizimle bölüşen milyonlarca bitki ve hay­van türünü koruma görevi insana düşer. Ama doğayı korumak yalnızca canlı varlıkları koru­yup gözetmek demek değildir.

Su, toprak ve mineraller gibi bütün doğal kaynakları sakı­narak kullanmak da bu görevin ayrılmaz bir parçasıdır; çünkü doğal kaynakların tükenip yok olması ancak böyle önlenebilir. Bu ne­denle, üzerinde yaşadığımız bu gezegenin olanaklarından bütün canlıların daha uzun süre yararlanabilmesi için insanda derin bir sorumluluk duygusunun gelişmiş olması çok önemlidir.

Devamı



30 Ekim 2011 Pazar

Mustafa Kemal Atatürk'ün doğa sevgisi


Tabiata saygı aklın vicdanıdır.
Atatürk



İNSANLIĞIN HAFIZASINA KAZINAN OLAY

Dünyamızda yaşam şartlarının giderek kötüleşmesi insanlığın üzerine bir kabus gibi çökmektedir. 
Atatürk sadece ülkemiz açısından değil yaşadığımız gezegen dünya açısından ağacın, yeşilliğin genel olarak doğal çevre şartlarının önemine yıllar önce dikkat çekmişti. Yürüyen Köşk olayı işte bu nedenle çok önemlidir.  
O, büyük dahi insan, dalı kestirmemiş binanın yürütülmesiyle çok önemli bir mesaj vermiştir. 
Ağaca önem verilmesi gerektiğini insanlığın hafızasına adeta kazımıştır. 
Sadece Yürüyen Köşk olayı bile Atatürk’ün nasıl ileri görüşlü olduğunun en açık kanıtıdır.
Bir ağacın gölgesinde dinlenen her insanın Atatürk’ün verdiği bu mesajı iyi algılaması ve gelecek kuşaklara aktarması bir insanlık borcudur.
Faruk TEZCAN




*
*
Ağaçsız orman ve ağaçsız toprak vatan değildir. 
Eğer vatan denen şey kupkuru dallardan, taşlardan, ekilmemiş alanlardan, çıplak ovalardan, kentlerden, köylerden oluşmuş olsaydı onun zindandan hiçbir farkı olmazdı.
Atatürk





Atatürk’ün doğayı ağacı sevmesinin en belirgin örneklerinden biri de kuşkusuz Atatürk Orman Çiftliği’dir.

Mustafa Kemal Atatürk 1925 yılında kendi aylığından ödeyerek çiftliğin bugünkü yerini satın almıştır. O yıllarda bu topraklar ortasından demiryolu geçen bataklık ve boş bir araziydi. O toprağa karşı zafer kazanabileceğini de kanıtlayarak çiftliği burada kurdu.

Bugün Ankaralılar için çiftlik bir dinlenme yeri haline gelmiş Atatürk’ün önderliğinde dikilen ağaçlar büyümüş gölgesinde insanlar dinlenir olmuştur.
Devamı
***

Taksim’deki AVM direnişini izlerken Ata’yı ve Yürüyen Köşk’ü hatırladım!

Mustafa Mutlu 

******
Vatan toprağı kutsaldır;
 kaderine terk edilemez.
Atatürk

**************
Ayrıca bakınız
**************


Atatürk Web Sitesi

***************************************
Damla / Atatürk Özel Sayısı
***************************************
Sabahattin Gencal (Okuma Odası)

***************************************
**************************************

29 Ekim 2011 Cumartesi

Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun / Sabahattin Gencal


Van depremi nedeniyle 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama törenleri çerçevesinde tören geçişi, resepsiyon gibi kutlama faaliyetlerinin yapılmamasına ilişkin Başbakanlık Genelgesi Resmi Gazete'de yayımlandı.
Genelgede, 23 Ekim 2011'de Van ili ve çevresinde meydana gelen deprem felaketi nedeniyle 
29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama törenlerinin sadece çelenk koyma ve tebrikleri kabul törenleri şeklinde icra edilmesinin; tören geçişi, resepsiyon gibi diğer kutlama faaliyetlerinin yapılmamasının uygun görüldüğü kaydedildi.



Atatürk'ün çok az bilinen 300 fotoğrafı

Atatürk'ün çok az bilinen 300 fotoğrafı

***
Cumhurbaşkanı Gül'den 
deprem vurgulu bayram mesajı
Cumhurbaşkanı Gül'ün, Cumhuriyet Bayramı mesajına milleti sevgiyle, muhabbetle selamladığını belirterek başladı. 
"En büyük bayramımızı coşkuyla kutluyor, 
Cumhuriyetimizi 88. yılına ulaştırmanın kıvancını ve mutluluğunu yaşıyoruz." diyen Gül, 
Türk milletinin, Atatürk'ün önderliğinde insanüstü bir gayret ve fedakarlıkla, bağımsızlık mücadelesinde eşsiz bir zafer elde ettiğini, Cumhuriyet'in kurulmasıyla da kendi devletinin yegane sahibi olduğuna işaret etti. Cumhuriyetin, milli egemenliğe dayanan, gücünü halktan alan, iktidarın millete ait olduğu bir rejim anlamına geldiğine dikkat çeken Gül, 
"Türkiye'nin, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti olarak, kurum ve kurallarıyla işleyen bir demokrasi düzenine, güçlü bir ekonomiye ve yurtta sulh, cihanda sulh ilkesi temelinde aktif bir dış politikaya sahip olması, hiç şüphe yoktur ki milletimizin en önemli kazanımlarıdır."
Zaman, 29. 10. 2011

***
29 ekim cumhuriyet bayramı resimleri, FORUM.VATAN.TC

Nasıl oldu da Cumhuriyet depremin üstesinden gelemeyince 

deprem, bizi Cumhuriyet’i kutlayamaz hale soktu?

Sahi,

 deprem oldu diye cumhuriyet törenlerinin iptal edilmesinin mantığı ne ki?

88. yılı bu sorularla “kutluyoruz.”

Ve 
hâlâ kimsesizlere kimse olacak bir cumhuriyeti özlüyoruz.

Can Dündar, Milliyet, 29. 10. 2011


Cumhuriyetimizin Ellinci Yılı Marşı


Müjdeler var yurdumun toprağına, taşına;
Erdi Cumhuriyetim elli şeref yaşına!
Bu rüzgarla şahlanmış dalga dalga bayrağım;
Başka bir tuğ yaraşmaz Türk’ün özgür başına.

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

Yılları bir çığ gibi aşarak hafta hafta,
Koşuyoruz durmadan kadın erkek bir safta...
Elimizde meşale; ilke ilke Atatürk,
Işıklarla donattık ülkeyi her hafta...

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

Aynı kandan feyz alır bunca toprak, bunca taş.
Kılıç tutan bilekler, verdi sabanla savaş.
Tekniğin dev nabzında her adım, her dakika,
Çarklarda aynı tempo, yüreklerde aynı marş...

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

Biz yürekten bağlıyız elli yıldır bu yola;
“Yurtta barış” ilk hedef, “Cihanda sulh” parola.
Koparamaz hiçbir güç bizi milli birlikten;
Atamızın izinden koşuyoruz kol kola....

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

Yaşasın hür ulusum! Soylu gencim, benliğim!
Yaşasın şanlı ordum, sarsılmaz güvenliğim!
Ersin elli yıllarım nice mutlu çağlara;
Örnek olsun cihana devletim, düzenliğim!..

Cumhuriyet, özgürlük, insanca varlık yolu;
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu...

Bekir Sıtkı ERDOĞAN
(Beste : Necil Kâzım AKSES)


28 Ekim 2011 Cuma

Uzungöl




Uzungöl bir köy, yayla ve eğlence yeridir. 
Turistik pansiyonları, alabalık lokantaları, küçük resort tipi otelleri ve doğal manzarası ile, 
az bulunur güzellikte gezi ve konaklama yeridir.

Uzungöl doğal manzara izleme, yürüme, tırmanma ve botanik 
(bitki örtüsü incelemeleri) turizmine uygun bir yerdir.
Yazının devamı




Fuat Gencal Uzungöl'de

*************************************************

Trabzon'un ve Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden olan 
Uzungöl'ün temizliği sırasında doğal hayatın dikkate alınmadığı belirtildi.
TRABZON - Uzungöl'ün bitki türlerinin yanı sıra ördekleriyle, alabalıklarıyla ve diğer bütün canlı türleriyle bir bütün olarak düşünülmesi gerektiğini belirten KTÜ Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Şağdan Başkaya, "gölün böyle birden bire derinleşmemesi ve kenarlarda doğal hayat için sığınak olan sucul bitkilerden belli oranlarda bırakılması gerekirdi" dedi

Yazının tamamını okumak için tıklayınız.
**********************************************************Uzun GöL…
*
*
*



27 Ekim 2011 Perşembe

Bir Yer Düşünüyorum / Ziya Osman Saba




BİR YER DÜŞÜNÜYORUM
Bir yer düşünüyorum, yemyeşil,
Bilmem, neresinde yurdun?
Bir ev, günlük güneşlik,
Çiçekler içinde memnun.
          Bahçe kapısına varmadan daha,
          Baygın kokusu ıhlamurun,
          Gölgesinde bir sıra, der gibi;
          — Oturun!
Haydi çocuklar haydi,
Salıncakları kurun!
Başka dallarsa, eğilmiş;
— Yemişlerimizden buyurun!
          Rüzgar esmez, konuşur;
          — Uçurtmalar uçun, çamaşırlar kuruyun.
          Mutlu olun, yaşayın,
          Ana, baba evlat, torun.
Z. Osman SABA
*****************************************


yesillikler-icinde-villa-manzara

26 Ekim 2011 Çarşamba

Vanlı kardeşlerimize geçmiş olsun. / Sabahattin Gencal







Başımız Sağ olsun

"Dünyada Van Ahrette iman"
Vanlı kardeşim, acılarına dayanamam.

Bir zamanlar bağrına bastığın bir öğretmenin
İnan her derdin benim de derdim.

Yine deprem, yine yaralılar ve şehitler
Tüm ulusumuz yardım için sıra bekler.

Uzaktan da olsa acını paylaşıyorum,
Yaralılara şifa, ölenlere rahmet diliyorum.

Sabahattin Gencal
(Emekli öğretmen)


Van depremine yediden yetmişe tüm yurttaşlarımız  gibi biz de üzüldük. Acıyı yüreklerimizde hissettik. Seneler önce o bölgede çalışan biri olarak acımız boğazımızda düğümlendi. Ne söyleyeceğimizi, ne yazacağımızı bilemez olduk.
24 Kasım 1976’da olan ve 3840 kişinin öldüğü deprem sonrasında Muradiye’deki anılarımızı dile getirdiğimiz  Ah Muradiye! öyküsü bir yerel gazetenin açtığı yarışmada birincilik aldı. Birincilik çok gerilerde kaldı; ama Muradiye duyguları öne çıktı. Üzüntülerimizi Ah Erçiş!, Ah Van! diye özetliyorum ve tekrar “Başımız sağolsun.”diyorum.



Sabahattin Gencal
(Emekli öğretmen)

25 Ekim 2011 Salı

Doğal Hayat Mutluluk Kaynağıdır. / Sabahattin Gencal

                                                            Akköse Köyü ( Köyümü özledim)

Doğal Hayat Mutluluk Kaynağıdır

                   Çağrı cihazı, telsiz, telefon yoktu. Radyo, televizyon, bilgisayar yoktu. Ocak, fırın, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi yoktu. Elektrik süpürgesi, mutfak robotu, elektrikli mutfak aletleri yoktu. Elektrik yoktu, doğalgaz yoktu, evde akan su yoktu. Yoktu…yoktu…yoktu…
                   Çocukluk günlerimden söz ediyorum. 69 yaşımda olduğuma göre hangi dönemden söz ettiğimi anlarsınız.
                   Çocukluğum Trabzon’un Dernekpazarına bağlı Akköse köyünde geçti. Bir dağ köyü, bir orman içi köyü olan Akköse ve mesireleri ve de yaylalarıyla tüm köylülerimizin hafızalarında mutluluğun simgesi olarak yer etti.
                   Bu ne yaman bir çelişki, hem yoklardan söz ediyoruz hem de mutluluktan.
                   Yoklar saydıklarımızla sınırlı değildi. Araba yolu da yoktu. Nahiyeye 40-50 dakikada, yakın mesiremize bir mesireye üç, en yakın yaylaya yedi saatte çıkardık.
                   Yakacak odunlarımız, hayvanlar için ot, hayvanların altına serilen yapraklar bu uzak mesafelerden ve ormandan kadınların arkasında getirilirdi. Kadınlarımız konak yerlerinde dinlenme molası verince horon oynarlardı. Böyle bir durum görülmüş mü? Arkasındaki 45-50 kilo yükü üç saatlik mesafeden getirirken horona çıkmayı hangi biyoloji, hangi psikoloji ya da başka bir …loji ile açıklayabilirsiniz?
                   Yokların farkında bile değildik. Bilsek belki sıkıntısı çekerdik; beklide çekmezdik. Büyüklerimiz şükretmeye alıştırmışlardı bizi. Kurtuluş Savaşındaki yoklukları dile getirerek bin şükür ederlerdi. İkinci Cihan Savaşına girmedik; ama bazı kısıtlamalarını hissettik. Ama bunları dert etmedi büyüklerimiz.
                   Ekmeğimiz, aşımız mısır unundandı. 1950’den sonra Trabzon’da ofis açıldı. Amerika’dan gelen buğday satılmaya başlayınca buğday az da olsa girdi ambarımıza.
                   Şeker  sayılı günlerde kullanılırdı. Bakkala yarım kilo şeker almaya gitmiştim. “Hane başına 250 gr. düşüyor.”dedi bakkal. Bu kıtlıkta karaborsa denen illet zerrece akla gelmiyor. Hiç kimse de fazla alma isteğinde bulunmuyor. Yarımsa yarım, birse bir.
Akköse Köyü Lişo Mahallesindeki evimiz ( Evimizi özledim)
                   Çorabımızı annelerimiz, büyük annelerimiz dokurdu.
                    Evlerde dokuma tezgâhı da vardı. Keneviri dinkte döğerdik, iplik haline getirirdik ve de tezgâhta dokurduk. Tabii kışın görülürdü bu işler. 1950’den sonra gömleklikler de, basma, pazen ve dividinler de satılmaya başlayınca durdu tezgâhlar. Akıl almaz bir durum;  yaz kış demeden, gece gündüz demeden nasıl çalışırdı insanlarımız? Daha çok da kadınlarımız. Erkekler gurbete çıkardı. Çayır kesmeklerde, biçmeklerde izne gelirlerdi. Bu günlerde dağlar haykırma sesleri ile yankılanırdı. Kerenti dövme, bileme sesleri; kaval sesleri, kemençe sesleri...
                 Bir ara not olarak yazayım: Hiçbir müzik aletinden anlamam; ama sanırım ki kemençe sesinde bir başkalık var. Onun verdiği duygu tarif edilmez gibime geliyor.
Akköse Köyü Komlarından.... (Mezireler) ( Komlarımızı özledim.)

                Karlar eriyince mesireye çıkardık, yayladaki karlar eriyince de yaylaya. Yaylada soğuk başlayınca mesireye inerdik daha sonra da köye. Yani biz karları kovalardık. Karlar bizi.
                 Hem yerleşik hayat, hem göçebe hayat. Şimdilerde de zenginlerin yazlıkları var ya.
                 O yokluklar içinde zengindik. Bugün dizi filimlerde şömine keyiflerini seyrediyoruz. O zamanlar yaşıyorduk Ailece ocak başına geçerdik. O ocakbaşı sohbetleri unutur mu? Pınar başlarında konaklayıp azığımızı yerdik. O su, o tat, o hava bulunur mu?
                  Amacım, ne çocukluğumu anlatmak ne doğayla haşır neşir olduğumuzu anlatmaktır. Söylemek istediğim bunca yokluğa rağmen şükürden aciz olmamamızın nedeni, nedenlerinden biri diyelim, doğal hayattır. Bu sadece benim görüşüm değil; aşağı yukarı tüm köylülerimizin görüşüdür. Sözünü ettiğim şartlarda doğayla mücadele eden, hayat mücadelesinden galip ayrılan köylülerimizin hemen hepsi,  bugün İstanbul, Bursa, İzmit, Eskişehir…vd. illerde zengin bir hayat sürerken yazları köye gitmeyi, yaylalara çıkmayı ihmal etmemektedirler. Tabii, eski günleri anmayı da…

Akköse Köyü yaylalarından Alayisa Yaylası ( Yaylamızı özledim)

             Doğal hayatın mutluluk kaynağı olduğunu vurgulama sebep olanlardan biri de, şahsen tanımadığım bir köylümüzün yaylamız hakkındaki bir şiiri olmuştur. Bu şirden birkaç mısra.

                       Hiç çıkmıyor aklımdan, zor kestiğim otları.
                      Yoğurt ile yediğim, kuymağın var tatları.
                      Sizin olsun villalar, yatlar ile katları.
                      Alaysa güzel yayla, Alaysa güzel yayla.
                      Mustafa Terzi
                      (Akkös Köyü Web Sitesi)
                     (Zenolular.net)

                   Şairimize “Sizin olsun villalar, yatlar ile katları.” dedirten sadece özlem duygusu olmasa gerek gerçekten doğal hayat hayattı.
                       
                  Güzel yurdumuzun her köşesinden, güzel gezegenimizin her yerinden bu tür örnekler   verilebilir. Bugün ne mutlu bize ki  ileri teknoloji ürünlerine sahibiz. Biraz da akıl sahibi olursak, bu teknolojiyi bilinçli olarak kullanırsak, açık deyişle doğanın dengesini bozmazsak elbetteki mutluluğu hak ederiz.
                    Mutlu yarınlar dileğiyle…

                   Not: Damla, doğal hayatın mutluluk kaynağı olduğunu hatırlatacak yazı ve görselleri yayınlamaya devam edecektir.
                   Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 25. 10. 2011

                 
                Not: 2
               Köylülerimizin videolarından birkaçını sunuyoruz. Bu videoları ve görselleri izleyince hep çocukluğuma giderim. O eski hatıralar canlanır gözümde. Köyümüz güzel, yurdumuz, gezegenimiz güzel. Yaşamak güzel. Doğal hayat çok daha güzel...
                  
                                                                                  


çaykara zeno alayisa yaylasi turan topçuoğlu alayisalicemal


kavalci afacan sallama havası alayisalicemal



şükrü güler gülüm baban duymasın horon alayisalicemal






çaykara tufa yaylası ulucami zeno köyü horon 2 alayisalicemal



kurtdağında horon çaykara alayisalicemal


ali yıldırımhan kemençe horon alayisalicemal


20 Ekim 2011 Perşembe

"Sözün Bittiği Nokta" / Sabahattin Gencal



Güvenlik güçlerine son günlerde gerçekleştiren menfur saldırılarda 26 askerimiz şehit edildi.Yüreğimiz bir kere daha yandı. Başımız sağolsun.

Yüreği yananlar olarak terör örgütlerini, bunları destekleyenleri, bunlara yataklık edenleri  nefretle lânetliyor ve kınıyoruz.

Şimdiye kadar bu lânetlemelerin, kınamaların etkili olduğu söylenemez. Yani “sözün bittiği nokta" dayız.

Bu noktada, başta TBMM, Hükümetimiz, Silahlı Kuvvetlerimiz olmak üzere tüm kurumlar bu konuda üstlerine düşen görevlerin gereğini acilen yapmalıdır.

Yapılacaklar da acilen açıklanmalıdır ki toplumuz galeyana gelmesin. Akılcı açıklamalar yapılmalı ki  ki kardeşlik duyguları zedelenmesin.  

Toplumsal barışın zedelenmemesi için tüm bireyler ve kurumlar dikkatli olmalıdır.

Toplumsal barışın zedelenmemesine özen göstermek çok önemlidir. Yetkililere güvenmek de en az bunun kadar önemlidir. Şimdiye kadar yapılan açıklamalar gibi açıklamalar yapılırsa bu güven sarsılır. Toplum açıklama değil somut adımlar istiyor.

İç ve dış düşmanların tuzaklarına düşmeden, huzurumuzu kaçırmadan; geleceğimizi karartmayacak önlemlerin alınacağına inanıyoruz.

Bu inançla tüm toplumumuza tekrar başsağlığı diliyoruz.

Sabahattin Gencal


Damla / Doğal Hayat Özel Sayısını Sunarken / Sabahattin_Gencal

Sabahattin Gencal ( Gölcük - Kocaeli, 13. 09. 2011)

Doğal Hayat Mutluluk Kaynağıdır

Evren hepimizindir. Evren insan, hayvan, bitki…vd. canlıların ortak mülküdür.
Ortak mülkümüzü koruma sorumluluğu cüzi iradesi olan insanındır.
Bireyden Birleşmiş Milletler Örgütüne kadar bireyler ve örgütler doğal hayatı koruma çalışmalarını yürütmektedirler.
Kimileri çevre koruma, kimileri doğayı koruma …vb. isimler altında dernekler, vakıflar kurmuşlardır. Bu konu ile ilgili Çevre ve Orman Bakanlığı kurulmuştur. Ayrıca başta Kültür ve Turizm Bakanlığı olmak üzere bir çok bakanlık da bu konuya önem vermektedir.
Birleşmiş Milletlerin deklarasyonları, Unesco’nun çalışmaları bakanlıkların yönetmelik, yönerge ve bildirileri; okullardaki ve bazı kuruluşlardaki çevre koruma etkinlikleri yanında konuyu dolaylı biçimde işleyen çalışmalar da vardır.
En sade bireyden bilim adamına kadar öğrenci, öğretmen, şair, yazar, sanatçı…vb. bir çok kişi doğrudan ve dolaylı olarak doğal hayatla ilgili çalışmıştır.
Bir öğrencinin orman şiiri, bir şairin bir yer özlemesi, bir fotoğrafçının fotoğrafı, bir öğretmenin gezi yazısı, bir yazarın makalesi…vb. bir çok çalışma dolaylı da olsa doğal hayatı koruma etkinliği olarak düşünülebilir.

Doğal Hayatla ilgili bir özel sayı çıkarmayı düşünürken yalnız bir çevre etkinliği düşünmedik. Yine, yalnız doğal hayat konusundaki mevzuatı ve çeşitli etkinlikleri hatırlatmayı da düşünmedik. Yalnız doğayla ilgili sanat eserlerini sergilemeyi de düşünmedik. Ancak tüm çalışmalardan, ulaşabildiklerimizden bazı örnekler sunarak bunların insan mutluluğuna katkısını dolaylı biçimde de olsa vurgulamaya çalıştık.
Aslında doğal hayatı sadece mutluluk kaynağı olarak değil, bir var olma ve yok olma sorunu olarak ele almak gerekirdi. Ancak bu konuda yeterli değiliz.
Doğal hayatı mutluluk kaynağı olarak ele almakta da yeterli değiliz; ama hiç değilse bu konuyu işleyenlere köprüler kurabiliyoruz. Böylece okuyucuların zihinlerinde bir canlanmaya düşünmeye vesile olabiliyoruz. Evet, amacımız dökümanlar sunmak, bilgiler vermek değil zihinlerde bir şimsek çakmasına vesile olmaktır.

İnanıyoruz ki okuyucuların hepsi doğal hayatı koruma gerektiği konusunda duyarlıdır ve sorumluluklarının idraki içindedirler. Yine inanıyoruz ki okuyucularımız bu konuda başkalarını da aydınlatma çabalarına başlayacaklardır. En azından Damla'yı duyuracaklardır.

Damla / Doğal Hayat Özel Sayısını yararlı olması ve mutluluklar getirmesi dileğiyle sunuyoruz.

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 20. 10. 2011
Not:
Doğa fotoğrafçıları, genellikle insansız doğayı, insan emeği geçmemiş doğayı görüntülüyorlar. Bazıları da vahşi doğa, vahşi hayvanlar temasını işliyor.
Her branşa, her fikre saygımız sonsuz. Ancak bizim çalışmamız bir grupla ifade edilemeyeceği gibi bir görüşün takipçiliği ile de ifade edilemez.
Biz, yukarıda da ifade ettiğimiz gibi doğal yaşamı bir mutluluk kaynağı olarak ele alıyoruz. Onun için doğayı koruyan, doğal yaşamı destekleyen insan emeğine de memnuniyetle yer vereceğiz.
İnsanı evreni koruma çabalarında teşvik etmeye çalışacağız.
Evren hepimizin, mutluluk hepimizin.
Sabahattin Gencal 

18 Ekim 2011 Salı

Damla / Geleneksel Sanatlar Özel Sayısı


Geleneksel Sanatlar

  1. Geleneksel Türk Sanatları ve Anadolu Coğrafyasında Gelişimi
  2. Geleneksel Sanatlarımız.
  3. Geleneksel el sanatları
  4. Süheyl Ünver'in muhteşem mirası...
  5. Ord.Prof.Dr.Süheyl Ünver
  6. Türk el sanatları
  7. Türk el sanatları galerisi
  8. Ruhunu Tezyin Edenler / Mehmet Emre Ayhan
Hat
  1. Sonsuzluğa açılan bir pencere: Hüsn-i Hat / Oğuz K...
  2. Hüsn-ü hat Galerisi
  3. Hat Sanatı ve Örnekler
  4. Türkçe Hat
  5. Hüsn-i Hat Nedir?
  6. Hat Sözlüğü
  7. Hat Sanatı Yazı Çeşitleri
  8. Tuğra
  9. Dünyadan Hat
  10. Müsenna Hat
  11. Hat Sanatı
  12. Hat Sanatı ile ilgili Bağlantılar
  13. Meşhur Hattatlar
  14. Hattat Hasan Çelebi
  15. Kaligraf Örnekleri, Kaligrafi dersleri
  16. Ord. Prof. Dr. A. Süheyl Ünver
  17. 'Süheyl ünver' ile ilgili yazılar
  18. 'Uğur derman' ile ilgili yazılar
  19. Hat sanatı ve kaligrafi
  20. Kaligrafi ( örneklerle)
  21. Kaligrafi
  22. Kaligrafi Nedir?
  23. Hüsn-ü hat dersleri ( videolar)
  24. Osmanlı Hat Sanatı
  25. Osmanlıda Hat Sanatı
  26. Hüsn-i hat Sanatı
  27. Hilye i şerif
Minyatür
  1. Minyatür Nedir?
  2. Minyatür Sanatı Hakkında Bilgi
  3. Minyatür sanatı örnekleri
  4. Minyatür koleksiyonu
  5. Zerafetin aynası: Minyatür / Oğuz Köroğlu
  6. Minyatür Sanatı, Nurhan Atasoy
  7. Osmanlıda Minyatür
  8. Osmanlı Resim Sanatı: Minyatür
  9. Minyatürlerde işlenen konular
  10. Minyatür ustası Levni
  11. Minyatür resmi
  12. Fikri Çalışkan / Minyatür Sanatı
  13. Minyatür
Ebru
  1. Ebru Ne Demektir?
  2. Ebrunun Felsefesi / M. Uğur Derman
  3. Ebruya Farklı Bakış / Dr. Salim Şahin
  4. Ebru(Videolar)
  5. Galeri
  6. Ebru çeşitleri
  7. Ebru yapımında tavsiyeler
  8. Su Üstüne Resim Yapmak: Ebrû
  9. Aşk Suya Düşünce / Dr. Senai Demirci
  10. Renklerin Ritmi - Ebru Sanatı /Yard. Doç. Dr. Nermin Özcan Özer
  11. Mustafa Düzgünman (video)
  12. Ebruname / Mustafa Düzgünman
  13. Ebru Sanatı Hakkında
  14. Ebru Sanatında Çığır Açmak..
  15. 'Ebru, vahdetin suya tecellisidir’
  16. Ebrunun terapi özelliği
  17. Gülü Terk, Ebru Tarihçesi
  18. “Allah güzeldir, güzeli sever” / Şakir Tarım
  19. Ebruname / Mustafa Düzgünman
  20. Ebru sanatının Soyut Resmi
  21. Ebru Sanatı Ustaları
  22. Mustafa E. Düzgünman
  23. Şiir, Hat ve Ebru buluştu
Tezhip
  1. Tezhip Nedir?/ Prof.Dr.Seyyid Hüseyin Nasr
  2. Tezhip Sanatı
  3. Türk Bezeme Sanatı
  4. Türk Tezhip Sanatı
  5. Tezhip Nasıl Yapılır?
  6. Tezhip Sanatı
  7. Tezhip Sanatı
  8. Tezhip Sanatı
  9. Tezhib Sanatı
  10. Tezhip
  11. Tezhip Terimleri
  12. Tezhip Sanatkârı / Yard. Doç. Dr. Nermin Özcan Özer
  13. Tezhip sanatının kullanım alanları
  14. Kuran-ı Kerimlerde Tezhip
  15. Sülüs Kıta
  16. Estetiğin ve güzelliğin sanatı: Tezhip / Oğuz Köroğlu
  17. Şükufe, Sema Onat 
Çini
  1. Çini Sanatı Hakkında Bilgiler
  2. Sıtkı Usta'nın Sergisi
  3. Çini Sanatı
  4. Geleneksel Türk Seramiği: Çini
  5. Türk çini sanatı
  6. Türk Çini Sanatı
  7. Çini
  8. Çini
  9. Çini sanatı
  10. İç güzelliğin dış dünyaya yansıması: Çini / Oğuz Köroğlu
Kaati
  1. Osmanlı Türk sanatı “Kaatı” AB’ye girdi
  2. Kaatı sanatı
  3. Kaatı (Yurdakul Özsavaşçı)
  4. Sermayesi sabır olan sanat: Katı'
  5. Dürdane Ünver ile Söyleşi
Vitray
  1. Cam süsleme sanatı: Vitray
  2. Vitrayın Tarihçesi
  3. Vitray Nedir?
  4. Tarihte Cam Sanatı
  5. Kurşunlu Vitray
  6. Camın büyüsü
  7. Sıcak cam desenleme
  8. Cam süsleme sanatı: Vitray
  9. Türk Vitray Tarihi
  10. Boyaların Sırrı
  11. Vitrayın tarihçesi ve gelişimi
Halıcılık
  1. Motiflerin dili
  2. Selcuklu halıları
Diğer Geleneksel Sanatlar
  1. Kakma Sanatı
  2. Hammaddesi Taş Olan Geleneksel Sanatlar
  3. Tespih yapımı
  4. Porselen
  5. Küntekari
  6. Keçenin Tanımı ve Keçeleşmenin Oluşumu
  7. Keçe ve keçecilik
  8. Kuyumculuk
  9. Motif
  10. Binlerce yıllık bir Anadolu masalı: Mozaik
  11. Mozaik Sanatı
  12. Mozaiği ne kadar biliyoruz? (Doğan Hızlan)
  13.  Sedefkârlık
  14. Sedef Sanatı
  15. Çeşm -i bülbül
  16. Camocağı - Çeşm i bülbül / İzzet Özdemir
  17. Deri işleri
  18. Türk İslam El Sanatları (Deri Dağlama Sanatı)
  19. Lüle taşı
  20. Anadoluda çömlekçilik
  21. Çömlekçilik
  22. Oryantal Resim
Sergiler
  1. Klâsik Hüsn-i Hat Sergisi
  2. Savaş Çevik Hat Sergisi
  3. Hat Sergisi
  4. Hat sergileriyle ilgili görseller (google)
  5. Ayla Makas Ebru Sergisi - 1
  6. Güzin Kayır Ebru Sergisi
  7. Nil Şenver;  Ebru Sergisi (Water Marbling Exhibition)
  8. Ebru Sergileriyle ilgili görseller (google)
  9. Ayşegül Sanat Evi
  10. Havva Keleş
  11. Minyatür sergileriyle ilgili görseller (google
Kaynaklar