30 Aralık 2011 Cuma

Durum tespiti ve bir kaç öneri / Sabahattin Gencal

Yeni yılda
barış, huzur ve mutluluklar dilerim.
Sabahattin Gencal
***
I. Geleceği analiz edebilmek ve uygulama planları yapabilmek

Yeni yılın eşiğinde Türkiye’de ve dünyada, en sade yurttaştan cumhurbaşkanlarına kadar herkes yeni yılın barış içinde huzurlu ve mutlu geçirilmesi için dilekte bulunmaktadır
İyi niyetle dilekte bulunmak, umut içinde olmak güzel. İyi niyet de umut da mutluluğun ön şartı gibidir; ancak bu yetmez. Geleceğimizin bugünden daha iyi olması için ne yapılması gerektiği konusunda fikir yürütmek ve uygulanabilir planlar yapmak gereklidir.

Hava tahminlerini dinleriz. Türkiye’de metereoloji çalışmaları iyi. 12 saatlik, 2 günlük, 3-5 günlük, hatta aylık ve mevsimlik tahminler yapılabilmektedir. Gönül isterdi ki hava tahminleri yanında geleceğimizle ilgili tahminler yapılabilsin. Bu tahminlere göre planlar yapılabilsin.
Planlar her halde yapılıyordur. Ancak bu konuda kullanılan yöntemleri, temel ilkeleri bilmiyoruz.
Gelecek bilim konusunda da bilgiliyiz diyemeyiz. Gelecekçilik (futurism) çalışmalarının devlet tarafından da yaptırılmasında yarar vardır. Ekonomiden siyasete, hukuktan eğitime kadar geleceğimizi etkileyen her alanla ilgilidir gelecekçilik.
Zaman zaman da olsa falcılara, kâhinlere yer veren medya gelecekçilik çalışmalarına yer vermemektedir. Aslında geleceğimizle ilgili bir çok planlara yer verilmektedir. Bizim söylemek istediğimiz konu bir bütün olarak ele alınmamaktadır.
Bazı devletlerin uzak gelecek için planlar yaptığını duymaktayız. Bir zamanlar bizde de 5’er yıllık planlar yapılırdı. Başarılı olamadık; Ancak kısa vade de olsa geleceği planlamaktan vaz geçmeyelim. En küçük memurdan en büyük amire kadar herkes plan yapıyordur. Ben bu türlü kopyalardan söz etmiyorum. Geleceği analiz etmede bazı yöntemlerden aşamalı olarak yararlanılarak alternatifler üretmekten söz ediyorum.

Birinci aşama mevcut durumun tespitidir. Bizler durum tespitlerini abartılı olarak yaparız; ama genellikle çözümü başkalarından bekleriz. Ya da gerçekçi olmayan çözümlerle oyalanıp dururuz.
Oyalanıp durmak, kendimizi kandırmak toplumsal hastalık haline geldi. O kadar ki bol bol lâf üretiriz, öyle lâflarla kafa ütüleriz ki asıl konuya giremeyiz. Ya da asıl konuya girdiğimizde okuyucunun /dinleyicinin ilgisini kaybederiz.
Türkiye ile ilgili durum tespiti yapmazdan önce  gelecek bilimci ya da  toplum bilimci olmadığımızı belirtmekte yarar görürüz. Yine halk içine girmediğimizi, alan araştırmaları yapmadığımızı, anketler uygulamadığımızı da belirtmekte yine yarar görürüz. Sadece yazılı ve görsel medyadan yararlanarak durum tespiti yaptık ve birkaç öneri sunduk.

II. Durum tespiti ve bir kaç öneri

Türkiye’nin 2011’deki mevcut durumu iç açıcı değildir. Ayrıntıya girersek acaba başıma bir şey gelir mi?  Keşke bu endişeyi sadece ben duymuş olsaydım. Anskiyede rahatsızlığı deyip geçerdim. Bu konuda toplum da rahatsız galiba.(1)

Üniversite öğretim görevlileri dahil aydınların sustuğu ya da dolaylı da olsa susturulduğu dönemlerde ‘her yer karanlık’olur. Bu karalıklarda içerden de dışardan da gelebilecek tehlikeleri göremeyiz.(2)
Ampul yakmakla aydınlanılmıyor ki, yasa yapmakla korku giderilmiyor ki. Bünyeye hastalık mikrobu girdi bir kere. Zamanla mikropları atarız inşallah.

Çok çalışkan, çok iyi niyetli yöneticilerimiz var kuşkusuz. Ancak tüm yöneticilerimizin işlerinin uzmanı olduğunu söyleyemiyoruz. Sadece devlet kademelerindeki yöneticiler değil, spor kuruluşları, diğer toplum kuruluşları dahil yönetici pozisyonlarına getirilenlerin çoğu ehil değil.(3) Ehil olmayanlar tarafından yönetilenlerin vay haline.

Eğitimcilerden ve yöneticilerden yakındık. Ya yargıdaki durum? Yargı doğru dürüst işliyor diyebilir miyiz? (4) Diyemeyiz tabii. Yargıya doğrudan ya da dolaylı biçimde karışamayız tabii. Yargıçlar yasaları uygulamak durumundalar. Yasa koyucu ise çağdaş olmak, yasaları insan haklarına uygun olarak düzenlemek zorunda olduğunu unutmamalı. Toplumun vicdanını sızlatacak uygulamalara bir an önce son verilmesi için gereği yapılmalıdır.(5)

Eğitim, yönetim ve yargı kurum ve kuruluşlarının istenildiği gibi çalışmadığı yerde yozlaştırma çalışmaları hız kesmez. Cumhuriyete, cumhuriyeti kuranlara karşı söylemlerin önü alınamaz.(6) Kısaca sömürücülerin ekmeğine yağ sürmekten başka bir şey yapamayız.
Her şeyden önce bilinçlenmeliyiz.(7) Bilinçli toplumlarda bunalımlardan çıkmak için çözüm üretmek kolay olur.

Özetle Türkiye Cumhuriyeti içinde bulunduğu bunalımdan kurtulmak bilimden yararlanmalıdır.(8) “En hakiki mürşit ilimdir.”diyen Atatürk’ün düşünceleri doğrultusunda bilim adamları, eğitimciler, hukukçular, yöneticiler … kısaca en sade yurttaştan Cumhurbaşkanına kadar herkes görevlerinin gereğini yapmalıdır.
Herkes görevinin hakkını verirse mutlu olmamak için hiç bir sebep kalmaz.
Tüm bireylere, topluma ve insanlığa barış, huzur ve mutluluklar dilerim.

Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 30. 12. 2011
  ---------------------------- 
 (1) ‘Fikrimi söylersem başıma bir iş gelir mi?
 “Ben Türkiye’de çok dolaşıyorum. Gittiğim yerlerde bana yeni anayasayı da soruyorlar. Ama başka bir şey daha soruyorlar, “fikrimizi söylersek, başımıza bir şey gelir mi” diye soruyorlar, öylesine korku içindeler.”
Bu gözlemi aktaran bugünkü iktidara yakın bir başkan, üyelerinin büyük çoğunluğu iktidara yakın bir sivil toplum örgütünün lideri.
Tek başına bu soru bile, Türkiye’de yeni bir anayasa yapılırken, ülkenin siyasal iklimini yansıtıyor. Böyle bir korku imparatorluğunda demokratik anayasa yapmak, öyle mi?
Akıntıya kürek çekmek gibi.
Yalçın Doğan, ‘Fikrimi söylersem başıma bir iş gelir mi?’. Hürriyet, 28. 12. 2011-12-28
*
 (2)Kendi evimizin içi, dıştan gelebilecek sert rüzgar ya da fırtınalara çok hazırlıklı gözükmüyor.
 Dışımızdaki dünyayı ve onunla ilişkilerimizi epeyce güç bir 2012 bekliyor.
Şunu da belirtmek lazım:
Kendi evimizin içi, dıştan gelebilecek sert rüzgar ya da fırtınalara çok hazırlıklı gözükmüyor.
Avrupa’dan kriz ithal edebiliriz.
Irak’tan istikrarsızlık kapıyı çalabilir.
İçeride PKK’ya karşı -demokrasi ve özgürlük alanlarını da daraltan- ‘topyekun’ bir mücadele derken, kendimizi bir ‘şiddet sarmalı’nın içinde bulabiliriz.
Evet, 2012 çalkantılı bir yıl.
Güç geçmeye aday bir yıl.
Hasan Cemal, Aşırı güven ve kibirle 2012 zor geçer!, Milliyet, 28. 12. 2011
*
(3) Kaybetmek öğrenilebilir mi?
Bizde sporun kendisi ve felsefesi ile ilgilenen yok, herkes başarı peşinde; oysa ki başarıya giden yolda çekilen zorluklar, katlanılan fedakârlıklar, en az başarının kendisi kadar câziptir. Bir bakıyorsunuz, en aklı başında ve mâkul bilinen köşe yazarları bile "Formama dokunanı affetmem, sistematik bir düşmanlık karşısındayız, yıkılmayız, hieyyt" neviinden garip mütalâalar üretiyor. Herkes tribün dalkavukluğunda.
Adını doğru koyalım: Hâlin en temeldeki sebebi, yönetici kalitesindeki fecî zaaftır. Spor kulüplerinin en kötü tarafı yönetici takımının yetersizliği, donanımsızlığı, spor ruhundan, bir hayat felsefesi olarak centilmenlikten uzaklığı, daha doğrusu yöneticilerle seyirciler arasındaki başarı şartına bağlı karşılıklı destek ilişkisi.
A. Turan Alkan, Kaybetmek öğrenilebilir mi?, Zaman, 28. 12. 2011
*
(4)…Herkesin hak ve hukukuna saygıyla neticelendirilmesi gerekir.
 Türkiye'de herşey dört dörtlüktü diyebilecek halimiz yok. Bir daha yanlış yapılmaması için Türkiye'nin hukuk standartlarıyla bunları şeffaflaştırması gerekiyor. Kimseye suçlu da diyemem suçsuz da diyemem. Hiç kimsenin hapishanelerde yarım saat kalmasından kimsenin sevineceği beklenemez. Ancak yanlış yapanlar hesabını vermek zorunda. Bunu süratli bir şekilde yapmak, süratli bir şekilde bitirmeyi, herkesin hak ve hukukuna saygıyla neticelendirilmesi gerekir.
Abdullah Gül ( Cumhurbaşkanı), Kanal 24’te katıldığı programdaki konuşmasından, Türkiye, 28. 12. 2011
*
(5)Ya kanıtları gösterin ya da özgürlüklerini verin!,
Bakın şimdi; eğer bu ülkede “Habur süreci devam edecek” deniyorsa, Habur’dan gelen PKK’lılardan hangisinin kanlı eylemlere katıldığı belli olmuyor ve hepsi düğün dernekle karşılanıyorsa.. “Nasılsa kaçmazlar” diye bırakılan Hizbullah üyeleri kayıplara karışıyor ve pek de üzerinde durulmuyorsa.. Bu ülkede “dev bir uluslararası bağış yolsuzluğunda hakkında kesin kanıtlar olan ve dış mahkemelerde suçu sabit görülmüş isimler” yıllar sonra tutuklanıyor ve hemen bırakılıyorsa.. Tutuklanmasının üstünden yıllar geçtiği halde neden tutuklu olduğuyla ilgili “kesin kanıtların” hala açıklanamadığı isimlerin tutukluluğunun devamına hukuk skandalı denir, başka adı yoktur bunun.
Ruhat Mengi, Ya kanıtları gösterin ya da özgürlüklerini verin!, Vatan, 28. 12. 2011
 *
(6)Yunanlılar için öz unsurların yok edilmesi, Anadolu’yu sömürgeleştirmenin tek şartı idi.
Şimdi de istiklal savaşında gözlemci olan bir Fransız gazetecinin şu sözlerine kulak verelim:
“Öte yandan Yunanlılar için öz unsurların yok edilmesi, Anadolu’yu sömürgeleştirmenin tek şartı idi.
O sebeple bütün gayretleri, bu iptal işleminde kutsal binaların, belediyeye ait yerlerin, hasılı Türk milletinin yerinde kalmasını sağlayan her şeyin yok edilmesinde toplanıyordu.”
“Ne kadar da çok görmüşümdür, bu insanlara maddi zararlardan bin defa daha çok elem veren şey, kadınlara, çocuklara edilen tecavüz ile kutsal yerlerin kirletilmesi idi.”
“Anadolu köylüsü insanların en sakini, en disiplinli olanı, en çalışkanı, en iyi askeridir. M. Kemal Paşa, İsmet Paşa da onda adalet duygusunu yaratmışlardı. Her ikisi de ondaki bu özlü cevheri inanılmaz bir temkinle yönetmiş; düşmanı kapı dışarı etmenin, gerçek Türk ocağını temsil eden bu insanların feda edilmesine değmeyeceğini iyi hesaplamışlardı.”
Afet Ilgaz, İnönü’nün ölüm yıldönümü vesilesiyle, Yeniçağ, 28. 12. 2011
*
(7)… Kendi kimliğine ilişkin gerçeği yansıtan bir bilince sahip değildir
Şimdilerde ne yaptığını tam kestiremediğim -TRT ile iş yapıyor deniliyor- Erkan Mumcu uzun aradan sonra çıktı ve dedi ki, "Kentler taşralılar tarafından işgal edildiğinden beri Türkiye'de kendisine "muhafazakar" diyen bir lümpen kitle var. Bu kitle lümpendir çünkü kendi gerçek durumunun kendi kimliğine ilişkin gerçeği yansıtan bir bilince sahip değildir. Türkiye'deki taşralı kitlelerin Müslümanlığı bile üstlenilmiş bir kimliktir. İdrak edilmiş içselleştirilmiş yaşanılabilinir bir kimlik değildir. Eğer yaşayabildikleri bir kimlik olarak içselleştirebilmiş olsalardı bu onları her şeyiyle ortaya çıkardı. Şiirle, sanatla ,estetikle, mimariyle, iç mimariyle kültürel varlık olmasıyla her şeyiyle ortaya çıkardı."
Adnan Öksüz, Bir politikacının hazin sonu, Milli Gazete, 28. 12. 2011
*
(8) Bilimin rehberliğinden faydalanmak zorundayız
Türkiye'yi sıkıştırmak için bir araç olarak kullanılan, hem terör meselesine, hem de 1915 olayları meselesine karşı bizim yapmamız gereken, bilimin, bilginin ve tecrübenin rehberliğinden istifade etmektir. Anlık tepkiler, anlık reaksiyonlar, geçici çözümler bizi neticeye götürmez. Çok boyutlu düşünmek, uzun vadeli düşünmek ve son derece sağlam, etkili, kalıcı çözümler üretmek durumundayız. Terör karşısında, güvenlik tedbirleri kadar artık sosyolojinin, psikolojinin, iktisadın, diplomasinin birikimlerinden de istifade etmek zorundayız ve biz artık bunu yapıyoruz. Aynı şekilde, bazı ülkeler tarafından Türkiye aleyhine kampanyaya dönüştürülmek istenen 1915 olayları karşısında da biz, popülist, kavgacı bir söylem, anlık reaksiyon yerine, tarihin, bilimin rehberliğinden faydalanmak zorundayız ve bunu da yapıyoruz.
R. T. Erdoğan (Başbakan), Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulunun 23. Toplantısı'nın açılışındaki konuşmadan, Türkiye, 28. 12. 2011
***********************************************************

27 yorum:

  1. Hocam, kaleminize, düşüncelerinize sağlık. Benim söylemek istediklerimi o kadar güzel anlatmışsınız ki.. gerçek bir durum tespiti yapmayan ve kısa, orta,uzun vadeli stratejileri, planları olmayan bir devlet olamaz. Devletler, devlet politikaları süreklidir. Değişen hükümetlerdir. Bu olguyu karıştırıp da seçimden seçime sürcek planlamalar ülkeyi yap boz tahtasına, belirsizliklere taşır. Hiç bir devlet %100 saydam değildir ama tamamen kapalı dvlt anlayışı da günümüzde blirsizlik ve kaos ortamını yaratmakta. Toplum mühendisliğinin önem kazandığı günümüzde planlamalar çok daha fazla önem kazanmıştır. Revizeler çok daha fazla önem kazanmıştır. Ama bütün bunların başarısı da kendi ülkenin vatandaşlarını ve komşu ülkelerin politikalarını da iyi tanımakla olasıdır. Taklitçilikle ancak uydu olunabilir.. Ben inanıyorum ki Türkiye hak ettiği konuma gelecektir eğitimlilierin düşünmeye başlayıp, düşünclerini hayata geçirerek daha çok 'aydın' inasanların var olmaını sağlayarak. Anayasa bu konuda en büyük yol göstericidir. O yüzden yapılacak sivil anayasanın da geleceğimizi koruyacak biçimde düzenleneceğine olan umudumu yitirmek istemiyorum.

    YanıtlaSil
  2. Dayanamadım benim sitemde bireysel planlama yapma gereklerini işlemiş olduğum 'hazırdı artık YeniYıl'a ' başlıklı yazımın altına sizin bu sayfanızı, link olarak koydum. Umarım izniniz olmadan bu linki oluşturduğum için beni bağışlarsınız.

    YanıtlaSil
  3. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Malum bir yılı geride bırakıp, yeni bir yıla girerken, bir önceki yılın muhasebesini yaparak, önümüzdeki yılın plan ve proğramlarını belirleriz.

    Yeni bir yıla yeni umutlarla girerken, yeni yılın tüm insanlığa; sağlık, huzur, barış ve mutluluklar getirmesini dilerim.

    Yeni yılınızı kutlarım.
    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  4. Sabahattin Bey,Yeni yılınızı en içten dileklerimle kutlar,2012 yılının hepimize sağlık,mutluluk,başarı ve huzur getirmesini dilerim.

    YanıtlaSil
  5. Sağlıklı, mutlu ve huzurlu yıllar dilerim.

    YanıtlaSil
  6. Sağlıklı, mutlu, güzel yıllar dilerim.

    YanıtlaSil
  7. Sizin ve ailenizin yeni yılını kutlar; yeni yılın sağlık, barış, mutluluk ve barışla geçmesini dilerim. Öğretici bilgilerin paylaşımı için teşekkürler.
    Sevgi ve saygıyla,
    Mehmet

    YanıtlaSil
  8. Mutlu bir yıl dilerim,
    dostlukla...

    YanıtlaSil
  9. Merhaba Dayatılanla Yaşamak,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluklar dileğiyle.

    YanıtlaSil
  10. Merhaba Dayatılanla Yaşamak,
    Yazımıza bağlantı yapmanıza memnun oldum. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim.
    Not: Bağlantıda bir hata olsa gerek; çünkü blog açılamıyor.

    YanıtlaSil
  11. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  12. Merhaba İçimden Geldiği Gibi,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  13. Merhaba Mehmet Bilgehan Bey,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  14. Merhaba Ali Zafer kardeşim,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  15. Merhaba Mehmet Bey kardeşim,
    Ziyaret ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  16. Merhaba Yaşamın Kıyısında,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  17. güzel günlerle dolu yeni bir yıl dilerim,mutlu yıllar..

    YanıtlaSil
  18. Nerhaba Mehtap,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  19. yeni yılda huzur, sağlık ve bol neşeli günler dilerim.

    Sayfamdaki bağlantıyı düzelttim, onay ve uyarınız için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  20. Anksiyete bozukluğu ;sanırım hayat mücadelesiyle birlikte giderek yaygınlaşıyor.Korkusuz,sıkıntısız huzur ve refah dolu bir yıl diliyorum.İyi seneler.

    YanıtlaSil
  21. Size ve ailenize, sağlık, huzur ve mutluluk dolu bir yıl dilerim...

    Sevgi ve saygılarımızla...

    YanıtlaSil
  22. Hocam değerli bilgilerinizle hazırladığınız paylaşım için teşekkürler.
    Ailenizle birlikte sağlık huzur mutluluk dolu yeni yıl diliyorum.
    Saygılarımla...

    YanıtlaSil
  23. Merhaba Kardeşim,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  24. Merhaba Esmir,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  25. Merhaba Sevalce Lezzetler,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil
  26. Sağlıklı, mutlu ve barış dolu bir yeni yıl dilerim.

    YanıtlaSil
  27. Merhaba çeşnici Handan,
    Ziyaretiniz için teşekkür ederim.
    Yeni yılda sağlık ve mutluluk dileklerimle.

    YanıtlaSil