21 Aralık 2011 Çarşamba

Dinlemek / Sabahattin Gencal

Dinlemek, dikkatin bilinçli biçimde bir sese, söze yoğunlaşarak  objektif olarak anlama, değerlendirme ve çıkarımlar yapma etkinliklerini kapsayan bir süreçtir.

Bir sesi, sözü işitmek dinlemek değildir. Dinlemek İradeli olarak sesi, sözü anlamaya çalışmayı gerektirir. Dikkati yoğunlaştırmak gerekir. Dikkat dağılırsa dinleme verimli olmaz.
Dinleneni tam olarak algılayabilmek için de objektif olmak gerekir. Dinlenenleri kendi süzgecimizden geçirmek subjektif dinlemedir. Bu tür dinlemede dinlenen ya hiç anlaşılmaz, ya da sadece ilgi duyulanlar anlaşılır. Yani seçici bir dinleme söz konusu olur ki bu bir dinleme engelidir. Psikologlar bir çok dinleme engeli tespit etmişlerdir. Ses, söz bitmeden kesin yargılara varma, aksi düşünceler geliştirme…vb.
Objektif olmak bir alıcı alet gibi olmak da değildir. Yani tamamen duygusuz, düşüncesiz olarak sesi, sözü kaydetmek de değildir. Etkin ve verimli olarak dinleyebilmek için kendi önyargılarımızı, değerlerimizi bir müddet için askıya almak, kendimizi karşı tarafın yerine koyarak yorum yapmak gerekir. Vurgu ve tonlamalar, jestler, mimikler değerlendirmeli. Ayrıca sesin, sözün yüzeysel anlamına olduğu kadar bu anlamın altında yatan mecaz anlamlar da değerlendirilmeli.

Bilim adamları bir konuşmacının bir dakikada ortalama 120-150 kelime kullandıklarını ; Normal bir insanın dakikada ortalama 500-600 kelime dinleme kapasitesinde olduğunu tespit etmişlerdir. Sorun buradan kaynaklanıyor. Dinleyici arada kalan boşlukları dolduruyor. Bu doldurma dinleyicinin kendi ilgileri, önyargıları, dertleri, istekleri… ile olursa kısaca subjektif olursa dinleme verimli olmaz. Subjektif süzgeçler kısa bir süre askıya alınıp objektif olunursa dinleme verimli olur, sesler, sözler anlaşılır. Sürecin sonunda dinleyen konuyu bir de kendi açısından değerlendirir. Anlatılan verilere göre bazı çıkarımlar yapar. Dinleme sürecinin en verimli tarafı da buradadır.
*
Dinlemek konusunun anlatılması bile zor. Günümüzde dinleme denince işitme, duyma anlaşılıyor. Ya da öğütlerin yerine getirilmesi, söylenenlere uyulması vb. anlamlar anlaşılıyor. Dinlemek kavramı üzerinde bilimsel çalışmalar da olmuyor değil; ama bunlar üzerinde durulmuyor. Günlük hayatta uygulanmıyor.
Çevremize bir göz gezdirelim. Çocuklarımız söz dinliyor mu? Öğrencilerimiz ders dinliyor mu? Çocukları, öğrencileri bir yana bırakalım. Eşler birbirlerini dinliyor mu? Kürsüdeki konuşmacı, meydanlardaki siyasetçiler objektif olarak dinlenebiliyor mu? Elbetteki hayır. Her konuşmayı kendi açımızdan değerlendiriyoruz. Bazen de değerlendirme yapmıyoruz. Koyun kaval dinler gibi dinliyoruz. Koyunlaşıyoruz demeye dilim varmıyor; ama durumumuz hayra alamet değil.
Bana göre dinleme özürlü bir toplum olduk. Toplumumuz bunalım içinde. Bu bunalımdan çıkmak için herkes uhdesine düşen görevleri yapmalı.   Bunu yapmak için de birbirimizi anlamalıyız. Birbirimizi karşılıklı olarak dinlemeden anlamak mümkün mü? Dinlemeden öğrenmek mümkün mü? Anlamadan, öğrenmeden bir uygulama yapabilir miyiz? Hiçbir şey yapmadan kalkınabilir miyiz? Bu sorularla ilgiyi dağıtmış olmamak için dinlemenin hayatı bir önem taşıdığını belirtmekle yetinelim.
Psikoloji, sosyoloji, dini ve felsefi açıdan dinlemek konusu irdelenmeli ve bu konuda insanlar bilgilendirilmelidir. Birçok  alanda kurslar açılıyor. Dinleme konusunda açılıyor mu? İlkçağlarda dinlemeyi öğretmek için bir çok faaliyetler vardı. Bugün niçin olmasın?
*
Özetle dinleme bilinçli bir etkinliktir; pasif durmak, susmak değildir. Dinlemenin amacı kavramak, anlamaktır. Aksi durum boş bir çabadır. Dinleyerek kavranılanlar, anlaşılanlar üzerine akıl yürütülürse güzel sonuçlar, hikmetler ortaya çıkar.
Aklımızı, kalbimizi kullanarak, bütün benliğimizle dinlemenin aynı zamanda bir sanat olduğunu da unutmamak gerekir. 
Dinlemesini öğrenenlere, sesleri, sözleri değerlendirebilenlere ne mutlu.
Sabahattin Gencal, Başiskele, 16. 01. 2011


8 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Görmekle bakmak arasındaki fark neyse, duymak ile dinlemek arasındaki farkı da ortaya koyan bu güzel makaleyi bizlerle paylaşan kalemi ve yüreği kutlar; çalışmalarınızın devamını dilerken, başarılar dilerim.

    Nasıl okuma özürlü isek, dinleme özürlü bir toplum da olduğumuza işaret eden bu yazı dizinizin yararlı olduğu muhakkaktır.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  2. gerçekten de dinleme özürlüyüz..biraz da egosu yüksek bir toplum olunca neredeyse sağırlaştık..

    YanıtlaSil
  3. Nasıl doğru tespitleriniz var, nasıl haklısınız size anlatamam, teşekkürler...

    Hani derler ya "bakmakla görmeyi karıştırma" diye. Bu da o hesap... Sağlığı yerinde olan herkesin 2 adet kulağı var. Herkesin 1 adet beyni ve yine 1 adet kalbi var. Gelin görün ki bunların kombine işlevinde araya karakter denen şey çomak sokarsa eğer, duymakla dinlemek arasında da bir fark oluşuveriyor.

    YanıtlaSil
  4. Çok güzel bir paylaşım. Teşekkürler hocam.

    YanıtlaSil
  5. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yorumunuzdaki düşüncelere katılıyorum.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil
  6. Merhaba Yaşamak,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yorumunuzdaki düşüncelere katılıyorum.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil
  7. Merhaba Ahu,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil
  8. Merhaba nini,
    Ziyaretini ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Yorumunuzdaki düşüncelere katılıyorum.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil