25 Ekim 2011 Salı

Doğal Hayat Mutluluk Kaynağıdır. / Sabahattin Gencal

                                                            Akköse Köyü ( Köyümü özledim)

Doğal Hayat Mutluluk Kaynağıdır

                   Çağrı cihazı, telsiz, telefon yoktu. Radyo, televizyon, bilgisayar yoktu. Ocak, fırın, bulaşık makinesi, çamaşır makinesi yoktu. Elektrik süpürgesi, mutfak robotu, elektrikli mutfak aletleri yoktu. Elektrik yoktu, doğalgaz yoktu, evde akan su yoktu. Yoktu…yoktu…yoktu…
                   Çocukluk günlerimden söz ediyorum. 69 yaşımda olduğuma göre hangi dönemden söz ettiğimi anlarsınız.
                   Çocukluğum Trabzon’un Dernekpazarına bağlı Akköse köyünde geçti. Bir dağ köyü, bir orman içi köyü olan Akköse ve mesireleri ve de yaylalarıyla tüm köylülerimizin hafızalarında mutluluğun simgesi olarak yer etti.
                   Bu ne yaman bir çelişki, hem yoklardan söz ediyoruz hem de mutluluktan.
                   Yoklar saydıklarımızla sınırlı değildi. Araba yolu da yoktu. Nahiyeye 40-50 dakikada, yakın mesiremize bir mesireye üç, en yakın yaylaya yedi saatte çıkardık.
                   Yakacak odunlarımız, hayvanlar için ot, hayvanların altına serilen yapraklar bu uzak mesafelerden ve ormandan kadınların arkasında getirilirdi. Kadınlarımız konak yerlerinde dinlenme molası verince horon oynarlardı. Böyle bir durum görülmüş mü? Arkasındaki 45-50 kilo yükü üç saatlik mesafeden getirirken horona çıkmayı hangi biyoloji, hangi psikoloji ya da başka bir …loji ile açıklayabilirsiniz?
                   Yokların farkında bile değildik. Bilsek belki sıkıntısı çekerdik; beklide çekmezdik. Büyüklerimiz şükretmeye alıştırmışlardı bizi. Kurtuluş Savaşındaki yoklukları dile getirerek bin şükür ederlerdi. İkinci Cihan Savaşına girmedik; ama bazı kısıtlamalarını hissettik. Ama bunları dert etmedi büyüklerimiz.
                   Ekmeğimiz, aşımız mısır unundandı. 1950’den sonra Trabzon’da ofis açıldı. Amerika’dan gelen buğday satılmaya başlayınca buğday az da olsa girdi ambarımıza.
                   Şeker  sayılı günlerde kullanılırdı. Bakkala yarım kilo şeker almaya gitmiştim. “Hane başına 250 gr. düşüyor.”dedi bakkal. Bu kıtlıkta karaborsa denen illet zerrece akla gelmiyor. Hiç kimse de fazla alma isteğinde bulunmuyor. Yarımsa yarım, birse bir.
Akköse Köyü Lişo Mahallesindeki evimiz ( Evimizi özledim)
                   Çorabımızı annelerimiz, büyük annelerimiz dokurdu.
                    Evlerde dokuma tezgâhı da vardı. Keneviri dinkte döğerdik, iplik haline getirirdik ve de tezgâhta dokurduk. Tabii kışın görülürdü bu işler. 1950’den sonra gömleklikler de, basma, pazen ve dividinler de satılmaya başlayınca durdu tezgâhlar. Akıl almaz bir durum;  yaz kış demeden, gece gündüz demeden nasıl çalışırdı insanlarımız? Daha çok da kadınlarımız. Erkekler gurbete çıkardı. Çayır kesmeklerde, biçmeklerde izne gelirlerdi. Bu günlerde dağlar haykırma sesleri ile yankılanırdı. Kerenti dövme, bileme sesleri; kaval sesleri, kemençe sesleri...
                 Bir ara not olarak yazayım: Hiçbir müzik aletinden anlamam; ama sanırım ki kemençe sesinde bir başkalık var. Onun verdiği duygu tarif edilmez gibime geliyor.
Akköse Köyü Komlarından.... (Mezireler) ( Komlarımızı özledim.)

                Karlar eriyince mesireye çıkardık, yayladaki karlar eriyince de yaylaya. Yaylada soğuk başlayınca mesireye inerdik daha sonra da köye. Yani biz karları kovalardık. Karlar bizi.
                 Hem yerleşik hayat, hem göçebe hayat. Şimdilerde de zenginlerin yazlıkları var ya.
                 O yokluklar içinde zengindik. Bugün dizi filimlerde şömine keyiflerini seyrediyoruz. O zamanlar yaşıyorduk Ailece ocak başına geçerdik. O ocakbaşı sohbetleri unutur mu? Pınar başlarında konaklayıp azığımızı yerdik. O su, o tat, o hava bulunur mu?
                  Amacım, ne çocukluğumu anlatmak ne doğayla haşır neşir olduğumuzu anlatmaktır. Söylemek istediğim bunca yokluğa rağmen şükürden aciz olmamamızın nedeni, nedenlerinden biri diyelim, doğal hayattır. Bu sadece benim görüşüm değil; aşağı yukarı tüm köylülerimizin görüşüdür. Sözünü ettiğim şartlarda doğayla mücadele eden, hayat mücadelesinden galip ayrılan köylülerimizin hemen hepsi,  bugün İstanbul, Bursa, İzmit, Eskişehir…vd. illerde zengin bir hayat sürerken yazları köye gitmeyi, yaylalara çıkmayı ihmal etmemektedirler. Tabii, eski günleri anmayı da…

Akköse Köyü yaylalarından Alayisa Yaylası ( Yaylamızı özledim)

             Doğal hayatın mutluluk kaynağı olduğunu vurgulama sebep olanlardan biri de, şahsen tanımadığım bir köylümüzün yaylamız hakkındaki bir şiiri olmuştur. Bu şirden birkaç mısra.

                       Hiç çıkmıyor aklımdan, zor kestiğim otları.
                      Yoğurt ile yediğim, kuymağın var tatları.
                      Sizin olsun villalar, yatlar ile katları.
                      Alaysa güzel yayla, Alaysa güzel yayla.
                      Mustafa Terzi
                      (Akkös Köyü Web Sitesi)
                     (Zenolular.net)

                   Şairimize “Sizin olsun villalar, yatlar ile katları.” dedirten sadece özlem duygusu olmasa gerek gerçekten doğal hayat hayattı.
                       
                  Güzel yurdumuzun her köşesinden, güzel gezegenimizin her yerinden bu tür örnekler   verilebilir. Bugün ne mutlu bize ki  ileri teknoloji ürünlerine sahibiz. Biraz da akıl sahibi olursak, bu teknolojiyi bilinçli olarak kullanırsak, açık deyişle doğanın dengesini bozmazsak elbetteki mutluluğu hak ederiz.
                    Mutlu yarınlar dileğiyle…

                   Not: Damla, doğal hayatın mutluluk kaynağı olduğunu hatırlatacak yazı ve görselleri yayınlamaya devam edecektir.
                   Sabahattin Gencal, Başiskele – Kocaeli, 25. 10. 2011

                 
                Not: 2
               Köylülerimizin videolarından birkaçını sunuyoruz. Bu videoları ve görselleri izleyince hep çocukluğuma giderim. O eski hatıralar canlanır gözümde. Köyümüz güzel, yurdumuz, gezegenimiz güzel. Yaşamak güzel. Doğal hayat çok daha güzel...
                  
                                                                                  


çaykara zeno alayisa yaylasi turan topçuoğlu alayisalicemal


kavalci afacan sallama havası alayisalicemal



şükrü güler gülüm baban duymasın horon alayisalicemal






çaykara tufa yaylası ulucami zeno köyü horon 2 alayisalicemal



kurtdağında horon çaykara alayisalicemal


ali yıldırımhan kemençe horon alayisalicemal


2 yorum:

  1. Merhabalar Sabahattin Hocam,

    Maşallah hocam ne köyü, cennet cennet burası... Keşke ben de bu köyün ahalisinden olsaydım. Benim de böyle güzel cennet gibi bir köyüm olsaydı.

    Ben ömrümün son demlerini böyle köylerde geçirmek isterdim. Bu güzel paylaşımınız için çok teşekkür ederim sayın hocam.

    Selam ve dualarımla.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Recep Bey Kardeşim,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Doğal hayatın mutluluk kaynağı olduğu, yavaş da olsa anlaşılıyor sanırım. Tam bilinçlenirsek umarım bütün yörelerimiz de güzelleşir.
    Güzel yörelerde güzel günler dileğiyle.

    YanıtlaSil