21 Eylül 2011 Çarşamba

İç güzelliğin dış dünyaya yansıması: Çini / Oğuz Köroğlu


Türklerin sanata en büyük katkılarından biri de çinicilik olmuştur.
Anadolu’da çininin mimarî süslemede kullanılmaya başlaması ilk defa Türkler’in meydana getirdiği eserlerde görülmüştür.
Selçuklular’da büyük gelişme gösteren tuğla ve stüko süsleme, Anadolu’da yerini taş süslemeye bırakmıştır. Türkiye Selçuklularında mimarî eserlerin dışını süsleyen taş işçiliğinin çeşitli motifleri, eserlerin içinde süratli bir gelişme gösteren çini ile yapılarak mekânı renklendirmiştir.
İlk örneklerde tuğladan taşa geçişte görülen yumuşak akış, çini süslemeden önce tuğla ve sırlı tuğla süslemenin kullanılması ile kuvvetlenir. İlk eserlerde tuğla süsleme hâkim olmuş fakat kısa bir zamanda sırlı tuğlaların ve çininin katılması ile renklenmiştir.
Türk Selçuklu devri çini teknikleri cami, medrese, türbe gibi dinî eserlerin yanında sarayları da süslemekte kullanılmıştır.
Konya’da 1160 tarihli Alâeddin Köşkü’nde bulunan çiniler, bu döneme ait en önemli örneklerden biri olup, insan figürlerinin kullanılmış olması bakımından da özgünlük taşımaktadırlar.


Yazının devamını okumak için tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder