17 Eylül 2011 Cumartesi

“Allah güzeldir, güzeli sever” / Şakir Tarım

Suda Lale Resim





Çivitçioğlu Medresesi'nin en takdir edilen özelliği, ikinci kattaki hücrelerde hat, tezhip, ebru, rölyef gibi Osmanlı İslam sanatlarının devam ettiriliyor olmasıdır. Belediyenin teşvik ettiği bu sanatlar Medrese ziyaretine ilgiyi de artırmaktadır. Buradaki bir hücrede hat ve ebru üzerine çalışan bir sanatçıyı ziyaret ediyoruz. Yaptığı çalışmalar hakkında bilgi ediniyoruz. Bize, ebruda çiçeklerin dilini ve insanlara verdiği mesajı şöyle izah ediyor:

"Ebruda lale; Allah'ı ve O'nun birliğini sembolize eder. 
Gül; özelde Peygamberimizin, genelde bütün peygemberlerin remzidir. 
Karanfil; güzelliği, sürüp giden saf ve derin sevgiyi ifade eder. 
Menekşe; sabrın ve alçakgönüllülüğün sembolüdür. 
Papatya; temiz bir kalbi ve paylaşmayı hatırlatır. 
Sümbül; hak aşığının yaralanmış kalbinin ifadesidir."

Ne kadar güzel duygu ve ifadeler değil mi? Bu bilgilerden sonra sanatın fonksiyonunu bir kere daha tefekkür ediyorum. Sanattan maksat eşyadaki güzelliği yakalamak ve ondaki gizli manaya nüfuz etmek değil mi? Sanat, insana hassas bir ruh, derinlikli bir anlayış kazandırıyor. Sanattan mahrum olan bir insan kaba saba oluyor. Öfke, kin, intikam, hırs gibi duygularının esiri haline geliyor. 

Sanatı, Allah-ü Teala'nın güzel isimlerinden "Hoş, güzel, yaratılmışların ihtiyaçlarını en ince noktasına kadar bilip karşılayan" anlamına gelen "El - Latif" İsm-i Şerifinin insanlara yansıması olarak düşünüyorum. Allah Rasülü'nün (s.a.v) "Allah güzeldir, güzeli sever" Hadis-i Şerifi de "güzellik anlayışı ve estetik zevk"i teşvik ediyor.
Üstad Necip Fazıl'ın şu beytini hatırlıyorum: "Anladım işi, sanat Allah'ı aramakmış; / Marifet bu; gerisi yalnız çelik çomakmış."



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder