23 Ağustos 2011 Salı

Mevlâna'nın Milliyeti / İsmail Yakıt



“Aslem Türkest” Rubaisi

 Mevlâna, Farsçanın hakim olduğu ancak kendi soydaşlarının içinde anadili Hakanî Türkçesi’nin dışında, yapı itibariyle oldukça farklı, Oğuz Türkçesi’nin konuşulduğu bir ortamda kalmanın sıkıntısını bir rubaisinde dile getirir:

“Bigane meğirid merâ zin kûyem
Der kûy-u şuma hâne-i hod mîcuyem
Düşmen neyem her çend ki düşmen rûyem
Aslem Türkest eğerçi Hindû gûyem”

(Beni bu beldede yabancı saymayın. Sizin beldenizde ben evimi arıyorum. Her ne kadar düşman görünüşlüysem de düşman değilim. Farsça yazsam bile aslım Türk’tür).

Bu rubaisinden açık ve seçik anlaşılıyor ki, kendisi aslen Türk’tür. Hindû dediği, Hint-Avrupa dil kuşağına mensup Sanskritçenin bir lehçesi olan Lisan-ı Pehlevi yani klasik Farsça’dır. (Yakıt, Batı Düş. s. 15). Dolayısıyla Farsça yazsam bile aslım Türk’tür diyerek hem çağdaşlarına hem de bugün onu milliyetsiz bırakan zihniyete, hem de onu farklı milliyetlere yamamak isteyenlere gerekli cevabı vermiştir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder