25 Ağustos 2011 Perşembe

Aklı Doğru Kullanmak



Akıl diyarında nice âlemler vardır!
Bu akıl denizi ne kadar engindir!
İnsan akılla (adam) olur; saçı sakalı ağarmakla değil!
O talihe, o devlete ümit kılı sığmaz; o devlet, umutla ricayla bulunmaz.
Gemsiz ve serkeş ata pek yaklaşma. Kendine aklı ve dini kılavuz et, onlara uy vesselâm!
Peygamber: “Kim ahmaksa düşmanımızdır; yol kesen gulyabanidir. Akıllıysa canımızdır; ondan gelen serin esinti, bize fesleğen gibidir” buyurmuştur.
İsa (a.s.) “Ahmaklık, Allah kahrıdır.” buyurmuştur.
Hastalık, körlük, kahır değildir; bir iptilâdır. İptilâ, acınacak bir illettir, ona kul da acır, Allah da. Fakat ahmaklık, öyle bir illettir ki, ahmağa da zarar verir, onunla konuşana da! Bil ki Hak sana bir akıl cilası vermiştir... Onunla gönül yaprağı arınır, aydınlanır.

Akıl vardır, güneş gibi... Bazı akıllar ise, Zühre yıldızından da aşağıdır, yıldız akmasından da.
Akıl ve gönüller, şüphe yok ki arşa mensuptur, hicap içinde olarak arş nurundan doğarlar.
Güneş gibi nurlar saçan bir akıl lâzım ki, doğrudan başka bir suretle kılıç vurmasın.
Kâmil bir aklı, aklına arkadaş et de aklın, o kötü huydan vazgeçsin.
Yeşilliklerden, çiçeklerden meydana gelen bahçe bir an içindir. Fakat akıldan meydana gelen gül bahçesi, daimi olarak yeşildir, güzeldir, hoştur.

Aklın, insanlara ayak kösteği olunca o akıl, akıl değildir; yılan ve akreptir.
Güzellerin nasıl birbirlerinden farkları, üstünlükleri varsa insanların akıllarında da fark vardır.
İmana mensup akıl âdil bir bekçiye benzer, gönül şehrinin koruyucusudur, hâkimidir.
Ey yiğit, akıl şehvetin zıddıdır! Şehveti isteyen akla ‘akıl’ deme! Şehvete mağlup olana ‘vehim’ de.
Vehim sahte akçedir; akıl ise halis altın. Vehimle akıl, mihenk taşı olmadıkça meydana çıkmaz. Tez ikisini de mihenk taşına vur!

Akıl, ona derler ki Hakk’ın yaylasında yayılıp, O’nun nimetlerini yemiş olsun... Utarit’ten gelen akla, akıl demezler! Bu aklın ileri görüşü, mezara kadardır; fakat gönül sahibinin aklı, sur üfürülünceye dek  olacak şeyleri görür! Düşünce dağının yüceliğine de pek bakma; çünkü bir dalga, onu alt üst ediverir! Bahtı yaver ve talihi kutlu olan kişi bilir ki, akıl ve zekâ taslamak İblistendir, aşk ise Âdem’den!

Akıl ve zekâ, denizde yüzgeçliğe benzer. Bunlardan azı kurtulur; (çoğunun) sonu ise boğulup gitmektir. Yüzgeçliği bırak, büyüklenmekten vazgeç...
Bu ırmak değil, dere değil, denizdir deniz! Kenan gibi gemiden baş çekme. Ona da keskin zekâsı bu gururu vermiş, (kendisini) aldatmıştı.
Mesnevi'den Seçmeler, Mevlâna Kapısı ,

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder