20 Haziran 2011 Pazartesi

Yûnus Emre'nin Tasavvufî Düşünceleri / Prof. Dr. H.K. Yılmaz


Yûnus Emre'nin  Tasavvufî Düşünceleri

1. Kur’an ve Sünnete BağlılıkYûnus’un yaymaya çalıştığı ahlak ve tasavvuf, önce herkesi Kur’an ve hadîse uymaya, şer’i esaslara bağlanmaya çağırır. Yûnus söylediği sözlerin kitap ve sünnet kaynaklı olduğunu şöyle ifâde eder:

Yûnus’un sözü şiirden / Amma aslıdır kitaptan
Hadîs ile dinini k’ey / Bilgil sâdık olmak gerek


 

2. Hakîkat Tarîkatsız, Tarîkat Şerîatsız, Şerîat İbâdetsiz OlmazYûnus, hakîkatin tarîkatsız, tarîkatın şerîatsız, şerîatında ibâdetsiz olmayacağına inanır. Genellikle birbirinden ayrı gibi değerlendirilen muhabbet ve ibâdet kavramlarının birbirinden ayrılmayacağına inanır. Çünkü ibâdetsiz muhabbet, oldurucu; muhabbetsiz ibâdette erdirici olamaz. Yûnus der ki:

Müslümanım diyen kişi / Şartı nedir bilse gerek
Tanrının buyruğun tutup / Beş vakit namaz kılsa gerek.


 

3. Tasavvufî Eğitim Mürşidsiz OlmazYûnus’a göre mâneviyât yolu mürşidsiz geçilmeyen bir vadidir. Bu yüzden mâneviyat yolunun şartlarını o şöyle anlatır:

Yol oldur ki doğru vara / Göz oldur ki Hakk’ı göre
Er oldur alçakta dura  / Yüceden bakan göz değil.

 4. Nefsi Bilmek ve Engelini Aşmak GerekirNefsi bilmek, kendini tanımak, Hakk’a varmanın ön şartıdır. Nitekim: “Kendini tanıyan Rabbını da tanır” buyrulmuştur. İlimden, irfandan, tasavvuftan maksad hep kendini tanımak, Hakk’a yol bulmaktır:

İlim ilim bilmektir / İlim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin / Ya nice okumaktır
.


5. Aşk: Nefse Hâkim Olmanın İlacıdır

Nefse hâkim olmanın ilacı aşktır. Âdem’in karanlığını giderecek, bizi hüsn-i mutlaka götürecek ancak odur. Aşk-ı mecâzî, hakîkî aşka eriştirilebildiği takdirde işe yarar. Bu yol çok uzun ve tehlikelidir. Fakat o makama eren, hiçlikten, şerden, çirkinlikten kurtulur.



Aşktır bu derdin dermânı / Aşk yolunda verem cânı
Yûnus Emre  eydir bunu / Bir dem aşksız olmayayım.



6. Yûnus’ta Halk SevgisiHakk ile vuslata eren Yûnus, her yaratıkta Hakk’ın eserini gördüğünden bütün varlıklara sevgi nazarıyla bakmaya başlar ve der ki:

Elif okuduk ötürü / Pazar eyledik götürü
Yaradılanı severiz / Yaradanından ötürü.


 7. Yûnus’ta Gönül ve Kalbin Değeri
İnsanda ruh denilen, gönül ya da kalb adı verilen Hakk’ın nefhası olan latif bir değer vardır ki o, Hakk’ın tecelligâhı sayılır. Yûnus onun değerini bilmemizi istiyor ve diyor ki:

Gönül Çalab’ın tahtı / Çalab gönüle baktı
İki cihan bedbahttı / Kim gönül yıkar ise.



8. Yûnus’ta Halka ve İnsanlara Hizmet
İslâm tasavvuf kitapları insanlığa hizmet menkıbeleriyle doludur. Ubeydullah Ahrar: “Biz bu yolda ne buldu isek hizmette bulduk, tasavvuf kitapları okuyarak değil” der. İnsan, insanlık hizmetinde bulunmalı çevresine daima hâmi ve hizmetkâr olmalıdır. Yûnus der ki:

Yaprağı derdli için derman ola / Gölgesinde çok hayırlar işlene
Nefesinden misk ü anber tüte / Budağından il ü şâr yemişlene


 9. Yûnus Hümanist mi?Hümanizm, insancıllık, insan sevgisi üzerine Rönesans’la doğan bir düşünce akımıdır. Orta-çağ Avrupası’nda insana revâ görülen insanlık dışı dogmatik bir zulüm vardı. O yıllarda doğuda İslâm dünyası ise insana insanca muâmele ediyordu. Yûnus İslâmî telâkkinin genel kabulüne uyarak insanı Allah’ın en mükemmel yaratığı görür ve onu o yüzden sever. Bu mânâda Yûnus hümanisttir. Ancak zamanla eski Yunan ve Latin kültürüne dayanan bir hümanizm anlayışı ortaya çıkmış ve hümanizmin kaynağının eski Yunan kültürü olduğu iddiâ edilmiştir. Yûnus bu mânâda hümanist değildir



Metnin alındığı makalenin tamamını okumak için tıklayınız



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder