29 Haziran 2011 Çarşamba

Yunus Emre'nin Şiir Dili / Zeki Önsöz


Yunus Emre’nin şiir dili Yunus’un kullandığı dil, 13. ve 14.yüzyıl Türk halk dilinde yaşayan Türkçedir. Bu dil o kadar sade ve güzeldir ki, aradan 700 yıl geçmesine rağmen Türk milleti artan bir ilgi ve sevgi ile onu okumaktadır. Bu nedenle Yunus Emre, 700 yıldan beri en büyük şairimizdir.

Mal sahibi, mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan, mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan


Onun unutulmaz güzellikteki şiirleri her Türk evlâdının dudaklarında ve hafızasındadır. Onun şiirleri âhenk, anlam, mecaz, duygu ve düşünce zenginliği yüklüdür.

Dağlar ile taşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni
Seherlerde kuşlar ile
Çağırayım Mevlâm seni


Âhenk bakımından hiçbir özentisi olmadığı halde düşünce ve duyuşlarını olabilecek en güzel, en kısa deyişlerle söylemek sırrını bulmuştur.


Döğene elsiz gerek
Söğene disiz gerek
Derviş, gönülsüz gerek

Sen derviş olamazsın.

Bir kitap dolduracak derinlik ve genişliği olan fikirleri, basit bir çocuk tekerlemesi gibi kolaylıkla söylemek ancak Yunus’a vergidir

İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir
Sen kendini bilmezsin, ya nice okumaktır?


Yunus Emre’nin şiirlerini incelediğimizde onun hayat görüşünün ana çizgilerini şöyle buluruz; Yunus, yoksulu zenginden, Müslüman’ı kâfirden ayırmaz.

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

O, Allah diyarına sıla özlemi duyan, Allah’ı katıksız, samimi bir gönülle seven bir Hak aşığıdır.

Ben yürürüm yane yane
Aşk boyadı beni kane
Ne âkılem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi


Yunus; ‘’ .tasavvuf ruhunu kalıplardan çıkarıp hareket haline getiren ve hayatın içine karıştıran bir adam olduğu gibi, kelimelerden bir Süleymaniye kurmuş bir dil mimarıdır.’’


Zeki Önsöz

Not: Bu yazı “Yunus Emre ve Kültürümüz”başlıklı makaleden alınmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder