7 Haziran 2011 Salı

Yunus Emre'nin Dili Hakkında / Emek Üşenmez


Yunus Emre, yaşadığı yüzyıl ve kullandığı dil itibari ile ne tam bir Eski Anadolu Türkçesi; ne de Karahanlı Türkçesi (Eski Türkçe) şairi özellikleri taşımaktadır.

Yunus’un şiirlerinde Arapça ve Farsça kelimeler de mevcuttur. Fakat Yunus Emre bu kelimeleri Türkçe söyleyiş özelliğine uydurmuştur. Bu yüzden Yunus Emre’deki Arapça ve Farsça kelimeler okuyucuya ağır gelmez. Yunus’un kullandığı bu Arapça ve Farsça kelimeler dinî tasavvufî içeriklidir ki bu kelimelerin çoğu Karahanlı Türkçesi eserlerinde1 dekullanılmaktaydı.

Yunus’un dili gösterişten, gereksiz ifadelerden uzak, dolambaçsız bir dildir. Anlatılmak istenenler kısa ve öz olarak söylenmiştir. Az sözle çok şey anlatma yolunu tutan şairin bazen bir şiirinden hatta ve hatta bir beytinden sayfalar dolusu yorum yapılabilir. Söyleyiş yalın ama mana derindir.
Emek Üşenmez 
*
Türk halkının bütün duygu, heyecan ve düşüncelerini, bütün iç zenginliğini en iyi şekilde verebildiği için de son derece samimi ve bizdendir. Yunus sâde bir dil kullandığından halk, O’nu yüzyıllar boyunca severek okumuştur, bugün de severek okumaktadır. Türk milleti Yunus’ta kendi öz dilini ve kendi iç dünyasını
bulmaktadır”
(Timurtaş 1989: III).
*

“Yunus’un asıl dehası, Türkçe’yi sanatkârane bir üslûpla kullanmasında aranmalıdır. O, âdeta Türkçe tasavvuf ve ıstılah dilinin kurucusudur. Türkçe Yunus’un kalemiyle estetikleşmiş, ebedîleşmiş ve canlanıp yayılmıştır” 
(Tatçı 2005: 67).
*
“Şiirlerini aruz ve heceyle yazan Yunus, tasavvuf heyecanını en derinden duyan ve hissettiren; duygu ve heyecanlarını çok sade ve akıcı bir dille anlatan Türk dil ve edebiyatının müstesna şahsiyetidir. Türkçe onun dilinde dupduru bir su gibidir: Parlak, anlaşılır; fakat coşkun.” 
(Ercilasun 2004: 443)
*
“...Böylelikle, Anadolu’da XIII. asırda başlayan ve bir daha yerini hiç bir yabancı dile bırakmayan Türkçe’nin bu kat’i zaferinde Yûnus Emre’nin aziz hizmeti vardır. Ancak Yûnus Emre Türkçe’si, bazılarının yanlış olarak
söyledikleri gibi bir öztürkçe değildir. Bu dil ortak İslâm medeniyeti içinde öteden beri gelişmeye başlamış ve bu ortak medeniyet dillerinden Türkçeleştirilmiş kelimelerle zengin bir İslâmî Türk Dili’dir.”
(Banarlı 1983:335).
*
Arş. Gör. Emek Üşenmez , 
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü,

 Paragrafların alındığı makaleleri  okumak için tıklayınız
                                                                                                                    *********************************************** 
Yaşıyor muyum Ben?
*
**********************************************

*

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder