11 Haziran 2011 Cumartesi

Yunus Emre'de Sevgi / H.Yazıcı

Yunus Emre'de Sevgi I

Bugün mutlu muyuz? Sorusuna insanlık coşkuyla evet diyorsa, çağımız düşünürleri haklı idiler. Değilse, yaptıklarının nice bir kötülük olduğu açıktır. Özellikle biz Yunus’u asırlar ötesinden yalnız sevginiin hatırı için günümüze çağırdığımıza göre biz evet diyenlerin değil, hayır! İnsanlık coşkulu ve mutlu değildir! Diyenlerin yanında yakınında yer alırız. Geçen asırlarda yunuslar aradan çekilirse insanlığın sevgiden çok şey anlamadığı ortaya çıkar.
Türk insanının ise, destanlar çağında, yani İslamla muhatap olmadan önce sevgiden ne anladığı, sevgiyi bünyesinde nasıl yaşattığı büyük bir araştırma konusu olarak beklşeye dursun. Biz Metehan’ ın “Toprak milletin köküdür” dediğinden haberliyiz. Buradan Türk insanının deastanalar çağında sevgiyi hangi sahalarda yaşattığını anlayabiliriz. İslamla muhatap olduktan sonra tevhid inancı ve yine İslamın ruhundan kaynaklanan tasvvuf düşüncesi sonucu, yeni bir anlayışla Türk düşünce hayatı ördüğümüz gerçektir.Yunus, bu yeni örgünün Türk düşünce yaşayışında ilk teşekkül çağının ortasında boy verip fışkırmış bir sevgi çağlayanıdır. Bu sevgi çağlayanında yetesiye yıkanıp temiz olmanın ilk koşulu; Yunus’ un çağını toplumumuz açısından bilmek, anlamak gerekir.

Yunus’un içine doğduğu, Yunus’u büyütüp yaşatan Anadolu; ruhi, siyasi ve sosyal bakımdan çalkantı halinde. Önce batıdan gelen Haçlı Seferleri, sonra doğudan gelen Moğol Akını, Anadolu insanının kafa ve gönlünü allak bullak etmiş. Tarihler 1240-1322 yıllarını göstermektedir. Kaynaklar Yunus Emre’yi bu tarihler arasında yaşatır. Yunus’un yaşadığı bu çağda Anadolu’ da, zulüm, kıtlık ve eşkıya kol gezmektedir.

Yunus’un bu atmosferde, böylesi bir panik çağında, sevgiyi kirden ve pastan temizleyerek öne çıkarabilmilş olması önemli bir ayrıcalıktır. Çoğumuza da garip gelebilr. Zira, çağımız insanı O’nu yetesiye anlamaktan acizdir. Görülür ki böylesi anlarda sevgiden çok kindir boşluğumuzu dolduran. Toplumu düşmanın üstüne salmak gerek inancı güdülmez mi?

Yunus’un böylesi bir çağda kin ve nefretin önünü tıkayarak, suların yönünü sevgiden yana döndürmek aşkıyla çırpınışı, oldukça yüce bir harekettiir. Yunus’ un mevcut mana ve değerini ikiye, üçe ,beşe katlar. Bu tutum, Yunus’u bütün çöküş ve panik çağlarına ümit ve bayrak yapmamızı gerekli kılar.

Bütün bu olumsuz şart ve oluşlara rağmen Yunus yokluğun ortasından çıkıp gelmiş değildir. Yunus’ u Yunus yapan kültür dinamikler vardır.

Türk ruhunda İslamın en samimi gerçeşleşmesi olan Selçuklu Anadoluyu nakış nakış medrese, çeşme, kervansaray cami, hamam gibi sosyal kurumlarla örmüştür. Seçuklu halkının gönlü de bu eserlerle beraberdir. İslam Selçuklu’nun gönlünde ve eşyasında hayat olmuştur. Madde planında bunlar yapılaırken, mâna planında Ahmet Yesevi başta olmak üzere Horasan Erenlerinin alevli ruhu, Mevlana, Hacıbektaş ve niceleriyle bu toprağın insanını mümbit kılmıştı. Yunus, bu ağır ve kutlu mirası yüklenerek boy verir.

Metnin alındığı makalenin tamamı


***
Yunus Emre'de Sevgi II

İslam’la muhatap olarak yaşanan sevgi ve aşk bütün mutasavvıflar gibi Yunus’ un karşısına da Allah’tan sonra Hz. Peygambar sevgisini çıkartır. Zira, İslam inancı bir görüşe göre, insanın varlık ve yaratılış nedenini peygamberin varlık ve yaratılış nedenine bağlar. Bu nedenle Allah sevgisi ve aşkından sonra Yunus’un da en çok hasretlisi ve sevdalısı olduğu Hz. Peygamberdir.

“Yarattı Hak dünyayı pegamber dostluğuna
Dünyaya gelen gider, baki kalası değil.”
Yine İslam inancına göre, Yunus imanla ilişki kurma ve varlığa uzanma yolunun Allah’ın dostum dediği Peygamber’in sevgisinden geçtiğini bilir..

Derviş Yunus’ un canı alem şefaat kâni
İki cihan sultanı sensin ya Resulallah”

Diğer tasavvuf erbabı gibi Yunus’ta Hz. Peygamberi yaratılışta ilk nur, fakat son Peygamber olarak tasdik eder. Yine, bu inancının da ana espirisinin İslam’ın inanç anlayışında olduğunu bilir.

Yetmişbin yıl öndinden yarattı Muhammed’i
Hak kendi aşık oldu bahane bir yıldızdan”
Demek ki Yunus’un sevgisini odaklaştırdığı ikinci ana durak, Hz. Peygamber’e olan sevgi durağıdır. Yunus’ un eserleri Peygamber’e olan Sevgi, coşkunluk ve çığlıklarıyla doludur. Bu sevgi ve muhabbetini Yunus kendine özgü riyasız ve temiz türkçesiyle ne güzel terennüm eder:

Canım kurban olsun senin yoluna
Adı güzel kendi güzel Muhammed”
..
“Arayı arayı bulsam izini
İzinin tozuna sürsem yüzümü
Hak nasip eylese görsem yüzünü
Ya muhammed canıma arzular seni”

Öz olarak Yunus’ un eserlerini taradığımızda gördük ki, Yunus’un Allah’tan Sonra muhabbet sevgi ve aşkını yönelttiği Hz. Peygamberdir.

Yunus, Allah ve Peygamber’den sonra sevgisini insanda odaklaştırır. Artık davası kendisiyle birlikte insandır . İnsan, yani bizler. Yine bilir ki Allah yarattığından habersiz değildir. Allah insanı en güzel surette ( Ahsen-i Takvîm ) olarak yarattım dememiş miydi? Bunu bilen yunus, Kendisinin de içinden çıktığı, arasından geldiği insana nasıl habersiz ve ilgisiz kalabilir di? Allah insanı varlığın başına alarak şerflendirmişti, varlığın tacı yapmıştı. Yunus bu inceliğin çok iyi farkındadır. O’ da bu anlayışla imsanı baş meselesi yapar. Bilir ki kendisi de insandır ve dilinden de ancak insanlar anlayacaktır. Bu anlayışla insanlığın önüne atılır, onlara bayrak ve ümit olur .
Metnin alındığı makalenin tamamı
***
Yunus Emre'de Sevgi III
Çağımızda dünya insanlığı kıta kıta, bölge bölge, ülke ülke gerçekten maddi olarak çok zengin ancak, mutluluğu zenğinliği ile paralellik arzaetmiyor. Güçlü,
zengin ve hükmedenlerin adil olmayışları yüreklerde nüve tutan sevgiyi zıpkınlıyor! Sevginin boy verip gelişmesine engel oluyor.

Kıtalar, bölgeler, ülkeler arası dengesizlik çok boyutlu olduğu gibi, ülkelerin iç bünyesinde fertler arsında maddeye sahip olma bakımından çok büyük eşitsizlikler mevcuttur. Dünya insanlığının büyük kesimi bu dev maddi zenginliğin karşısında o’na sahip olamamaktan dolayı bitkin, perşan ve hırçındır. Dengesizliğin kaynağı çok boyutludur. Bir gecede milyarlık olan insan, ve, bir gecede iflas eden insanlar aynı ülkenin ve aynı apartmanın insanı olabilmektedirler. Savaş, kan ve gözyaşı hala milyonların gündemidir. Sevgi, insan yüreğinde küllenmeye devam ediyor. Yürekler yanardağlar gibi intifa halinde kaynamakta, bir türlü çıkış yolu bulup sevgiyi ihya edememektedir.

Yunus, çok elim bir ihtiyaç olarak bize ve dünya insanlığına hala gereklidir. Şu güzide mısrasını belki de en çok çağımız için söylemiştir.

“Bunca varlık içinde gitmez gönül darlığı”

Bize göre, insanlığın kurtuluşu ancak bu ince manayı idrakle mümkündür.
Metnin alındığı makalenin tamamı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder