3 Haziran 2011 Cuma

Yunus Emre Müstesna Bir Şahsiyettir / Recep Altun


İslam tasavvufunun inceliklerini sadelikle, derinlikle ve hiçbir dar kalıp içerisine düşmeden dile getiren Yunus Emre’nin, Taptuk Emre adlı bir şeyhin müridi olduğu bazı kaynaklarda zikredilmektedir. Bu mesele, açık ve kesin bir delile ve vesikaya dayanmamaktadır.  Daha çok efsane mahiyetindedir. Esasen Taptuk Emre de efsanevi bir şahsiyettir. Böyle bir kimsenin yaşayıp yaşamadığı belli değildir. Yunus’un şiirlerinde geçen Taptuk kelimesi bazen bir özel ismi değil, doğrudan doğruya tapılan büyük varlığı, yani Tanrı’yı işaret etmektedir.   

Yunus Emre’nin vesika ve delillere dayanan gerçek hayatı hakkında çok az şey bilindiği halde, onun efsanevi-destanı hayatına dair bir hayli malumat vardır. Efsaneye göre Yunus şeyhinin kapısında 30-40 yıl hizmet eden bir derviştir.

Rahmetli Sadeddin Nüzhet Ergun’dan nakledilen bir halk rivayetine göre: “Yunus, üç bin şiir söylemiş, bunlar bir divan halinde toplanmış. Bu divan Molla Kasım adlı bir mutaassıp hocanın eline geçmiş. Molla Kasım bir su kenarında oturup divanı okumaya başlamış. Şeriata uygun görmediklerini okudukça yakmış. Bu suretle binini yaktıktan sonra usanmış, bin tanesini de suya atmış. Üçüncü bine başlayınca şu beyitle karşılaşmış:

“Derviş Yunus bu sözi eğri büğrü söyleme

Seni sigaya çeken bir Molla Kasım gelür.”

Bu beyti okur okumaz, Yunus’un kerametine inanmış ve erenlerden olduğunu anlamış, divanı öpüp başına koymuş. Fakat ne çare ki, elde bin şiir kalmış. Şimdi Yunus’un o yakılan bin şiirini gökte melekler, denize atılan bin tanesini balıklar, kalan bin şiirini de insanlar okumaktadır.

Yunus Emre hakkında daha birçok menkıbe ve destan var. Bütün bunlar onun Türk Milleti tarafından ne kadar sevildiğini göstermektedir. Yunus Emre, evliya olarak kabul edilmiş büyük ve ilahi bir şairdir.  Yunus’u daha başından beri çeşitli zümreler ve tarikatlar kendilerine mal etmek istemişlerdir. Ona Bektaşilerin  sahip çıktığı gibi, Kadiriler, Halvetiler, Mevleviler ve başkaları da sahip çıkmışlardır. Fakat o tarikatların üstünde bir kimsedir, bir eren-şairdir. “Vahdet-i Vucud” felsefesini ve tasavvufun inceliklerini, ilahi aşkı, İslami ölçülere uygun olarak dile getirmiştir.

Yunus tam manasıyla bir sünni müslümandır. Onda şii-alevi temayüller yoktur. Açık ve serbest düşünceli hareket ettiği, şekle değil mana ve ruha değer veren bir kimse olduğu ve taassubu kabul etmediği için, medreseliler onun bazı şiirlerindeki sözleri beğenmemişler, onu tenkid etmişlerdir. Yunus sünni akidelere bağlı, hür fikirli bir sofidir. Tasavvufu, “Vahdet-i Vucud” esaslarını ve ilahi aşkı terennüm eden bir şairdir. Mutasavvıftır, fakat tarikat kurucusu veya propagandacısı değildir. Batıni inanışları, şii-alevi görüşleri mevcut değildir.

Işk imamdur bize gönül cemaat
Dost yüzi kıbledür daimdür salat

Ben oruç namaz içün süci içdüm esridüm
Tesbih seccade-y-içün dinlerem şeşte kopuz

Bir kez gönül yıkdun-ısa bu kılduğun namaz değül
Yetmiş iki millet dahi elin yüzin yumaz değül

Bütün bu delillerden Yunus Emre’nin Sünni bir mutasavvıf olduğu sonucu çıkmaktadır. Batıni temayülleri olmayan Yunus’un Bektaşilik ile de bir ilgisi yoktur. Yunus şiirlerindeki derinlik ve genişlik, düşüncelerindeki serbestlik ve hürlük ile belli kalıpları, usuller ve ölçüler içerisinde mütalaa edilmeyecek çapta bir şahsiyettir. O tasavvufu, varlığın birliği felsefesini, insanı en iyi şekilde anlamış ve anlatmış bir veli-şairdir. Yunus’u herhangi bir tarikata bağlı görmek , onun enginliğini azaltmak, daraltmak demektir.  

Eskiden beri Yunus’un ümmi olduğu ileri sürülmüştür. Bu biraz da onun ilahi bir ilhamla şiirler söylediğini anlatmak maksadından ileri gelmiştir. Yunus’un:

Ne ilmüm var ne taatüm ne gücüm var ne takatum
Meğer senün inayetün ide yüzüm ak çalabum

Yirde gökde bu ışkdan gelür her söz dile
Biçare Yunus ne bile ne kara okıdı ne ak

Gibi okuma-yazma bilmediğini ifade eden beyitlerine karşılık, iyi bir tahsil gördüğünü bildiren beyitleri de vardır:

Mescidde medresde çok ibadet eyledüm
Işk odına yanuban andan hasıla geldüm

Benüm gibi mücrim kul var işte bir dahı bul
Dilümde ilm-ü usul diegüm dünya sever

Yunus insana çok değer veren, bütün insanlara bir göz ile bakan, bütün yaratılmışı bir gören büyük bir Müslüman Türk hümanistidir. Şu beyitler bu görüşü en iyi şekilde aksettirmektedir:

Cümle yaradılmışa bir göz ile bakmayan
Halka müderris ise hakikatde asidür

Yetmiş iki millete kurban ol aşık-ısan
Ta aşıklar safında imam olasın sadık

Yunus Emre, gönlü herşeyden üstün tutar. Cenab-ı Hakk orada tecelli ettiği için gönül yıkmanın çok büyük günah olduğunu söyler:

Yunus Emre dir hoca gerekse var bin Hacca
Hepsinden eyüce bir gönüle girmekdür

Gönül Çalab’un tahtı Çalab gönüle bakdı
İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise

Türk Milleti’nin yetiştirdiği en büyük şairlerden olan Yunus Emre, asırlar boyunca zevkle ve hayranlıkla okunan, bugün de şiirleri yalnız bizde değil birçok ülkelerde ilgi uyandırmış bulunan müstesna bir şahsiyettir.
Kaynak: Faruk K.Timurtaş-Yunus Emre Divanı

2 yorum:

  1. Merhabalar,

    Yunus Emre ile ilgili yaptığım araştırma neticesi elde ettiğim bilgilere sayfasında yer verdiği için "Damla"nın memba-ı olan sayın Sabahattin hocama teşekkürü bir borç bilirim.

    Yunus gibi seven ve Yunus gibi gönüllere girenlerden olmamızı Cenab-ı Allah hepimize lütfeylesin.

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Yaz Blogcu,
    Merhaba Kardeşim,
    merhaba Yunus sever,
    Ziyaretiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Bloglar aleminde örnek çalışmalarınız, teşvik edici yorumlarınız için de ayrıca teşekkür ederim.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil