11 Haziran 2011 Cumartesi

Yunus Emre / İlhan Başgöz



Yunus Emre

Yalnız dili ile değil, bize sunduğu şiir yükünün ağırlığı ve dünya görüşünün eskimemesi ile de mükemmellik örneği olan bir klasiğimiz vardır. Bu sanat eri, üstelik, yedi yüz yıl gibi uzun bir zamanın süzgecinden geçerek, eskimeden, değerinden hiçbir şey yitirmeden bize kadar gelmiş. Klasik demek Yunus Emre'ye yakışır. Bizim, belki de, tek klasik eserimiz Yunus Emre'nin şiiridir.
…..
Yunus Emre de, kendi şiirinin ölmezliğinin bilincinde; diyor ki:
 ''Her gün yeni doğarız bizden kim usanası.''
…..
Yunus Emre, şiir alanında ilk büyüktür. Yalnız sanatı ile değil, şiir dilimizin kurucusu olmakla da, dil reformculuğu ile de ilktir. Batı edebiyatı için, eski olmak bakımından, Yunan ve Latin klasiği neyse, bizim için de Yunus'un eseri odur.
…..
Hangi dünya görüşünden, hangi toplum katından olursa olsun, aydınımız Yunus'un şiirinde  kendinden bir nakış, kendinden bir inanış bulmuş, böylece çeşitli Yunus yorumları ortaya çıkmıştır. Dar zümrelerin, mezheplerin, dinlerin ve ulus birimlerinin üstüne çıkarak bütün insanların ve bütün zamanların dilinden konuşan Yunus'un değişik yorumlara uğramasına şaşmamak gerekir
…..
Abdülbaki Gölpınarlı, Yunus'un iyi bir medrese eğitimi aldığını, Arapça'yı, Farsça'yı ve
zamanının İslam bilimlerini iyi bildiğini belirtecek; Burhan Toprak, Yunus Emre'nin hiçbir sanat kaygısı taşımamış olduğu fikrine, haklı olarak, karşı çıkacaktır.
…..
Yunus'un şiirinde gerçek doğadan ve toplumdan izler bulunmadığı görüşü de, tümden doğru değildir. Okuyucular, kitabımızda doğanın da, toplumun da, zaman zaman Yunus'un şiirinde gerçek çizgiler halinde verildiğini göreceklerdir.
…..
Toprak der ki: "Zavallı Yunus bunu duysa kimbilir ne kadar gülerdi? Yunus halkı irşad etmek, aydınlatmak için değil, kendi kafasındaki kaos'tan kurtulmak için şiir yazmıştır.
Kendi can evinde yangın varken Yunus kimi irşad edecek, hangi yangını söndürmeye
gidecekti?"
…..
Köprülü, Yunus'ta sanat kaygısı yoktur demiştir. Burhan Toprak, "Ben Yunus divanında yüzlerce mısra bulabilirim ki, üzerinde saatlerce, günlerce, belki haftalarca düşünülmüştür. Onlarda bir kelime değiştirildi mi bütün tesir ve müzik kaybolur" diyerek bu görüşe karşı çıkar.
…..
Köprülü, "Yunus kendi sanatından habersizdir" der. Burhan Toprak açıklar ki "İnsanın bu yargıda bulunması için Yunus'un şu muhteşem mısraını görmemiş olması gerekir:
 "Yunus Emre senin sözün, âlemlere destan ola".
Buradaki sanatkârlık gururunu ancak Beethoven anlardı.
…..
Burhan Toprak da, çok eleştirdiği Köprülü gibi, Yunus'ta gerçek doğa ve toplum olmadığı görüşündedir. Yunus'ta doğa, "bir şark halısında donmuş, taş kesilmiş hayvan ve çiçek nakışları" gibi cansız ve soyuttur. Yunus kendi düşüncelerinden başka hiçbir şeyle ilgilenmemiştir. Bu nedenle onun şiirinde kendi hayatından iz bulamayız.


Gölpınarlı, Yunus'u bir din adamı olmaktan çok, bir çağdaş sanat eri olarak değerlendirmeyi yeğler.
."Eyüboğlu Yunus'un mistikliğini hiç önemsemez, onun bu yanı üzerinde pek az durur; Yunus'u yedi yüz yıl evvelin dünyasından ayırıp, bugünün şairi ve düşünürü olarak değerlendirir.

Yunus Emre'de iki değişik din anlayışına dayanan iki şiir geleneği vardır.
Bunlardan biri İslam'ın Sünni yorumunu yansıtır; öteki Batıni yorumunu. (Ortodox ve
heteredox).
Müslümanlıkta Sünni yorum, kişinin yalnızca Tanrı ile ilişkisini değil,
insanların birbirleriyle ilişkilerini, devlet ve hükümetle ilişkisini, günlük
davranışlarını ve hayatlarını da kontrol eder.
Bu yorumun temeli Tanrı korkusudur. Kendini tümüyle Tanrı'ya teslim etmektir. Kutsal
kitabımızın bütün ayetleri, "Tanrı'dan korkunuz, Tanrı'ya ve Peygamberine itaat ediniz" öğretisiyle doludur.
…..
İkinci Müslümanlık yorumu Tasavvuf yorumudur (mistik yorum). Buna Batini yorum da denmektedir. Kutsal kitabın hemen her ayetinde gizli bir anlam bulur bu yorum. Bu yorumun temelinde coşkulu bir Tanrı sevgisi yatar. Ona, bunun için, sevgi dini diyebiliriz. Öyle bir sevgi ki, onun coşkusuna düşenler, evreni,
insanı, Tanrı'yı bir ışık seli içinde birbiriyle kaynaşmış görür. Bu büyük sevginin esrikliğinde, insanları birbirinden ayıran dinlerin, tarikatların, inanışların, milliyet ve ırkların üstüne çıkar ve bütün insanları eşit sayar. Bu yorum da halkın hayatında, törenleri, töreleri, müziği, şiiri, semahı, insana saygısıyla bütün hayatı kapsayan bir dünya görüşü, bir hayat biçimi olarak algılanır.
…..
Yunus'un verdiği öğütler kaynağını halk bilgeliğinden, Kur'an ve hadisten alan üçlü bir bileşimdir. Bunlardan dünyadan vazgeçmek, Kur'an'dan kaynaklandığı halde, Müslüman mistikleri tarafından yeni yorumlarla geliştirilmiş, bütün bir davranış ve hayat felsefesi haline sokulmuştur.
…..

İlhan Başgöz

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder