9 Haziran 2011 Perşembe

Yaratılış Destanı - I / Yunus Emre



Gel imdî dinle sözü şerh edeyın
Biri bîrin onu sana diyeyim
Ey Okuyan kişi!
Gel şimdi dinle de sana sözümü açıp genişçe anlatayım.
Her birini tek tek sana söyleyeyim.
İmdî : Şimdi, artık, o hâlde, öyleyse.
Şerh : Açma, genişletme. * Açıklama. Anlaşılanı anlatma. Bir yazı veya konuşmayı kolay anlaşılması için izah etme, tafsil etme. * Bir şeyi dilim dilim kesme. * Bollaştırma. * Bir müşkil ve mübhem makaleyi açıklama, keşif ve izhar etme. * Açıklanmış yazı, risale.
Edeyın : edeyim.
Biri bîr : birer birer, birbiri ardınca.
Cü sâhın hikmeti akdemden îdi
Bu birkaç söze şerh Âdem’den îdi
Çünkü her doğru-sahih olanın doğru oluş hikmeti ilk önceden idi.
Bu anlatılan birkaç sözün açıklaması aslında Âdem aleyhisselâm ile başlamıştı.
Sâh : Sahh. Sahih. Gerçek, doğru, kusursuz, ayıpsız.
Hikmet : İnsanın, mevcudatın hakikatlerini bilip hayırlı işleri yapmak sıfatı. Hakîmlik. Eşyanın ahvâlinden, hârici ve bâtini keyfiyetlerinden bahseden ilim.
Akdem : Daha önce. Daha ileri. Daha mühim.
Âdem : İnsan. İlk insan ve ilk peygamber (A.S.)Allah ilk insan olarak Âdem'i, sonra eşi Havva'yı yaratmıştır. Bugünkü insanlar onlardan türeyip çoğalmıştır. Bazı dine tâbi olmıyanlar, insanın maymun soyundan bir hayvandan türediğini iddia ederler. Bu iddia kasıtlıdır, çünki ilmî isbatı yapılamamıştır. Lâboratuarlarda küçük canlılar üzerinde yapılan çalışmalar göstermiştir ki, canlının genetik yapısında meydana gelen değişiklik sonucu türeyen yeni canlı, ana-babasından daha mükemmel değil; dejenere olmuş, soysuzlaşmış, bozuk bir şekil almıştır. İnsan ise en mükemmel mahluktur. Kaldı ki bu güne kadar bir canlının değişip başka bir canlı haline geldiğini kimse görmemiştir. Bugünkü maymunlar da hâlâ insan olmamışlardır. Bugünün psikoloji ve felsefi antropolojisi insanın mahiyetçe, özce hayvandan farklı olduğunu kabul etmiştir.
Bu muhtasar cihan îki cihanca
Dügeli bâkar îsen yüz bin anca
Şu bizim bildiğimiz dünya ve Âhiret cihanları kısacası olup fikir ederek bakarsan eğer onlar gibi yüz bin cihan olduğunu anlar görürsün.
Muhtasar : Az. Kısa. Uzun olmayan. * Tekellüfsüz. * İhtisar edilmiş. Kısaltılmış.
Dügeli : Bütün, hepsi.
Anca : Ancağ. Onca.  O kadar. Öyle.
Azim cihandürür gönül cihânı
Seni izler isen bûlâsın ânı
Altı yön olan ön-arka-sağ-sol-alt-üstten başka birde özünde-içinde gönül-kalb cihanı vardır.
Eğer sen seni bilirde izlersen senin özündeki gönül ülkesini ilir-bulursun.
Ânı : onu.
Haber verîserem nefsin elinden
Ümîdin vâr ise gîdesin andan
Ben sana haktan ve hakikatten haberler verdiğimde kulluk imtihanı içinde ve zıtlar âleminde doğru ve yanlışı seçip tercihini kullanabilme kabiliyetinde yaratılan insan nefsini cehâletten kurtarıp kemâlâta ulaştırabilirsen ve bu hususda azmin ve ümidin var ise elinden kurtulup gönül ülkesine geçebilirisin.
İkî sutlandurur sâna hâvâle
Diler her bîrsi kim mülki âla
Kulluk imtihanın gereği sana bırakılan tercih hakkını teşvik eden iki sultan vardır.
Her ikisi de isterler ki senin Benlik Mülkün onların eline geçsin.
Sutlandurur : Sultan vardır ki.
Hâvâle : Bir işi veya bir şeyi başka birine bırakma. Ismarlama.
Mülk : Mal. Yer. Bina. * Hüküm ile bir şeyin zabt ve tasarrufu. * İzzet, azamet, şevket. * Bir şeyin dış yüzü. * İnsanın sahip ve malik olduğu şey. * Akıl sahiplerini tasarruf etmek. * Mâlik olmak.
Mülki âla : En iyisinden mülk.
 Yaratılış Destanı-1 
RİSÂLETÜ'N- NUSHİYYE 
Nasihatler Risalesi
Öğütler Kitabı
Açıklama: Latif YILDIZ (Kul İhvâni)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder